İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Kur ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7604)

1. Başvuru, üyesi oldukları dernek kapsamında katıldıkları

Başvuru No2013/7604Tarih4 Temmuz 2019Okuma45 dk · 9.086 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Murat Kur Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
4 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2013/7604
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

9.086 kelime·45 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, üyesi oldukları dernek kapsamında katıldıkları

eylemlerin terör örgütü üyesi olma suçundan mahkûmiyetlerinde delil olarak

kullanılması nedeniyle başvurucuların ifade ve örgütlenme özgürlükleri ile

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/10/2013 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresi içinde beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular Murat Kur, Evrim Konak, Hıdır Yıldız ve Deniz Kırbağ sırasıyla 1981, 1977, 1987 ve 1985 doğumlu olup

olayların meydana geldiği tarihte Tunceli'de ikamet etmektedir.

10. Başvurucuların tümü olayların meydana geldiği tarihte Dersim

Demokratik Haklar Derneği üyesidir. Anılan Dernek daha sonra 6/1/2017 tarihli ve

29940 sayılı 1. Mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanarak

yürürlüğe giren 679 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması

Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca kapatılmıştır. Söz konusu hükümde terör örgütlerine veya Millî

Güvenlik Kurulunca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna

karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı

veya bunlarla irtibatı olan derneklerin kapatıldığı belirtilmiştir.

11. Başvurucular, terör örgütü üyesi olma ve terör örgütünün

propagandasını yapma suçlarını işledikleri şüphesiyle 5/12/2011 tarihinde

gözaltına alınmış ve 6/12/2011 tarihinde tutuklanmışlardır.

12. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 28/12/2011 tarihli

iddianamesi ile başvurucular hakkında Maoist Komünist

Parti (MKP) silahlı terör örgütü

üyesi olma ve örgütün propagandasını yapma suçlarından kamu davası açılmıştır.

13. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 21/3/2012 tarihinde

tüm başvurucuların hem terör örgütü üyesi olma hem de terör örgütü propagandası

yapma suçlarından cezalandırılmasına hükmetmiştir. Başvurucular Murat Kur ve

Evrim Konak 9 yıl; başvurucular Hıdır Yıldız ve Deniz Kırbağ

ise geçmişleri, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki

davranışları lehlerine takdiri indirim nedeni sayılarak 7 yıl 6 ay hapis

cezasıyla cezalandırılmışlardır.

14. Mahkeme gerekçeli kararına MKP terör örgütünün kuruluşu,

amacı ve tarihsel gelişimini de içeren bir arka plan bilgisi vererek

başlamıştır. Buna göre MKP terör örgütü, mevcut anayasal düzeni silahlı halk

ayaklanması yoluyla yıkarak yerine Marksist-Leninist-Maoist

ilkelere dayalı sosyalist bir düzen kurmak ve nihai olarak komünist düzene

geçiş sağlamak amacıyla 1972 yılında kurulmuş bir terör örgütüdür. Örgütün

kurucusu 1973 yılında güvenlik güçlerince gerçekleştirilen operasyonda yaralı

olarak ele geçirilen ve tutuklu bulunduğu Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumunda

intihar eden İbrahim Kaypakkaya'dır.

15. Kararda MKP'nin yasa dışı

yapılanmaları Maoist Gençlik Birliği, Maoist Kadınlar Birliği ve Halk Kurtuluş Ordusu (HKO)

olarak belirlenmiş; ilk iki yapılanmanın lise, üniversite ve fabrikalardaki

gençler ile kadınların önce sempatizan düzeyinde kazanılarak daha sonra silahlı

faaliyetlerde bulunmak üzere HKO bünyesine ya da oluşturulacak Kadın Birliklerine katılımı amacıyla

oluşturulduğu ifade edilmiştir. Kararda, HKO'nun ise

örgütün askerî aparatı olarak tanımlanabileceği belirtilmiş ve faaliyetlerinde

kırsal alan yapılanmasının esas olduğu, amacının ise gerçekleştirilen silahlı

eylemler ile halk üzerinde baskı ve korku oluşturup etkilenmesi ve halkı mevcut

anayasal düzene karşı ayaklandırmak amacıyla ajitasyon, propaganda ve şiddet

eylemleri gerçekleştirilmesi olduğu ifade edilmiştir. Kararda, MKP tarafından

gerçekleştirilen eylemlerin HKO ismiyle üstlenildiği de belirtilmiştir.

16. Kararda MKP'nin 1. Kongresini

gerçekleştirerek ismini duyurduğu 2002 yılından itibaren 32 şiddet içerikli ve

94 propagandaya yönelik olmak üzere toplam 126 eylem gerçekleştirdiği belirtilmiştir.

Buna göre örgüt; güvenlik güçlerine yönelik silahlı ve bombalı saldırı,

öldürme, taciz eylemleri, güvenlik binaları ve kamu binalarına yönelik taciz ve

saldırı eylemleri, ajan ve iş birlikçi olarak belirledikleri muhtar ve

vatandaşlara yönelik korkutma, yıldırma, yaralama ve öldürme eylemleri, emekli

üst düzey güvenlik görevlilerine yönelik suikast türü eylemler, yol kesme, gasp

gibi yöntemler ile örgüte gelir sağlama amaçlı eylemler, kırsal alanda yaşamsal

anlamda hayatlarını devam ettirebilmek ve kırsal alanda barınabilmek amaçlı

zorla malzeme toplama eylemleri ile devlete olan güven duygusunu sarsmak ve

devlet yanlısı vatandaşlarımızı kendi saflarına çekmek amacıyla kırsal alanda

ve köylerde vatandaşlarımıza yönelik şiddet içerikli eylemler

gerçekleştirmektedir. Kararda HKO'nun hâlen Tunceli

Merkez, Hozat, Pertek ve Ovacık bölgelerinde muhtemelen 28 ilâ 30 civarında

oldukları değerlendirilen silahlı militanı ile kırsal alan faaliyeti yürüttüğü

de belirtilmiştir.

17. Kararda "Örgütün Seksiyonları" başlığı altında

Demokratik Haklar Federasyonu yapılanmasından bahsedilmiştir. Buna göre

Demokratik Haklar Federasyonu 4/9/2008 tarihinde Ankara, İzmir, Uşak, Anadolu

ve Gaziosmanpaşa Demokratik Haklar Derneklerinin bir araya gelmesiyle oluşturulmuştur.

Kararda, daha önce Demokratik Haklar Platformu adıyla faaliyet gösterdiği

belirtilen yapının kuruluşundan itibaren basın açıklaması, afiş asma, miting,

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme ve bildiri dağıtma şeklinde eylemler

gerçekleştirdiği ifade edilerek 6/10/2009 ve 7/10/2009 tarihlerinde İstanbul'da

Uluslararası Para Fonu toplantıları esnasında polis helikopterine karşı havai

fişek saldırısı gerçekleştiren grubun arasında yüzleri maskeli ve üzerinde

"DHF" yazılı bez

kıyafet giyen şahısların bulunduğu bilgisine de yer verilmiştir. Öte yandan

başvurucuların üyesi oldukları derneğin Demokratik Haklar Federasyonu ile bir

ilgisinin olup olmadığı konusunda kararda bir açıklama bulunmamaktadır.

18. Kararda "Son Durum

Değerlendirmesi" başlıklı bölümde 17/6/2005 tarihinde

Tunceli'nin Ovacık ilçesi Kepir Yaylası ile Meyveli Ova bölgesi kırsal

alanında, MKP terör örgütünün 2. Kongre toplantısını yapma çalışmaları

esnasında yapılan operasyon sonucu örgüt mensupları ile güvenlik güçleri

arasında çıkan silahlı çatışmada, örgüt sorumluları oldukları değerlendirilen

üyelerin de aralarında bulunduğu on yedi örgüt mensubunun ölü olarak ele

geçirildiği bilgisi verilmiştir. Ayrıca operasyon sonrasında terör örgütünün 2.

Kongresini 2007 yılı Aralık ayı içinde yurt dışında gerçekleştirdiği, son

dönemlerde metropollerde faaliyetlerini yeniden yapılandırarak bu amaçla

varlığını ve güçlü olduğunu hissettirmeye yönelik faaliyetler içinde olduğu ve

önümüzdeki süreçte hedef olarak belirlediği şahıslara yönelik eylemlerine devam

edebileceğinin değerlendirildiği de bu bölümde ifade edilmiştir.

19. Mahkeme gerekçeli kararına başvurucuların görünürde yasal

olan ancak temelde MKP terör örgütünün güdümünde hareket eden Dersim Demokratik

Haklar Derneği içinde yer alıp örgütün faaliyeti çerçevesinde anma etkinliği,

basın açıklaması, protesto gösterileri ve yürüyüşlere katıldıklarını, bu

kapsamda örgütle özdeşleşmiş sloganlar attıklarını, üzerlerinde ve

ikametlerinde, ayrıca üyesi oldukları Dernekte yapılan aramalarda da örgütsel

dokümanların ele geçirildiğini belirterek devam etmiştir. Buna göre anılan

Dernekte yapılan arama sonucu ele geçirilen dokümanlar şunlardır:

" - "Merhaba Evrim

Ydş"ile başlayan "D. M." ile biten,

her iki yüzü de el yazısı ile yazılı, örgüt ile bağlantılı olan D. M.

tarafından ceza infaz kurumundan gönderilen mektup

- Örgüt ile bağlantılı olan A. H. Y.

tarafından cezaevinden gönderilen ve içeriğinde TKP/ML-TİKKO terör örgütü

lideri İbrahim Kaypakkaya’yı övücü mahiyette

yazıların bulunduğu el yazısı ile yazılı, not defteri şeklindeki doküman

- Tunceli İli Ovacık İlçesinde, güvenlik

güçleriyle girdikleri çatışmada ölen MKP ve PKK terör örgütü mensuplarının

fotoğraflarının bulunduğu doküman

- PKK terör örgütünün kurucu kadrosu

içerisinde yer alan 'Keko Mazlum Doğan' isimli terör

örgütü mensubunun resminin olduğu bilgisayar çıktısı

-PKK terör örgütünün kurucu kadrosu içerisinde

yer alan Mazlum Doğan, TKP/ML-TİKKO terör örgütü lideri İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan isimli şahısların

resminin olduğu, "Şehitlerimizi" ile başlayan "Anıyoruz"

ile biten ve üzerinde "ESP" ibareli afiş

-Kırmızı zemin üzerine İbrahim Kaypakkaya'nın siyah-beyaz siluetinin bulunduğu afiş

-Üzerinde İbrahim Kaypakkaya'nın

resminin bulunduğu ve "Onu Anmak Onurdur" yazılı “Demokratik Haklar

Federasyonu” ibareli döviz

- Tunceli İli Ovacık İlçesinde güvenlik

güçleriyle girdikleri çatışmada ölü ele geçirilen MKP terör örgütü mensubu

O.D., İ.P. ile A.D.nin fotoğrafının bulunduğu ve üzerilerinde "O.D. Ölümsüzdür", "İ.P.

