İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sadettin Tiryaki ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4623)

1. Başvurular terör örgütü

Başvuru No2013/4623Tarih21 Ocak 2016Okuma19 dk · 3.872 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sadettin Tiryaki Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
21 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/4623
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.872 kelime·19 dk okuma·35 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurular terör örgütü

üyeleri tarafından babaları kaçırıldığı dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli

ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması

Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesi nedeniyle

hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyet haklarının, ret işlemlerine karşı

açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması ve makul sürede

sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular, muhtelif

tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formları ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Komisyonlarınca

muhtelif tarihlerde başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

muhtelif tarihlerde başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemelerinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvuruların bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir. Bakanlığın muhtelif tarihli yazılarında Anayasa Mahkemesinin

önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvurular hakkında

görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

6. Anayasa Mahkemesi tarafından

ekli tablonun A sütununda başvuru numaraları belirtilen dosyaların konu

yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/4623 başvuru numaralı bireysel başvuru

dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/4623 başvuru numaralı bireysel

başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyalarının

kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formları ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular; babaları Ç.T.nin 9/7/1993 tarihinde terör örgütü mensupları

tarafından kaçırıldığını, alıkoyma müddeti boyunca izahı mümkün olmayan korku

yaşadığını ve terör örgütü üyelerinin baskısına maruz kaldığını beyan etmişler

ve bu özel durumlarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köylerini terk

etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.

9. Başvurucular, ekli tablonun

D sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren

zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna

(Komisyon) başvurmuşlardır.

10. Ekli tablonun E sütununda

tarih ve sayıları belirtilen Komisyon kararlarında, terör olayları sonucu

oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan başvurularda, dosyalarda yer

alan bilgi ve belgeler uyarınca Sason ilçesi Erdemli köyünün

boşaltılmadığından, kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığından, köyün

Sason ilçe merkezinde bir mahalle olduğundan, korucu aileleri dışında da köyde

ikamet eden ailelerin bulunduğundan bahisle taleplerin reddine karar

verilmiştir.

11. Belirtilen ret işlemleri

aleyhine ekli tablonun F sütununda belirtilen tarihlerde başvurucular tarafından

açılan iptal davalarında, ekli tablonun G sütununda tarihleri gösterilen Batman

İdare Mahkemesi kararları ile Erdemli köyünün (1997 yılı itibarıyla Zafer

Mahallesi) Zafer, Yeşiltepe, Kurtuluş ve Erdemli Mahallelerinden oluşmakta iken

1997 yılında ayrılarak tek başına Erdemli Mahallesi’ne dönüştüğü, Erdemli köyü

ve 1997 yılı öncesi bağlı olan mahallelerinde ikamet eden vatandaşların terör

sebebiyle göç ettikleri, Erdemli köyüne bağlı Erdemli ve Zafer Mahallelerinde

ikamet eden köy korucularının ailelerini başka yere taşıdıkları ancak

kendilerinin burada görev yapmaya devam ettikleri, Batman İl Jandarma

Komutanlığının boşalan ve boşaltılan köylere ilişkin yazısında Zafer

Mahallesi’nin tamamen boşalan ya da boşaltılan yerlerden olmadığının, 1991 ile 1997

yılları arasında kısmen boşaldığının ifade edildiği, 1987 ile 2000 yılları

arasında Erdemli köyünde geçici köy korucusu ve gönüllü köy korucusu

görevlendirildiği ve koruculuk sisteminin olduğu, korucu aileleri haricinde

köyde 135 hanenin bulunduğu, köy nüfusunun 1990 yılında 806, 1997 yılında 360,

2000 yılında 512 kişi olduğu, 1990 ile 2000 yılları arasında köyde muhtarlık

seçimlerinin yapıldığı, Erdemli köyü (1997 itibarıyla Zafer Mahallesi) halkının

bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden dolayı uğradığı

zararın anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir ifadeyle anılan köyde

nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve başvuruculara yönelik bir terör

tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233 sayılı Kanun

hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle

davaların reddine hükmedilmiştir.

