İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Saadet Esin Başvurusu (B. No: 2014/18103)

30264

Başvuru No2014/18103Tarih26 Ekim 2017Okuma17 dk · 3.362 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Saadet Esin Başvurusu

Karar tarihi
26 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/18103
R.G. Tarih ve Sayı
8/12/2017 -
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.362 kelime·17 dk okuma·24 bölüm

30264

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın belli bir kısmının üzerinden yüksek

gerilim hattının geçirilmesi amacıyla idari irtifak kurulması kararı alınması

sebebiyle açılan kamulaştırma bedelinin tespiti davasında belirlenen bedelin

yetersiz görülmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1954 doğumlu olup Ankara'da ikamet etmektedir.

9. Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (İdare) tarafından

başvurucunun Ankara ili Polatlı ilçesi Tatlıkuyu

köyünde kâin 354 parsel numaralı 66.500 m² büyüklüğündeki taşınmazının 5.584,09

m²lik kısmı üzerinden yüksek gerilim hattı geçirilmesi amacıyla idari irtifak

kurulması kararı alınmıştır. Taraflar arasında uzlaşma sağlanmaması üzerine

İdare tarafından 9/4/2010 tarihinde bedel tespiti davası açılmıştır.

10. Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, idari irtifak nedeniyle "II.

sınıf sulu tarım arazisi" olan taşınmazın değerinde %1,7 oranında azalma

meydana geleceği belirtilmiştir. Taşınmazda buğday ve bostan üretimi yapıldığı

varsayımıyla ve %4 kapitalizasyon faizi uygulanmak

suretiyle net gelir yöntemiyle taşınmazın çıplak m² değeri 13 TL olarak saptanmıştır.

Raporda ayrıca taşınmazın değerini etkileyen objektif nedenler de dikkate

alınmıştır. Buna göre taşınmazın kuş uçuşu Polatlı ilçe merkezine 14,7 km, Tatlıkuyu köy merkezine 2,1 km, hızlı tren yoluna 3,6 km ve

Ankara-Polatlı karayoluna 10,7 km uzaklıkta olmasının taşınmazın değerini %30

oranında artırdığı kabul edilmiştir. Bu doğrultuda taşınmazın çıplak m² değeri

%30 oranında artırılmış ve sonuçta taşınmazın net çıplak birim değeri 16,90 TL

olarak belirlenmiştir. Bu fiyat üzerinden yapılan hesaplamaya göre idari

irtifak bedeli 19.105,45 TL olarak tespit edilmiştir.

11. Mahkemece 3/8/2010 tarihli kararla bu bilirkişi raporuna

dayanılarak idari irtifak bedeli 19.105,45 TL olarak tespit edilmiştir.

12. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi (Daire)

15/12/2011 tarihli kararıyla "tespit

edilen metrekare birim fiyatına ilave edilecek objektif değer artırıcı unsur

oranının yüzde on oranında olacağı

düşünülmeden, daha yüksek oranda objektif değer artış oranı kabul eden

bilirkişi raporuna göre fazladan bedele hükmedilmesi"nin doğru görülmediği

gerekçesiyle kararı bozmuştur.

13. Bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılamada Daire

kararı doğrultusunda objektif değer artırıcı unsur %10 olarak kabul edilmek

suretiyle yeniden yapılan hesaplama sonucu kamulaştırma bedeli 16.166,15 TL

olarak belirlenmiştir. Mahkeme 23/5/2013 tarihli kararıyla bu oran üzerinden

tazminata hükmetmiş, daha önce fazladan hükmedilen 2.930,30 TL'nin davacı

İdareye iadesine karar vermiştir.

14. Mahkeme kararı Dairenin 18/2/2014 tarihli kararıyla onanmış,

karar düzeltme istemi de 23/9/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai

karar 13/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 19/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “İrtifak hakkı kurulması” kenar başlıklı

4. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Taşınmaz malın mülkiyetinin

kamulaştırılması yerine, amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın

belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla

irtifak hakkı kurulabilir."

17. 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesinin üçüncü ve dördüncü

fıkralarının ilgili bölümü şöyledir:

“...bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak

taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek,

hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;

...

ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer

objektif ölçüleri,

Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu

unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da

dikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme

standartlarına uygun, gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak

taşınmaz malın değerini tespit ederler.

Taşınmaz malın değerinin tespitinde,

kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer

artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr

dikkate alınmaz.

Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde,

bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymet

düşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırma

bedelidir.”

B. Uluslararası Hukuk

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Kahyaoğlu ve diğerleri/Türkiye (B. No:

37203/05, 31/5/2016, §§ 4-19) kararına konu olayda, başvurucuların taşınmazının

bir bölümü üzerinde kamulaştırma yapılmaksızın veya kamu irtifakı tesis

edilmeksizin enerji nakil hattı geçirilmiştir. Başvurucular tarafından

kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasında mahkeme bilirkişi

görüşüne başvurmuştur. Bilirkişi, taşınmazın bir bölümünün üzerinden enerji

nakil hattı geçirilmiş olması dolayısıyla değerinin %9 oranında azaldığını

kabul ederek tazminat hesaplamıştır. Ancak mahkemece, Yargıtay kararlarında

kamu irtifakı kurulması nedeniyle taşınmazda oluşacak değer düşüklüğünün

taşınmazın toplam değerinin %2'sini geçemeyeceğinin belirtildiği gerekçe

gösterilerek meydana gelen zararın taşınmaz değerinin %2'siyle sınırlı olduğu

sonucuna ulaşılmıştır. Mahkeme bu görüşten yola çıkarak bilirkişi raporundaki

tespite rağmen taşınmazın değerinin %7'sine isabet eden tazminat istemi

yönünden davayı reddetmiştir. Söz konusu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

20. AİHM, bilirkişi raporunda taşınmazda oluşan değer kaybı

taşınmazın gerçek değerinin %9'u olarak tespit edildiği hâlde mahkemenin

Yargıtay içtihadından hareketle zarar miktarını taşınmaz değerinin %2'si ile

sınırlandırdığına işaret ettikten sonra yargı mercilerince bunun gerekçesinin

açıklanamadığını vurgulamıştır. AİHM, Yargıtayın

farklı durumların gözönünde bulundurulmasını dışlayan

katı yorumu nedeniyle başvurucuların taşınmaz değerinin %7'sine tekabül eden

zararlarının karşılanamadığını belirtmiş ve bunun da kamu yararı ile bireysel

yarar arasındaki adil dengeyi bozduğunu ifade ederek mülkiyet hakkının ihlal

edildiği sonucuna ulaşmıştır (Kahyaoğlu ve

diğerleri/Türkiye, §§ 33-40).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 26/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, Dairenin Mahkeme kararını keyfî bir şekilde ve

gerekçesiz olarak bozduğundan yakınmaktadır. Başvurucu sonuç olarak ödenen

tutarın taşınmazın gerçek bedelini yansıtmaktan uzak olduğunu ileri sürmekte ve

adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirtmektedir.

B. Değerlendirme

23. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

24. Anayasa'nın 46. maddesi şöyledir:

"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu

yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,

özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla

gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî

irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan

artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun

uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin

gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve

turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir.

Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş

yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.

Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan

doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.

İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde

ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları

için öngörülen en yüksek faiz uygulanır. "

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Dairenin gerekçesiz olarak

Mahkeme kararını bozduğuna yönelik şikâyetinin özünün kamulaştırma bedelinin

miktarına ilişkin olduğu gözetildiğinde başvurunun mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

26. Başvurucunun irtifak bedelinin tespitine ilişkin şikâyetinin

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

27. Somut olayda başvurucunun taşınmazının bir bölümünün

üzerinde enerji nakil hattı geçirilmesi amacıyla idari irtifak kurulmuştur.