Ölümsüzdür", "A.D. Ölümsüzdür" yazılı 3'er adet döviz

- "12 Eylül Anayasası" ile başlayan

ve "Boykot Cephesi" ile biten siyah-beyaz zemin üzerine siyah-beyaz

yazıların bulunduğu 2 adet afiş

- "Emperyalizme Karşı Halk Savaşı"

ibaresinin bulunduğu Demokratik Haklar Federasyonu imzalı 2 adet döviz

-"26/05/2010 10.55 Alfa bond1"

ibaresi bulunan ve İbrahim Kaypakkaya'nın siluetinin bulunduğu,

duvarlara yazılama olarak kullanılan kloşe

- Çatışmada ölü ele geçirilen 3 MKP terör

örgütü üyesinin cenazelerinde kullanılan, 1,60-2,50 metre ebatlarında, kırmızı

zemin üzerine sarı harflerle "Yaşasın Halk Savaşçıları Ölümsüzdür"

ibareli pankart

-Tunceli merkez ve ilçelerinde

gerçekleştirilen basın açıklaması ve etkinliklerde kullanılan, sarı zemin

üzerine, 1,50-2,50 metre ebatlarında "Kürt Ulusuna Özgürlük ve Tam Hak

Eşitliği İçin Halkın Haklı Mücadelesini Büyütelim" ve Demokratik Haklar Federasyonu

ibareli pankart

- Tunceli merkez ve ilçelerinde

gerçekleştirilen basın açıklaması ve etkinliklerde kullanılan, beyaz zemin

üzerine kırmızı yazıyla "Mayıs Şehitleri Ölümsüzdür",

"Demokratik Haklar Federasyonu" ibareli 1-1,50 metre ebatlarında, üzerinde

örgüt mensuplarının fotoğraflarının bulunduğu pankart

- Üzerinde İbrahim Kaypakkaya'

nın siluetinin bulunduğu flama

- Beyaz zemin üzerine "Beyazıt Halepçe

Katliamını Unutmadık Unutturmayacağız, Tunceli Üniversitesi Öğrenci

Derneği" ibareli 1-2 metre ebatlarında afiş

- Sarı zemin üzerine 1,50-2,50 metre

ebatlarında "Sömürü ve Zulüm Saltanatına Karşı" ile başlayan

Demokratik Haklar Federasyonu ibareli pankart

-Sarı zemin üzerine "Dersim Kültürü Yok

Edilmek İsteniyor" ile başlayan "Demokratik Haklar Federasyonu"

ile biten 1-3 metre ebatlarında afiş

-Kırmızı zemin üzerine "Kaypakkayayı anmak suç değildir" ile başlayan

"Unutmayacak…" ile biten İbrahim Kaypakkaya’nın

silüetinin bulunduğu 2-4 metre ebatlarında pankart

- "Halkın Günlüğü" ibareli, Mayıs

ayı sayfasında TKP/ML-TİKKO terör örgütü lideri İbrahim Kaypakkaya’nın

fotoğrafının bulunduğu 5 adet takvim

- "Anmak savaşmaktır" ile başlayan

"Hesap soracağız İbrahim yoldaş" ile biten, İbrahim Kaypakkaya'nın siluetinin bulunduğu beyaz zemin üzerine

mukavva doküman

- İçinde iltisaklı kişi veya kişilerin

numaralarının yazılı bulunduğu, 10 - 24 Aralık tarihinde düzenleyecekleri eylem

hakkında görevlendirmelerin yapıldığı, çeşitli toplantılar hakkında notların

alındığı, örgütün kadınlara yönelik stratejik ve dönemsel olarak yürüttüğü

faaliyetler çerçevesinde sivil toplum kuruluşları ile yapılacak olan

görüşmelerin planlandığı, eylemlerde kullanılacak olan bildiri ve pankartların

hazırlanması ile dağıtılması yönünde planların yapıldığı "SGK" ibareli

mavi renkli not defteri

-Yasa dışı yayınların Tunceli merkez ve

ilçelerinde satıldığı ve buna dair hesapların tutulduğu, "Sınıf Teorisi

Fiyatı 5 TL'dir" ibaresinin bulunduğu ve 2010 yılına ait defter

- 10 Aralık ve 24 Aralık tarihleri arasında yapılacak

olan eylemler hakkında mahalle, köy ve üst komisyon şeklinde hiyerarşik yapı

içerisinde çeşitli kişi veya kişilere görev dağılımının yapıldığı, düzenlenecek

olan etkinlikte yapılacak afiş çalışmalarının tarihinin belirlendiği, son

sayfasında ise iltisaklı olan kişilerin isim ve telefon numaralarının

yazıldığı, "TMMOB" ibareli koyu lacivert renkli ajanda

- Yasa dışı yayınların Tunceli merkez ve

ilçelerinde kişi veya kişilere satıldığı ve buna dair hesapların tutulduğu,

alacak verecek kayıtlarının bulunduğu, yeşil renkli "Yevmiye" baskılı

üzerinde "DHD" ibaresi bulunan gelir gider defteri

-PKK terör örgütünün 4. dönem faaliyeti olan

demokratik özerklik stratejisinin hayata geçmesi yönünde MKP terör örgütü ve

Demokratik Haklar Federasyonu tarafından üstlenilen misyon,tutum

ve hareket tarzlarının yer aldığı 10 sayfalık "Demokratik Özerklik

Tartışmaları ve Tutumumuz Üzerine Demokratik Haklar Federasyonu Merkez Yönetim

Kurulu 9 Kasım 2011" ile başlayan "Yeni Demokratik Toplum 3-9 Ekim

2011 sayısı Sosyolojik Bir Yapı Olarak Ekonomi" ile biten bilgisayar

çıktısı doküman

-Kırmızı zemin üzerine siyah-beyaz renkli

TKP/ML-TİKKO terör örgütü kurucusu İbrahim Kaypakkaya’nın

siluetinin bulunduğu 25-35 cm ebadında cam çerçeveli portre resim

- Harddisk, fotoğraf

makinası ve DVDROM'da İbrahim Kaypakkaya'ya

ait resimler, basın açıklamaları ve yürüyüşlere ait görüntüler ile MKP terör

örgütünün propagandasına yönelik resimler"

20. Kararda ayrıca MKP terör örgütünün kendi güdümünde yayın

yapan çeşitli internet sitelerinden örgüt mensuplarına ve müzahir kitleye eylem

ve etkinlikler için verdiği talimatlardan bazıları şu şekilde belirtilmiştir:

"1- MKP terör Örgütünün

verdiği 105 nolu talimat, Terör örgütü güdümünde yayın

yapan ibrahimkaypakkaya.net isimli internet sitesinde, 19.03.2011 tarihinde

yapılan tespitte, MKP MK-SB 105 Nolu Açıklama, Bıjı Newroz! başlığıyla verilen haberde,

'Emperyalistler Ve Uşaklarının Sömürü ve Zulüm Politikalarına Karşı Tüm Halklar

ve Ezilen Ulusların Yaktığı İsyan Ateşini Daha Fazla Körükleyelim! Bu bilinçle

Kürt ulusu özgülünde tüm halkların ve ezilen ulusların Newroz

bayramını kutluyor ve bütün ilerici, demokrat, yurtsever, Devrimci ve

komünistleri emperyalistler ve onların stratejik uşaklarına karşı ortak direniş

ve mücadeleye çağırıyoruz. Halk Savaşını, Türkiye-Kuzey Kürdistan’ın her bir

parçasında Newroz coşkusu ve ateşiyle yükseltelim ve

kazanalım' şeklinde olduğu,

...

3- MKP terör Örgütünün verdiği 123 nolu talimat,

Terör Örgütüne müzahir yayın yapan

mkp-bim.info isimli internet sitesinde, 16.05.2011 tarihinde yapılan tespitte,

123 nolu açıklama başlığıyla verilen talimatta, ' 18

Mayıs vesilesiyle Parti ve Devrim Şehitlerimizi anıyoruz! Çeşitli Millet ve

Milliyetlerden Türkiye-Kuzey Kürdistan proletaryası ve yoksul halklarına

başlıklı haberin devamında, .…Devrimimiz kanla yoğrulmaktadır; Bu Çelik Aldığı

Suyu Unutmayacaktır! Onu anmak; derin halk sevgisiyle, Onu anmak; derin halk

sevgisiyle halkın kurtuluşu uğruna Maoist Komünist

Partisi önderliğinde Halk Savaşında ısrar etmek, Gerilla savaşının sıra neferi

olarak saflara katılmak demektir. ….Onu anmak; anti- faşist, anti- emperyalist,

anti- feodal olmak ve her türden gericiliğe karşı mücadelede yer almak

demektir. Parti ve Devrim Şehitlerimizle şimdi başımız daha dik ve onurla

yürüyoruz. KAYPAKKAYA yoldaş şahsında, parti ve Devrim şehitlerini anıyor,

kızıl anılarını selamlayarak önlerinde eğiliyoruz' şeklinde olduğu,

4- MKP terör Örgütünün verdiği 127 nolu talimat,

Terör örgütüne müzahir yayın yapan

http://mkp-bim.info isimli internet sitesinde, 01.07.2011 günü yapılan

tespitte, Üç Halk Savaşçısını Ölümsüzler Kervanına Uğurladık başlığıyla verilen

haber ve 127 nolu açıklamada, 'Üç Halk Savaşçısını

Ölümsüzler Kervanına Uğurladık! Halklarımız, Yoldaşlar; Halklarımıza karşı

işledikleri baskı-sömürü-zulüm suçu ve faşist saldırıları savaş çağrısıdır; bu

dünden kabulümüzdür! Partimiz, karşı-Devrimci sınıfların halklarımıza karşı

açmış olduğu savaşa, Devrimci halklarımızın savaşı olarak Halk Savaşı

Stratejisiyle cevap vermektedir. ……Uzun mücadele tarihimizin yüzlerce şehidi bu

keskin ve ağır bedelin kanıtı ve omuzlayanıdır. Şehitlerimiz, mücadelemizin en

anlamlı bedelleri, Devrimimizin çimento harcıdır. Ozan, Abidin, Pirahmet yoldaşlar; büyük Halk Savaşı serüvenimizin

unutulmaz parçaları, kahramanlar kervanımızın yeni halkaları ve Devrimci

savaşımızın büyüyen bedelleridir. Yoldaşlarımızın ölümsüz anıları önünde bir

kez daha saygıyla eğiliyor, mücadelelerini Devrime taşıma kararlılığımızı beyan

ediyoruz' şeklinde olduğu,

...