12. Başvurucuların temyizi

üzerine ekli tablonun H sütununda gösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile Erdemli köyünün 1997

yılında Sason ilçesinin bir mahallesi hâline dönüştüğü hususları birlikte

değerlendirildiğinde Erdemli köyünde asgari güvenlik olduğu ve güvenlik kaygısı

nedeniyle yerleşim yerinin tamamen boşaltılmadığı sonucuna ulaşıldığı,

kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz

nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek kararın onanmasına karar verilmiştir.

13. Başvurucuların bir kısmı

tarafından yapılan karar düzeltme istemi, ekli tablonun I sütununda belirtilen

tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile

reddedilmiştir.

14. Başvurucular muhtelif

tarihlerde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2.,

4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve

2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay

Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı,

Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733

sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679,

K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir,

B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).

16. 5233 sayılı Kanun’un

25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin

birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Yaralanma, engelli

hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı

ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı

katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,

b) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit

edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına

kadar,

c) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit

edilenlere yirmibeş katından kırksekiz

katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere

kırkdokuz katından yetmişiki

katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin

mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e)

bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk

Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 21/1/2016

tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

18. Başvurucular; 5233 sayılı Kanun

kapsamında yaptıkları taleplerin ve akabinde açtıkları davaların

reddedildiğini, idarenin “Köy korucusu ol yahut köyü terk et.” şeklinde yaptığı

baskı ve zorlamaya köy halkının maruz kalmasının dikkate alınmadığını,

dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyle köylerinin

boşaltılmış olduğunu gösteren belgeler ve terör örgütü mensuplarınca babaları Ç.T.nin 9/7/1993 tarihinde kaçırılmasına ve babalarına

baskı yapılmasına dair özel durumları dikkate alınmadan köyün tamamen

boşalmamış olduğu soyut gerekçesine ve şahıslarına yönelik bir terör tehdidi ya

da saldırısının bulunmamasına dayanılarak sundukları belgeler

değerlendirilmeden idare tarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını ve bu

belgeler tebliğ edilmemek suretiyle kendilerine savunma yapma imkânı tanınmadan

verilen kararın adil olmadığını belirtmişlerdir.

19. Başvurucular; ayrıca

yerleşim yerleri olan Erdemli köyü ve mezralarının 1997 yılında mahalleye

dönüştürüldüğünü, dolayısıyla maddi gerçeğin tespiti açısından yargılama

konusuna neden olan olayların yoğun olarak yaşandığı dönemdeki köyün hukuki

durumunun dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde 1997

yılından sonraki hukuki durumun yargılama mercilerince dikkate alınarak hatalı

karar verildiğini, bu şikâyetlerinin yargılamanın hiçbir aşamasında

değerlendirilmediğini, kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, sundukları

belgeleri dikkate almadan idarece sunulan belgelere dayalı olarak karar veren

Mahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içinde çelişkili ve gerçeği yansıtmayan

belgelere dayanılarak karar verildiğini, önceki bir tarihte aynı yerleşim

yerinden başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde

karar verdiği hâlde yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve inceleme

yapılmayarak davalarının reddine karar verildiği, bu nedenle makul ve objektif

bir sebep bulunmamasına rağmen şahıslarına tazminat ödenmemesi yönünde karar

alınarak ayrımcılığa maruz kaldıklarını, idarenin can ve mal güvenliğini

sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucunda mülkiyet haklarından yoksun

kaldıklarını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle

zararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yer almayan bir nedene

dayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca taleplerinin reddedildiğini,

yaptıkları başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.

ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler ve

maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

20. Başvuru formları ve ekleri

incelendiğinde başvurucuların; 5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının

tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 7.,

10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal

edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucular, Mahkemece verilen ret kararları neticesinde idarenin can ve mal

güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu maruz kaldıkları

mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderim sağlanması

imkânının tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlal iddiaları,

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucu verilen

karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiası yönünden ayrıca

inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlal iddiaları aşağıdaki

başlıklar altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucular, 5233 sayılı

Kanun kapsamında yaptıkları giderim taleplerinin mukim oldukları köyün tamamen

boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ancak önceki bir tarihte aynı

yerleşim yerinden başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi

yönünde karar verdiğini ve yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma

ve inceleme yapılmayarak davalarının reddine hükmedildiğini, bu nedenle makul

ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen tazminat ödenmemesi yönünde kararlar

alındığını belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

22. 5233 sayılı

Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat taleplerinin reddedilmesi

nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha önce bireysel başvuruya konu

olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucuların

kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi

bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtilen iddialarını temellendirecek herhangi

bir somut bulgu ve kanıt da sunmamış oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit

Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

23. Somut başvurular açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın hangi temele

dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtilen iddiaları

temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibi farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

24. Açıklanan nedenlerle

başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

25. Başvurucular, idare

tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere göre karar veren

Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmişlerdir.

26. 5233 sayılı Kanun kapsamında

yapılan başvurularda, benzer iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş

ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurulara konu

yargılamalarda hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak

şekilde yargılamayı yürüten hâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve

taraflı bir tutumu, kişisel bir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir

taraflılığının söz konusu olduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı

anlaşıldığından başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

§§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).

27. Somut başvurular açısından

hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu

saptanmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de

bulunmamaktadır.

28. Açıklanan nedenlerle

başvurucuların tarafsız mahkemede yargılanma haklarının ihlal edildiği

iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucular taraflarınca

sunulan bilgi, belge ve deliller dikkate alınmaksızın sadece idare tarafından

sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere dayanılarak İlk Derece

Mahkemeleri tarafından davalarının reddine karar verildiğini belirtmiş; bu

nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

30. 5233 sayılı Kanun kapsamında

yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurulara konu tazminat

taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıp karşılanmayacağı

noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi

kriter olan “yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden

yararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idari birimden gelen

tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da

İlk Derece Mahkemesi kararlarına aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve

içeriklerine başvurucuların en geç İlk Derece Mahkemesi kararıyla vakıf olduğu

tespit edilmiştir. Başvurucuların, temyiz ve karar düzeltme talep

dilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve

savunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz

edilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular

tarafından sunulan belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine

ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede

başvuru dosyaları kapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek

usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude Yaşar, §§ 74-76; Cahit

Tekin, §§ 70-72).

31. Somut başvurularda yukarıda

değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerde başvurucuların usule ilişkin

bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucular açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle

başvurucuların çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal

edildiği iddialarının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33. Başvurucular, Mahkeme

kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dair yeterli gerekçeye yer

verilmediğini iddia etmişlerdir.

34. Başvurucular, ayrıca

yerleşim yerleri olan Erdemli köyü ve mezralarının 1997 yılında mahalleye

dönüştürüldüğünü, dolayısıyla olayların yoğun olarak yaşandığı dönemdeki hukuki

durum dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken bu şikâyetleri hiçbir aşamada

değerlendirilmeyerek 1997 yılındaki değişiklikten sonraki hukuki durum dikkate

alınarak karar verildiğini iddia etmişlerdir.

35. 5233 sayılı Kanun kapsamında

yapılan başvurularda, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurucuların hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan

öznel durumlarının değerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından

ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin Derece

Mahkemeleri kararlarında denetlenerek reddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).

36. Somut başvuruların

incelenmesi neticesinde başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun

kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında Derece Mahkemelerince yerleşim

yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idari kurumlar

tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında değerlendirildiği,

başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen

istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. § 11), İlk Derece Mahkemelerince

oluşturulan kararlar ve gerekçeleri hukuka uygun bulunmak ve başvurucuların

iddiaları değerlendirilmek (bkz. § 12) suretiyle kanun yolu denetiminden

geçerek (bkz. §§ 12, 13) kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların

-hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının

değerlendirilmesi hususu dışında- gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğine

yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesini gerektiren bir yön

bulunmamaktadır.

