İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Selin Mirkelam Başvurusu (B. No: 2013/7472)

1.

Başvuru No2013/7472Tarih7 Ocak 2016Okuma17 dk · 3.385 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Selin Mirkelam Başvurusu

Karar tarihi
7 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/7472
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.385 kelime·17 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru, Galatasaray Üniversitesine kabul edilmek için 29/5/2011 tarihinde

yapılan sınavda başarısız sayılma üzerine sınavın iptali istemiyle açılan

davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının, 42. maddesinde düzenlenen eğitim ve

öğrenim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru 25/9/2013 tarihinde Kocaeli 2. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.

Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanı tarafından 12/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 11/7/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine

sunmuştur.

6.

Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 25/7/2014 tarihinde

başvurucuya bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını

5/8/2014 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7.

Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8.

Başvurucu, 2011 yılında İstanbul ilinde bulunan Saint Joseph Lisesinden

dereceyle mezun olmuştur.

9.

Başvurucu, 29/5/2011 tarihinde Galatasaray Üniversitesine öğrenci alımı için

yapılan iç sınava katılmış ancak sınav sonucunda başarısız olmuştur. Sınav

sonuç belgesinde puanının belirtilmemesi nedeniyle başvurucu tarafından yapılan

itiraz ise sonuçsuz kalmıştır.

10.

Başvurucunun söz konusu sınavın iptali ya da sınav sonucunun iptal edilerek

yapılacak sıralamada ilgili bölüme yerleştirilmesi ve kayıt hakkı tanınması

istemiyle 19/9/2011 tarihinde İstanbul 2. İdare Mahkemesi kaydına giren dilekçe

ile açtığı davada İstanbul 2. İdare Mahkemesi, 7/10/2011 tarihli ve

E.2011/1850, K.2011/1988 sayılı kararıyla dava dilekçesindeki eksiklik ve

çelişkilerin giderilmesi suretiyle otuz gün içinde yeniden dava açılmak üzere

dava dilekçesinin reddine karar vermiştir.

11.

Anılan karar başvurucuya 1/11/2011 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu yenileme

dilekçesini İstanbul 2. İdare Mahkemesine gönderilmek üzere 1/12/2011 tarihinde

Kocaeli 2. İdare Mahkemesine vermiş, anılan dilekçe 7/12/2011 tarihinde

İstanbul 2. İdare Mahkemesinin kaydına girmiştir.

12.

İstanbul 2. İdare Mahkemesi 21/12/2011 tarihli ve E.2011/2363, K.2011/2523

sayılı kararıyla dava dilekçesinin 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesine uygun olmadığı gerekçesiyle reddine

ilişkin 7/10/2011 tarihli ve E.2011/1850, K.2011/1988 sayılı kararın 1/11/2011

tarihinde davacı vekilinin gösterdiği adrese tebliğ edilmesine karşın mevzuatta

öngörülen otuz günlük süre içerisinde dilekçenin yenilenerek en geç 1/12/2011

tarihinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 7/12/2011

tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesi olanağının

bulunmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir.

13.

Başvurucu, davanın süresinde açıldığı ve yenileme dilekçesinin 1/12/2012

tarihinde Kocaeli 2. İdare Mahkemesine sunulduğu gerekçesiyle kararı temyiz

etmiş; Danıştay Sekizinci Dairesi 10/10/2012 tarihli ve E.2012/4059,

K.2012/7248 sayılı kararıyla temyiz istemini reddederek İlk Derece Mahkemesi

kararını onamıştır.

14. Karar

düzeltme talebi de aynı Dairenin 27/6/2013 tarihli ve E.2013/4092, K.2013/5559

sayılı kararıyla reddedilmiştir.

15.

Karar başvurucuya 27/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16.

Başvurucu 25/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17.

2577 sayılı Kanun’un 4. maddesi şöyledir:

“Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin

her türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara

gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi

mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp

kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı

memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir.”

18.