7- MKP terör Örgütünün 07.12.2010 tarihinde

yayınladığı talimat,

Terör örgütüne müzahir yayın yapan http://www.halkingunlugu.net isimli

internet sitesinde 07.12.2010 tarihinde yayınlanan talimat ve Maoist Komünist Partisinden açıklama şeklindeki haberde, '

Dersim halkına çağrımız, yanlış yolda yürüyenlere uyarımızdır…...Özellikle

Türkiye-Kuzey Kürdistan gerçeğinin ürünü olarak kadın bedeni üzerine, burjuva

feodal toplumsal zihniyet günlük yasamda sirayet eden binlerce örnek

yaratmaktadır. Kadın bedeninin satılan bir araca dönüştürülmesi insan bedenine,

ruhuna ve insanın tarihsel yaratılıcılığına bu kadar

kapsamlı yapılan bu saldırı sadece bedenini satan, hangi nedenle olursa olsun

onu kendi yaşamını sürdürmenin aracı haline getiren kadına 'kendileri yapıyor'

açıklamalar ile açıklanamaz......Dersimde birahanelerde kadın çalıştıran ve bu

kadınların bedenlerini metalaştırıp ticarileştiren yerler var. Bunu hemen

herkes bilmektedir. Lakin buna karşı yeterli toplumsal duyarlılık oluşmamış ve

bu sorunu aşamayacak düzeydedir UYARIYORUZ... Birahanelerde kadın çalıştırmak

insan onuru açısından suçtur. Derhal buna son verin…UYARIYORUZ…Esrar ekimi ve

dağıtımı yapan ve yaygınlaştıranlar derhal bu olumsuz onursuz tutumdan

vazgeçin…UYARIYORUZ…BU SON uyarıları dikkate almayan herkesten bu halka yönelik

yapılan, devlet politikalarının parçası olduklarından, açıktan beyan ediyoruz

ki “HESAP SORACAĞIZ”...Ya onurlu bir duruş ve yaşam ile bu halkın parçası

olursunuz, ya da her nerede olursa olsun bedeline katlanmak zorunda olacağınızı

bilin. Gereğini pratik yönelimimiz belirleyecektir. Bundan sonra o kadarda

rahat, aymaz ve onursuz olmayın. Çünkü hesabını vermek zorunda kalacağınızdan

emin olun.!!! Tüm Dersim halkını da bu alışkanlıklarına devam edecek olanlarla

ilişkilerini gözden geçirmeye çağırıyoruz' şeklinde olduğu,

8- MKP

terör Örgütünün 2. Kongre Kararları (Hapishaneler Sorunu ve Ölüm Orucu

Direnişimiz Başlıklı Bölüm)

'II. Kongremiz, partimizin hapishanelere

yönelik duyarsız yaklaşımının ölüm oruçları sonrası giderek daha da artarak

derinleştiği ve gelinen aşamada neredeyse unutulma aşamasına geldiği

görüşündedir. Bu durum derhal aşılmalıdır. Hapishanelerde yoldaşlarımızı ve

devrimci tutsakları düşman karşısında yalnız bırakmak devrimci hareket

açısından sürekli önemli kayıpları beraberinde getirmiştir. Hapishanelerin,

koşullarından kaynaklı önemli oranda dışarıdan desteklenmesi gerekmektedir.

Geçmişteki biçimiyle destek belli hapishanelerle sınırlı kalmamalı, hangi

hapishanede olursa olsun tüm yoldaşlarımıza sahip çıkarak sorunlarını

çözmeliyiz' şeklinde olduğu,

9- MKP terör Örgütünün 16.06.2011 tarihinde

yayınladığı 126 nolu talimat,

Terör örgütüne müzahir yayın yapan

mkp-bim.info isimli internet sitesinde 16.06.2011 tarihinde yayınlanan

'Ölümsüzlüklerinin 6. Yılında 17'leri anıyoruz' başlığıyla verilen talimat ve

açıklama şeklindeki haberde, '……..17’ler emperyalizm, feodalizm ve komprador

bürokratik kapitalizmin stratejik saldırı ve bilumum tasfiyeci rüzgara karşı

Halk Savaşına çağrı ve savaş buyruğudurlar. Övgüler dizmek kadar, yas tutup

gözyaşı dökmek de gereksizdir 17’lere. Onlardan öğrenmek ve savaşmaktır aslolan. Bayraklarını elden ele devralmak, Halk Savaşına

katılmaktır Onları anmak. 17’leri anıyor, Kızıl anıları önünde bir kez daha

saygıyla eğiliyor, tüm yoldaşlarını Halk Savaşına çağırıyoruz' şeklinde olduğu,

10- MKP terör Örgütünün 15.04.2011 tarihinde

yayınladığı 118 nolu talimat,

Terör örgütüne müzahir yayın yapan

mkp-bim.info isimli internet sitesinde Çeşitli Ulus ve milliyetlerden,

Türkiye-Kuzey Kürdistan Halklarına başlıklı haber ve açıklamada, ' ………Bunların

onursuzlukları o kadar derin ki, ajan olduklarını, jitemin

katili olarak halka ve devrimcilere karşı cinayetler ve başka suçlar

işlediklerini, birer hain olarak devlete çalıştıklarını, devlet adına

cinayetler işlediklerini, yani birer maşa olduklarını vb

vs açıkça savunmaktadırlar. A.Ç., U.Ö., R.Ç. ve

diğerleri birkaç örnektir sadece….' şeklinde olduğu,

..."

21. Mahkeme kararında, MKP'nin

Tunceli'deki faaliyetlerine söz konusu talimatlar doğrultusunda katıldıkları

belirtilen başvurucuların her birinin eylemlerine ve örgüt içindeki konumlarına

dair ayrı ayrı açıklama yapılmıştır. Karara göre başvurucuların ortak

katıldıkları eylemler şu şekildedir:

- Başvurucular, MKP terör örgütünün 105 ve 117 No.lu talimatları

uyarınca 21/3/2011 günü Tunceli'de gerçekleştirilen Nevruz kutlamaları ve

yapılan yürüyüşü organize etmiş ve yönetmişlerdir. Başvurucu Murat Kur bu

kapsamda 122 kişiye telefonla mesaj atmıştır. Anılan yürüyüşte "Önderimiz İbrahim Kaypakkaya",

"Nevroz İsyandır, İsyan Dağlarda"

ve "Kürt Halkına Özgürlük Halk

Savaşıyla Gelecek" şeklinde sloganlar atıldığı fakat yürüyüşün

olaysız bir şekilde sona erdiği ifade edilmiştir.

- Başvurucular 18/5/2011 tarihinde, MKP terör örgütünün 123

No.lu talimatı uyarınca terör örgütü lideri İbrahim Kaypakkaya'nın

ölüm yıl dönümü nedeniyle yapılan etkinliği organize etmiş, bu kapsamda bir

anma töreni düzenlemiş ve İbrahim Kaypakkaya'nın

hayatının anlatıldığı bir sinevizyon gösterimi

yapmışlardır. Başvurucu Murat Kur bu etkinliğe katılım için 73 kişiye telefonla

mesaj atmıştır. Daha sonra tüm başvurucular, başvurucu Murat Kur'un "İbrahim Kaypakkaya'yı

Savunmak Onurdur-Demokratik Haklar Federasyonu-Partizan" yazılı

bir pankart taşıdığı yürüyüşe katılmışlardır.

- Başvurucular MKP terör örgütünün 127 No.lu talimatı uyarınca,

örgüt mensupları ile güvenlik güçleri arasında 27/6/2011 tarihinde Tunceli'nin

Ovacık ilçesinde çıkan çatışmada ölü ele geçirilen üç örgüt mensubunun

cenazelerini sahiplenmiş, akrabalık bağları olmamasına rağmen ölüm haberini ailelere

ileterek cenazelerin Malatya'dan Tunceli'ye nakli ve cemevinde

tören düzenlenmesiyle ilgilenmişlerdir. Cemevinde

düzenlenen törende öldürülen terör örgütü mensuplarının tabutları MKP/HKO terör

örgütüne ait kızıl bayrağa sarılmış ve başvurucular törende "Bedel ödedik, bedel ödeteceğiz, şehit namırın (şehitler ölümsüzdür)", "Gerillalar ölmez, yaşasın halk savaşı"

şeklinde slogan atmışlardır. Başvurucu Murat Kur törene katılım sağlamak için

30 kişiye telefonla mesaj atmıştır. Başvurucu Murat Kur'un konuya ilişkin

olarak gerçekleştirdiği iletişim kaydında "Abi biz gerillaların cenazelerini aldık, Mazgirt köprüsünden şehir

merkezine doğru geliyoruz" ifadelerinin bulunduğu tespit

edilmiştir.

- Deniz Kırbağ dışındaki başvurucular

MKP terör örgütünün 122 No.lu talimatı uyarınca 1/5/2011 tarihinde

gerçekleştirilen İşçi Bayramı kutlamalarını organize etmiş, Tunceli ili

genelinde afişleme faaliyetleri yürütmüş ve yürüyüş düzenlemişlerdir. Yürüyüşü

gerçekleştiren grup İbrahim Kaypakkaya posterleri taşımışve "Önderimiz

İbrahim Kaypakkaya"sloganları

atmıştır. Başvurucu Murat Kur etkinliğe katılım sağlamak için 95 kişiye

telefonla mesaj atmıştır.

-MKP terör örgütünün 124 No.lu talimatında 12/6/2011 tarihinde

yapılacak genel seçimlerin boykot edilmesi çağrısı yapılmıştır. Bu kapsamda

başvurucuların 12/6/2011 tarihli genel seçimler konusunda boykot tavrı

takındıkları ve bununla ilgili afişleme çalışması yaptıkları,

gerçekleştirdikleri iletişim kayıtlarından tespit edilmiştir.

-Evrim Konak dışındaki başvurucular, MKP terör örgütünün 7 No.lu

talimatı uyarınca cebir, şiddet ve tehdit yoluna başvurarak Tunceli'de faaliyet

gösteren birahanelerde çalışan kadın garsonların çalışma hürriyetini

kısıtlamış, söz konusu iş yerlerine zarar verilmesini organize etmiş ve işyeri

sahiplerini tehdit ederek kadın garsonların Tunceli'yi terk etmesini

sağlamışlardır. Başvurucu Murat Kur'un bir birahane önünde protesto için

toplanan gruba megafonla "Değerli

emekçi Dersim halkı, şu an Bermuda birahanesinin önündeyiz, soruyoruz

kendilerine burada binlerce insan var, sizler burada bulunan binlerce insanın

gözünün içine baka baka bundan sonra bu yoz kültürü yayabilecek misiniz? Onlar

eğer bunu tekrardan göze alırlarsa bizler de Dersim halkı olarak burayı onların

başına yıkmaya yemin ediyoruz." şeklinde seslenmesi üzerine

gruptan bazı şahıslar işyerine taş ve pet şişe atarak camları kırmışlardır.

-Başvurucu Murat Kur, İbrahim Kaypakaya'yı

övdüğü gerekçesiyle mahkûm edilmesi nedeniyle adliye önünde basın açıklaması

düzenlemiş ve daha sonra gerçekleştirilen yürüyüşü organize ederek yürüyüşte

İbrahim Kaypakkaya posteri taşımıştır. Başvurucu

Deniz Kırbağ da söz konusu yürüyüşe katılarak "Önderimiz İbrahim Kaypakkaya"

şeklinde slogan atmıştır.

-Hıdır Yıldız dışındaki başvurucuların MKP terör örgütüne

müzahir yayın yaptığı belirtilen "Halkın

Günlüğü" adlı gazetenin dağıtımını yaparak örgüte maddi gelir

sağladıkları ifade edilmiştir.

-Başvurucular Murat Kur ve Evrim Konak'ın MKP terör örgütünün

ceza infaz kurumlarında tutuklu ve hükümlü olarak bulunan örgüt üyelerinin

ziyaretlerine gidilerek ihtiyaçlarının giderilmesi doğrultusundaki 8 No.lu

talimatı uyarınca, mahkûm olan terör örgütü üyesi D.M.nin

ziyaretine gitmek için isimlerini yazdırdıkları iletişim kayıtlarından tespit

edilmiştir.