37. Açıklanan nedenlerle

başvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

iv. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

38. Başvurucular, 5233 sayılı

Kanun kapsamında ileri sürdükleri giderim taleplerinin değerlendirilmesi

hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

39. 5233 sayılı Kanun kapsamında

yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar, daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, Komisyon ve

yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan

başvuru sayısı ve yargılama sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan

işlemler dikkate alınarak uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu

otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin

olmadığı ve toplamda sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara

bağlanma süresinin makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı

sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin,

B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 61-69; Mahmut

Can Arslan, B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014,

§§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66).

Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği

ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı

durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır (İsmet Kaya, B. No:

2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

41. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun D sütunu) ile nihai karar tarihleri (bkz.

ekli tablonun H ve I sütunları) arasında geçen ve ekli tablonun J sütununda her

bir başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama sürelerinde uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu

otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin

olduğu tespit edilemediğinden, başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığından

yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul sürede

yargılanma haklarına yönelik bir ihlalin olmadığı anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

v. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

43. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44. Başvurucular, 5233 sayılı

Kanun kapsamında yaptıkları başvuruların babaları Ç.T.nin

9/7/1993 tarihinde terör örgütü mensuplarınca kaçırılması ve bir müddet

alıkonulması, alıkoyma müddeti boyunca babalarının büyük korku yaşaması ve

örgüt üyelerinin baskısına maruz kalması noktasındaki özel durumları dikkate

alınmaksızın Mahkemece mukim oldukları köyün tamamen boşaltılmamış olduğu

şeklindeki nesnel ölçütten hareketle reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

45. 5233 sayılı Kanun’un 2.

maddesinde terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile

güvenlik kaygıları dışında bulundukları yerleri kendi istekleriyle terk

edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kapsam dışında olduğu açıkça

belirtilmiştir.

46. Esasen taleplerin yapıldığı

bölge itibarıyla özellikle ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve

bundan kaynaklanan zararların yoğunluğu karşısında, 5233 sayılı Kanun

kapsamında tazmin edilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif

bir ölçütün ihdas edilmesi zorunlu görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik

kaygısının yerleşim yerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı

nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden,

terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin

farklı tepki göstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal

makamlar, kişiden kişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün

ya da mezranın tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim

yerlerinde sadece geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte

dayandırılmasını zorunlu görerek, güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim

yerinin kısmen boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde

yaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece

oluşturulduğundan hareket ederek 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların

idarece ödenmesine yasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; Cahit Tekin, §§ 84, 85).

47. 5233 sayılı Kanun uyarınca

ileri sürülen taleplerin belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip

değerlendirilmeyeceği hususu ve Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki

mevzuat hükümlerinin yorumu ile bu hususta içtihadi

bir ölçütün belirlenmesi ve somut olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi

noktasındaki takdir, esasen derece mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un

uygulanması bağlamında daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış olan

taleplere ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler

neticesinde de belirtilen hususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince

değerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça

dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Sabri

Çetin, §§ 45-50; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §

88). Bu konudaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece

mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda, anayasal bir

temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı

bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

48. Başvurucuların, babalarının

terör örgütü mensuplarınca kaçırılması ve alıkoyma sürecinde baskı ve

korkutmaya maruz kalmasından kaynaklanan güvenlik kaygısıyla köylerini terk

ettikleri ve bu çerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdükleri ve belirtilen vakıaya ilişkin

tutanaklar ile soruşturma evrakını Derece Mahkemelerine ibraz ederek yerleşim

yerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terk

ettikleri noktasındaki özel durumlarının dikkate alınmasını talep ettikleri

anlaşılmaktadır.

