İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Vural Başvurusu (B. No: 2015/18609)

1. Başvuru; cinsel kimliğe yönelik gerçekleştirilen saldırılara

Başvuru No2015/18609Tarih11 Eylül 2019Okuma13 dk · 2.699 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Vural Başvurusu

Karar tarihi
11 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2015/18609
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.699 kelime·13 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; cinsel kimliğe yönelik gerçekleştirilen saldırılara

karşı etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle özel hayata saygı

hakkının, kamu güvenine karşı suç işlemesine rağmen üçüncü kişinin

cezalandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Eş cinsel olduğunu belirten başvurucu, Küçükçekmece

Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) sunduğu 27/10/2014 tarihli, suç

duyurusu niteliğindeki dilekçesinde kendisine ilgi duyduğunu ileri sürdüğü M.Y.

isimli kişi hakkında birtakım iddialarda bulunmuştur.

9. Söz konusu dilekçede başvurucu; şüpheli M.Y. ile bir dönem arkadaş

olduklarını hatta o dönemde şüpheliden borç para aldığını, bir taşınmazı satın

alma işlemine şüphelinin aracılık ettiğini ancak kendisine olan ilgisini

anladığında bu kişiyle olan arkadaşlık ilişkisini sonlandırdığını belirtmiştir.

Borcunu ödemesine rağmen aksini ileri süren şüphelinin kendisini sıklıkla

aradığını ve mesajlar gönderdiğini ifade etmiştir. Başvurucu, özel hayatına

dair birtakım bilgileri öğrenen şüpheli tarafından takip edildiğini, özellikle

cinsel kimliğine ilişkin bilgileri başkalarına yaymakla ve ifşa etmekle tehdit

edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu; şüphelinin isminin baş harflerini

vücuduna dövme yapacak derecede kendisine takıntılı hâle geldiğini, cinsel

kimliğini ifşa etmek ve fotoğraflarını yayımlamak konusunda tehditlerini sürdürdüğünü,

ablası ile annesine de tehdit ve hakarette bulunduğunu ileri sürerek şüpheli M.Y.nin özel hayatın gizliliği ile haberleşmenin

gizliliğini ihlal, tehdit ve hakaret suçlarından cezalandırılmasını talep

etmiştir.

10. Ayrıca başvurucu; şüphelinin kendisini Mustafa Vural olarak

tanıttığını, taşınmazını M.E. isimli bir şahsa kiraya verdiğini ve kira

sözleşmesinde kendisinin (başvurucunun) imzasını taklit ettiğini belirterek bu

tür bir eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunu ileri sürmüş ve

şüphelinin anılan suçtan cezalandırılmasını talep etmiştir.

11. Kolluk tarafından düzenlenen 18/12/2014 tarihli İfade Tutanağı'na göre şüpheli M.Y. başvurucuya ve ailesine karşı

herhangi bir tehditte veya hakarette bulunmadığını, başvurucunun özel hayatının

gizliliğini ihlal etmediğini ve evrakta sahtecilik oluşturacak herhangi bir

eylemde bulunmadığını ileri sürerek üzerine atılı suçlamaları inkâr etmiştir.

12. Başsavcılık tarafından 21/1/2015 tarihinde müşteki sıfatıyla

başvurucunun ifadesi alınmış ve şikâyeti ile delilleri konusunda bilgi talep

edilmiştir. Düzenlenen İfade Tutanağı'nda kira

sözleşmesine ilişkin olarak başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar yer

almaktadır. İfade alma işleminden sonra başvurucu, Başsavcılığa ek beyan dilekçesi

sunmuş; konuyla ilgili olarak annesinin ve ablasının dinlenmesini talep

etmiştir.

13. Başsavcılık tarafından 26/8/2015 tarihinde kovuşturmaya yer

olmadığına karar verilmiştir. Kararda, şüphelinin üzerine atfedilen suçları

işlemediğine yönelik savunmasının hem başvurucuyu hem de şüpheliyi tanıyan ve

tanık olarak dinlenen H.A. tarafından doğrulandığı, dolayısıyla kamu davası

açmaya yeterli somut delilin bulunmadığı belirtilmiştir.

14. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı başvurucu

tarafından yapılan itiraz, Bakırköy 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/10/2015

tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

15. Nihai karar 2/11/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 1/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Tehdit" kenar başlıklı 106.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Bir başkasını, kendisinin veya

yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı

gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara

uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun

şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına

hükmolunur..."

18. 5237 sayılı Kanun'un "Hakaret"

kenar başlıklı 125. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Bir kimseye onur, şeref ve

saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden

veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,

üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

..."