28. Anayasa'nın mülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural

ihtiva ettiği görülmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle "mülkten

barışçıl yararlanma hakkı"na yer verilmiş;

ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi

belirlenmiştir. "Mülkten yoksun bırakma" ve "mülkiyetin

kontrolü" mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir. Mülkten yoksun

bırakma şeklindeki müdahalede mülkiyetin kaybı söz konusudur. Mülkiyetin

kullanımının kontrolünde ise mülkiyet kaybedilmemekte ancak mülkiyet hakkının

malike tanıdığı yetkilerin kullanım biçimi, toplum yararı gözetilerek

belirlenmekte veya sınırlandırılmaktadır. Mülkten barışçıl yararlanma hakkına

müdahale ise genel nitelikte bir müdahale türü olup mülkten yoksun bırakma ve

mülkiyetin kullanımının kontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahalenin

mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale kapsamında ele alınması

gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,

B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§ 55-58).

29. Başvurucunun taşınmazının üstünden enerji nakil hattı

geçirilen bölümünün kamulaştırılması söz konusu olmadığından bunun mülkten

yoksun bırakma kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır. İlgili imar mevzuatı

gereğince taşınmazın enerji nakil hattının altında kalan bölümünde inşaat

yapılması imkânının ortadan kalktığı gözetilerek bu müdahalenin

"mülkiyetin kontrolü" çerçevesinde incelenmesi gerektiği düşünülebilir.

Bununla birlikte buradaki müdahale; taşınmazın kullanım şeklini düzenleyen,

diğer bir ifadeyle inşaat yasağı öngören ilgili imar mevzuatının doğrudan

uygulanması sonucu gerçekleşmemiştir. Müdahale, taşınmazın üzerinden enerji

nakil hattı geçirilmesinden kaynaklanmış olup inşaat yasağı, bu müdahalenin

dolaylı bir sonucudur. Dolayısıyla somut olaydaki müdahalenin genel kural olan

"mülkten barışçıl yararlanma" kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna ulaşılmaktadır (Abdülkerim Çakmak

ve diğerleri, B. No: 2014/1964, 23/2/2017, § 42).

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

30. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

31. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir.

i. Kanunilik

32. İdari irtifak kurulmasının usul ve esasları 2942 sayılı

Kanun'da düzenlenmiştir. Somut olayda başvurucunun taşınmazının bir bölümünün

üzerinde enerji nakil hattı geçirilmesi amacıyla idari irtifak kurulduğu ve

idari irtifak kurulması sürecinin 2942 sayılı Kanun’a göre sürdürülerek

tamamlandığı görülmektedir. Bu durumda mülkiyet hakkına müdahalenin kanuni

dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.

ii. Meşru Amaç

33. Somut olayda başvurucunun taşınmazı üzerinde idari irtifak

kurulmasının amacı taşınmazın üzerinden enerji nakil hattı geçirilmesidir.

Enerji nakil hattı inşasında kamu yararı bulunduğu hususunda duraksama söz

konusu değildir.

iii. Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

34. Ölçülülük ilkesi; “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını

yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,

E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012

E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15,

K.2013/131, 14/11/2013; E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19,

29/1/2014; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015;

E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

35. İdari irtifak kurulmak suretiyle mülkiyet hakkına yapılan

müdahalelerde, hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında

gözetilmesi gereken adil denge ancak malike tazminat ödenmek suretiyle

sağlanabilir. Diğer bir ifadeyle idari irtifak kurulmak suretiyle mülkiyet

hakkına müdahalede bulunulan durumlarda malike tazminat ödenmesi, müdahaleyle

malike yüklenen aşırı külfetin telafi edilmesini temin eden temel bir araçtır.

Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında, gerek kamulaştırmada gerekse

idari irtifak kurulmasında taşınmazın gerçek karşılığının ödeneceği ifade

edilmiştir. İdari irtifak kurulan hâllerde gerçek karşılık, idari irtifak

kurulması nedeniyle taşınmazın değerinde meydana gelen azalmayı karşılayan

tutardır. Bu itibarla idari irtifak kurulması nedeniyle taşınmazın değerinde

meydana gelen azalmayı karşılayacak düzeyde bir tazminatın ödenmediği

durumlarda somut olayın koşulları da gözetilerek müdahalenin orantılı olmadığı

sonucuna ulaşılabilir.

36. Çok sayıda alıcısı ve satıcısı bulunmayan ve satışa konu

olan malların aynı nitelikte (homojen) olmadığı emlak piyasasında; bir

taşınmazın herkes için geçerli tek, değişmez ve kolay hesaplanabilir bir

fiyatının olmadığı da gözönünde bulundurulmalıdır.