49. Bu çerçevede başvurucuların

en yakın aile fertlerinden olan babalarının terör örgütü mensuplarınca

kaçırılması ve bu olay hakkında yargılama dosyalarındaki somut bulgular, tespit

tutanakları dikkate alındığında belirtilen olay akabinde başvurucuların

yerleşim yerlerinden ayrıldıkları iddiası karşısında başvurucuların taleplerinin

5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için nesnel ölçütten

yararlanılması tek başına yeterli olmayıp terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle yerleşim yerlerini terk edip

etmedikleri noktasında farklı bir karine veya ölçüt arayışına girilmesi

gerekmesine rağmen Derece Mahkemelerince anılan incelemelerin yapılmadığı

tespit edilmiştir. Talepler hakkında değerlendirme yapılırken başvurucuların

özel durumlarının incelenmemesi, Kanun’un amacının yanı sıra yakın hısmı terör örgütü mensuplarınca kaçırılan başvurucuların,

terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı ile yerleşim yerlerini terk

edip etmedikleri konusundaki maddi vakıanın tespitine de uygun görülmemektedir.

50. Açıklanan nedenlerle başvurucuların

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

51. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal

edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

52. Başvurucular, başvuru

formlarında belirttikleri maddi tazminat miktarlarının ödenmesi talebinde

bulunmuşlardır.

53. Mevcut başvuruda Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

54. Hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan ihlal kararının bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere Batman İdare Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

55. Anayasa Mahkemesinin maddi

tazminata hükmedebilmesi için başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri

maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit

edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı

ödenmesine ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tarafsız

mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Çelişmeli

yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

5. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6.

Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdare Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat

taleplerinin REDDİNE,

E. 198,35 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE, 1.800 TL vekâlet ücretinden

oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına, ödemelerde gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur ODUNCU

Başvurucular

:

Sadettin TİRYAKİ ve diğerleri [bkz. ekli tablonun

B sütunu]

Vekilleri

:

Av. Saim BOZKURT

3

2

1

Sıra

2013/7555

2013/5087

2013/4623

Başvuru Numarası

A

Behçet

TİRYAKİ

Ercan

TİRYAKİ

Sadettin

TİRYAKİ

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

B

Ç.T.’nin oğlu

Ç.T.’nin oğlu

Ç.T.’nin oğlu

Mağdur ile Yakınlık Derecesi

C

20/7/2006

10.

657

20/7/2006

10.

654

20/7/2006

10.

656

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası

D

27/8/2010

2010/1-44

27/8/2010

2010/1-32

27/8/2010

2010/1-53

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

E

28/2/2015

28/2/2011

28/2/2011

Dava Tarihi

F

25/11/2011

25/11/2011

25/11/2011

Yerel Mahkeme Karar Tarihi

G

22/1/2013

13/6/2012

13/6/2012

Temyiz Yolu Karar Tarihi

H

—

12/2/2013

25/12/2012

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi

I

6

yıl 6 ay

6

yıl 6 ay

6

yıl 5 ay

İdari ve Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre

J

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4623, 21 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit
  16. B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 61-69; Mahmut
  17. A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal
  18. B. Anayasa’nın 36. maddesinde
  19. C. Kararın bir örneğinin
  20. D. Başvurucuların tazminat
  21. E. 198,35 TL harçtan oluşan
  22. F. Ödemelerin, kararın
  23. G. Kararın bir örneğinin Adalet
  24. M. Emin KUZ
  25. A
  26. Tiryaki
  27. Tiryaki
  28. Tiryaki
  29. B
  30. C
  31. D
  32. E
  33. F
  34. G
  35. H
  36. I
  37. J
  38. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4623
Tarih
21 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Selin Mirkelam Başvurusu (B. No: 2013/7472)
  • Zafer Dinç Başvurusu (B. No: 2013/9100)
  • Adnan Altın Başvurusu (B. No: 2013/9748)
  • Sahibe Çelik ve Necla Çelik Başvurusu (B. No: 2013/4899)
  • Mehmet Çelikkıran Başvurusu (B. No: 2013/9648)
  • Orhan Çaçan Başvurusu (B. No: 2013/6797)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.