İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nazife Başkan Başvurusu (B. No: 2016/69236)

1.Başvuru, bitişiğinde inşa edilen köprülü kavşak dolayısıyla

Başvuru No2016/69236Tarih3 Temmuz 2019Okuma20 dk · 4.002 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nazife Başkan Başvurusu

Karar tarihi
3 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2016/69236
R.G. Tarih ve Sayı
31/7/2019-30848
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.002 kelime·20 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.Başvuru, bitişiğinde inşa edilen köprülü kavşak dolayısıyla

taşınmazın değer kaybetmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/11/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirilmesine gerek görülmediğini

belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Öğretmen olan başvurucu 1970 yılında doğmuş olup Trabzon'da

ikamet etmektedir.

9. Başvurucu Trabzon'un Ortahisar

ilçesi Hızırbey Mahallesi Yalı Sofuoğlu mevkii 841

ada 17 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın 2 No.lu bağımsız

bölümünü 1/7/2013 tarihinde tapuda satın almıştır.

10. Başvurucu, taşınmazın bitişiğinde inşa edilen köprülü

kavşağın ortaya çıkardığı olumsuz etkiler sonucunda değer kaybettiği

gerekçesiyle zararının giderilmesi için 1/7/2015 tarihinde Karayolları Genel

Müdürlüğüne (İdare) başvurmuştur. Başvurunun zımnen reddi üzerine 27/10/2015

tarihinde Trabzon İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Başvurucu, kavşak

nedeniyle trafik gürültüsü ve kirliliğinin arttığı ayrıca taşınmazının önünün

kapandığı gerekçeleriyle 2.000 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden

itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminini istemiştir.

11. Mahkeme 15/3/2016 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

Kararın gerekçesi özetle şöyledir:

i. Aynı binanın farklı bağımsız bölümleri için yapılan bilirkişi

incelemesi sonucu hazırlanan raporlarda; dava konusu bağımsız bölümün

manzarasının kesilmediği, maruz kalacağı gürültü kirliliğinin bir miktar

artacağı ve bu nedenle değerinin %10 oranında azalacağı belirlenmiştir. Ancak

bu zarar kalemlerinin aynı yol üzerinde bulunan bütün işyeri ve daire sahipleri

için geçerli olduğu, başvurucunun zararının diğer işyeri ve daire sahiplerinden

farklı, özel ve olağan dışı bir nitelikte olmadığı, yapılan viyadük nedeniyle

oluşan genel külfetlere, kamu külfetlerindeki eşitlik ilkesi uyarınca herkesin

katlanması gerektiği belirtilmiştir.

ii. Ayrıca başvurucunun yeni kavşak sayesinde ulaşımı rahatlayan

yolun olanaklarından yararlanabileceği hususu dikkate alındığında kamu külfeti

olmaktan çıkan hizmetten yararlanan başvurucu yönünden maddi zarar bulunmadığı

sonucuna varılmıştır.

12. İtiraz edilen karar Trabzon Bölge İdare Mahkemesince

14/6/2016 tarihinde onanmıştır.

13. Yapılan karar düzeltme başvurusu, Samsun Bölge İdare

Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince 12/10/2016 tarihinde reddedilmiş ve karar

kesinleşmiştir. Nihai karar 25/10/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 23/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Mevzuat Hükümleri

15. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari

yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“ 1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.)

İdari dava türleri şunlardır:

...

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel

hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam

yargı davaları,

...”

B. Yargı Kararları

16. Trabzon Bölge İdare Mahkemesinin 10/9/2015 tarihli ve

E.2015/948,K.2015/1009 sayılı kararının ilgili

kısımları şöyledir:

''...Kamu hizmetinin yürütülmesinin neden ve

etkisinden kaynaklanan bir zararın doğmaması için idarece her türlü tedbir

alınmasına rağmen, hizmetin doğal ve zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkan,

hizmetten yararlananlar yönünden genel ve olağan nitelikteki bir külfetten

kaynaklanan zararın, kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca idarece

karşılanmasına olanak bulunmamaktadır. Kamu hizmetinin yürütülmesinden

kaynaklanan bir zararın, kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca

idarece karşılanabilmesi için, uğranıldığı ileri sürülen zararın kamu külfeti

olmaktan çıkıp, hizmetten yararlananlar yönünden özel ve olağan dışı bir

niteliğe dönüşmüş olması gerekir.