-MKP terör örgütünün üst düzey 17 yöneticisi, 17/6/2005

tarihinde Tunceli kırsalında güvenlik güçleri ile girdikleri çatışmada ölü

olarak ele geçirilmiş ve Tunceli Atatürk Mahallesinde 17'ler mezarlığı olarak bilinen

yere gömülmüşlerdir. Başvurucular, MKP terör örgütünün 17'lerin anılması

gerektiği yönündeki 126 No.lu talimatı uyarınca 5/6/2011 tarihinde söz konusu

mezarlığın bakımını ve çevre düzenlemesini yapmış, 17/6/2011 tarihinde ise

17'ler için anma etkinliği düzenleyerek mezarlığı ziyaret etmiş ve saygı

duruşunda bulunmuşlardır.

-12/7/2001 tarihinde İzmir'in Menemen ilçesinde bazı Demokratik

Haklar Federasyonu üyeleri, MKP terör örgütüne müzahir yayın yaptığı belirtilen

"Halkın Günlüğü"

gazetesinin yasaklanan sayısını satmak ve dağıtmak suçundan tutuklanmışlardır.

Başvurucular bu tutuklamaları protesto için Demokratik Haklar Federasyonu

öncülüğünde toplanmış ve yürüyüş gerçekleştirmişlerdir. Başvurucu Murat Kur bu

etkinliğe katılım için 79 kişiye mesaj göndermiştir.

-Başvurucular Murat Kur ve Evrim Konak, Tunceli Atatürk

Stadyumunda düzenlenen Munzur Doğa Festivali kapsamında MKP terör örgütünün

etkinliklerinde faaliyet gösterdiği belirtilen Grup Munzur'un konserini

organize etmiş ve katılımcı sağlamışlardır. Söz konusu konserde İbrahim Kaypakkaya resim ve flamaları taşınarak "Önderimiz İbrahim Kaypakkaya"

sloganları atılmıştır.

-Başvurucular hakkında MKP terör örgütü kurucusu İbrahim Kaypakkaya'yı övdükleri gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştır.

29/11/2011 tarihinde mahkemece başvurucuların ifadelerinin alınmasından sonra

adliye önünde, başvurucular hakkında başlatılan soruşturmanın protesto edildiği

bir basın açıklaması düzenlenmiştir. Başvurucu Murat Kur basın açıklamasında

İbrahim Kaypakkaya'nın suçlu olmadığını ve

kendilerinin de onun fikirlerini daha geniş kitlelere yaymak için mücadele

yürüteceklerini ifade etmiştir.

-DHKP/C terör örgütü üyesi olarak Tunceli Çemişgezek kırsalında

faaliyet yürüten A.Y.nin 13-14 Nisan 1997

tarihlerinde gerçekleştirilen operasyonda öldürülerek 19 kişilik terörist

mezarına gömüldüğü iddiası üzerine protesto amacıyla toplanan bir grup basın

açıklaması yapmıştır. Başvurucular bu toplantıya katılmış ve "A.Y. Ölümsüzdür", "Bedel Ödedik Bedel Ödeteceğiz",

"Cenazelerimizi İstiyoruz"

şeklinde sloganlar atmışlardır.

-Başvurucular Evrim Konak ve Hıdır Yıldız MKP terör örgütünün

118 No.lu talimatı uyarınca Tunceli'nin Ovacık ilçesinde ikamet eden R.Ç.

isimli şahsın Türkiye Cumhuriyeti yanlısı, iş birlikçi ve ajan olarak

tanımlanması, ayrıca yargılandığı davada mahkemece serbest bırakılması

nedenleriyle söz konusu şahsın protesto edildiği ve hedef gösterildiği 5/5/2011

tarihli basın açıklaması ve gösteriye katılmışlardır.

22. Mahkeme kararına göre başvurucu Evrim Konak'ın

mahkûmiyetinde değerlendirmeye alınan diğer eylemleri şu şekildedir:

-MKP'nin 2. Kongresi sonucu aldığı

karar doğrultusunda örgüte müzahir kitle içinde faaliyet gösteren kişilerin

eylem ve faaliyetlerinden dolayı ifade ve özeleştirilerini aldığı

belirtilmiştir. Bu kapsamda Evrim Konak'ın bilinmeyen bir şahısla yaptığı

telefon konuşmasında, örgütle ilgili bir şahsın kuruma özeleştiri verdiğini

ifade ettiği tespitine yer verilmiştir.

- Maoist Kadın Birliğinin yasal

görünümlü uzantısı olduğu belirtilen Demokratik Kadın Hareketi oluşumu

kapsamında evlerde kadınlara yönelik toplantılar organize ettiği ifade

edilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun Tunceli'de yaşanan kadın cinayetleriyle

ilgili konuşmalarının bulunduğu iletişim tespit kayıtlarına da yer verilmiştir.

-TKP/ML terör örgütü üyesi beş kadın teröristin Tunceli Ovacık

kırsalında barınmakta oldukları sığınağın göçük altında kalmasıyla ölmeleri

olayı hakkında Evrim Konak'tan bilgi alındığı tespit edilmiştir. İletişim

kaydında kimliği bilinmeyen şahsın Evrim Konak'a "Yoldaş MKP gerillalarında kayıp mı var haberiniz var

mı?" şeklinde soru yönelttiği anlaşılmıştır.

- 29/7/2011 ve 30/7/2011 tarihlerinde Tunceli'nin Çemişgezek

ilçesinde güvenlik güçleri ile girdikleri çatışmada öldürülen bir TKP/ML terör

örgütü ve bir PKK terör örgütü üyesinin cenaze törenine katılımı koordine

ettiği belirlenmiştir. Bu kapsamda söz konusu organizasyondan bahsedilen

telefon konuşmalarına yer verilmiştir.

-MKP terör örgütünün 11 No.lu talimatı uyarınca Kuzey Irak'taki

PKK kamplarına yapılan operasyonları protesto etmek ve durdurmak amacıyla

oluşturulan Barış Anneleri

grubuna Devrimci Birliktelik adına

katıldığı ve Tunceli'den Barış ve Demokrasi Partili (BDP) üyeler ile birlikte

Kuzey Irak sınırına gittiği belirtilmiştir. Daha sonra internet ortamında

"Aslında Kürt Ulusal Hareketinin en

önemli kazanımının dağlardan yükselen sesle birlikte güç kazandığını

görüyoruz... Kürt ulusal hareketi ve özgürlük mücadelesi direniş mevzilerini

terk etmediği sürece bizler onlarla mücadelemizi yükselteceğiz."

şeklinde beyanda bulunduğu ifade edilmiştir.

- MKP terör örgütünün yurt dışı büro üyesi olan ve

faaliyetlerini Almanya'nın Stuttgart şehrinde sürdürüen

"Cafer" kod adlı örgüt

üyesinin öldürülmesi ve cenazesiyle ilgili bilgi aldığı ve verdiği telefon

konuşmalarına yer verilmiştir.

- MKP terör örgütüne müzahir şahısları KCK terör örgütü üyelerine

yönelik operasyonları protesto etmek amacıyla Tunceli'de 26/9/2011 tarihinde

yapılacak basın açıklamasına yönlendirdiğine dair bir telefon konuşmasına yer

verilmiştir.

- MKP terör örgütünün 114 No.lu talimatı uyarınca 12/9/2010

tarihinde yapılacak halkoylamasını protesto amacıyla faaliyette bulunduğu

tespit edilmiştir.

23. Mahkeme kararına göre başvurucu Hıdır Yıldız'ın

mahkûmiyetinde değerlendirmeye alınan diğer eylemleri şu şekildedir:

- MKP terör örgütünün yasal görünümlü gençlik yapılanması olan

DGH içinde aktif olarak faaliyet gösterdiği, bu kapsamda Tunceli

Üniversitesinde stant, pano ve örgüt lideri İbrahim Kaypakkaya'nın

resminin bulunduğu slayt içerikli forumlar düzenlediği belirtilmiştir.

- MKP terör örgütünün yasal görünümlü gençlik yapılanması olan

DGH ile birlikte 31/10/2011 tarihinde parasız ve sınavsız üniversite ile ana

dilde eğitim talepli protesto gösterisine katıldığı ve bu kapsamda gösteriye

katılmaları için liseli öğrencilere okula gitmemeleri ve gösteriye katılma

çağrısında bulunduğu belirtilmiş ve bu kapsamda iletişim kayıtlarına yer

verilmiştir.

- MKP terör örgütünün yasal görünümlü gençlik yapılanması olan

DGH kapsamında stant açarak Tunceli Üniversitesi kayıt döneminde öğrencilere

yardım etme bahanesiyle örgütsel faaliyette bulunduğu ve örgüte adam

kazandırmaya çalıştığı ifade edilmiştir. Buna kanıt olarak DGH'nin

internet sitesinde söz konusu faaliyetin haberinin verilmesi gösterilmiştir.

- Kuzey Irak'taki PKK kamplarına yapılan askeri operasyonları

protesto etmek amacıyla yapılacak basın açıklamasına katılım sağlamak için

mesaj attığı tespit edilmiştir.

24. Mahkeme kararına göre başvurucu Deniz Kırbağ'ın

mahkûmiyetinde değerlendirmeye alınan diğer eylemleri şu şekildedir:

-1996 yılında ceza infaz kurumlarında tutulan ölüm oruçlarında

hayatlarını kaybeden MKP terör örgütü mensuplarının anılması amacıyla

düzenlenen yürüyüş ve basın açıklamasına katılarak "Devrim Şehitleri Ölümsüzdür" şeklinde

slogan attığı ve ölen örgüt mensupları için saygı duruşunda bulunduğu, ayrıca

ölen örgüt mensuplarının adı söylendiğinde "Yaşıyor" şeklinde cevap verdiği belirtilmiştir.

-MKP terör örgütüne karşı altı ilde eş zamanlı yapılan

operasyonlar sonucu örgüt üyelerinin tutuklanmasını protesto amacıyla yapılan

basın açıklamasına katılarak "Yaşasın

Demokratik Haklar Mücadelemiz, Direne Direne Kazanacağız, Gözaltılar

Tutuklamalar Baskılar Bizi Yıldıramaz, Örgütlü Bir Halkı Hiçbir Kuvvet Yenemez"

şeklinde sloganlar attığı tespit edilmiştir.