Aynı Kanun’un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi

başkanlıklarına veya 4 ncü maddede yazılı yerlere

verilen dilekçelerin harç ve posta ücretleri alındıktan sonra deftere derhal

kayıtları yapılarak kayıt tarih ve sayısı dilekçenin üzerine yazılır. Dava bu

kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır.”

19.

Aynı Kanun’un 15. maddesi şöyledir:

“1. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki

maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna

aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;

a) 3/a bendine göre adli ve askeri yargının görevli olduğu

konularda açılan davaların reddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise

görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden

reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine,

b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın

reddine,

c) 3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış

hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek

hasma tebliğine,

d) 3/g bendinde yazılı halde otuzgün

içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları

tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat

olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuzgün

içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin

reddine,

e) 3/b bendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare

merciine tevdiine,

Karar verilir.

2. Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine

başvurma tarihi olarak kabul edilir.

3. Dilekçelerin 3 ncü maddeye

uygun olmamaları dolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıca harç

alınmaz.

4. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/7 md.) İlk inceleme üzerine Danıştay veya mahkemelerce

verilen; bu maddenin 1/a bendinde belirtilen idari yargının görevli olduğu

konularda davanın görev ve yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c

bendinde yazılı gerçek hasma tebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe red kararları dışında, kararın düzeltilmesi veya temyiz

yoluna; tek hakim kararına karşı ise itiraz yoluna

başvurulabilir.

5. (Ek: 5/4/1990 - 3622/6 md.) 1 inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin

reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı

takdirde dava reddedilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20.

Mahkemenin 7/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21.

Başvurucu; Saint Joseph Lisesinden dereceyle mezun olduğunu, Galatasaray

Üniversitesine girmek için katıldığı iç sınavın çok iyi geçtiğini ancak

açıklanan sınav sonucuna göre başarısız olduğunu, sınavın iptali istemiyle

açtığı davada dilekçe ret kararı üzerine yenilenen dilekçenin Kocaeli İdare

Mahkemesine kayıt tarihinin 1/12/2011 tarihi olmasına rağmen Mahkemece

dilekçenin İstanbul İdare Mahkemesine kayıt tarihi olan 7/12/2011 tarihinin

esas alındığını ve buna göre davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiğini,

Mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğunu, Kocaeli İdare Mahkemesine kayıt

tarihi yerine İstanbul İdare Mahkemesine varış tarihinin esas alınmasının

gerekçesinin belirtilmediğini, davanın makul sürede sonuçlandırılmadığını,

Galatasaray Üniversitesinde eğitim görme hakkının elinden alındığını, vakıf

üniversitesine kayıt yaptırmak zorunda kalması nedeniyle maddi zararının

bulunduğunu belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının ve 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi

ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Bu kapsamda başvurucunun şikâyetlerinin, yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığına ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine yönelik

olduğu ve başvurunun bu iki başlıkta değerlendirilmesi gerektiği uygun

görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılama Süresinin Makul Olmadığına İlişkin İddia

23.

Başvurucu, açtığı davanın makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle

Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

24.

Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18) Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen

Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve

mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği

açıktır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).

25.

Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili

makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde dikkate alınması gereken

kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41-45).

26.

Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir.

Hukuk sisteminde yer alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu hukuku” alanına

dâhil olan ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki haklar ve yükümlülükler

üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan davalar da Anayasa’nın 36.

maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesinin koruması kapsamına girmektedir. Bu

anlamda, belirtilen düzenlemelerde yer verilen güvenceler, başvurucunun

haklarına zarar verdiği iddia edilen idari bir kararın iptali talebiyle açılan

davalara da uygulanacaktır. Başvuruya konu davanın, başvurucunun katıldığı

sınavda başarısız sayılması işleminin iptali isteminden kaynaklandığından

medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğuna kuşku yoktur (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, § 44).

27.

Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre

değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak uyuşmazlığı karara

bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle

davanın ikame edildiği tarih olup bu tarih somut başvuru açısından davanın

yenilenmesi için sunulan dilekçenin kayıt tarihi olan 1/12/2011’dir.

28.

Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde

yargılamanın sona erme tarihidir (Güher

Ergun ve diğerleri, § 52). Bu kapsamda somut yargılama faaliyeti

açısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucunun karar düzeltme talebinin

Danıştay Sekizinci Dairesince reddedildiği 27/6/2013’tür.

29.

Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde başvurucunun

katıldığı sınavda başarısız sayılması işleminin iptali istemiyle açtığı davaya

ilişkin sunduğu dilekçede hata yapması nedeniyle dilekçesinin yenilenmesine

karar verildiği, başvurucunun yenileme dilekçesini 1/12/2011 tarihinde sunduğu,

İlk Derece Mahkemesinin 21/12/2011 tarihinde davanın süre aşımı yönünden

reddine karar verdiği, başvurucunun kararı temyiz ettiği, Danıştay Sekizinci

Dairesinin 10/10/2012 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararını onadığı

anlaşılmıştır. Başvurucu karar düzeltme talebinde bulunmuş ve Danıştay

Sekizinci Dairesi 27/6/2013 tarihli kararı ile bu talebi reddetmiş, uyuşmazlığa

konu yargılama bu tarih itibarıyla sona ermiştir.

30.

Hukuk sistemimizde idari yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava

sürelerinin makul yargılama süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM

kararlarında yer verilmiş olup özellikle idari yargı alanındaki yapısal

sorunlar ve Danıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltme incelemelerinde

geçirilen uzun yargılama sürelerinin ihlal kararlarına temel oluşturduğu

anlaşılmaktadır. Bu kapsamda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların

makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru

konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından özellikle 2577 sayılı Kanun’da

yer alan usul hükümleri de dikkate alınarak makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (Selahattin

Akyıl, §§ 54-60).

31. Somut

olaya bakıldığında yenileme dilekçesinin verildiği tarihten itibaren ilk derece

yargılamasında geçen sürenin 20 gün, kanun yolunda geçen sürenin 1 yıl 6 ay 6

gün ve toplam yargılama süresinin 1 yıl 6 ay 26 gün sürdüğü, başvuru konusu

olayda uygulanması gereken usul hükümleri dikkate alındığında söz konusu iki

dereceli yargılama prosedüründe geçen 1 yıl 6 ay 26 günlük yargılama süresinin

makul süreyi aşmadığı ve başvuruya konu uyuşmazlığın karara bağlanmasının

yargılama makamlarının tutumu nedeniyle geciktirildiğine dair bir bulgu

saptanmadığı anlaşılmaktadır.

32.

Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin

yargılama süresi makul süreyi aşmamış ve başvuruya konu uyuşmazlığın karara

bağlanmasının yargılama makamlarının tutumu nedeniyle geciktirildiğine dair bir

bulgu saptanmamıştır.

33.

Açıklanan nedenlerle başvuruya konu yargılamanın makul süreyi aşmadığı ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34.

Başvurucunun, açtığı davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun

olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri

de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul

edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

35.

Başvurucu, girdiği sınavın iptali istemiyle açtığı davada dilekçe ret kararı

üzerine yenilenen dilekçenin Kocaeli İdare Mahkemesine kayıt tarihinin

1/12/2011 olmasına rağmen Mahkemece dilekçenin İstanbul 2. İdare Mahkemesine

kayıt tarihi olan 7/12/2011 tarihinin esas alındığını ve buna göre davanın süre

aşımı nedeniyle reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının alt

güvencelerinden olan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

36.

Adalet Bakanlığı görüş yazısında, mahkemeye erişimin bir unsuru olan mahkeme

hakkının mutlak bir hak olmadığı, özellikle bir davanın açılabilirliğine

ilişkin bazı sınırlamalar ve niteliği gereği bu konuda düzenleyici işlemlere

konu olabileceği belirtilmiştir. Bununla birlikte bu sınırlamaların dava açmak

isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek seviyeye

ulaşmaması gerektiği, başvurucunun başvuru dilekçesi ekinde sunduğu belgelerden

dava yenileme dilekçesinin Kocaeli 2. İdare Mahkemesi vasıtasıyla davanın

görüldüğü İstanbul 2. İdare Mahkemesine gönderildiği, Kocaeli 2. İdare

Mahkemesine dilekçenin kayıt tarihinin 1/12/2011 olduğu oysa hem İlk Derece

Mahkemesinin hem de Yüksek Mahkemenin, başvurucunun dilekçesinin Kocaeli 2.

