İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Selçuk Emiroğlu Başvurusu (B. No: 2013/5660)

1. Başvurucu, ücretli olarak

Başvuru No2013/5660Tarih20 Mart 2014Okuma11 dk · 2.288 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Selçuk Emiroğlu Başvurusu

Karar tarihi
20 Mart 2014
Başvuru Numarası
2013/5660
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.288 kelime·11 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, ücretli olarak

çalıştığı 2006-2009 yılları arasında ücret gelirinden olması gerekenden fazla

gelir vergisi tevkifatı yapıldığını belirterek mülkiyet hakkı ve etkili bir

hukuk yoluna başvurma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 30/7/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından Bölüm kararı

alınması gerekli görüldüğünden, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade

edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. 30/3/2006 tarih ve 5479 sayılı

Gelir Vergisi Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Özel

Tüketim Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında

Kanun'un 1. maddesiyle 31/12/1960 tarih ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun

103. maddesinde yapılan değişiklikle, 1/1/2006 tarihinden itibaren ücret

gelirleri ve diğer gelirler bakımından ücret gelirleri lehine farklı vergi

tarifesi uygulamasından vazgeçilerek, bütün gelirlerin aynı tarifeye tabi

tutulması uygulamasına geçilmiş ve Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının

(1) numaralı bendinde bu değişiklik hükmünün 1/1/2006 tarihinden itibaren

yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.

6. 193 sayılı Kanun'un 103.

maddesinin kısmen iptali için yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi,

15/10/2009 tarih ve E.2006/95, K.2009/144 sayılı kararıyla 193 sayılı Kanun'un

103. maddesinde yer alan "...40.000

YTL’den fazlasının 40.000 YTL’si için 9190 YTL..." ifadesinden

sonra gelen “… fazlası % 35 oranında …”

ibaresinin, ücret gelirleri yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline,

iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 6 ay sonra

yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Karar 8/1/2010 tarihinde Resmî Gazete'de

yayımlanmıştır.

7. Bu karar üzerine TBMM, 23/7/2010

tarih ve 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesiyle 193 sayılı

Kanun'un 103. maddesini değiştirerek, ücret gelirleri lehine farklı bir

tarifeyi kabul etmiş, Kanun'un 62. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde

bu değişiklik hükmünün 1/1/2010 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği

belirtilmiştir.

8. Bu süreçte ücretli olarak

çalışmakta olan başvurucu, bu gelişmeler üzerine, 30/12/2011 tarihinde İstanbul

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığına hata düzeltme dilekçesi vererek,

2007-2009 yılları arasında ücretinden fazladan kesilen gelir vergisinin

düzeltme işlemi yapılarak iadesini talep etmiştir.

9. Başvurucu, dilekçesinin süresi

içinde cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine 22/2/2012 tarihli şikâyet

dilekçesiyle Maliye Bakanlığına başvurmuş, bu başvuru da süresinde cevap

verilmeyerek zımnen reddedilmiştir.

10. Başvurucunun zımnen ret kararına

karşı açtığı dava, İstanbul 4. Vergi Mahkemesinin, 22/10/2012 tarih ve

E.2012/1141, K.2012/2734 sayılı kararında, düzeltme ve şikâyet yoluna

başvurulabilmesi için Vergi Usul Kanunu'nda tanımlanan türden bir vergi hatası

bulunması gerektiği, uyuşmazlığın, vergi hatası dışında maddi olayların

değerlendirilmesi ve irdelenmesini gerektiren bir sorun olarak ortaya çıktığı

ve yorumu gerektirdiği, davaya ilişkin iddiaların yapılan kesintinin

[mükellefin] bilgisine girdiği ödeme üzerine [süresinde] vergi mahkemesinde

açılacak bir davada incelenebilecek nitelikte olduğu gerekçeleriyle

reddedilmiştir.

11. Başvurucu tarafından temyiz

edilen bu karar, Danıştay 4. Dairesinin 11/4/2013 tarih ve E.2013/822,

K.2013/2265 sayılı kararıyla onanmıştır.

