İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tayibe Özkantaş Başvurusu (B. No: 2013/6314)

1. Başvurucu, Milli Savunma

Başvuru No2013/6314Tarih20 Mart 2014Okuma12 dk · 2.437 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Tayibe Özkantaş Başvurusu

Karar tarihi
20 Mart 2014
Başvuru Numarası
2013/6314
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.437 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Milli Savunma

Bakanlığı aleyhine İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı kamulaştırmasız el

atmaya dayalı tazminat davasının reddedildiğini ve nispi vekâlet ücretinin

tahsiline karar verildiğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 15/8/2013 tarihinde İzmir 9. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 13/12/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. a. Maliye Hazinesi, başvurucu ile diğer mirasçılar S.S.

ve L.A.’nın murisi aleyhine 23/8/1974 tarihinde İzmir

6. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, İzmir ilinde bulunan 212 ada 74

parsel numaralı taşınmazın Milli Savunma Bakanlığınca,

İzmir Cumaovası Havaalanı pistinin genişletilmesi

amacıyla kamulaştırıldığını ileri sürerek, taşınmazın Bakanlık adına tescilini

talep etmiştir.

b. Ziraat Bankasının 22/2/1974 tarihli yazısına göre

kamulaştırma bedeli, Bankanın muhtelif alacaklılar hesabına yatırılmıştır.

c. Mahkemece, 15/10/1974 tarih ve E. 1974/490, K.1974/529 sayılı

kararla; taşınmazın tarla niteliğinde olduğu, kamulaştırma bedelinin Ziraat

Bankası İzmir Şubesinde davalılar adına bloke edildiği gerekçesiyle 31/8/1956

tarih ve 6830 sayılı İstimlak Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca taşınmazın Maliye

Hazinesi adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

d. Taşınmaz, 22/4/1982 tarihinde, hükmen tescile dayalı olarak

Maliye Hazinesi adına tapuya tescil edilmiştir.

6. Başvurucu ve S.S., 16/6/2011 tarihinde Milli

Savunma Bakanlığına başvurarak, 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu’nun geçici 6. maddesi gereği taşınmazın kamulaştırma bedelinin

ödenmesini talep etmişlerdir.

7. Milli Savunma Bakanlığı, 29/7/2011

tarihinde, taşınmazın mülga 6830 sayılı Kanun’a göre Hazine adına tescil

edildiği, 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi kapsamında

değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle talebi reddetmiştir.

8. L.A., Milli Savunma Bakanlığı

aleyhine 4/2/2011 tarihinde İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat

davasında, İzmir ili Gaziemir ilçesinde bulunan 212 ada 74 parsel numaralı

taşınmazın davalı tarafından havaalanı yapılmak üzere kamulaştırıldığını,

kamulaştırma kararının tebliğ edilmediğini ve kamulaştırma bedelinin ödenmediğini

ileri sürerek, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat talep etmiştir.

9. Başvurucu ve S.S., Milli Savunma

Bakanlığı aleyhine 15/8/2011 tarihinde İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde

açtıkları tazminat davasında, İzmir ili Gaziemir ilçesinde bulunan 212 ada 74

parsel numaralı taşınmazın davalı tarafından havaalanı yapılmak üzere

kamulaştırıldığını, kamulaştırma kararının tebliğ edilmediğini ve kamulaştırma

bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, kamulaştırmasız el atmaya dayalı 10.000

TL tazminatın ödenmesini talep etmişlerdir.

10. İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesince, 1/3/2012 tarih ve

E.2011/463, K.2012/80 sayılı ilamla, dava dosyasının İzmir 3. Asliye Hukuk

Mahkemesindeki dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

11. Davalı İdare, kamulaştırma kararının başvuruculara tebliğ

edildiğini ve kesinleştiğini, kamulaştırma bedelinin ödendiğini, İzmir 6.

Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1974/490, K.1974/529 sayılı kararıyla taşınmazın

Hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.

12. Başvurucu, 1/6/2012 tarihli ıslah dilekçesi ile dava

değerini artırarak 206.221,55 TL’nin tahsilini talep etmiştir.

13. İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, 17/12/2012 tarih ve

E.2011/58, K.2012/489 sayılı kararla; kamulaştırma bedelinin 22/02/1974

tarihinde başvurucunun murisi adına bankaya yatırıldığı, İzmir 6. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 15/10/1974 tarih ve E.1974/490, K.1974/529 sayılı, taşınmazın

Hazine adına tescil kararı doğrultusunda 22/04/1982 tarihinde Hazine adına

tescilin gerçekleştirildiği, bedelin yatırılma tarihi ve tescil tarihinden

itibaren öncelikle muris tarafından bedelin alınmadığına ilişkin herhangi bir

iddianın olmadığı, murisin ölümünden uzun zaman geçtikten sonra başvurucunun

2011 yılında talepte bulunduğu, kamulaştırma bedelinin Bankaya yatırıldığının

anlaşıldığı ancak belgeleri saklama süresinin dolmuş olması nedeniyle ödemenin

ilgilisine yapılamaması halinin davayı ispatlamadığı, bu hususun davanın kabulü

için tek başına yeterli olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine,

birleşen davada davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 16.823 TL vekalet

ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen

alınıp davalıya verilmesine karar verilmiştir.