25. Mahkeme kararına göre başvurucu Murat Kur'un ikametinde ve

üzerinde yapılan aramada ele geçirilen, mahkûmiyet hükmünde değerlendirmeye

alınan unsurlar şu şekildedir:

" 1’den 8’e kadar

numaralandırılmış 'taslak' ibaresiyle başlayan 'başarılar diliyoruz' ile biten,

Demokratik Haklar Federasyonu örgütlenme Komisyonu ve Demokratik Haklar

Federasyonu Kadın Komisyonu başlıklı yazı,

1’den 5’e kadar numaralandırılmış doküman,

(Demokratik Haklar Federasyonu–Kitle Örgütleri Komisyonunun, sınıf mücadelesi

yani ezilen ve ezen sınıflar arasında süregelen savaşlar gibi açılımlar

ekseninde değerlendirilen faaliyetlerini ve bu örgütlerin önümüzdeki dönem

takip edeceği işleyiş tarzlarını konu alan bir yazı olduğu, yazıda Demokratik

Kitle Örgütlerinde var olan çalışmaların bundan böyle Demokratik Haklar

Federasyonu’na bağlı birer komisyon çalışması olarak ele alınacağı, bireyler

üzerinden değil kolektif bir çalışma ruhuyla komisyonlar üzerinden hareket

etmenin esas olacağı,Komisyonların Yerel faaliyetin

temel belirleyeni olacağı, komisyonların kendi alanlarında kalıcılaşmalı ve

yetişkinleşmelidir şeklinde işleyiş esasları ekseninde örgütleneceğini içerir

yazı olduğu)

'DKH' ibareli “Demokratik Kadın Hareketi Deklarasyonu

Demokratik Kadın Hareketi Bülteni Özel Sayı 3” başlıklı Kardelen Yayıncılık

tarafından yayımlanmış 16 sayfa broşür (Kurultayla Örgüte Örgütle Özgürlüğe

başlıklı yazıyla başlayan kitapçıkta DKH’nın Tanımı

ve Amaçları, DKH’nin Talepleri, DKH’nin

Çalışma Tarzı ve DKH’nin Eylem Birlikteliği ve

Birlikte Çalışma Anlayışı maddeler halinde anlatılmıştır.)

'DGH' ibareli 57 sayfa broşür (Demokratik

Gençlik Hareketi Programı isimli Kardelen yayınları tarafından basılmış

kitapçık)

1’den 11’e kadar numaralandırılmış 'gerek

merkez' ile başlayan “çalışmalarımız oldu” ile biten doküman (Demokratik Haklar

Federasyonu tarafından düzenlenen festival çerçevesinde il merkezi ve ilçelerde

yapılan faaliyetlerin değerlendirildiği yazı.)

1’den 4’e kadar numaralandırılmış doküman (

Kim tarafından gönderildiği belli olmayan 'Sevgili Murat 18 mayıs coşkusuyla

sıcacık kucaklıyorum.' İbaresi ile başlayan, 3. Sayfada 'şimdi haberlerde “

Erzincan’da patlayan bombayı ve ölen çocukları vs

verdi. Eymiş efendim MKP çocuk sinirleniyorum…' devam

eden mektup)

1’den 4’e kadar numaralandırılmış 'Devrimcinin

Anahtar Kitabı' başlıklı doküman (Genel örgüt kuralları adı altında örgütün

yapısından, işleyişinden, finansal sorunların çözülmesinden ve devrimciye

kılavuz etmesi gereken ilkeler olduğu)

1’den 32’ye kadar numaralandırılmış 'partizan'

başlıklı doküman ve 1 adet “İbrahim Kaypakkaya”

resmi. (Dökümanın diyalektik, materyalizm ve çelişki

hakkında Lenin, Marks ve Mao’nun düşüncelerini içerdiği)

Bordo renkli üzerinde Cemil Özgür ibaresi

bulunan ajanda. (Örgütün ideolojik felsefesinin anlatıldığı el yazısı notların

olduğu ve örgüt yapılanmasındaki şahısların ismi ile örgütün yaptıkları ve

yapacakları eylemlerin hazırlıklarının yazılı olduğu ajanda olduğu)

'Hıdır Cangöz' tarafından gönderilen 'Verbatim' ibareli DVD'de, TKP/ML-TİKKO Terör Örgütü

kurucusu İbrahim Kaypakkaya, Mahir ÇAYAN ve Deniz

Gezmiş’in resimlerinin bulunduğu, görüntünün devamında ise Tuncelide

muhtelif zamanda yapılan yürüyüş görüntülerinin olduğu,

Samsung marka cep telefonuna takılı hafıza kartında, Demokratik Haklar

Federasyonu yazılı pankartın asılı olduğu kitap satışının yapıldığı stant

resimlerinin bulunduğu anlaşılmıştır. "

26. Mahkeme kararına göre başvurucu Evrim Konak'ın ikametinde ve

üzerinde yapılan aramada ele geçirilen, mahkûmiyet hükmünde değerlendirmeye

alınan unsurlar şu şekildedir:

" 1980 Darbesi sonrası

ülkemizde ve cezaevlerinde yaşananları, devleti, askeri ve polisi işkenceci ve

zülüm yapan kişiler olarak göstererek, Tunceli ilinde PKK ve TKP/ML terör

örgütlerinin durumlarını, şehirde ve köylerdeki insanların yaşam şekillerini ve

gençlerin hayat hikayelerini roman şeklinde anlatan, 89 sayfa '1980’nin

Tunceli’si' ile başlayan 'İnciğada Öldürüldü' ile

biten bilgisayar çıktısı, bu çıktının el yazısı ile yazılmış nüshası olan 124

sayfa '1980’nin Tunceli’si' ile başlayan 'Yazık Değil mi' ile biten doküman,

Demokratik Haklar Federasyonu’nun Tunceli

Merkez ve köylerinde çeşitli tarihlerde yapılacak olan faaliyet çizelgelerinin

bulunduğu, yapılacak olan halk toplantıları, çeşitli miting ve basın

açıklamaları, kültürel etkinlikler, film izleme, eğitim çalışmaları, tiyatro

gibi etkinliklerin bulunduğu, yeşil renkli üzerinde Çankaya Belediyesi ibaresi

bulunan not defteri,

Kırmızı zemin üzerine TKP/ML TİKKO Terör

Örgütü Kurucusu İbrahim Kaypakkaya’nın silüetinin bulunduğu fotoğraf,

Hafıza kartı üzerinde, MKP terör örgütünün 2.

Kongre sonrası almış olduğu kararlar, terör örgütünün amacı ideolojisi ve

komitelerle faaliyet planlamalarının yer aldığı örgütsel bilgiler,

DVD-R, fotoğraf makinası, harddisk,

hafıza kartı ve bilgisayarında, terör örgütüne ait görüntüler, İbrahim Kaypakkaya'ya ait resimler ile basın açıklamalarının ve

konuşmaların yer aldığı görüntüler olduğu anlaşılmıştır."

27. Mahkeme kararına göre başvurucu Hıdır Yıldız'ın ikametinde

ve üzerinde yapılan aramada ele geçirilen, mahkûmiyet hükmünde değerlendirmeye

alınan unsurlar şu şekildedir:

" 1 adet 'Katledilişinin

37. yılında ile' başlayıp 'Demokratik Haklar Federasyonu' ile biten kırmızı

renk üzerinde İbrahim Kaypakkaya’nın resminin

bulunduğu 22 Mayıs 2010 tarihinde yapılmış olan Sinevizyon

gösterimine ve Panel’e ait 1 sayfadan ibaret

davetiye,

Dizüstü bilgisayarında TKP/ML terör örgütünün

kurucusu İbrahim Kaypakkaya'nın resminin bulunduğu

görülmüştür. "

28. Mahkeme kararına göre başvurucu Deniz Kırbağ'ın

ikametinde ve üzerinde yapılan aramada ele geçirilen, mahkûmiyet hükmünde

değerlendirmeye alınan unsurlar şu şekildedir:

" 1 adet 'Demokratik

Haklar Federasyonu' ibareli kırmızı zemin üzerinde TKP/ML terör örgütü kurucusu

İbrahim Kaypakkaya’nın resmi bulunan ve üç yapraktan

oluşan duvar takviminin ele geçirildiği görülmüştür."

29. Mahkemenin başvurucuların MKP terör örgütü üyesi olduklarına

dair değerlendirmeleri sırasıyla şu şekildedir:

"... Bu nedenle de

sanık Murat Kur'un iletişim tespit tutanakları, teknik takip tutanakları,

Internet Tespit Tutanakları, internette yayınlanan haberlere ait tutanaklar,

beyanı, diğer sanıkların beyanları, Bilirkişi Mehmet Sevgi’nin 19.12.2011

tarihli raporu, CD Çözüm Tutanakları, fotoğraflar, Tunceli Demokratik Haklar

Derneğinde ve üzerinde ele geçen örgütsel dökümanlar,

tüm dosya kapsamı nazara alındığında, terör örgütünün talimatları

doğrultusunda, MKP Silahlı Terör Örgütü adına düzenlenen etkinliklere

katılması, katılımı organize etmesi, terör örgütü adına slogan atması,

cezaevindeki terör örgütü mensupları ile yakından ilgilenmesi, gazete satımına

katılması, çatışmada ölü ele geçen örgüt mensuplarının cenazelerinin

defnedilmesinin organizesini yapması, örgüt mensuplarının mezarlıklarının

bakımını yapması, ölüm yıldönümlerinde ziyaret etmesi, terör örgütüne yapılan

operasyonlar sonucu gözaltına alınan ve tutuklanan şahısların durumlarını

protesto etmesi, terör örgütünün kurucusu olan İbrahim Kaypakkaya'nın

ölüm yıldönümü etkinliklerini organize etmesi ve katılması, İbrahim Kaypakkaya ile ilgili etkinliklere katılan gruplara ve

basına övücü açıklama yapması, sanığın eylemlerinin çeşitliliği, sürekliliği,

niteliği nazara alındığında örgütle organik bağının bulunması, tüm eylemlerinin

sempatizanlık düzeyini aşıp, örgüt üyeliği boyutuna ulaşması nazara alındığında

MKP Silahlı Terör Örgütü Üyesi olma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır.

...

Bu nedenle de sanık Evrim Konak'ın iletişim

tespit tutanakları, teknik takip tutanakları, Internet Tespit Tutanakları,

internette yayınlanan haberlere ait tutanaklar, beyanı, diğer sanıkların

beyanları, Bilirkişi Mehmet Sevgi’nin 19.12.2011 tarihli raporu, CD Çözüm

Tutanakları, fotoğraflar, Tunceli Demokratik Haklar Derneğinde ve üzerinde ele

geçen örgütsel dökümanlar, tüm dosya kapsamı nazara

alındığında, terör örgütünün talimatları doğrultusunda, MKP Silahlı Terör

Örgütü adına düzenlenen etkinliklere katılması, katılımı organize etmesi, terör

örgütü adına slogan atması, cezaevindeki terör örgütü mensupları ile yakından

ilgilenmesi, gazete satımına katılması, çatışmada ölü ele geçen örgüt

mensuplarının cenazelerinin defnedilmesinin organizesini yapması, örgüt

mensuplarının mezarlıklarının bakımını yapması, ölüm yıldönümlerinde ziyaret

etmesi, terör örgütüne yapılan operasyonlar sonucu gözaltına alınan ve

tutuklanan şahısların durumlarını protesto etmesi, terör örgütünün kurucusu

olan İbrahim Kaypakkaya'nın ölüm yıldönümü

etkinliklerini organize etmesi ve katılması, sanığın eylemlerinin çeşitliliği,

sürekliliği, niteliği nazara alındığında örgütle organik bağının bulunması, tüm

eylemlerinin sempatizanlık düzeyini aşıp, örgüt üyeliği boyutuna ulaşması

nazara alındığında MKP Silahlı Terör Örgütü Üyesi olma suçunu işlediği

kanaatine varılmıştır.

...