12. Bu karar 8/7/2013 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

13. Anayasa'nın 153. maddesinin

ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:

"...

Kanun, kanun

hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların

hükümleri iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten

kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği

tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı

günden başlayarak bir yılıgeçemez.

...

İptal kararları

geriye yürümez."

14. 193 Sayılı Kanun'un 31/12/2005

tarihine kadar uygulanmış olan 103. maddesi şöyledir:

"Gelir vergisine tabi gelirler;

5,000,000,000 liraya kadar %20

12,000,000,000 liranın 5,000,000,000

lirası için 1,000,000,000 lira, fazlası %25

24,000,000,000 liranın 12,000,000,000

lirası için 2,750,000,000 lira, fazlası %30

60,000,000,000 liranın 24,000,000,000

lirası için 6,350,000,000 lira, fazlası %35

120,000,000,000 liranın 60,000,000,000

lirası için 18,950,000,000 lira, fazlası %40

120,000,000,000 liradan fazlasının

120,000,000,000 lirası için 42,950,000,000 lira, fazlası %45 Oranında

vergilendirilir.

Ücret gelirlerinin

vergilendirilmesinde, yukarıdaki tarifede yer alan vergi oranları beş puan

indirilmek suretiyle uygulanır."

15. 193 Sayılı Kanun'un 5479

Kanun'un 1. maddesiyle değişik ve 1/1/2006 - 31/12/2009 tarihleri arasında

uygulanmış olan 103. maddesi şöyledir:

"Gelir vergisine tabi gelirler;

7.000 YTL'ye kadar % 15

18.000 YTL'nin 7.000 YTL'si için 1.050 YTL,

fazlası % 20

40.000 YTL'nin 18.000 YTL'si için 3.250

YTL, fazlası % 27

40.000 YTL'den fazlasının 40.000 YTL'si

için 9.190 YTL, fazlası % 35 oranında vergilendirilir."

16. 193 Sayılı Kanun'un 6009 sayılı

Kanun'un 3. maddesiyle değişik 1/1/2010 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş ve

halen uygulanmakta olan 103. maddesi şöyledir:

"Gelir vergisine tabi gelirler;

8.800 TL’ye kadar % 15

22.000 TL’nin 8.800 TL’si için 1.320

TL, fazlası % 20

50.000 TL’nin 22.000 TL’si için 3.960

TL (ücret gelirlerinde 76.200 TL'nin 22.000 TL’si için 3.960 TL), fazlası % 27

50.000 TL’den fazlasının 50.000 TL'si

için 11.520 TL (ücret gelirlerinde 76.200 TL’den fazlasının 76.200 TL’si için

18.594 TL), fazlası % 35 oranında vergilendirilir."

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 20/3/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 30/7/2013 tarih ve 2012/5660 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, 2006-2009 yılları

arasında ücretli olarak çalıştığını, gelir vergisi uygulamasında ücret

gelirleri ve diğer gelirlerin vergilendirilmesinde önceden farklı tarife

uygulanmakta iken 1/1/2006 tarihinden itibaren aynı tarifeye geçildiğini, Anayasa

Mahkemesi tarafından aynı tarife uygulamasının Anayasa'ya aykırı bulunarak 2009

yılında ücret gelirlerinin vergilendirilmesi bakımından tarifenin en yüksek

oranının iptal edilmesi dolayısıyla kendisinden fazla vergi alındığının ortaya

çıktığını, bunun üzerine fazla alınan verginin iadesiiçin tek yol olan hata

düzeltme - şikâyet yoluna başvurduğunu, cevap verilmeyerek zımnen ret kararları

üzerine açtığı davanın reddedildiğini, gerek idare ve gerekse yargı organları

tarafından kendisine etkili bir başvuru yolu gösterilmemesi sebebiyle fazla

ödediği vergi dolayısıyla ortaya çıkanvergi iadesi alacağına kavuşamadığını

belirterek, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin, 36.