İdare Mahkemesine kayıt tarihi yerine İstanbul 2. İdare Mahkemesine kayıt

tarihi olan 7/12/2011 tarihini esas aldığı belirtilerek başvurucunun iddiaları incelenirken

bu hususların dikkate alınması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.

37.

Başvurucu cevap dilekçesinde başvuru formundaki iddialarını tekrar etmiştir.

38.

Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti”

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

39.

Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin

korunması” kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen

herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme

hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde,

ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmek zorundadır.

Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler

sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin

edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”

40.

Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı”

kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

41.

Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim

hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir

şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52). AİHM, mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel

unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının,

mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak

isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip

olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya

da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği

durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

42.

Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilen

bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlandırmaların hakkın özünü

zedeleyecek şekilde kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü

olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 38). Devletler, bir davanın açılabilirliğine

ilişkin olarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu

davalar, niteliği gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birlikte

bu sınırlamalar dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne

zarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99,

11/10/2001, § 22).

43.

Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren

uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. Bununla birlikte dava açma

ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava

açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir

gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki öngörülen

süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış

hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını

kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya,

B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§ 36-40).

44.

2577 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerine göre dava veya kanun yollarına

yönelik başvurunun yöneltildiği merci dışındaki eş değer kabul edilebilecek

merciler aracılığıyla yapılan başvurular geçerli kabul edilmekte ve başvurunun

süresinde yapılıp yapılmadığı aracı kılınan mercie yapılan başvuru tarihine

göre hesaplanmaktadır (Remzi Durmaz,

B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 35).

45.

2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinde ise Kanun’un 3. ve 5. maddelerine uygun

hazırlanmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin reddedilmesi durumunda davacı tarafından

mahkeme kararına uygun olarak dilekçenin otuz gün içinde yenilenmesi gerektiği

belirtilmiştir.

46.

Somut olayda başvurucunun sınavın iptali ya da sınav sonucunun iptal edilerek

yapılacak sıralamada ilgili bölüme yerleştirilmesi ve kayıt hakkı tanınması

istemiyle açtığı davada, İstanbul 2. İdare Mahkemesi 7/10/2011 tarihli

kararıyla dava dilekçesindeki eksiklik ve çelişkilerin giderilmesi suretiyle

otuz gün içinde yeniden dava açılmak üzere dava dilekçesinin reddine karar

vermiş; bu karar 1/11/2011 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

Verilen yenileme dilekçesi üzerine Mahkeme, otuz günlük yasal süre içerisinde

dilekçenin yenilenerek en geç 1/12/2011 tarihinde açılması gerekirken bu süre

geçirildikten sonra 7/12/2011 tarihinde davanın yenilendiğini belirterek süre

aşımı nedeniyle davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu tarafından yenileme

dilekçesinin Kocaeli 2. İdare Mahkemesine 1/12/2011 tarihinde sunulduğu

yönündeki itirazları da yerinde görülmeyerek kanun yolu başvuruları reddedilmiştir.

47.

Başvurucu; bireysel başvuru formu ekine, yenileme dilekçesine ait olduğunu

ileri sürdüğü Kocaeli 2. İdare Mahkemesince düzenlenen 1/12/2011 tarihli ve

2011/447 muhabere numaralı tahsilat makbuzu ile yenileme dilekçesinin kayıt

tarihinin 1/12/2011 olduğuna ilişkin Kocaeli 2. İdare Mahkemesi Yazı İşleri

Müdürlüğünün 25/9/2013 tarihli yazısını sunmuştur.

48.