19. 5237 sayılı Kanun'un "Özel

hayatın gizliliğini ihlal" kenar başlıklı 134. maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini

ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde,

verilecek ceza bir kat artırılır.

(2)

(Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel

hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki

yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..."

20. 5237 sayılı Kanun'un "Özel

belgede sahtecilik" kenar başlıklı 207. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Bir özel belgeyi sahte olarak

düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde

değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır..."

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

"Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar

başlıklı 160. maddesi şöyledir:

"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka

bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu

davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini

araştırmaya başlar.

(2)

Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın

yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin

lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve

şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür."

22. 5271 sayılı Kanun'un "Cumhuriyet

savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya

veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı

yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu

görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevi

gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem

yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz

konusu işlemi yapmasını ister.

(2)

Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları,

yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet

savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün

emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.

(3)

Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde,

sözlü olarak verir. (Ek cümle: 25/5/2005 - 5353/24 md.)

Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.

(4)

Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç

duyulan bilgi ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin

temin etmekle yükümlüdür.

..."

23. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24.

maddesi şöyledir:

"Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına

saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını

isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha

üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin

kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına

yapılan her saldırı hukuka aykırıdır."

24. 4721 sayılı Kanun'un 25. maddesinin birinci ve ikinci

fıkraları şöyledir:

"Davacı, hâkimden

saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona

ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini

isteyebilir.

Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya

kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de

bulunabilir."

25. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür."

26. 6098 sayılı Kanun'un 58. maddesi şöyledir:

"Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar

gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar

para ödenmesini isteyebilir.

Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer

bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle

saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına

hükmedebilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu; cinsel kimliğinden dolayı M.Y. isimli şüpheli

tarafından suç oluşturacak şekilde tehdit edildiğini, tacize ve hakarete

uğradığını, cinsel kimliğinin korunması noktasında Başsavcılık tarafından

etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini ve neticede takipsizlik kararı

verildiğini belirterek özel hayata saygı hakkının, haberleşme hürriyetinin, hak

arama hürriyetinin ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

29. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ... saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir..."

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 1879/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özünü cinsel

kimliğine yönelen saldırılara karşı etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği

iddiası oluşturmaktadır. Bireyin cinsel kimliği, onun yaşamıyla

özdeşleştiğinden kişiliğinin ayrılmaz bir unsurudur ve özel hayata saygı

hakkının koruması altındadır. Neticede kimliğin bir parçası olan cinsel tercihe

yönelen saldırılara karşı etkili bir koruma sağlanmadığı iddiası içeren

başvurunun bu kısmının Anayasa’nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı

hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

31. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin özel

hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Özel

hayat, fiziksel ve ruhsal özerkliği de kapsamakta; bu hak bireyleri gerek

kamusal makamların gerek özel hukuk kişilerinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğe

yönelik saldırılarına karşı korumaktadır (Halime

Sare Aysal [GK], B. No: 2013/1789,

11/11/2015, § 48). Bireyin cinsel kimliği de onun yaşamıyla özdeşleştiğinden

kişiliğinin ayrılmaz bir unsurudur. Dolayısıyla cinsel kimliğe karşı her türlü

saldırı karşısında korunmayı talep etme hakkı da özel hayata saygı hakkının bir

güvencesini oluşturmaktadır.

32. Devletin kişilerin özel hayata saygı haklarını koruma

yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin öngörülen güvencelere aykırı şekilde

bu hakka müdahale etmemelerini gerektirir.

33. Öte yandan devletin kişilerin özel hayata saygı haklarına

keyfî olarak müdahale etmemenin yanında üçüncü kişilerin saldırılarını

önlemekle yükümlü kılındığı, bu bağlamda pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğu

söylenebilir. Zira Anayasa'nın 12. maddesine göre herkes kişiliğine bağlı,

dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bu

genel nitelikteki anayasal düzenleme ile bireylerin kişilik değerlerine yönelen

ve zarar veren olumsuz tutum ve davranışlar dışlanmaktadır. Yine Anayasa'nın 5.

maddesinde; bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, maddi ve manevi

varlıklarının geliştirilmesi için gerekli şartların hazırlanması devletin temel

amaç ve görevlerinden biri olarak sayılmaktadır. Söz konusu düzenlemelerle

temel hak ve hürriyetlerin korunması konusunda devlete birtakım pozitif

yükümlülükler yüklendiği açıktır.

34. Dolayısıyla Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında

güvence altına alınan hak kapsamında devletin -pozitif bir yükümlülük olarak-

yetki alanında bulunan tüm bireylerin özel hayata saygı haklarını gerek kamusal

makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Erol Kumcu, B. No: 2015/18988, 9/5/2019, §

33; Ali Çığır, B. No: 2015/19298,

8/5/2019, § 33).