14. Temyiz üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 25/3/2013

tarih ve E.2013/2349, K.2013/4758 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

15. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 17/6/2013 tarih ve

E.2013/8629, K.2013/10428 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

16. Karar, 16/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

17. 2942 sayılı Kanun’un,

24/5/2013 tarih ve 6487 sayılı Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 21. maddesi ile yapılan

değişiklikten önceki geçici 6. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Kamulaştırma işlemleri

tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956

tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu

yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara

veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle

malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafından

ilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma

yoluna gidilmesi esastır.

…

İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı

takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği veya ikinci fıkradaki sürenin

uzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde malik

tarafından sadece tazminat davası açılabilir. Dava açılması halinde, fiilen el

konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının müracaat tarihindeki

değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göre mahkemece tespit ve

taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine ve malike tazminat

ödenmesine hükmedilir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların

hükmedilen tazminata ilişkin temyiz hakkı saklıdır.”

18. 2942 sayılı Kanun’un,

24/5/2013 tarih ve 6487 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile yapılan değişiklikten

sonraki geçici 6. maddesinin birinci, altıncı ve yedinci fıkraları şöyledir:

“Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması

hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında

fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis

edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya

tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın

fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel

talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine

göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün

uygulanması dava şartıdır.

….

İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde,

uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malik

veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Dava açılması hâlinde,

fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava

tarihindeki değeri, ikinci fıkranın birinci cümlesindeki esaslara göre

mahkemece bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılmak

suretiyle tespit ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine

hükmedilir. Tespit edilen bedel, bu maddenin sekizinci fıkrasına göre idarece

ödenir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen

bedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.

Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra

harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen

şekilde maktu olarak belirlenir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 20/3/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 15/8/2013 tarih ve 2013/6314 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, murisi adına tapuya tescilli 212 ada 74 parsel

numaralı taşınmazın 1974 yılında kamulaştırıldığını, kamulaştırma kararının

tebliğ edilmediğini ve kamulaştırma bedelinin ödenmediğini, 16/6/2011 tarihinde

Milli Savunma Bakanlığına başvurarak 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi

gereği taşınmazın bedelinin ödenmesini talep ettiğini, bu talebin reddedilmesi

üzerine dava açtığını, Mahkemece kamulaştırma tarihinden itibaren uzun süre

geçtiği, kamulaştırma bedelinin ödenmediğinin başvurucu tarafından ispat

edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, hükmün Yargıtay

tarafından onandığını, kamulaştırma bedelinin ödendiğini İdarenin ispatlaması

gerektiği halde ispat yükünün Mahkemece kendisine yüklendiğini, 2942 sayılı

Kanun’un geçici 6. maddesi gereği dava sonunda maktu vekâlet ücretine

hükmedilmesi gerektiği halde, nispi vekâlet ücretinin tahsiline karar

verildiğini, bedel ödenmeksizin taşınmaza el konulduğunu belirterek,

Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

Milli Savunma Bakanlığı aleyhine açtığı davanın

reddedilmesinin mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri

sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına

ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.

İhlal iddiaları, yargılama sürecinde delillerin değerlendirilmesi ve

yorumlanması ile dava sonucunda verilen kararın hakkaniyete uygun olup

olmadığına yönelik olup, bu iddialar da adil yargılanma hakkı kapsamında

değerlendirilmiştir. Ancak başvurucunun, davanın reddedilmesine yönelik ihlal

iddiası ile nispi vekâlet ücretine yönelik ihlal iddiası ayrı ayrı

değerlendirilmiştir.