...

Davacı tarafından; taşınmazının sahil yoluna

ve caddeye cepheli, ana yola giriş çıkışı olan değerli bir konumda iken

caddenin ortasına yapılan viyadük ile önü kapandığı, ulaşımı ve kullanımı

kısıtlanarak büyük ölçüde değer yitirmesine yol açıldığı ileri sürülerek maddi

zararının tazmini istemiyle bakılmakta olan dava açılmış ise de; mahallinde

yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda; dava konusu 3 ve 4 no'lu dairenin ve zemin kattaki dükkanın manzarasının üst

geçit tarafından kesilmediği, bağımsız bölümlerin maruz kalacağı gürültü

kirliliğinin bir miktar artacağı, işyerinin ise; yolun sadece tek yöne giden

yol ile bağlantısının kalması neticesinde bir miktar müşteri azalması olacağı

ve bu nedenle değerinin % 10 oranında azalacağı kanaatine varıldığı görülmekte olup;bu zarar kalemlerinin sadece davacı açısından değil

aynı yol üzerinde bulunan bütün işyerive daire

sahipleri yönünden de ileri sürülebileceği, bu haliyle davacı tarafından

uğranıldığı ileri sürülen ve raporda da kabul edilen zarar kalemlerinin diğer

işyeri ve daire sahiplerinden farklı özel ve olağan dışı bir nitelikte

olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda yapılan viyadük

nedeniyle oluşan genel külfetlere 'kamu külfetlerindeki eşitlik ilkesi'

uyarınca herkesin katlanması gerektiği açıktır. Kaldı ki; davacının yeni kavşak

sayesinde ulaşımı rahatlayan yolun olanaklarından hem konut hem de işyeri

anlamında yararlanabileceği hususları dikkate alındığında, idarenin tazmin

sorumluluğunu gerektiren, kamu külfeti olmaktan çıkan, hizmetten yararlanan

davacı yönünden özel ve olağan dışı niteliğe dönüşen bir maddi zarar

bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

...''

17. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesinin

20/12/2017 tarihli ve E.2017/1308,K.2017/1261 sayılı

kararının ilgili kısımları şöyledir:

''Yaylacık 2.kısım ... ada ... parsellerde

yapılan davacıya ait inşaat projelerinin Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından

yapılan köprülü kavşak inşaatı sonrası gayrimenkullerin önünün kapandığı, bina

ve dükkanların etkin görünümünün zedelendiği ve taşınmazların büyük oranda

değer kaybına uğradığı ileri sürülerekşimdilik 10.000

TL maddi tazminatın işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan

davada; 28.2.2017 tarihli ara kararına istinaden yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi

sonrası hazırlanan raporda özetle; 'Ankara-Kayseri Devlet Karayollarının

Kırıkkale Şehir İçi Geçişleri, dava konusu kavşak noktasında birbirinden

ayrıldığı, ... köprülü kavşak nedeniyle davacının ulaşım sisteminden

yararlanmasında olumsuzluk olmadığı gibi eskisi gibi kent içi yollardan hizmet

alacağı, ayrıca binalar ile işyerlerinin manzarası, güneşlenmesi ve çevre

kirliliği ile gürültü durumunda eskiye göre değişiklik olacağı

söylenemeyeceğinden davacının taleplerinin imar mevzuatına, bölge şartlarına ve

onaylı imar planına uygun olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır.' şeklinde

görüş bildirildiği, bilirkişi raporu, mevzuat hükümleri ve Danıştay kararı

dikkate alındığında, davacı açısından 'idari faaliyet ile nedensellik bağı

kurulabilen, özel ve olağan dışı zarar' meydana gelmediğinin görüldüğü, bu

kapsamda “kamu külfetleri karşısında eşitlik” ya da diğer adıyla “fedakârlığın

denkleştirilmesi” yolu ile tazmin edilmesi gereken bir zarardan da

bahsedilemeyeceği ve idarenin kusursuz sorumluluğuna başvurulamayacağı

görüldüğünden açılan davanın reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle

davanın reddine ilişkin olarak Kırıkkale İdare Mahkemesi'nce verilen ...

kararın, davacı vekili tarafından, idari faaliyet ile müvekkili şirketin

uğradığı olağan dışı zarar arasında nedensellik bağı olduğu, bilirkişi

heyetinde emlak alanında uzman bir gayrimenkul değerleme uzmanı olması

gerekirken bu alanda uzman bir bilirkişi görevlendirilmeden karar verildiği,

bilirkişi raporunun tamamen teknik bir rapor olduğu ileri sürülerek kaldırılmasıistenilmektedir.