35. Bu anlamda öncelikle devlet, uyuşmazlıkların çözümüne

ilişkin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Söz

konusu pozitif yükümlülük; olayın meydana gelme şekli ile etkisi, ağırlığı ve

sonuçları bakımından yapılacak değerlendirmelere ve olayın kim tarafından nasıl

gerçekleştirildiği konusunda aydınlatılmasını gerekli kılan durumların bulunup

bulunmadığına göre her durumda ceza soruşturması/yargılaması yapılmasını

gerekli kılmaz. Nitekim yargısal sistem kurma yükümlülüğü -olayın koşullarına

göre- hukuki ve idari yolların devlet tarafından oluşturulmasıyla da yerine

getirilebilir. Bu bağlamda bazı durumlarda disiplin soruşturması ile de

devletin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi mümkün olabilir (Erol Kumcu, § 34; Ali Çığır, § 34).

36. Öte yandan yargısal sistem kurma yükümlülüğünün ceza

soruşturması/yargılaması yapılmasını gerekli kılması, failler hakkında mutlaka

ceza davası açılmasını ya da onların cezalandırılmasını zorunlu hâle

getirmediği gibi başvuruculara üçüncü tarafları bir suç nedeniyle yargılatma ya

da cezalandırılmalarını talep etme hakkı da vermemektedir. Zira burada

kastedilen sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Ancak her durumda söz konusu yargısal sistemlerin etkili şekilde işletilmesi ve

soruşturmalar ya da yargılamalar neticesinde yargısal makamlarca ulaşılan tüm

sonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde ilgili ve

yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (Erol

Kumcu, § 35; Ali Çığır,

§ 35).

37. Ek olarak ayrıca vurgulamak gerekir ki kişilerin cezai

sorumluluğuna ilişkin hukuki sorunların incelenmesi, ceza soruşturması/kovuşturması

sürecinin mahkûmiyet kararı ile sonuçlanması, bu hâlde takdir edilecek cezanın

miktar ve mahiyetinin belirlenmesi Anayasa Mahkemesinin görev alanı içinde

olmayıp bu husus esasen derece mahkemelerinin takdirindedir (Erol Kumcu, § 36; Ali Çığır, § 36).

38. Somut olayda başvurucu, özel hayatına ilişkin birtakım

bilgileri öğrenen şüpheli tarafından takip edildiğini ve söz konusu bilgilerin

ifşa edileceği konusunda tehdit edildiğini ileri sürmüş; sorumluların

cezalandırılması ve gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla suç duyurusunda

bulunmuştur. Olayın özellikleri dikkate alındığında -her ne kadar başvurucunun

ismini verdiği bir şüpheli olsa da- kamusal makamların devreye girmeleri ve

olayı tüm yönleriyle aydınlatmaları gerektiği değerlendirilmektedir. Başka bir

anlatımla olayın meydana gelme şekli ile ağırlığı gözönüne

alındığında devletin etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün -somut olay

özelinde- etkili bir ceza soruşturması yapılmasını gerekli kıldığı kanaatine

varılmıştır.

39. Bu durumda bireysel başvuru kapsamında yapılacak

değerlendirmede dikkate alınacak husus; belirtilen çerçeve içinde yeterli usule

ilişkin güvencelerin sunulduğu bir cezai takibatın yürütülüp yürütülmediğine,

soruşturmanın bağımsız, özenli, süratli, etkili şekilde yapılıp yapılmadığına

ve ulaşılan sonuçların temel hakların içerdiği güvenceleri koruyacak şekilde

ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanıp açıklanmadığına ilişkin olacaktır (Ali Çığır, § 38; Erol Kumcu, § 38). Bu başlık altındaki

değerlendirmeler ise yalnızca özel hayata saygı hakkının koruma alanında olan

ve soruşturmaya konu edilen olaylar yönünden yapılacaktır.

40. Öncelikle somut başvuruya konu soruşturma sürecinde

başvurucunun şikâyeti üzerine Başsavcılık tarafından soruşturmaya derhâl

başlandığı görülmektedir. Ayrıca soruşturmanın açıklığını temin edecek ve meşru

menfaatlerini koruyabilecek bir şekilde başvurucunun soruşturma sürecine dâhil

edildiği anlaşılmaktadır.

41. Başvurucunun şikâyeti doğrultusunda kolluk tarafından

şüpheli M.Y.nin 18/12/2014 tarihinde ifadesinin

alındığı görülmektedir. Başvurucunun iddiaları çerçevesinde gerçekleştirilen

ifade alma işlemi sırasında şüphelinin üzerine atılı suçlamaları inkâr ettiği

anlaşılmaktadır. Öte yandan 21/1/2015 tarihinde Başsavcılığın başvurucunun da

ifadesini aldığı ancak başvurucunun şikâyetlerini kira sözleşmesine ilişkin

iddiaları çerçevesinde dile getirdiği görülmektedir.