maddesinde tanımlanan hak arama hürriyetinin, 40. maddesinde yer alan devletin

işlemlerine karşı başvuru yolları ve sürelerini göstermesi yükümlülüğünün, 73.

maddesinde yer alan vergi yükünün adaletli olması gerektiği yönündeki ilkenin

ve vergi iadesi alacağı doğduğu halde buna kavuşamadığı yönündeki iddiaları

bakımından 35. maddede tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, mahkeme kararlarındaki Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine

(AİHS) aykırılığın tespit edilmesi, vergi alacağı olarak hesapladığı miktarın

faiziyle birlikte ödenmesi, manevi tazminat ve yargılama giderlerine

hükmedilmesi taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Başvuru formunun

incelenmesinden, başvurucunun 2006-2009 yılları arasında ücret gelirinden fazla

vergi alındığını iddia ettiği görülse de, önceki başvuru yollarında 2007-2009

yılları bakımından uyuşmazlık çıkardığı anlaşılmaktadır. Ancak varılan

sonuçlara etkili olmayacağı anlaşıldığından 2006 yılı bakımından ayrı

değerlendirme yapılmayacaktır.

20. Bunun yanı sıra başvurucu,

başvuru formunda Anayasa'nın 2., 35., 36., 40. ve 73. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüşse de, Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki tavsifiile bağlı değildir (B. No: 2013/1586, 18/9/2013, § 17).

Başvurucunun idari başvuru ve yargılama sürecine ilişkin iddialarının özü,

etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkının ihlali iddiası niteliğindedir. Vergi

iadesi alacağına kavuşamadığı yönündeki iddialarının özü ise, açıkça

belirtilmemiş olsa da mülkiyet hakkının ihlali iddiası niteliğinde olup,başvuru

bu iki hak yönünden değerlendirilmiştir.

1. Mülkiyet Hakkı

Yönünden

21. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği

iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

22. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Herkes,

Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir.”

23. Belirtilen hükümler uyarınca,

bir anayasal hak ihlali iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi

dâhilinde olabilmesi için, başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasa'da

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olması ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında

yer alması, ayrıca başvurucunun ihlal iddiasına temel alınan hakkın kapsamına

giren korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerekir (B. No: 2013/3351,

18/9/2013, § 31).

24. Anayasa’nın 35. maddesi

şöyledir:

“Herkes, mülkiyet

ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak

kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının

kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

25. Anayasa’nın 35. maddesi

kapsamındaki mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri süren başvurucu, böyle

bir hakkın varlığını kanıtlamak zorundadır(B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26).

Bu nedenle, öncelikle başvurucunun, Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca korunması

gereken mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaate sahip olup olmadığı hususunun

değerlendirilmesi gerekir.

26. Bireysel başvuru yolunda

mülkiyet hakkının ihlali iddiasının ileri sürülebilmesiiçin mülkiyet konusu "sahip olunan bir mülk"e ihlal

sonucunu doğuracak bir müdahalenin bulunması gerekmektedir (Benzer yöndeki

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları için bkz. J.A. Pye (Oxford) Ltd ve J.A. Pye (Oxford) Land

Ltd/Birleşik Krallık, B. No: 44302/02, 30/8/2007, § 61; Von Maltzan ve Diğerleri/Almanya (k.k.),

B. No: 71916/01, 71917/01, 10260/02, 2/3/2005, § 74(c); Kopecký/Slovakya, B. No: 44/912/98,

28/9/2004, § 35(c)).