...

Kırıkkale İdare Mahkemesi'nce verilen ...

sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden

bulunmadığından, davacı tarafın istinaf isteminin reddi ...''

18. Samsun Bölge İdare Mahkemesinin 28/1/2016 tarihli ve E.2015/2821,K.2016/168 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

''Samsun İli, Bafra İlçesi, Kavakpınarı Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsele kayıtlı

taşınmazın maliki olan davacı tarafından, Samsun-Sinop karayolunun taşınmazın

önünden geçen kısma isabet eden bölümde beton ayaklar üzerine inşa edilen

köprülü kavşak yol yapımı nedeniyle, söz konusu taşınmazda(bina ve arsada)

meydana gelen 14.921,00-TL değer kaybının dava tarihinden itibaren işleyecek

yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada;

davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, değer kaybı nedeniyle talep edilen

14.921,00-TL'nin 11.605,23-TL'lik kısmının 26.11.2014 tarihinden itibaren

işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesine,

fazlaya ilişkin tazminat isteminin ise reddine karar veren ... kararının; ... itirazen incelenerek bozulması istemidir.

...

İtiraz dilekçelerinde öne sürülen iddialar,

bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında yerinde ve kararın

bozulmasını sağlayacak mahiyette görülmemiştir.

...''

19. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin

28/12/2016 tarihli ve E.2016/227,K.2016/601 sayılı

kararının ilgili kısımları şöyledir:

''...

Kamu hizmetinin yürütülmesinin neden ve

etkisinden kaynaklanan bir zararın doğmaması için idarece her türlü tedbir

alınmasına rağmen, hizmetin doğal ve zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkan,

hizmetten yararlananlar yönünden genel ve olağan nitelikteki bir külfetten

kaynaklanan zararın, kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca idarece

karşılanmasına olanak bulunmamaktadır. Kamu hizmetinin yürütülmesinden

kaynaklanan bir zararın, kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca

idarece karşılanabilmesi için, uğranıldığı ileri sürülen zararın kamu külfeti

olmaktan çıkıp, hizmetten yararlananlar yönünden özel ve olağan dışı bir

niteliğe dönüşmüş olması gerekir.

Olayda, davacıya ait üzerinde dükkan bulunan

ve Batman şehir merkezinde yer alan taşınmazın bulunduğu alanda, söz konusu

yolun iller arası yollar ile şehir içi trafiğinin kesişim noktasında yer aldığı

gözetildiğinde, bu alanda idarece yol ve köprülü kavşak çalışması yapılmak

suretiyle trafiğin rahatlatılması ve farklı seviyede yol çalışması yapılarak

her iki yönden gelen trafiğin güvenli bir şekilde akışı sağlanarak can ve mal

emniyeti açısından tedbir alınmasının kamu yararına ve hizmet gereklerine

aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Ancak, anılan köprülü kavşak ve yol

çalışmasından, o bölgede oturan ve çalışanlar ile yolun Diyarbakır-Siirt ve

Batman-Bitlis yolunun kesişim noktası olması nedeniyle tüm kamu yararlanmakta

iken, söz konusu köprülü kavşak ve yol çalışmasının yalnızca çok az sayıda

taşınmazın konum ve niteliğini etkilediği, başka bir anlatımla kamu yararı

bulunan bu hizmetten dolayı davacının özel ve olağan dışı bir zararının söz

konusu olduğu açıktır.

Bu durumda, trafik akışının ve yaya geçişinin

rahatlatılması amacıyla şehir merkezinde köprülü kavşak ve yol çalışması

yapılması sırasında farklı seviyede yol yapılması sonrasında veya başka

sebeplerle davacıya ait taşınmazın değer yitirdiği ve oluşan maddi zararın

kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiği

sonucuna ulaşılmıştır.