42. Başsavcılıkça verilen 26/8/2015 tarihli kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararda ise hem başvurucuyu hem de şüpheliyi tanıyan ve tanık

olarak dinlenen H.A.nın şüphelinin savunmasını

doğruladığı belirtilmiş ve kamu davası açmaya yeterli somut delilin bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

43. Başvuruya konu olan tüm bu süreç, olayın somut koşulları

dikkate alınarak başvurucunun iddialarıyla ve soruşturma aşamasında dile

getirdiği hususlarla birlikte değerlendirilmelidir. Olayda, şüpheli olarak

belirtilen kişinin ilgili makamlar tarafından sorgulandığı ve neticede verilen

yargısal kararla söz konusu kişinin eylemlerinin suç oluşturup oluşturmadığı

konusunda değerlendirmelerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca suç oluşturduğu

ileri sürülen söz konusu eylemlerin kim tarafından, nasıl gerçekleştirildiği

konusunda kamusal makamların ceza soruşturması yoluyla aydınlatma yükümlülüğünü

yerine getirmediğini söylemeye neden olacak belirsiz bir durum olmadığı gibi

bunun aksine bir iddiada da bulunulmadığı görülmektedir. Neticede başvurucu

tarafından gerçeklerin ortaya konulması talebiyle ileri sürülen iddialar

konusunda kamusal makamlarca gerekli tatbikatın yürütüldüğü, ulaşılan sonucun

ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklandığı, soruşturmanın etkili bir şekilde

yapılmadığı tespitinde bulunmayı gerektiren bir nedenin olmadığı kanaatine

varılmıştır.

44. Öte yandan başvurucunun kişilik haklarına saldırı

mahiyetindeki söz konusu iddialarının ayrıca adli yargı düzenindeki

mahkemelerce değerlendirilebileceği, bu doğrultuda ilgili mevzuat kapsamında

kişilik haklarına yönelen saldırıların sona erdirilmesi ve zararın tazmin edilmesi

hususunda hukuk davası açılabileceği konusunda bir tereddüt yoktur. Dolayısıyla

başvurucunun anılan yollara başvurarak iddialarını ileri sürebilmesi ve

zararlarını tazmin edebilmesi de mümkündür (bkz. §§ 23-26).

45. Sonuç olarak etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünün

ceza soruşturması/yargılaması yapılmasını gerekli kılmasının sorumlular

hakkında mutlaka ceza davası açılmasını ya da onların cezalandırılmasını

zorunlu hâle getirmediği konusunda ortaya konulan ilke gözönüne

alındığında kamusal makamlarca üstlenilmesi gereken pozitif yükümlülüğün

gerektirdiği şartların gerisinde kalınmadığı ve açık bir ihlalin bulunmadığı

değerlendirildiğinden başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

46. Başvurucu, cinsel kimliğine yönelik haksız eylemlerin yanı

sıra imzasını taklit ederek adına kira sözleşmesi düzenleyen şüpheli M.Y.

hakkında hukuka aykırı şekilde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından

ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının

yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf

olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına da

girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hak

ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

48. Sözleşme’nin 6. maddesinde, adil yargılanmaya ilişkin hak ve

ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile

ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç

isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek

hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bahsedilen hâller dışında

kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular, Anayasa ve

Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz.

Dolayısıyla bir ceza davasında haklarında suç isnadı bulunmayan mağdur, suçtan

zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler Sözleşme’nin 6.

maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır (Onurhan Solmaz, §§ 23, 24).

49. Somut olayda, başvurucu hakkında herhangi bir suç isnadına

ilişkin olmayan ve üçüncü kişinin cezalandırılmasına yönelik olduğu görülen

ihlal iddialarının adil yargılanma hakkının kapsamına girmediği

anlaşılmaktadır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Selahaddin MENTEŞ Raportör : Fatih ALKAN Başvurucu : Mustafa VURAL Vekili : Av. Ulaş BALAMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/18609, 11 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edildiğine
  9. B. Adil Yargılanma
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/18609
Tarih
11 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Revaziye İnci Başvurusu (B. No: 2015/4223)
  • Edat Yücel Seyhan Başvurusu (B. No: 2016/16204)
  • Rana Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3146)
  • Ferzende Eren Başvurusu (B. No: 2015/10299)
  • Burhan Yaz Başvurusu (B. No: 2016/67047)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Mustafa Baysal Başvurusu (B. No: 2016/58482)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.