27. Sahip olunan şey kavramı, AİHS

ve Anayasadaki düzenlenmeler açısından özerk bir kavram olarak ele alınıp

değerlendirilmektedir. Dolayısıyla bu konudaki değerlendirmeler gerek AİHM ve

gerekse Anayasa Mahkemesi tarafından mevzuattan bağımsız olarak

değerlendirilmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Depalle/Fransa, B. No: 34044/02,

29/3/2010, § 62; Anheuser-Busch

Inc./Portekiz, B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye, B. No: 48939/99,

30/11/2004, § 124; Beyeler/İtalya,

B. No: 33202/96, 5/1/2000, § 100).

28. Mülkiyet hakkı kapsamında sahip

olunan şey, "mevcut bir şey" olabileceği

gibi, "malvarlığına ilişkin

değerler" de olabilir. Bu kapsamda alacak hakları da mülkiyet

hakkı kapsamında değerlendirilebilecektir. Ancak alacak haklarının mülkiyet

hakkı kapsamında korunabilmesi için, ya bir mahkeme hükmü, hakem kararı, idari

karar gibi bir işlemle "yeterli

derecede icra edilebilir kılınmış olması" (Benzer yöndeki AİHM

kararları için bkz. Burdov/Rusya,

B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 28; Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, §

45) ya da en azından bunlarla bağlantılı olarak "meşru bir beklenti"nin bulunması gerekmektedir.

Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp, bir kanun hükmü,

yerleşik bir yargısal içtihat veya ayni menfaatle ilgili hukuki bir işleme

dayalı beklentidir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Kopecký/Slovakya, B. No: 44/912/98,

28/9/2004, §§ 45-52; Saghinadze ve

Diğerleri/Gürcistan, B. No: 18768/05, 27/5/2010, § 103).

29. Yukarıda belirtilen Mahkeme

içtihatları gereği, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri süren

başvurucunun, öncelikle böyle bir hakkının var olduğunu, en azından meşru bir

beklenti içinde olduğunu kanıtlaması gerekmektedir.

30. Somut olayda başvurucu,

2006-2009 yılları arasında ücret gelirleri ile diğer gelirlerin

vergilendirilmesinde aynı tarifenin uygulanmasının Anayasa Mahkemesi tarafından

Anayasa'ya aykırı bulunması ve tarifenin "...40.000

YTL’den fazlasının 40.000 YTL’si için 9190 YTL..." ifadesinden

sonra gelen “… fazlası % 35 oranında …” ibaresinin,

ücret gelirleri bakımından iptal edilmesi dolayısıyla, 2006-2009 yılları

arasındaki ücret gelirlerine uygulanan tarifenin hukuka aykırılığının ortaya

çıktığını ve kendisinden fazla vergi alınması suretiyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

31. Başvurucunun iddialarının,

kendisinden fazla vergi alınması suretiylemülkiyet hakkının ihlal edildiği,

fazladan alınan kısmın iade edilmesi gerektiği, dolayısıyla bir alacak hakkının

bulunduğu yönünde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mülkiyet hakkı ihlali

iddiasının değerlendirilebilmesi için öncelikle mülkiyet hakkı kapsamında

değerlendirilebilecek bir alacak hakkının mevcudiyetinin tartışılması

gerekmektedir.

32. 193 sayılı Kanun'un 103.

maddesini değiştirerek ücret gelirleriyle diğer gelirlerin aynı tarifeye tabi

tutulması uygulamasını getiren 5479 sayılı Kanun'un 1. maddesi 1/1/2006 tarihinde

yürürlüğe girmiş, Anayasa Mahkemesi tarafından 15/10/2009 tarihinde iptal

edilmiş, iptal kararı Resmî Gazete'de 8/1/2010 tarihinde yayımlanmış ve

8/7/2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İptal üzerine TBMM tarafından çıkarılan

6009 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle 193 sayılı Kanun'un 103. maddesi

değiştirilerek, ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde farklı bir tarifeye

geçilmiş, en yüksek oran olan % 35 oranına tabi ücretler bakımından matrah

dilimi tutarı artırılmıştır. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi iptal kararının

yürürlük tarihi 8/7/2010 tarihi olsa da, 6009 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle

getirilen düzenlemenin yürürlük tarihi, vergiye tabi gelirin "yıllık olması ilkesi"ne uygun olarak

1/1/2010 tarihi olarak belirlenmiş ve böylelikle Anayasa'ya aykırılık durumu

2010 yılı başından itibaren giderilmiştir.