Bu nedenle de sanık Hıdır Yıldız'ın iletişim

tespit tutanakları, teknik takip tutanakları, Internet Tespit Tutanakları,

internette yayınlanan haberlere ait tutanaklar, beyanı, diğer sanıkların

beyanları, Bilirkişi Mehmet Sevgi’nin 19.12.2011 tarihli raporu, CD Çözüm

Tutanakları, fotoğraflar, Tunceli Demokratik Haklar Derneğinde ve üzerinde ele

geçen örgütsel dökümanlar, tüm dosya kapsamı nazara

alındığında, terör örgütünün talimatları doğrultusunda, MKP Silahlı Terör

Örgütü adına düzenlenen etkinliklere katılması, katılımı organize etmesi, terör

örgütü adına slogan atması, Tunceli ilinde mahalle ve köy çalışmaları adı

altında, ilçeler ve köylerde örgütsel bildiri ve afiş dağıtımı yapması,

toplantılar düzenleyerek örgütsel faaliyetlerde bulunması, gazete ve dergi

satımına ve dağıtımına katılması, çatışmada ölü ele geçen örgüt mensuplarının

cenazelerinin defnedilmesinin organizesini yapması ve katılması, terör örgütüne

yapılan operasyonlar sonucu gözaltına alınan ve tutuklanan şahısların

durumlarını protesto etmesi, terör örgütünün kurucusu olan İbrahim Kaypakkaya'nın ölüm yıldönümü etkinliklerini organize

etmesi ve katılması, etkinliklerde kullanılacak flama, döviz ve örgütsel

içerikli afiş, bildiri, pankart hazırlatması, örgütün gençlik yapılanması olan

DGH (Demokratik Gençlik Hareketi) içerisinde aktif olarak faaliyet göstermesi, Tunceli

üniversitesinde stant, pano ve İbrahim Kaypakkaya'nın

da resminin olduğu örgütsel içerikli slayt içerikli forum düzenlemek suretiyle,

örgüte eleman temin etmeye çalışması, etkinliklerde ve basın açıklamalarında

örgütle özdeşleşmiş sloganları atması, etkinliklere katılımın fazla olması için

çaba sarfederek çok sayıda kişiye mesaj çekmesi,

Genel seçimlerin boykot edilmesi yönünde çalışma yapması, eylemlerinin

çeşitliliği, sürekliliği, niteliği nazara alındığında örgütle organik bağının

bulunması, tüm eylemlerinin sempatizanlık düzeyini aşıp, örgüt üyeliği boyutuna

ulaşması nazara alındığında MKP Silahlı Terör Örgütü Üyesi olma suçunu işlediği

kanaatine varılmıştır.

...

Bu nedenle de sanık Deniz Kırbağ'ın

iletişim tespit tutanakları, teknik takip tutanakları, Internet Tespit

Tutanakları, internette yayınlanan haberlere ait tutanaklar, beyanı, diğer

sanıkların beyanları, Bilirkişi Mehmet Sevgi’nin 19.12.2011 tarihli raporu, CD

Çözüm Tutanakları, fotoğraflar, Tunceli Demokratik Haklar Derneğinde ve

üzerinde ele geçen örgütsel dökümanlar, tüm dosya

kapsamı nazara alındığında, terör örgütünün talimatları doğrultusunda, MKP

Silahlı Terör Örgütü adına düzenlenen etkinliklere katılması, katılımı organize

etmesi, terör örgütü adına slogan atması, ölü ele geçirilen örgüt mensuplarının

öldürülmesini protesto etmek amacıyla düzenlenen basın açıklamasına katılması,

cenazelerini sahiplenmesi, örgüt tarafından verilen talimat üzerine katıldığı

etkinlik ve diğer etkinlikler ile basın açıklamalarında örgütle özdeşleşmiş

sloganları atması, genel seçimlerin boykot edilmesi yönünde çalışma yapması,

terör örgütünün kurucusu İbrahim Kaypakkaya'yı övdüğü

gerekçesi hakkında soruşturma yapılan şahıslara destek vermek amaçlı düzenlenen

basın açıklamalarına katılması, terör örgütünün faaliyetlerini, eylem ve

talimatlarını yayınlayan 'Halkın Günlüğü' adlı gazetenin dağıtımını yapması,

çeşitli basın açıklamalarına katılması, sloganlar atması, çatışmalarda ölü ele geçen

terör örgütü mensuplarının mezar bakımlarını yapması, anma gününde mezar

ziyaretinde bulunması, terör örgütü mensuplarının gözaltına alınmalarını

protesto etmesi, eylemlerinin çeşitliliği, sürekliliği, niteliği nazara

alındığında örgütle organik bağının bulunması, tüm eylemlerinin sempatizanlık

düzeyini aşıp, örgüt üyeliği boyutuna ulaşması nazara alındığında MKP Silahlı

Terör Örgütü Üyesi olma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır. "

30. Başvurucuların temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi başvurucuların

terör örgütü üyesi olma suçundan mahkûmiyetlerini onamış, terör örgütünün

propagandasını yapma suçundan mahkûmiyetlerini ise bozmuştur. Yargıtay kararı

16/9/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.

31. Başvurucular 7/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

32. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal [GK], B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 4/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

34. Başvurucular; üye oldukları Dersim Demokratik Haklar Derneği

faaliyetleri kapsamındaki suç içermeyen eylemlerinin terör örgütü üyeliği

suçundan mahkûmiyet kararında delil olarak değerlendirmeye alındığını, fakat

kendilerinin kamu düzenini tehlikeye atacak bir faaliyet ya da söylem içinde

bulunmadıklarını, ayrıca mahkûm edildikleri suça ilişkin bir eylemlerinin de

olmadığını belirtmişlerdir. Dolayısıyla ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri

yürüyüşü hakkı ile örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki eylemlerinin terör örgütü

üyeliği suçundan mahkûmiyetlerinde delil olarak kullanılmasının Anayasa'nın

26., 33. ve 34. maddelerdeki haklarını ihlal ettiğini belirten başvurucular

ihlalin tespiti ile yeniden yargılanma ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.

35. Bakanlık görüşünde başvurucuların terör örgütü üyeliği

suçlarından mahkûmiyetinde yalnızca ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri

yürüyüşü hakkı ile örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki eylemlerinin dikkate

alınmadığını, bunların yanında Demokratik Haklar Derneğinde yapılan aramalarda

ele geçirilen dokümanlar, arama, yakalama ve el koyma tutanakları, iletişim

tespit tutanakları, internet tespit tutanakları ve bazı süreli yayınlara

ilişkin toplatma ve yasaklama kararlarının da değerlendirmeye alındığı ifade

edilmiştir.

B. Değerlendirme

36. Somut olayda başvurucuların şikâyeti ifade özgürlüğü,

toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki

eylemlerinin bir bütün hâlinde terör örgütüne üye olma suçundan

mahkûmiyetlerinde delil olarak değerlendirmeye alınmış olmasıdır. Dolayısıyla

mevcut başvurunun çözümlenmesinde söz konusu hakların kullanımından ibaret olan

eylemlerin bir bütün hâlinde başvurucuların terör örgütü üyesi olma suçundan

mahkûmiyetinde delil olarak kullanılmasının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle

ortaya konulup konulamadığı değerlendirilecektir. Bu nedenle ifade özgürlüğü,

toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile örgütlenme özgürlüğüne ilişkin tek bir

başlık altında değerlendirme yapılması uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

38. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi bir

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir. Bu

doğrultuda bir ceza yargılamasında isnat edilen suçun sübuta erip ermediği veya

toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olup olmadığı meselesi, ilkesel

olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Yılmaz Çelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45).

39. Bununla birlikte Anayasa

Mahkemesi, Metin Birdal (aynı

kararda bkz. § 48) kararında kişilerin

anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalan faaliyetlerinin mahkûmiyet

kararlarında delil olarak kullanılmasının bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükler üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğini, dolayısıyla bu konunun

Anayasa Mahkemesinin ilgi alanında kaldığını ifade etmiştir.

40. Bu nedenle somut olayda başvurucuların ifade özgürlüğü,

toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki

eylemlerinin terör örgütü üyeliğinin delili olarak kabul edilmesi ile

başvurucuların söz konusu haklarına bir müdahalede bulunulduğu kabul

edilmiştir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

41. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26., 33. ve 34.

maddelerinin ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın

13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

42. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. ve34.

maddelerinin ikinci fıkrası, 33. maddesinin ise üçüncü fıkrasında belirtilen

haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma ve demokratik toplum

düzeninin gereklerine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

43. Müdahaleye dayanak olan 2/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesi ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu'nun 220. ve 314. maddelerinin kanunla sınırlama ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

44. Başvuruya konu müdahalenin Anayasa’nın 26. ve34.

maddelerinin ikinci fıkrası, 33. maddesinin ise üçüncü fıkrasında yer alan

millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru amaçları kapsamında kaldığı

anlaşılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Demokratik

Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

45. İfade özgürlüğü; kişinin haber ve bilgilere, başkalarının

fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı

kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil

olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye

paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda

başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu

demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal

çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe

ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü

demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, §§ 42-43; Tansel Çölaşan,

B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(2) Demokratik

Toplumda Örgütlenme Özgürlüğünün Önemi

46. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak

için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek bir araya

gelme özgürlüğünü ifade etmektedir. Örgütlenme

kavramının Anayasa çerçevesinde özerk bir anlamı vardır ve bireylerin devamlı

olarak ve eşgüdüm içinde yürüttükleri faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenme

olarak tanınmaması Anayasa hükümleri kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunlu

olarak gündeme gelmeyeceği anlamına gelmez. Demokrasilerde vatandaşların bir

araya gelerek ortak amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir

toplumun önemli bir bileşenidir. Bu bağlamda demokrasilerde böyle bir örgüt, devlet tarafından saygı

gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahiptir (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463,

18/9/2014, §§ 30-31; Ahmet Parmaksız [GK],

B. No: 2017/29263, 22/5/2019, §§ 70, 72 ).

(3) Demokratik

Toplumda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi

47. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, demokratik

toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup bireylerin ortak

fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya gelebilme

imkânını korumayı amaçlamaktadır. Kolektif bir şekilde kullanılan ve

düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle

düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak, çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde

zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasını

güvence altına almaktadır (Ferhat Üstündağ,

§ 40, Dilan Ögüz

Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No:

2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri, [GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 79; Osman

Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015, § 45).

(4) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

48. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun,

§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81,

18/10/2007; Ferhat Üstündağ, §

45). Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir (Ferhat Üstündağ,

§ 46; bazı farklılıklarla birlikte ayrıca bkz. Bekir

Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın,

§ 68; Tansel Çölaşan, § 51).

Orantılılık ise bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı

başkalarının haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında

adil bir dengenin kurulmasına işaret etmektedir (Ferhat Üstündağ, § 48; bazı farklılıklarla birlikte ayrıca

bkz. Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 59, 68).

(5) Terör

Örgütü Üyeliği Suçu

49. 5237 sayılı Kanun'un 220. maddesinde, suç işlemek amacıyla

örgüt kurma suçu, 314. maddesinde ise devletin birliği ve ülke bütünlüğünü

bozmak ve Anayasa'yı ihlal suçlarını işlemek amacıyla silahlı örgüt kurma ve

böyle bir örgüte üye olma suçu düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemelere ve

uygulamaya göre bir suç örgütüne katılma saikiyle

hareket eden ve örgütün amaçlarını benimseyerek örgütün hiyerarşik yapısı

içinde verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olan bir kişi örgüt üyesi

olarak kabul edilir. Bu itibarla örgüt üyesi, suç organizasyonu içinde bulunan

ve örgütün üstün iradesine tabi olarak kendi iradesini örgüt iradesine terk

eden kişidir (Metin Birdal, § 60).

