İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Kemal Sungur Başvurusu (B. No: 2013/2507)

1. Başvurucu, Türk Silahlı

Başvuru No2013/2507Tarih6 Mart 2014Okuma12 dk · 2.395 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Kemal Sungur Başvurusu

Karar tarihi
6 Mart 2014
Başvuru Numarası
2013/2507
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.395 kelime·12 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Türk Silahlı

Kuvvetlerinden (TSK) dini inançları nedeniyle ilişiğinin kesildiğini, Yüksek

Askeri Şura (YAŞ) kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğunu, 6191 sayılı

Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 926 sayılı Türk Silahlı

Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32. maddenin sağladığı haklardan

yararlanmak üzere yaptığı başvurunun kabul edildiğini, ancak emsallerinden

farklı olarak, kendisine statü dışında olduğu döneme ait aylık ve özlük

haklarının ödenmesi yönünde yaptığı talebin reddedildiğini, Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinin (AYİM) tek dereceli ve son karar mercii olduğunu, subay sınıfından

olan üyelerin seçim ve atanma usullerinin hâkimlik teminatı ve yargı

bağımsızlığına aykırılık teşkil ettiğini, Mahkemenin kararlarına karşı itiraz

ve temyiz yolunun bulunmadığını, karar düzeltme başvurusunun aynı heyetçe

incelendiğini, bu talebin reddedilmesi halinde ayrıca para cezasına

hükmedildiğini, bu nedenlerle Anayasa’nın 2., 10.,

17., 19., 20., 24., 25., 26., 36., 38. ve 60. maddelerinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 15/4/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 17/7/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, TSK bünyesinde subay statüsünde görev yapmakta

iken, YAŞ kararı ile 5/11/1987 tarihinde resen emekli

edilmiştir.

6. Başvurucunun, 10/3/2011 tarih ve

6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 926 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 32. maddeden yararlanma

istemi ile Milli Savunma Bakanlığı’na yaptığı başvuru, 13/5/2011 tarihinde

kabul edilmiştir.

7. Başvurucu, 17/10/2011 tarihli

dilekçesi ile anılan Bakanlıktan 5/11/1987 – 13/5/2011 tarihleri arasındaki

sürelere ait aylıklar ile diğer mali haklarının yasal faiziyle birlikte

ödenmesini talep etmiştir.

8. Söz konusu idarenin talebe cevap vermeyerek zımnen

başvuruyu reddetmesi üzerine, başvurucu tarafından, işlemin iptali istemiyle AYİM’e dava açılmıştır.

9. AYİM Üçüncü Dairesi, 22/11/2012

tarih ve E.2012/1038, K.2012/2286 sayılı kararla, “… Geçici 32’nci madde ile getirilen haklar söz konusu kanun maddesi

metninde ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Bununla birlikte madde, görev (statü)

dışında geçirilen süreye ilişkin aylık ve diğer mali hakların ödenmesine

yönelik bir düzenlemeyi içermemektedir. Bu konu yasama iradesine taalluk eden

bir husus olduğundan, bunun eksik düzenleme olarak kabulünün mümkün olmadığı

değerlendirilmiş, Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir. YAŞ

kararıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesildiği tarihten, 926 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 32. madde hükümlerinden

yararlandırılmasına karar verildiği tarihe kadar geçen döneme ilişkin aylık ve

diğer mali haklarının ödenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır...”

gerekçesine yer vererek, yasal dayanaktan yoksun gördüğü davayı reddetmiştir.

10. Bunun üzerine başvurucu, karar düzeltme isteminde

bulunmuştur. AYİM Üçüncü Dairesi, 21/3/2013 tarih ve

E.2013/376, K.2013/381 sayılı kararı ile istemi reddetmiş ve bu nedenle 203 TL

para cezasının başvurucudan alınmasına karar vermiştir.

11. Bu karar, başvurucuya 6/4/2013

tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucu, 15/4/2013 tarihli dilekçesi ile 30

gün içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesi ve 4/7/1972 tarih

ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 4.,

8., 9., 10., 63., 66. ve 67. maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

13. Mahkemenin 6/3/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 15/4/2013 tarih ve 2013/2507 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Başvurucu, TSK’den dini inançları nedeniyle ilişiğinin

kesildiğini, YAŞ kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olmasının hak arama

hürriyetini engellediğini, bu işlemden dolayı Anayasa’nın 2.,

17., 19., 20., 24., 25., 26 ve 38. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

15. Başvurucu ayrıca, 6191 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile

926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32. maddenin sağladığı haklardan yararlanmak

üzere yaptığı başvurunun kabul edildiğini, ancak emsallerinden farklı olarak,

kendisine statü dışında olduğu döneme ait aylık ve özlük hakları ile OYAK aidat

ve nemalarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi yönünde yaptığı talebin

reddedildiğini, anılan maddede mali ve özlük haklarının tazminine ilişkin bir

kural bulunmadığını, ancak yasa koyucunun iradesinin söz konusu hakların

verilmesi yönünde olduğunu, AYİM’in tek dereceli ve

son karar mercii olduğunu, subay sınıfından olan üyelerin seçim ve atanma

usullerinin hâkimlik teminatı ve yargı bağımsızlığına aykırılık teşkil

ettiğini, Mahkemenin kararlarına karşı itiraz ve temyiz yolunun bulunmadığını,

karar düzeltme başvurusunun aynı heyetçe incelendiğini, bu talebin reddedilmesi

halinde ayrıca para cezasına hükmedildiğini, bu nedenlerle Anayasa’nın 10., 36. ve 60. maddelerinin ihlal edildiğini iddia ederek,

ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. YAŞ Kararına İlişkin İddia Yönünden

16. Başvurucu, dini inançlarından dolayı YAŞ kararı ile

TSK’den ilişiğinin kesilmesi ve bu işleme karşı yargı yolunun kapalı olması

nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

17. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

18. Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012

tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Mahkemenin

zaman bakımından yetkisine ilişkin bu düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup,

anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da içerecek şekilde

yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

19. Başvurucunun, temel hak ihlaline

sebep olduğunu iddia ettiği 5/11/1987 tarihli idari işlemin, 6216 sayılı Kanun’un 76.

maddesi ile geçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası dikkate alındığında,

23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olduğu görülmektedir. Anayasa

Mahkemesinin, bu tarihten önce kesinleşen kamu gücü işlemlerini bireysel

başvuru yoluyla denetleme yetkisi bulunmamaktadır.

20. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu işlemin 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından, başvurunun “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. AYİM Kararına İlişkin İddialar

Yönünden

21. Başvurucu, davasının Mahkemece reddedilmesi nedeniyle

Anayasa’nın 10., 36. ve 60. maddelerinin ihlal

edildiğini belirtmiş ise de, bu yöndeki tüm iddiaların adil yargılanma hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Mahkemenin

Mevzuatı Yanlış Yorumladığı İddiası

22. Başvurucu, 926 sayılı Kanun’a

eklenen geçici 32. maddesinin sağladığı haklardan yararlanmasına rağmen,

kendisine statü dışında olduğu döneme ait aylık ve özlük hakları ile OYAK aidat

ve nemalarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi yönünde yaptığı talebin

reddedildiğini, anılan maddede mali ve özlük haklarının tazminine ilişkin bir

kural bulunmadığını, ancak yasa koyucunun iradesinin söz konusu hakların

verilmesi yönünde olduğunu, Mahkemece talebinin bu şekilde yorumlanmayarak adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

24. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda

inceleme yapılamaz.”

25. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

26. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

27. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

28. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B. No: 2012/828, 21/11/2013, § 21).

29. Diğer taraftan adil yargılanma hakkı bireylere, dava

sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup

olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil

yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama

sürecinde haklarına saygı gösterilmediği, bu süreçte karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da bariz takdir hatası veya açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş

olması gerekir (B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

30. Somut olayda başvurucu, işlemin hukuka aykırı olduğunu

belirtmiş, AYİM ise söz konusu maddenin, görev (statü) dışında geçirilen süreye

ilişkin aylık ve diğer mali hakların ödenmesine yönelik bir düzenlemeyi

içermediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

31. Buna göre, başvurucunun iddialarının esas itibarıyla

derece Mahkemesi tarafından Kanun hükmünün yorumlanmasında isabet olmadığına ve

dolayısıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmekte ise de; yapılan

incelemede, derece Mahkemesince yürütülen yargılama sırasında başvurucunun, bu

yoruma ilişkin iddialarını Mahkemeye sunabildiği ve Mahkemece bunların yeterli

düzeyde değerlendirildiği (§ 9) anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, somut olayda tüm

bilgi ve belgeler dikkate alınarak yapılan yargılama ve kurulan hükümde bariz

takdir hatası veya açık keyfilik tespit edilmemiştir.

32. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun iddialarının kanun

yolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve derece mahkemesi kararlarının bariz takdir

hatası veya açık keyfilik içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığı İddiası

33. Başvurucu, subay sınıfından olan üyelerin seçim ve atanma

usullerinin hâkimlik teminatı ve yargı bağımsızlığına aykırılık teşkil

ettiğini, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının karara

bağlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmiştir.

34. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce

incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’in oluşumu,

statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa ve

ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleri

yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı,

kararlarından dolayı idareye hesap verme durumunda bulunmadıkları, disipline

ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığı

görülmektedir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29).

Diğer yandan, sınıf subayı üyelerin en fazla dört yıllık bir süre ile görev

yapmaları, disiplin konularında Disiplin Kuruluna tabi kılınmaları, görev

süreleri zarfında idari veya askeri yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye

tabi tutulmamaları, bu subayların idareye karşı bağımsızlıklarını

güçlendirmiştir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 30;

benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Mustafa

Yavuz ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 29870/96, 25/5/2000; Bek/Türkiye, B. No: 23522/05, 20/4/2010).

35. Açıklanan nedenlerle, somut olayda mahkemenin bağımsız ve

tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından, başvurunun bu bölümünün “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Karar

Düzeltme Talebinin Reddedilmesi Sonucunda Para Cezasının Verilmesi İddiası

36. Başvurucu, karar düzeltme talebiyle yaptığı başvurunun

reddedilmesi üzerine, ayrıca aleyhine para cezasına hükmedilmiş olmasının

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini söylemiştir.