Anayasa'nın koruması altında bulunan mülkiyet hakkı açısından önemli olan

kamulaştırılan veya üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın gerçek değerinin

2942 sayılı Kanun'a göre belirlenmesi, irtifak hakkı kurulan taşınmazda meydana

gelen değer düşüklüğü karşılığının objektif kriterlere göre tespit edilmesi ve

ulaşılmak istenen kamu yararı ile orantılı bir bedelin başvuruculara

ödenmesidir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No: 2013/2511, 22/1/2015, § 48).

37. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı devlete

birtakım pozitif yükümlülükler de yüklemektedir. Pozitif yükümlülükler kural

olarak özel hukuk kişilerince yapılan müdahalelere karşı anayasal koruma

sağlamakla birlikte kamu otoritelerince gerçekleştirilen müdahalelerde de

devletin özellikle usule ilişkin bazı pozitif yükümlülükleri söz konusu

olabilir. Bunlar kamu tarafından gerçekleştirilen müdahalenin etkilerini

giderici, diğer bir ifadeyle telafi edici yasal, idari ve fiilî tedbirleri

kapsamaktadır (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,

§ 67).

38. Mülkiyet hakkına kamu otoriteleri tarafından müdahalede

bulunulması durumunda bu müdahalenin malik üzerinde doğurduğu olumsuz

sonuçların mümkünse eski hâle döndürülmesini, mümkün değilse malikin zarar ve

kayıplarının telafi edilmesini sağlayan idari veya yargısal birtakım hukuki

mekanizmaların oluşturulması devletin pozitif yükümlülükleri gereği olduğu gibi

söz konusu mekanizmaların var olup olmadığı hususu, aynı zamanda müdahalenin

ölçülülüğünün değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulacak bir unsurdur. Bu bağlamda düzeltici bir mekanizmanın

oluşturulmaması veya oluşturulan mekanizmanın müdahaleden önceki durumu tesis

edici ya da oluşan kayıpları giderici bir nitelik arz etmemesi ya da fiilen

adil ve etkili bir karar verme sorumluluğunun yerine getirilmemesi durumlarında

müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılabilir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 68).

39. Öte yandan müdahaleyle başvurucuya yüklenen külfetin

dengelenmesi amacıyla tanınan imkânlara ilişkin olarak oluşturulan idari veya

yargısal mekanizmalar kapsamında uygulanan hukuk kurallarının belirsiz olması

ya da öngörülebilirlik kriterini taşımaması durumunda da ölçülülük ilkesinin

zedelenmesi söz konusu olabilir. Bu aşamadaki hukuk kurallarından kastedilen;

müdahaleye imkân tanıyan, diğer bir anlatımla müdahalenin kanuni dayanağını

oluşturan kurallar olmayıp müdahale ile malik üzerinde oluşan aşırı yükün

dengelenmesi gayesiyle teşkil ettirilen hukuk yollarının işletilmesi sürecinde

tatbik edilen kurallardır (Cevat Aydın,

B. No: 2014/13886, 4/10/2017, § 51).

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

40. İdari irtifak yoluyla malikin mülkiyet hakkının sona

erdirildiği hâllerde taşınmazda oluşan değer azalışını karşılayacak düzeyde bir

bedelin malike ödenmesi orantılılık ilkesinin gereğidir. Taşınmazdaki değer

azalmasının tespiti teknik ve uzmanlık gerektiren bir konudur. Bu nedenle

kamulaştırılan taşınmazın bedelinin tespiti uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman dairelerinin yetki ve

görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda uzmanlaşmış bir mahkeme olmadığı gibi

mülkiyet hakkı kapsamında yapılan bireysel başvurularda bedel veya değer

düşüklüğünün karşılığını hesaplamak gibi bir görevi de bulunmamaktadır. Anayasa

Mahkemesinin mülkiyet hakkına yapılan müdahale ile ödenen bedel arasındaki

ilişki yönünden yapacağı tespit, orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, § 49; Abdülkerim Çakmak ve diğerleri, § 52).