...''

20. Danıştay Onuncu Dairesinin 4/11/2015 tarihli ve E.2012/2512,

K.2015/4746 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

''...

Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi

sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini

esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir

sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan

sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan

dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.

Kusursuz sorumluluk sebeplerinden olan “kamu

külfetleri karşısında eşitlik” ya da diğer adıyla “fedakârlığın

denkleştirilmesi” ilkesi, nimetlerinden tüm toplum tarafından yararlanılan

idarenin eylem ve işlemlerinden doğan külfetlerin, sadece belli kişi veya

kişilerin üstünde kalması durumunda, bu kişi veya kişilerin uğradığı

zararların, kusuru olmasa dahi idarece, tazminini öngörmektedir. Risk

sorumluluğundan farklı olarak burada, kazalardan kaynaklanmayan, diğer bir

deyişle arızi nitelikte olmayan, önceden öngörülebilen zararların tazmini söz

konusudur. İdari faaliyetin doğal sonucu olan bu zarar, etki alanı bakımından

sınırlı, özel ve olağan dışı nitelik arz etmektedir.

...

Dosyanın incelenmesinden, yaptırılan keşif ve

bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ... ek rapora göre; davacılara ait

taşınmazın Tekkeköy Belediyesi imar planı içinde, üzerine ayrık nizam 4 katlı

bina yapılabilir durumda boş arsa olduğu, taşınmazda şu haliyle tarım

yapıldığı, üzerinde bina veya müştemilat bulunmadığı, kavşak ve üst geçit

yapılmasından dolayı, parselin doğusuna duvar çekildiği ve bu cephesinin

kapatıldığı, taşınmazın imar durumu ve mevcut durumu dikkate alındığında

üzerine yapılabilecek inşaat ve eklentilerinde bir azalma olmadığı, ancak köprü

yapılmasından dolayı taşınmazın mevcut kotunun köprünün kotundan 8 metre

civarında değişen yükseklikte aşağıda kaldığı, taşınmazda kavşak ve üst geçit

inşaatı nedeniyle ulaşım, doğal afetler, görünüm, estetik, mimari çözüm, çevre

emniyeti, ekonomi, ticari kazanım ve yapım maliyetleri yönünden % 16 oranında

değer kaybının meydana geldiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, kavşak ve üst geçit yapımı

sonrasında davacılara ait taşınmazın değer yitirdiği ve oluşan maddi zararın

kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiği

sonucuna ulaşılmaktadır...''

21. Danıştay Onuncu Dairesinin 15/3/2016 tarihli ve E.2013/6827,

K.2016/1402 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

''Dava; Mardin ili, Kızıltepe ilçesi, Tepebaşı

Mahallesi, ... Mevkii, ... sayılı taşınmazların maliki olan davacı tarafından;

anılan taşınmazların önünden geçen yol üzerinde davalı idarece inşa edilen

farklı seviyeli köprülü kavşak düzenlemesi ve üst geçit inşaat duvarı inşaatı

nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 913.727,12 TLdeğer

kaybının karşılığı zararın kanuni faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi

istenilmektedir.

...

Kusursuz sorumluluk türlerinden birisi de, kimilerince kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi

olarak da adlandırılan fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesidir. Dava konusu

olayın bu ilke çerçevesinde değerlendirilerek idarenin tazmin sorumluluğuna

hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ancak tazmin edilecek zararın

miktarının nasıl belirleneceği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir...''

22. Danıştay Onuncu Dairesinin 22/5/2017 tarihli ve E.2014/5034,

K.2017/2518 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

''Dava; Çorum ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, .. parsel sayılı

taşınmazda yer alan davacıya ait bağımsız bölümlerin, Çorum-Osmancık Köprülü

Kavşak yapımı sonucu değer kaybettiğinden bahisle, uğranılan zarar karşılığı

162.965,00 TL ve kiraya verilememesinden kaynaklı 7.000,00 TLkira

kaybından oluşan toplam 169.965,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte

ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

...

İdarenin kusursuz sorumluluğu, kamu hizmetinin

görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların

idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil

derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin

doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve

olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.