37. Somut olayda başvurucu, karar düzeltme isteminde

bulunmuş, Mahkemece talebi reddedilerek, başvurucu aleyhine toplam 203 TL para

cezasına hükmedilmiştir.

38. 1602 sayılı Kanun’un 67. maddesinin dördüncü fıkrasında, “Yargılamanın iadesi ve kararın düzeltilmesi

istekleri kanunda yazılı sebeplere dayanmıyor ise isteğin reddine karar verilir

ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bu husustaki hükümlerine göre para

cezasına da hükmolunur.” kuralına yer verilmiştir.

39. Anılan maddeyle karar düzeltme isteminin reddi halinde

başvurucu aleyhine para cezasına hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Bu

kural, mahkemeye erişim hakkı ile ilişkili bir düzenlemedir. Ancak, mahkemeye

erişim hakkı mutlak bir hak değildir. Bazı sınırlamalara tabi tutulabilir.

Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece

mahkemelerin fuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede

bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu

yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi

içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da

aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

söylenemez (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38, 39).

Diğer bir ifadeyle, yükletilen para cezası miktarının, bu hakkı, özünü

zedeleyecek şekilde kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü

olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir. Dolayısıyla

davayı kaybetmesi halinde başvurucuya verilecek olan para cezası miktarı bu

çerçevede değerlendirilmelidir.

40. Buna göre, adli sürecin istismarı gerekçesiyle para

cezası verilmesi, ilke olarak adil yargılanma hakkına aykırı değildir. Adaletin

doğru idaresini sağlamak ve kötü niyetli başvuruları önlemek açısından bu

nitelikte düzenlemelerin yapılması meşru ise de, uygulanacak para cezası

miktarı, mahkemeye erişim için bir engel olarak kabul edilebilecek kadar yüksek

olmamalıdır. (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Maillard/Fransa, B. No: 35009/02, 6/12/2005,

§§ 35, 37; Topaloğlu/Türkiye, B.

No: 38388/04, 3/7/2012; Dalar/Türkiye,

B. No: 35957/05, 21/2/2012, § 52).

41. Somut iddia bu ilkeler kapsamında incelendiğinde,

başvurucunun davasının reddedilmesi sonucunda 203 TL para cezası ödemekle

yükümlü tutulmasına karar verilmiş ise de, hükmolunan bu miktarın, gözetilen

meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu ve başvurucu

üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı görülmüştür. Dolayısıyla söz konusu

yaptırımın mahkemeye erişim hakkına bir engel teşkil etmediği sonucuna

varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle, Mahkemece karar düzeltme isteminin

reddine karar verilmesi üzerine, başvurucu aleyhine para cezasına

hükmedilmesinin açık bir ihlal niteliğinde olmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun bu yöndeki iddiası da “açıkça

dayanaktan yoksun” bulunmuştur.

d. İki

Dereceli Yargılamanın Bulunmaması İddiası

43. Başvurucu AYİM’in tek dereceli

ve son karar mercii olduğunu, kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz

merciinin olmadığını, karar düzeltme taleplerinin aynı daire tarafından

incelendiğini, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

44. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve AİHS’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

45. Başvurucunun başvuru dilekçesinde ifade ettiği AYİM

nezdinde temyiz, yani iki dereceli yargılanma hakkı, Anayasa’da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığı gibi, AİHS ve buna ek Türkiye’nin

taraf olduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına da girmemektedir (B. No:

2012/1334, 17/9/2013, § 40).

46. Açıklanan nedenlerle, başvuru

konusu ihlal iddialarının Anayasa ve AİHS’nin

ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından, başvurunun bu

bölümünün “konu

bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun

1. YAŞ kararına ilişkin kısmının “zaman bakımından yetkisizlik”,

2. Mahkemenin mevzuatı yanlış yorumladığı, Mahkemenin bağımsız

olmadığı ve karar düzeltme talebinin reddedilmesi sonucunda para cezası

verilerek mahkemeye erişim hakkının engellendiği iddialarına ilişkin kısmının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

3. İki dereceli yargılama hakkıyla ilgili kısmının “konu bakımından yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

6/3/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Burhan

ÜSTÜN

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Erdal

TERCAN

Raportör

:

Özcan

ÖZBEY

Başvurucu : Mustafa Kemal SUNGUR Vekili : Av. Yasin TEKAKÇA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2507, 6 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun
  16. Üstün
  17. Necipoğlu
  18. Tercan
  19. Özbey
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2507
Tarih
6 Mart 2014

İlgili Kararlar

  • Mehmet Emin Kılıç Başvurusu (B. No: 2013/5267)
  • Erol Aydeğer Başvurusu (B. No: 2013/4784)
  • Hayrettin Ekim Başvurusu (B. No: 2013/3442)
  • Cemalettin Metin Başvurusu (B. No: 2013/776)
  • Murat Ildırar Başvurusu (B. No: 2012/391)
  • Tahir Gökatalay Başvurusu (B. No: 2013/1780)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.