1. Davanın Reddedilmesi Nedeniyle Adil

Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

22. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

23. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

24. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

25. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

26. Başvuru konusu olayda

başvurucu, murisi adına tapuya tescilli taşınmazın 1974 yılında

kamulaştırıldığını, kamulaştırma kararının tebliğ edilmediğini ve kamulaştırma

bedelinin ödenmediğini, taşınmazın bedelinin ödenmesi talebiyle açtığı davanın,

kamulaştırma bedelinin ödenmediğinin ispat edilemediği gerekçesiyle

reddedildiğini, kamulaştırma bedelinin ödendiğini İdarenin ispatlaması

gerektiği halde ispat yükünün Mahkemece kendisine yüklendiğini belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Maliye Hazinesi tarafından

başvurucunun murisi aleyhine 23/8/1974 tarihinde İzmir 6. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılan davada; taşınmazın Milli Savunma

Bakanlığınca kamulaştırıldığı iddiasıyla taşınmazın İdare adına tescili talep

edilmiştir. Mahkemece, 15/10/1974 tarihli kararla; kamulaştırma bedelinin

Ziraat Bankası İzmir Şubesine davalılar adına bloke edildiği gerekçesiyle

taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

28. Başvurucu tarafından İzmir

6. Asliye Hukuk Mahkemesinde Milli Savunma Bakanlığı

aleyhine açılan kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davasında Mahkemece

birleştirme kararı verildikten sonra, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince,

17/12/2012 tarihli kararla davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece,

kamulaştırma bedelinin 22/02/1974 tarihinde başvurucunun murisi adına bankaya

yatırıldığı, İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/10/1974 tarihli tescil

kararı doğrultusunda taşınmazın 22/04/1982 tarihinde Hazine adına tescil

edildiği, bedelin yatırılma tarihi ve tescil tarihinden itibaren muris

tarafından bedelin alınmadığına ilişkin herhangi bir iddianın olmadığı, murisin

ölümünden uzun zaman geçtikten sonra başvurucunun talepte bulunduğu, bankanın

belgeleri saklama süresinin dolmuş olması nedeniyle ödemenin ilgilisine

yapılamaması halinin davayı ispatlamadığı, bu hususun davanın kabulü için tek

başına yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemece, başvurucunun iddiaları, İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin

15/10/1974 tarihli kararı ve taşınmazın anılan karar doğrultusunda 22/4/1982

tarihinde Maliye Hazinesi adına tapuya tescil edildiği dikkate alınarak

başvurucunun, iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

29. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin

olduğu anlaşılmaktadır.

30. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

31. Öte yandan başvurucunun

mülkiyet hakkının ihlali iddiası, esasında Mahkemece verilen kararın sonucuna

bağlı olduğu, Mahkemece yargılama sürecinde ve kararda anayasal hakkın ihlali

niteliğinde sorun görülmediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet

hakkının ihlali iddiası yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmamış ve bu

iddia adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

32. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Nispi

Vekâlet Ücretine Hükmedilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

33. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

34. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

35. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

36. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

37. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları

önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz

(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

38. Bireysel

başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

39. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddedildiğini, 2942

sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi gereği dava sonunda maktu vekâlet ücretine

hükmedilmesi gerektiği halde, nispi vekâlet ücretinin tahsiline karar

verildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

40. Başvurucunun, İzmir 6.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi dava

dosyası ile birleştirilmiştir. 3. Asliye Hukuk Mahkemesince, 17/12/2012

tarihinde davanın reddine ve dava değerine göre hesaplanan 16.283 TL vekalet

ücretinin başvurucudan tahsiline karar verilmiştir. Başvurucu, anılan kararı

14/1/2013 tarihinde temyiz ederek esas yönünden kararın bozulmasını talep

etmiş, vekâlet ücreti yönünden temyiz talebinde bulunmamıştır. Yargıtay 18.

Hukuk Dairesince kararın onanması üzerine başvurucu tarafından 19/4/2013

tarihinde, esas yönünden kararın bozulması amacıyla karar düzeltme isteminde

bulunulmuş, vekâlet ücreti yönünden kararın bozulması talep edilmemiştir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesince de 17/6/2013 tarihinde karar düzeltme isteminin

reddine karar verilmiştir.

41. Başvurucu bu şekilde, Anayasa

Mahkemesi önünde ileri sürdüğü ihlal iddialarını, temyiz ve karar düzeltme

olağan kanun yollarını kullanarak ileri sürmediği için, hukuk sisteminde

düzenlenen başvuru yollarını usulünce tüketmemiştir.

42. Açıklanan nedenlerle, hukuk

sisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel

hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun

1. Davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlali iddiası yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2. Nispi vekâlet ücretine

hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması”,

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

20/3/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Tayibe ÖZKANTAŞ Vekili : Av. Coşkun DOĞRU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6314, 20 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6314
Tarih
20 Mart 2014

İlgili Kararlar

  • Yasemin Mutlu Başvurusu (B. No: 2013/1426)
  • Abdullah Ünal Başvurusu (B. No: 2012/1094)
  • Mustafa Kemal Sungur Başvurusu (B. No: 2013/2507)
  • Mehmet Emin Kılıç Başvurusu (B. No: 2013/5267)
  • Erol Aydeğer Başvurusu (B. No: 2013/4784)
  • Hayrettin Ekim Başvurusu (B. No: 2013/3442)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.