Kusursuz sorumluluk sebeplerinden olan “kamu

külfetleri karşısında eşitlik” ya da diğer adıyla “fedakârlığın

denkleştirilmesi” ilkesi, nimetlerinden tüm toplum tarafından yararlanılan

idarenin eylem ve işlemlerinden doğan külfetlerin, sadece belli kişi veya

kişilerin üstünde kalması durumunda, bu kişi veya kişilerin uğradığı

zararların, kusuru olmasa dahi idarece tazminini öngörmektedir. Risk

sorumluluğundan farklı olarak burada, kazalardan kaynaklanmayan, diğer bir

deyişle arızi nitelikte olmayan, önceden öngörülebilen zararların tazmini söz

konusudur. İdari faaliyetin doğal sonucu olan bu zarar, etki alanı bakımından

sınırlı, özel ve olağan dışı nitelik arz etmektedir.

... davalı idarece yapılmış olan katlı yol

inşaatı sonrasında davacıya ait bağımsız bölümündeğer

yitirdiği ve oluşan maddi zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı

idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

...''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 3/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; maliki olduğu bağımsız bölümün bulunduğu binanın

karşısına inşa edilen köprülü kavşak nedeniyle trafik yoğunluğunun, çevre

kirliliğinin ve gürültünün arttığını, ulaşımının kısıtlandığını ve taşınmazının

manzarasının kapandığını belirtmektedir. Bu nedenlerle taşınmazında meydana

gelen değer kaybının tazmini için İdare aleyhinde açtığı davada keşif

yapılmadan eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verildiğini iddia

etmektedir. Başvurucu bu gerekçelerle mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

26. Başvurucu, eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Ancak somut olayda başvurucunun bu yöndeki iddialarını

temellendirecek somut bulgu ve kanıtları ortaya koyamadığı anlaşılmaktadır.

27. Başvurucunun şikâyetlerinin özü, taşınmazının karşısına inşa

edilen köprülü kavşağın ortaya çıkardığı olumsuz etkiler sonucu taşınmazının

bedelinin düştüğü ve değer kaybının tazmini için açtığı davada eksik incelemeye

dayalı karar verildiği iddialarına ilişkin olduğundan şikâyetlerini mülkiyet

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

29. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

30. Somut olayda başvuruya konu taşınmazın başvurucu adına

tapuda kayıtlı olduğu anlaşıldığına göre Anayasa'nın 35. maddesi anlamında

mülkün varlığında tereddüt bulunmamaktadır.

31. İlk derece mahkemesinin kararında, başvurucunun taşınmazının

bitişiğine köprülü kavşak yapılmış olmasının söz konusu bağımsız bölümün maruz

kalacağı gürültü kirliliğinin artmasına yol açacağı ve bu durumun taşınmazın

değerini yaklaşık %10 oranında azaltacağı tespit edilmiştir. Bu kavşağın kamu

gücü tasarrufu çerçevesinde inşa edildiği de dikkate alındığında belirtilen

şekilde taşınmazın değerinin azalmasına yol açılmasının mülkiyet hakkına

müdahale teşkil ettiği açıktır.

32. Bununla birlikte başvuru konusu olayda başvurucunun

mülkünden yoksun bırakılması söz konusu değildir. Başvurucunun taşınmazının

yakınına köprülü kavşak inşa edilmesi suretiyle taşınmazın kullanımına yapılan

müdahalenin mülkiyetin kullanımının kontrolü veya düzenlenmesi niteliği

taşımadığı da açıktır. Bu olayda köprülü kavşak inşası ile başvurucunun

taşınmazında trafiğin ve gürültünün artması, ayrıca taşınmazın manzarasının

kapanması nedenleriyle değerinin düştüğü ileri sürüldüğüne göre başvurunun mülkiyetten

barışçıl yararlanma hakkına müdahaleye ilişkin genel kural çerçevesinde

incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

33. Anayasa’nın

"Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

34. Anayasa'nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde

korunabilmesi yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir.

Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına

ilişkin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler kimi

durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet

hakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (Eyyüp Boynukara, B.

No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu

İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş., § 44).

35. Ancak hemen belirtmek gerekir ki bazı durumlarda devletin

pozitif ve negatif yükümlülüklerinin birbirinden ayrılması da mümkün

olamamaktadır. Üstelik devletin ister pozitif isterse de negatif yükümlülükleri

söz konusu olsun, uygulanacak ilkeler de çoğunlukla önemli ölçüde benzeşmektedir

(Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve

Tic. Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018, § 70).

36. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulması durumunda bu

müdahalenin malik üzerinde doğurduğu olumsuz sonuçların mümkünse eski hâle

döndürülmesini, mümkün değilse malikin zarar ve kayıplarının telafi edilmesini

sağlayan idari veya yargısal birtakım hukuki mekanizmaların oluşturulması

devletin pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir. Bu bağlamda hak ihlalinin

sonuçlarının giderilmesi bakımından ne tür hukuki mekanizmaların öngörüleceği

hususu devletin takdirindedir. Bu husus kural olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi

alanı dışındadır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin tercih edilen idari

veya yargısal mekanizmanın malik üzerinde doğurduğu olumsuz etkilerin

düzeltilmesi bakımından yeterli ve elverişli olup olmadığı hususundaki denetim

yetkisi saklıdır. Bu bağlamda düzeltici bir mekanizmanın hiç oluşturulmaması

veya oluşturulan mekanizmanın müdahaleden önceki durumu tesis edici veya oluşan

kayıpları giderici bir nitelik arz etmemesi durumunda mülkiyet hakkının devlete

yüklediği pozitif yükümlülükler ihlal edilmiş olur (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş.,§ 46).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

37. Başvurucu; inşa edilen köprülü kavşak nedeniyle trafik

yoğunluğunun, çevre kirliliğinin ve gürültünün artması, ulaşımının kısıtlanması

ve manzarasının kapanması nedeniyle taşınmazının değerinin düştüğünden ve

zararının karşılanmamasından yakınmaktadır.

38. Başvuru konusu olayda, başvurucuya ait bağımsız bölümün

bulunduğu binanın karşısına yıllara paralel olarak artan araç sayısının yol

açtığı trafik sirkülasyonunu azaltmak, dolayısıyla trafik güvenliğini, can ve

mal emniyetini sağlamak adına Reşadiye

farklı seviyeli köprülü kavşağı inşa edilmiştir. Başvurucunun kavşak

inşası nedeniyle taşınmazında oluşan değer kaybının tazmini istemiyle açtığı

dava ise reddedilmiştir. Mahkeme başvurucunun taşınmazının %10 değer kaybına uğradığını

tespit etmiştir. Ancak Mahkemece bu zarar kalemlerinin aynı yol üzerinde

bulunan bütün işyeri ve daire sahipleri açısından geçerli olduğu, başvurucunun

zararının diğer işyeri ve daire sahiplerinden farklı, özel ve olağan dışı bir

nitelikte olmadığı ifade edilmiştir. Mahkemeye göre başvurucunun oluşan genel

külfetlere kamu külfetlerindeki eşitlik ilkesi uyarınca katlanması

gerekmektedir.

39. Bununla birlikte başvurucunun taşınmazının bitişiğinde köprülü kavşak yapılması nedeniyle doğan

zarara başvurucunun katlanması gerektiği yönündeki derece mahkemelerinin

kararlarında herhangi bir kanuni dayanak gösterilmemiştir.

40. İdarenin trafiğin düzenlenmesi maksadıyla yeni yol, kavşak,

köprü gibi inşa çalışmalarının kamu hizmetlerin sürekliliği ve artan

ihtiyaçların karşılanması maksadına yönelik olarak yapıldığı

değerlendirildiğinden köprülü kavşak inşası sonucu oluşan müdahalenin kamu

yararına dayalı, meşru bir amacının bulunduğu açıktır.

41. Somut olayda İdarenin ulaşım faaliyetlerinin devamlılığını

sağlamak üzere yaptığı köprülü kavşak yüzünden başvurucunun taşınmazında değer

kaybı oluştuğu derece mahkemelerince açık bir biçimde tespit edilmiştir.