41. Başvurucu, taşınmazın değerini etkileyen objektif değer

artış oranının %10 olarak dikkate alınmasından yakınmaktadır. Başvurucu lehine

hükmedilen tazminatın, taşınmazın değerinde meydana gelen azalmayı karşılayıp

karşılamadığının ve dolayısıyla müdahalenin ölçülü olup olmadığının denetiminin

yapılabilmesi bakımından "taşınmazın değerini etkileyen objektif unsurlar"ın mahiyetinin ortaya konulması

gerekmektedir.

42. 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının (f)

bendinde araziler için kamulaştırma bedelinin, taşınmazın kamulaştırma

tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması hâlinde

getireceği net getiri esas alınarak belirlenmesi öngörülmektedir. Düzenli ve

sürekli tarımsal getiri istatistikleri ise ülkemizde il ve ilçe tarım

müdürlükleri tarafından il merkezi ve ilçeler düzeyinde tutulmaktadır. Bu

nedenle mahkemeler ve mahkemelerin atadığı bilirkişiler, Yargıtayın

yerleşik içtihatları doğrultusunda özel bir durum olmadıkça kamulaştırma

bedelinin tespitinde resmî birer kurum olan il ve ilçe tarım müdürlüklerinin

verilerini kullanmaktadırlar (Tahsin Erdoğan,

B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 63).

43. Net gelir yönteminde, taşınmazda mutat olarak ekilen tarım ürünlerinin

ortalama verim miktarı ile değerlendirme yılındaki ortalama toptan kilogram

satış fiyatları esas alınarak arazinin değerlendirme yılında bir dekarından

elde edilecek gayrisafi geliri bulunur. Gayrisafi gelirden ortalama masraflar

çıkarılarak net gelir hesaplanır. Hesaba alınan ürünlerin yıllık ortalama

fiyatları değil hasat dönemindeki fiyatları esas alınır (Cevat Aydın, § 57).

44. Taşınmazın değerini etkileyen objektif unsurlar da değerin

belirlenmesinde hesaba katılmaktadır. Bu unsurların tahdidi olarak sayılması

mümkün değil ise de taşınmazın yola ve yerleşim yerine yakınlığı, ticari ve iş

kapasitesi, deniz, göl, nehir gibi tabii güzelliklere uzaklığı, imarlı

bölgelere yakınlığı gibi özellikler buna örnek gösterilebilir (Cevat Aydın, § 59).

45. Olayda bilirkişi raporunda, taşınmazın kuş uçuşu Polatlı

ilçe merkezine 14,7 km, Tatlıkuyu köy merkezine 2,1

km, hızlı tren yoluna 3,6 km ve Ankara-Polatlı kara yoluna 10,7 km uzaklıkta

olmasının taşınmazın değerini %30 oranında artırdığı kabul edilmiştir. Ancak

Daire bu oranın %10'u geçemeyeceğini belirtmiştir.

46. Bilirkişi, uyuşmazlığın çözümünü etkileyen ve hâkimin hukuki

bilgisiyle aydınlatılamayan bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak,

bu tür meselelerde mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla görüşüne başvurulan uzman

kişi olup bilirkişi görüşünün mahkemeyi bağlamayacağı muhakkaktır. Bilirkişi

raporu, hâkimin uyuşmazlığı çözerken dikkate alacağı takdirî

bir delilden ibarettir. Hâkim; bilirkişi görüşünü içeren raporun yeterliliğini,

raporda açıklanan görüş ve kanaatin itibar edilebilirliğini, dayandığı olguları

gözönünde bulundurarak hükme esas alınıp

alınmayacağını serbestçe değerlendirir ve takdir eder. Bu bağlamda hâkim,

bilimsel ve teknik bakımdan yetersiz ve çelişkili bulduğu bilirkişi raporlarını

hükme esas almak zorunda değildir. Bu durum, karar verme ve hüküm kurma

yetkisinin hâkime ait olmasının doğal bir sonucudur. Aksi takdirde şekil olarak

hükmü kuran hâkim olsa da gerçekte hüküm bilirkişi tarafından verilmiş olur ki

bu durum yargı yetkisinin devri anlamına gelir.