50. Bir kişinin yasa dışı örgüt üyeliği suçundan

cezalandırılabilmesi için henüz bir suç işlemiş olması gerekmez. Örgüt üyeliği

başlı başına cezalandırılan bir suçtur. Bu itibarla örgüt üyesinin faaliyetinin

mutlaka örgüt tarafından gerçekleştirilen suçlara katılma şeklinde olması da

gerekmez. Örgüte üye olma suçu, üye ve hatta örgüt henüz bir suç işlememiş olsa

dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran ve bu yönüyle bir

yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesini engelleme amacı taşıyan

bir suç türüdür. Çünkü birden fazla kişinin suç işlemek için organize olması

toplum için daha açık ve yakın bir tehdit oluşturur. Özellikle günümüzde

terörizmin gerek ulusal gerek uluslararası alanda ulaştığı düzey gözönüne alındığında bu tehdit oldukça somut hâle

gelmektedir (Metin Birdal, § 61).

51. Terör örgütü üyeliği suçu uluslararası hukuk literatüründe statü suçu olarak nitelendirilmektedir. Bu

bağlamda kişinin başka bir suç işlemesi gerekmeksizin yalnızca örgüte üye

olmasının cezalandırılması kişisel cezai sorumluluktan ziyade kolektif cezai

sorumluluğa yol açma potansiyeline sahiptir. Fakat bu suçtan mahkûm edilebilmek

için kişi, örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmeli, örgütün bir parçası olmayı

istemeli ve örgütün hayatta kalmasına, amaçlarının gerçekleştirilmesine devamlı

bir irade ile katkı sağlamalıdır. Örgüte üye olmak, fiilî bir katılmadır.

Dolayısıyla üyeliğin suç olarak kabul edilmesinin ve cezalandırılmasının

altında yatan sebep, terör örgütü üyesi olan kişinin aslında bu şekilde terör

örgütünün toplum için arz ettiği tehlikeye bilerek ve isteyerek katkı

sağlamasıdır ( Metin Birdal, § 60).

Bu husus Anayasa Mahkemesi tarafından terör örgütü mensuplarının başkalarının

eylemi nedeniyle değil kendi istekleriyle böyle bir örgüte girmeleri nedeniyle

cezalandırıldığı ve bu durumda ceza sorumluluğunun kişisel olduğu ilkesinin

çiğnenmediği belirtilerek ifade edilmiştir (AYM, E.1991/18, K.1992/20,

31/3/1992).

52. Terör örgütü üyeliği suçu, diğer tipik suçlara nazaran erken

bir aşamada cezai sorumluluk öngörmektedir. Bu nedenle bir kişinin henüz başka

bir suç işlemeden yalnızca terör örgütüne üye olması nedeniyle

cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarının o kişinin terör örgütüyle olan

bağlarını ortaya koyması gerekir. Böyle bir bağın varlığının araştırılması

bireylerin sahip olduğu fikirlerin, bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin,

davranışlarının anlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin

değerlendirilmesine yol açar (Metin Birdal,

§ 63).

53. Anayasa Mahkemesinin kanaatine göre henüz ceza kanunlarında

tanımlanan bir suçu dahi işlememiş kişilerin bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecek

kuvvette bir bağının olup olmadığının bu şekilde değerlendirilmesi ifade,

örgütlenme, din ve vicdan özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkı gibi temel haklar üzerinde ciddi bir baskı oluşturabilecek potansiyele

sahiptir (Metin Birdal, § 64).

54. Öte yandan modern demokrasilerde devletlerin kendi

sorumluluk alanındaki bireyleri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı korumak

şeklinde bir pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Söz konusu yükümlülüğün sonucu

olarak insanların terörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin

potansiyel olarak etkilenebilecek temel hakları arasında adil bir dengeleme

yapılması ihtiyacı doğmaktadır. Bu sebeple ülkemizde olduğu gibi gelişmiş

demokrasilerin birçoğunda da terör örgütüne üye olmanın suç olarak düzenlenmesi

terörle etkili mücadele politikalarının bir parçası hâline gelmiştir. Bu

doğrultuda terör örgütü üyeliği suçundan yapılan yargılamalarda yarışan

değerler arasında adil bir denge kurulabilmesi için birtakım ilkeler

belirlenmelidir (Metin Birdal, § 65).

(6)

Terör Örgütü Üyeliği Suçu Bağlamında Yarışan Değerler Arasında Denge Kurulması

55. İlk olarak çağımızda terör eylemlerinin toplumları tehdit

eden en önemli tehlikelerden biri olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Terör, bir

azınlığın iradesini şiddet yolu ile halkın iradesine kabul ettirmek için

başvurduğu bir yöntemdir. Elbette kurulu düzeni değiştirmek için terör denen

her türden zor ve şiddet eylemlerinin, silahlı ayaklanma ve hükûmet darbesi gibi

girişimlerin olağan ve meşru kabul edilmesi asla düşünülemez. Her konunun

tartışılabildiği ve iktidarın meşru yollarla değiştirilebildiği bir demokratik

düzende zora ve şiddete başvurmak gayrimeşrudur (Metin Birdal, § 66). Ancak terör suçlarına bağlanan ağır

hukuksal yaptırımlar gözetildiğinde kamu makamlarının bu konudaki

değerlendirmelerinde son derece özenli olmaları beklenir (Yılmaz Çelik, § 57) .

56. Kişinin, terör örgütüne üye olma suçundan her türlü şüpheden

uzak bir şekilde mahkûm edilebilmesi için -eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu

dikkate alındığında- örgütün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dâhil

olduğunun yeterli bir gerekçe ile ispat edilmesi şarttır. Klasik ceza hukukunda

ispat, geçmişte meydana gelmiş bir olayın gerçek yönünü ortaya koyma ve

kişilerde bu konuda bir kanaat oluşturma faaliyeti olarak kabul edilmiştir.

Mesele örgüt üyeliği olunca ispat, iddia makamınca ortaya konulan maddi

olayların gerçekleşip gerçekleşmediğinin yanı sıra söz konusu suçun unsurlarının,

nedensellik bağının, failin kusur yeteneğinin ve kastının onun örgüt üyesi

olduğunu gösterip göstermediği olacaktır (Metin

Birdal, § 67).

57. "Delilsiz mahkumiyet

olmaz" ilkesi dolayısıyla ceza muhakemesi sonucunda verilecek

hükmün mutlaka delillere dayandırılması gerekir. 5271 sayılı Kanun’un 217.

maddesinde "Yüklenen suç, hukuka uygun

bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir"

denilerek delil serbestliği ilkesi kabul edilmiştir. Bu ilkenin bir sonucu

olarak somut, gerçekçi, olayla bağlantılı ve olayı temsil eden her şey hukuka

uygun yöntemlerle elde edilmiş olması şartıyla delil olabilir (Metin Birdal, § 68).

58. Bundan başka ceza muhakemesinin amacı gerçeğin ortaya

çıkarılması olduğu için ispat değeri açısından deliller arasında bir hiyerarşi

getirilemez, hâkimin hükmünü dayandıracağı ve olayı temsil eden delillerin

nelerden ibaret olduğu önceden sayılarak sınırlanamaz ya da bir ceza

davasındaki uyuşmazlığın en az kaç delille ispatlanabileceği düzenlenemez (Metin Birdal, § 69).

59. Dolayısıyla terör örgütlerinin yapılarının ve

faaliyetlerinin çeşitliliği söz konusu olunca bir kişinin terör örgütünün üyesi

olduğunun ortaya konulması için değerlendirmeye alınabilecek deliller konusunda

ortak ve sınırlı bir öngörüde bulunulması mümkün değildir. Delillerin işlevi

yargılama makamlarının bir kanaate ulaşarak hüküm vermesini sağlamaktır (Metin Birdal, § 70). Yargıtay

bir kararında bu konuya şu şekilde açıklık getirmiştir:

"Ceza yargılamasının

amacı hiç bir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasıdır.

Gerçek, akla uygun ve realist, olayın bütünü veya parçasını temsil eden

kanıtlardan veya kanıtların bir bütün olarak değerlendirilmesinden ortaya

çıkartılmalıdır, yoksa bir takım varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılması

ceza yargılamasının amacına kesinlikle aykırıdır"

(YCGK,19/4/1993, E.6-79, K.108).

60. Delil serbestliği nedeniyle mahkemenin dikkate alabileceği

deliller konusunda bir sınırlandırma öngörülmesi mümkün değildir. 5271 sayılı

Kanun’un 217. maddesinde açıkça ifade edildiği gibi hâkim delillerin değerini

"Vicdani kanaatiyle serbestçe takdir

eder", ancak keyfî davranamaz. Ceza hâkimi delilleri bir bütün

olarak değerlendirerek delillerin olayı ortaya koyup koymadığını inceler. Söz

konusu terör örgütü üyeliği suçu olunca ise delil değerlendirmesi geleneksel

suçlara ilişkin delillerin değerlendirmesine göre bir ölçüde farklılaşmaktadır.

Zira bir kişinin terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilebilmesi için

henüz başka bir suç işlemesi gerekmediğinden maddi olayların tek tek ele

alındığında kendi başına birer suç teşkil etmesi veya bir suça vücut vermesi

gerekmemektedir (Metin Birdal, § 71).

61. Hiç kuşkusuz başvurucuya atfedilen söz ve eylemlerin hukuk

sistemimizde bir suça tekabül edip etmediğinin takdir yetkisi derece

mahkemelerine aittir. Ancak derece mahkemeleri bu konuda gerekçelerini ilgili

ve yeterli şekilde ortaya koymalıdır (Yılmaz

Çelik, § 58). Bu bağlamda bir kişinin terör örgütü üyeliği suçundan

cezalandırılması için örgüt faaliyeti çerçevesindeki eylemleri süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk

göstermelidir. O hâlde her biri örgüt üyeliğine ilişkin bir parçayı açıklayan

ve delil olarak kabul edilen faaliyetlerin birleştirilerek olayın bütününün

anlaşılması sağlanmalıdır. Kişilerin terör örgütünün hiyerarşik yapısına dâhil

olduğunu gösteren delillerin birlikte incelenmesi sonucunda delillerin

sağlamlığı sınanmalı; her biri her terör örgütünün amacı, niteliği,

bilinirliği, kullandığı şiddetin türü ve yoğunluğu ile somut olayın ilgili

diğer koşullarıdikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Kişilerin delil olarak kabul edilen faaliyetleri birbiriyle sınanmalı ve

sağlamaları yapılarak birbirlerini tamamlayıp tamamlamadığı ve tutarsızlık

içerip içermediği tespit edilmelidir (Metin

Birdal, § 72).

62. Mevcut başvuruda toplantı özgürlüğüne yapılan müdahalenin

gerçekten toplumsal bir ihtiyaca

cevap verip vermediği ve kısıtlamanın ulaşılmak istenen amaçla orantılı olup olmadığı sorusuna cevap

bulunacaktır.