Başvurucunun taşınmazında yaşanan böyle bir değer kaybının zarara yol açtığı ve

bu zarara da İdarenin yaptırdığı köprülü kavşağın sebebiyet verdiği ise

kuşkusuzdur. Bu yüzden uğranılan zararların giderilmemesi ise başvurucuya önemli

bir külfet yüklemektedir. Söz konusu idari eylemle başvurucunun taşınmazında

böyle bir zarara yol açıldığı ortada olduğuna göre mülkiyet hakkının

korunmasının devlete yüklediği pozitif yükümlülükler çerçevesinde eski hâle getirme kuralı kapsamında bu

zararın giderilmesi gerekir. Aksi takdirde yani İdarenin salt kusurlu olup

olmadığına göre sorumluluğun belirlenmesi veya söz konusu külfete bütünüyle

mülk sahibinin katlanması sonucuna varılması başvurucuya şahsi olarak yüklenen

külfeti olağan dışı bir biçimde arttırır.

42. Nitekim benzer şikâyetlerle açılan davalarda bazı bölge

idare mahkemeleri ve Danıştay tarafından da idarenin kusursuz sorumluluğu

esasına dayanan hâllerde özel ve olağan dışı nitelik arz eden zararların İdare

tarafından karşılanacağı kabul edilmiştir (bkz. §§ 17-22). Somut olayda her ne

kadar derece mahkemelerince başvurucunun zararının diğer işyeri ve daire

sahiplerinden farklı, özel ve olağan dışı bir nitelikte olmadığı belirtilmiş

ise de aynı binanın başka bağımsız bölümlerinde yapılan keşif sonrası alınan

bilirkişi raporlarında görüntü ve gürültü kirliliğinin artmasından dolayı

taşınmazların %10 oranında değer kaybına uğrayacağı tespit edilmiştir. Buna

göre başvurucunun kavşak yakınında taşınmazı bulunmayan ve yalnızca kavşağı kullanan

kişiler ile eşit şekilde külfet altına sokulduğundan bahsetmek de mümkün

değildir. Dolayısıyla başvurucunun diğer taşınmaz maliklerine oranla daha ağır

bir külfet altına sokulduğunun gözönünde tutulması

gerekir.

43. Bu durumda İdarece yaptırılan köprülü kavşağın olumsuz

etkileri nedeniyle başvurucunun taşınmazında meydana gelen değer düşüklüğüne

rağmen derece mahkemelerinin oluşan zarara bütünüyle başvurucunun katlanması

gerektiğine yönelik yorumları başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir

külfet yüklemektedir. Sonuç olarak başvurucunun köprülü kavşağın hemen

bitişiğinde olan taşınmazı yönünden uğradığı söz konusu zararın karşılanmaması

nedeniyle devlete mülkiyet hakkının yüklediği pozitif yükümlülüklerin somut

olay bağlamında yerine getirilmediği kanaatine varılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

45. Başvurucu, lehine tazminata hükmedilmediği gibi aleyhine

vekâlet ücretine hükmedilerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

46. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar

verildiğinden aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden bu aşamada inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından

söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani

ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle

devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin ve bunların

yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve

manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer

tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).

49. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama

işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim

yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).

50. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için

yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §

58).

51. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiği

hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece

mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,

§ 59).

52. Başvurucu, yeniden yargılama yapılması talebinde

bulunmuştur.

53. Anayasa Mahkemesi köprülü kavşak yapımı yüzünden başvurucunun

taşınmazının uğradığı değer kaybı zararının karşılanmaması nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin

idari bir eylemden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Ancak bu idari eylemin

sonuçlarının giderimi için mevcut bir yargısal yolun sonuçsuz kalmasından sonra

bireysel başvuru yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mülkiyet hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmaktadır.

54. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması

gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve

nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Trabzon İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Trabzon

İdare Mahkemesine (E.2015/1495, K. 2016/323) GÖNDERİLMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

3/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör : Olcay ÖZCAN Başvurucu : Nazife BAŞKAN Vekili : Av. Selim Burak ÖZDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/69236, 3 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Mevzuat Hükümleri
  8. B. Yargı Kararları
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının
  11. B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  14. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  15. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  16. D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL
  17. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  18. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Gökcan
  20. Özgüldür
  21. Hakyemez
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/69236
Tarih
3 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Murat Kur ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7604)
  • Ali Şafak Başvurusu (B. No: 2015/2853)
  • Delali Özdemir ve Leyla Padır Başvurusu (B. No: 2015/19218)
  • Murat Aydın Başvurusu (B. No: 2016/58533)
  • Mehmet Tursun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/2889)
  • Altun Ayhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/13868)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.