İstanbul 2. İdare Mahkemesinin dilekçe ret kararı üzerine davanın hangi tarihte

yenilendiği hususunun açıklığa kavuşturulması için Mahkememizin 7/10/2015

tarihli yazısı ile konu hakkında İstanbul 2. İdare Mahkemesinden bilgi ve

yenileme dilekçesinin havaleli örneği istenmiştir. Anılan Mahkeme, dilekçe ret

kararına ilişkin yenileme dilekçesinin 1/12/2011 havale tarihli olarak Kocaeli

2. İdare Mahkemesi kanalıyla gönderildiğini ve 7/12/2011 tarihinde Mahkeme

kayıtlarına girdiğini, nöbetçi hâkim tarafından Kocaeli 2. İdare Mahkemesi

kanalıyla gelen dilekçeye havale yapılması gerekirken davalı idareye gidecek

nüshaya havalenin yapıldığını ve dosyaya nöbetçi hâkim tarafından havalesi

yapılan dilekçenin takıldığını, Kocaeli 2. İdare Mahkemesi havaleli dilekçenin

ise hâlihazırda karşı tarafa gönderilmek üzere sehven dosya kapağına

takıldığını, yapılan incelemede dilekçe ret kararı üzerine sunulan yenileme

dilekçesinin 1/12/2011 tarihli olduğu hâlde 7/12/2011 havale tarihli dilekçenin

işleme alınması sonucu davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiğini bildirmiş;

yenileme dilekçesinin 1/12/2012 havale tarihli örneğini göndermiştir.

49.

Mahkemeye erişim hakkına yönelik sınırlamaların veya mevzuat yorumlamalarının

dava açmak isteyen bir kişinin anılan hakkının özüne zarar verecek seviyeye

ulaşmaması gerektiği ilkesi yönünden başvuru konusu olay değerlendirilmesi

gerekir. Somut olayda dilekçe ret kararı üzerine Kocaeli 2. İdare Mahkemesi

vasıtasıyla İstanbul 2. İdare Mahkemesine sunulan yenileme dilekçesinin Kocaeli

2. İdare Mahkemesi kayıtlarına 1/12/2011 tarihinde alındığı, bu tarih

itibarıyla başvurucunun davasını süresinde yenilediği oysa İstanbul 2. İdare Mahkemesince

bu durum fark edilmeyerek yenileme dilekçesinin kendi kaydına girdiği 7/12/2011

tarihi esas alınarak süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verildiği

görüldüğünden Mahkemenin, süre koşullarını açıkça hukuka aykırı olarak

uygulaması nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

anlaşılmaktadır.

50.

Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde başvurucunun mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

51. Başvurucu,

açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesi üzerine başka bir vakıf

üniversitesine kaydını yaptırdığını ve bu nedenle maddi ve manevi zararlarının

oluştuğunu belirterek tazminat talebinde bulunmuştur.

52.

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

53.

Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde adil yargılanma kapsamında bulunan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği tespit edilmiştir. İhlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 2. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54.

Mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmesi nedeniyle yalnızca ihlal tespiti ve

yargılanmanın yenilenmesine karar verilmesiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine,

başvurucunun maddi tazminat talebinin ise reddine karar verilmesi gerekir.

55.

Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1. Yargılama süresinin makul

olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C.

İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere kararın İstanbul 2. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D.

Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer

taleplerin REDDİNE,

E.

198,35 harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F.

Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru

tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde

bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ

UYGULANMASINA,

G.

Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Selin MİRKELAM Vekili : Av. Gül Esen MİRKELAM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7472, 7 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Yargılama süresinin makul
  12. B. Mahkemeye
  13. M. Emin KUZ
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7472
Tarih
7 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Zafer Dinç Başvurusu (B. No: 2013/9100)
  • Adnan Altın Başvurusu (B. No: 2013/9748)
  • Sahibe Çelik ve Necla Çelik Başvurusu (B. No: 2013/4899)
  • Mehmet Çelikkıran Başvurusu (B. No: 2013/9648)
  • Orhan Çaçan Başvurusu (B. No: 2013/6797)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/3496

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.