47. Bununla birlikte bilirkişinin bilimsel veya teknik uzmanlık

gerektiren ve objektif olarak bakıldığında mahkemenin vâkıf olmadığı

meselelerde görüş beyan ettiği dikkate alındığında mahkemenin bilirkişi

raporunu yetersiz görmesi durumunda bunun gerekçesini ortaya koyması gerekir.

Mahkemenin, gerekçesini açıklamadan bilirkişi raporunu hükme esas alınamaz

bulması, raporun lehine olduğu kişi açısından yargılama adaletini olumsuz yönde

etkileyebileceği gibi kamulaştırma veya idari irtifak bedelinin tespit edildiği

davalarda taşınmazın gerçek bedelinin veya taşınmazda meydana gelen değer

kaybının gerçek miktarının tespit edilmesini de engelleyebilir.

48. Taşınmazın değerini etkileyen objektif nedenlerin her somut

taşınmaz yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Öte yandan

taşınmazın yerleşim yerlerine, kara yoluna ve hızlı tren yoluna uzaklığının

değerini etkileyebileceği tabiidir. Olayda bilirkişi raporunda, somut

taşınmazın bu özellikleri dikkate alınarak objektif değer artırıcı unsur oranı

%30 olarak belirlendiği hâlde Daire, bunun en fazla %10 olabileceğini kabul

etmiştir. Daire kararında bilirkişi raporunda yer alan ve taşınmazın değerini

artırdığı kabul edilen objektif nedenlere yönelik somut bir eleştiriye de yer

verilmemiştir. Dairenin somut taşınmazla ilgili bir değerlendirme yapmadan

objektif değer artırıcı unsur oranını %10 ile sınırlaması, idari irtifak

kurulan taşınmazın gerçek değerinin ve buna bağlı olarak müdahale nedeniyle

taşınmazın değerinde meydana gelen azalmanın tam olarak tespit edilmesini

engellemiştir.

49. Sonuç olarak Dairenin Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi

raporundaki somut tespitlere yönelik herhangi bir eleştiri getirmeden ve soyut

olarak objektif değer artırıcı unsur oranının %10'u geçemeyeceği kabulünden

hareketle bu oranı %10 ile sınırlamasının idari irtifak kurulması nedeniyle

taşınmazın değerinde oluşan azalmanın tam olarak karşılanmasını engellediği

anlaşılmaktadır. Bu durumda idari irtifak kurulmak suretiyle mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle malike yüklenen külfet ile kamu yararı arasında makul bir

dengenin kurulamadığı ve başvurucuya yüklenen külfetin aşırı ve ölçüsüz olduğu

sonucuna ulaşılmaktadır.

50. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

52. Başvurucu, bozma üzerine verilen kararla davacı İdareye

iadesine hükmedilen 4.200 TL'nin yasal faiziyle birlikte iadesine

hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

53. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

54. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Polatlı 1.

Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2012/51) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

55. Yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmesi nedeniyle

başvurucunun tazminat isteminin reddi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2012/51) GÖNDERİLMESİNE,

D. Kararın bir örneğinin Yargıtay 5. Hukuk Dairesine

GÖNDERİLMESİNE,

E. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

26/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Ayhan KILIÇ Başvurucu : Saadet ESİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/18103, 26 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İkinci Bölüm
  4. Karar
  5. I. Başvurunun Konusu
  6. II. Başvuru Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012
  15. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  16. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  17. C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence
  18. D. Kararın bir örneğinin Yargıtay 5. Hukuk Dairesine
  19. E. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  20. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  22. Yıldırım
  23. Özgüldür
  24. Akıncı
  25. Topal
  26. M. Emin KUZ
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/18103
Tarih
26 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Ford Motor Company Başvurusu (B. No: 2014/13518)
  • Özgür Sevgi Göral Birinci Başvurusu (B. No: 2014/12112)
  • Mehdiye Doğan ve Ömer Doğan Başvurusu (B. No: 2014/7264)
  • G.y. Başvurusu (B. No: 2014/16026)
  • Dilek Güler Başvurusu (B. No: 2014/15015)
  • Kemal Kılıçdaroğlu Başvurusu (B. No: 2014/1577)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.