(7) İlkelerin

Olaya Uygulanması

63. Başvurucuların üyesi oldukları gerekçesiyle

cezalandırıldıkları MKP terör örgütü 1972 yılında kurulmuş, özellikle ismini

duyurduğu 2002 yılından itibaren birçok şiddet eylemi gerçekleştirmiş,

olayların meydana geldiği tarihte ve hâlen Tunceli kırsalında silahlı

militanları ile faaliyet göstermekte olan bir terör örgütüdür (bkz. § 16).

Başvurucuların da MKP'nin bir terör örgütü olduğu

kabulüne bir itirazları olmadığı görülmektedir. Bunun yanında MKP'nin yaklaşık kırk yıldır yurdun Doğu ve Güneydoğu

Bölgelerinde yoğun olmak üzere ülkenin tümünde pek çok sivil vatandaş ile

güvenlik gücünün ölümüne sebep olmuş şiddet eylemlerinin faili bir terör örgütü

olan PKK ile de irtibatlı bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim başvurucuların

üyesi oldukları DDHD'de yapılan aramada, PKK terör

örgütünün 4. dönem faaliyeti olan demokratik özerklik stratejisinin hayata

geçmesi yönünde MKP terör örgütü ve Demokratik Haklar Federasyonu tarafından

üstlenilen misyon,tutum ve hareket tarzlarının yer

aldığı on sayfalık bir doküman ele geçirildiği gibi (bkz. § 19) başvurucuların

PKK kamplarına yapılan operasyonları protesto ettikleri ve öldürülen PKK

militanlarının cenazeleri ile ilgilendikleri de görülmektedir (bkz. §§ 22, 23).

64. Olayların yaşandığı tarihte başvurucuların üyesi oldukları

Dersim Demokratik Haklar Derneği, yasal olarak kurulmuş ve faaliyet gösteren

bir dernek statüsündedir. İlk derece mahkemesi kararında MKP terör örgütünün

seksiyonu şeklinde belirtilmek suretiyle örgütle irtibatlı olduğu

değerlendirilen Demokratik Haklar Federasyonunun ise Dersim Demokratik Haklar

Derneğiyle bağı konusunda açık bir bilgiye yer verilmemiştir. Bununla birlikte

kararın genelinden ilk derece mahkemesince başvurucuların üyesi oldukları Dersim

Demokratik Haklar Derneğinin de Demokratik Haklar Federasyonu ve MKP terör

örgütü ile irtibatlı olduğunun değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

65. Başvurucular o tarihte yasal olarak faaliyet gösteren bir

derneğe üyelikleri kapsamında gerçekleştirdikleri faaliyetlerinin terör örgütü

üyeliği suçundan mahkûmiyetlerinde delil olarak kullanılması nedeniyle

örgütlenme özgürlüklerinin ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir. Başvurucular

söz konusu Derneğin faaliyetleri kapsamında gerçekleştirdikleri ve barışçıl niteliğini

kaybetmemiş toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile basın açıklamalarının

mahkûmiyet kararında delil olarak kullanılması nedeniyle toplantı ve gösteri

yürüyüşü hakları ile ifade özgürlüklerinin de ihlal edildiğini iddia

etmektedir.

66. Bununla birlikte ilk derece mahkemesinin gerekçesine

bakıldığında mahkûmiyet kararının temelinin başvurucuların yasal olarak

kurulmuş ve terör örgütüyle bağı konusunda yeterli bir açıklamaya yer

verilmediği anlaşılan bir derneğe üyeliklerinin olmadığı anlaşılmaktadır. İlk

derece mahkemesi mahkûmiyet gerekçesinin temelini, tüm başvurucuların

istikrarlı bir biçimde MKP terör örgütü tarafından verilen talimatları yerine

getirmelerine dayandırmıştır. Nitekim başvurucular, MKP terör örgütünün

internet sitelerinden verdiği talimatlara uygun olarak Nevruz kutlamalarını,

terör örgütü lideri İbrahim Kaypakkaya'nın ölüm yıl

dönümü nedeniyle anma töreni ve sinevizyon

gösterimini, 2011'de Ovacık ilçesinde güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada

öldürülen örgüt üyelerinin cenaze törenlerini, İşçi Bayramı kutlamalarını,

kadın garson çalıştırılan birahanelerle ilgili barışçıl niteliğini kaybeden

protesto gösterilerini, 2005 yılında güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada

öldürülen on yedi örgüt üyesinin anma törenlerini organize etmiş ve katılmış,

söz konusu mezarların bakımını yapmış, ayrıca örgütçe protesto edilmesi

talimatı verilen seçim ve referandumu protesto için gösteri düzenlemiş ve

katılmışlardır (bkz. § 21).

67. Bunlar dışında başvuruculardan biri ya da birkaçının, yine

MKP terör örgütünün talimatı uyarınca ceza infaz kurumlarında bulunan örgüt

üyelerini ziyaret ettikleri, örgüte müzahir yayın yapan gazetenin dağıtımını

yaparak örgüte gelir sağladıkları, örgüt talimatı uyarınca devlet yanlısı

olarak görülen bir şahsın mahkemece serbest bırakılmasını ve İzmir'de örgüte

müzahir gazetenin basımını yapan şahısların tutuklanmasını protesto ettikleri

anlaşılmaktadır. Başvuruculardan Murat Kur'un bahsedilen organizasyonlara

katılım sağlamak için birçok kişiye telefon mesajı attığı, başvuruculardan

Evrim Konak'ın ise kaydedilen iletişim kayıtlarında örgüt talimatı uyarınca

üyelerin ifadelerini ve özeleştirilerini aldığı, ayrıca "gerillalar" ifadesi kullanılarak

kendisinden örgütün silahlı militanları hakkında bilgi sorulduğu görülmektedir.

Yine başvurucuların tamamının 2011 yılında öldürülen MKP terör örgütü

üyelerinin cenazesinde "Gerillalar

ölmez" şeklinde slogan attıkları belirtilmiştir (bkz. §§

21-24).

68. Dolayısıyla somut olayda başvurucuların terör örgütü üyeliği

suçundan mahkûmiyetlerinde delil olarak kullanılan söz konusu faaliyetlerinin

kendi başlarına birer suç oluşturup oluşturmadığının bir öneminin olmadığı

anlaşılmaktadır. Zira terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyet için kişinin henüz

örgüt faaliyeti kapsamında bir suç işlemiş olması gerekmemektedir.

69. Terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyet için kişinin

eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği ve

yoğunluğu dikkate alındığında örgütün hiyerarşik yapısına bilerek ve

isteyerek dâhil olduğunun gösterilmesi gerekir. Günümüzde özellikle terör

örgütleri yönünden eskisi kadar sıkı bir hiyerarşik yapılanmaya gerek

duyulmaması, terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyette hiyerarşik yapılanmaya

dâhil olunduğunun gösterilebilmesini oldukça zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte

somut olayda ilk derece mahkemesi, başvurucuların istikrarlı biçimde MKP terör

örgütünün talimatları doğrultusunda faaliyet göstermelerinin örgütün hiyerarşik

yapısına bilerek ve isteyerek dâhil olduklarını ortaya koyduğunu

değerlendirmiştir.

70. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların yerine getirdiği

talimatların örgütün internet sitelerinden numaralı biçimde yayımlanmış

olduğunu gözönüne almaktadır. Bu bağlamda

başvurucular hakkında mahkûmiyet kararı verilmesine dayanak olarak alınan

eylemlerin MKP terör örgütünün talimatları uyarınca gerçekleştirildiği

yönündeki ilk derece mahkemesi değerlendirmelerinin makul olduğu sonucuna

ulaşılmıştır. Nitekim ilk derece mahkemesi; başvurucuların katıldıkları

toplantı ve gösterilerde MKP terör örgütü lideri İbrahim Kaypakkaya'nın

posterlerini taşımalarını, örgüt ve örgüt kurucu lideri lehine sloganlar

atmalarını, cenazelerini organize ettikleri MKP terör örgütü üyeleri için

"gerilla" ifadesini

kullanmalarını, mezarlarının bakımını yapmalarını, ikametlerinde yapılan aramalarda

ele geçirilen dokümanları ve diğer deliller ile tam listesi olaylar kısmında

yer alan çok sayıda eylemi de kendi başlarına birer suç teşkil edip

etmemelerinden bağımsız olarak terör örgütü üyesi olma suçunun oluştuğuna

ilişkin kabulü destekleyen ve tamamlayan deliller olarak kullanmıştır.

71. Anayasa Mahkemesi daha önce ceza muhakemesi hukukunda yer

alan delil serbestliği ilkesi de gözönünde

bulundurulduğunda kişilerin terör örgütünün çağrısı üzerine yapılan ve terör

örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösterilere katılmış

olmalarının örgüt üyeliği suçundan mahkûmiyetlerde delil olarak kabul

edilmesinin mümkün olduğunu belirtmiştir (Metin

Birdal, § 78).

72. Anayasa Mahkemesi terör örgütü üyeliği suçunun ceza

hukukunun gelenekselleşmiş suç teorisinden farklılaşan kendine has yapısını ve

söz konusu suç ile terör örgütlerinin toplum için arz ettiği tehlikeye bilerek

ve isteyerek katkı sağlanmasının cezalandırıldığını gözönünde

bulundurmaktadır. Buna göre MKP terör örgütü özellikle olayların geçtiği

Tunceli'de ve ülkenin geri kalan pek çok yerinde toplum ve devlet hayatı için

yoğun bir tehlike arz etmektedir. Bir bütün olarak değerlendirildiklerinde ilk

derece mahkemesince dikkate alınan delillerin birbiriyle çelişmedikleri; aksine

birbirlerini tamamladıkları ve destekledikleri değerlendirilmiştir. Sonuç

olarak somut olayda, başvurucuların anayasal haklarını kullanmaktan ibaret

olduğunu ileri sürdükleri eylemlerinin terör örgütü üyeliği suçundan

mahkûmiyetlerinde delil olarak kullanılmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkı ile ifade ve örgütlenme özgürlükleri üzerinde haksız bir

caydırıcı etki yaratacak nitelikte bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.

73. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin toplumun terörsüz bir

ortamda yaşama hakkı ile başvurucunun anılan hakları arasında adil bir denge

kurduğu ve başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine

aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

74. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların ifade ve örgütlenme

özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri

yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 26., 33. ve 34. maddelerinde öngörülen ifade ve

örgütlenme özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Ceren Sedef EREN Başvurucular : 1. Murat KUR : 2. Evrim KONAK : 3. Hıdır YILDIZ : 4. Deniz KIRBAĞ Vekili : Av. Uğur YEŞİLTEPE

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7604, 4 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  11. M. Emin KUZ
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7604
Tarih
4 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Ali Şafak Başvurusu (B. No: 2015/2853)
  • Delali Özdemir ve Leyla Padır Başvurusu (B. No: 2015/19218)
  • Murat Aydın Başvurusu (B. No: 2016/58533)
  • Mehmet Tursun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/2889)
  • Altun Ayhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/13868)
  • Halit İnci Başvurusu (B. No: 2016/982)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.