33. Anayasa'nın 153. maddesinin

ikinci fıkrası gereği, Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun hükmü, iptal

kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte, Anayasa Mahkemesince daha ileri

bir tarih belirlenmiş ise o tarihte yürürlükten kalkacaktır. Aynı maddenin

dördüncü fıkrası gereği ise Anayasa Mahkemesi iptal kararları geriye

yürümeyecektir. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir kanun hükmü,

iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükten kalkacak ve

iptal kararları geriye yürümeyeceği için de, bu kanun hükmüne göre tesis

edilmiş işlemler geçerliliklerini sürdüreceklerdir. Nitekim AİHM de, hukuki

kesinlik ilkesi gereği Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye dönük olarak

haklar tesis etmeyeceğini belirtmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz.

H.R./Almanya, B. No: 17750/91,

30/6/1992; J.R./Almanya, B. No:

22651/93, 18/10/1995; Mika/Avusturya,

B. No: 26560/95, 26/6/1996).

34. Bu durumda başvurucunun,

2006-2009 yılları arasında kendisinden fazla vergi alındığı ve bunların iade

edilmesi gerektiği yönündeki iddialarına dayanak olarak ileri sürdüğü Anayasa

Mahkemesi iptal kararı, geçmişe dönük olarak vergi iadesi şeklinde alacak hakkı

doğurucu bir etkiye sahip olmadığı gibi, bu konuda meşru beklenti oluşturmak

bakımından da elverişli değildir. Dolayısıyla başvurucuyu, iddia ettiği hakkı

elde etme konusunda meşru bir beklentiye sevkedecek bir kanun hükmü veya

yerleşik yargısal bir içtihat bulunmadığından, başvurucunun, Anayasa'nın 35.

maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına ilişkin korumadan yararlandırılması

mümkün değildir.

35. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesi kapsamına giren korunmaya değer bir

menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Etkili Bir Hukuk

Yoluna Başvurma Hakkı Yönünden

36. AİHS ve Anayasa'da güvence altına

alınmış etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkının korunabilmesi için, bireysel

başvuru kapsamında korunan haklardan birinin ihlal edildiğine dair "savunulabilir bir iddia"nın bulunması

gerekmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Lithgow ve Diğerleri/Birleşik Krallık, B.

No: 9006/80; 9262/81; 9263/81; 9265/81; 9266/81; 9313/81; 9405/8, 8/7/1986, §

205; Leander/İsveç, B. No:

9248/81, 26/3/1987, § 77).

37. Somut olayda başvurucunun,

mülkiyet hakkına ilişkin korumadan yararlanabilecek bir menfaatinin bulunmadığı

(§ 34), dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin savunulabilir

bir iddiasının olmadığı açıktır. Bu durumda başvurucunun Anayasa'nın 40.

maddesine düzenlenen etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkı ile ilgili

korumadan yararlandırılması da mümkün değildir.

38. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun bireysel başvuru kapsamında korunan haklarından birinin ihlal

edildiğine dair savunulabilir bir iddiasının bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “konu bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle başvurucunun,

mülkiyet hakkının ve etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkının ihlali

iddialarının "konu bakımından yetkisizlik" nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 20/3/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Raportör : Abdullah TEKBAŞ Başvurucu : Selçuk EMİROĞLU Vekili : Av.Öztürk TÜRKDOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5660, 20 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5660
Tarih
20 Mart 2014

İlgili Kararlar

  • Tayibe Özkantaş Başvurusu (B. No: 2013/6314)
  • Yasemin Mutlu Başvurusu (B. No: 2013/1426)
  • Abdullah Ünal Başvurusu (B. No: 2012/1094)
  • Mustafa Kemal Sungur Başvurusu (B. No: 2013/2507)
  • Mehmet Emin Kılıç Başvurusu (B. No: 2013/5267)
  • Erol Aydeğer Başvurusu (B. No: 2013/4784)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.