İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

Serdar Ziriğ Başvurusu (B. No: 2013/7766)

1. Başvuru, tutukluluğun uzun

Başvuru No2013/7766Tarih2 Temmuz 2015Okuma13 dk · 2.641 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Serdar Ziriğ Başvurusu

Karar tarihi
2 Temmuz 2015
Başvuru Numarası
2013/7766
R.G. Tarih- Sayı
11/8/2015-29442
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.641 kelime·13 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun uzun

süredir devam ettiği, tahliye taleplerinin formül gerekçelerle reddedildiği

gerekçesiyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası

hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 23/10/2013

tarihinde Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde, başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 31/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

3/2/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına, başvuru konusu olay ve olgular

bildirilmiş, başvuru belgesinin bir örneği gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının

28/3/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

6. Birinci Bölüm tarafından 24/6/2015

tarihinde, başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara

bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere Genel Kurula

sevkine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 15/11/2008

tarihinde, yasadışı PKK KONGRA-GEL üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınmış ve

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince 18/11/2008 tarihinde tutuklanmıştır.

9. Diyarbakır Özel Yetkili

Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkında yasa dışı örgüt üyesi olmak ve

resmî belgede sahtecilik suçlarından düzenlenen 25/5/2009 tarihli ve 2009/1827

soruşturma sayılı iddianameyle kamu davası açılmıştır.

10. İddianamenin kabul

edilmesinden sonra E.2009/363 sayılı dosyada yürütülen yargılamada başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

11. Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesi, 2/9/2010 tarihinde yapılan 11. duruşmada söz konusu dava dosyası ile

E.2010/444 sayılı dava dosyası arasında fiilî ve hukuki irtibat olduğunu

belirterek davaların birleştirilmesine karar vermiştir.

12. Diyarbakır

6. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/444 sayılı dosyasında derdest davanın

11/10/2013 tarihli duruşmasında başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiş ve tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara Diyarbakır 4. Ağır Ceza

Mahkemesinde itiraz edilebileceği belirtilmiştir.

13. Başvurucu, 23/10/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesi, 7/3/2014 tarihli ve E.2010/444, K.2014/45 sayılı kararıyla görevsiz

olduğuna ve 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile değişik

12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Kanun’un geçici 14. maddesi ve 6526 sayılı

Kanun’un 2. maddesi ile değişik 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Kanun’un 12.

maddesi gereğince dava dosyasının bulunduğu aşamadan itibaren kovuşturmaya

devam edilmek üzere yetkili ve görevli olan Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar vermiştir.

15. Görevsizlik kararı üzerine

dava, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/235 sayılı dosyasına

kaydedilmiş olup yargılama hâlen devam etmektedir.

16. Başvurucu, Diyarbakır 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/251 Değişik İş sayılı kararıyla yargılama esnasında

6526 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu ile 3713 sayılı Kanunu uygulaması ile belirlenen 10 yıllık

azami tutukluluk süresinin 5 yıla indirildiği gerekçesiyle 9/3/2014 tarihinde

tahliye edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

17. 26/9/2004 tarihli

ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesi şöyledir:

"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer

alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuranveya

yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş

yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. "

18. 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi şöyledir:

"3 ve 4 üncü

maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin

edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak

hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek

o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı

aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezasına hükmolunur.”

19. 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesi

şöyledir:

“(1)

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin

bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.

İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması

halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa.

b) Şüpheli

veya sanığın davranışları;

1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a)

26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda

yer alan;

…

11.

Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311,

312, 313, 314, 315),

20. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli veya sanığın salıverilme

istemleri" kenar başlıklı 104. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir."

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 2/7/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 23/10/2013 tarihli ve 2013/7766 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu, terör örgütüne

üye olma ve resmî belgede sahtecilik suçlarından yargılandığı davada 18/11/2008

tarihinden beri tutuklu olması ve tahliye taleplerinin yeterince

değerlendirilmeden formül gerekçelerle reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 19.

maddesinde düzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

23.

Başvurucu, uzun

bir süredir tutuklu olduğunu ileri sürmüştür.

24. Diyarbakır

6. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/444 sayılı dosyasında derdest davanın

11/10/2013 tarihli duruşmasında başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiş ve tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara Diyarbakır 4. Ağır Ceza

Mahkemesinde itiraz edilebileceği belirtilmiştir. Ancak başvurucu itiraz yoluna

başvurmadan 23/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

25. Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem veya eylem için öngörülen idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının tüketilmiş olması gerekir. Bireysel başvurunun ikincil nitelikte bir

hak arama yolu olması nedeniyle asıl olan, hak ve özgürlüklere kamu

otoritelerince saygı gösterilmesi ve olası bir ihlal durumunda bunun idari ve/veya

yargısal olağan yollarla giderilmesidir. Bu nedenle bireysel başvuru yoluna

ancak kanunda öngörülen olağan yolların tüketilmiş olmasına rağmen ihlalin

ortadan kaldırılamadığı durumlarda gidilebilir (Hamit Kaya, B.No:2012/338,

2/7/2013, § 28).

26. Bununla birlikte başvuru yollarının

tüketilmesi kuralının bir dereceye kadar esneklikle ve aşırı şekilcilikten uzak

biçimde uygulanması gerekir. Buna ek olarak başvuru yollarının tüketilmesi

kuralı mutlak olmadığı gibi otomatik olarak uygulanabilir nitelikte bir kural

da değildir. Bu kurala uyulup uyulmadığının denetlenmesi sırasında her bir

olayın özel şartlarına dikkat edilmesi gerekir. Yani bu kurala uyulup

uyulmadığı denetlenirken başka şeylerin yanında, hukuk sistemindeki biçimsel

hukuk yollarının varlığı değil aynı zamanda bu yolların işlerlik kazandıkları

genel hukuki ve siyasal bağlam ve ayrıca başvurucunun kişisel durumu da

gerçekçi bir biçimde dikkate alınmak zorundadır (Akdıvar ve diğerleri/Türkiye, B. No: 21893/93, 16/9/1996, § 69).

Son olarak davanın tüm koşulları çerçevesinde başvurucunun kendisinden başvuru

yollarını tüketmek bağlamında beklenebilecek her şeyi yerine getirip

getirmediğini incelemesi gerekmektedir (Kozacıoğlu/Türkiye [BD], B. No: 2334/03, 19/2/2009,

§ 40).

27. “Bir

suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma” durumunda, tutukluluk süresinin kanuni

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun, ilk

derece yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen her

aşamada başvuru yolları tüketildikten sonra veya serbest bırakılmadan itibaren

başvuru süresi içinde yapılması gerekir (Mehmet

Emin Kılıç, B. No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28). Bununla birlikte

anılan kural mutlak değildir. Bazı hâllerde kuralın, hakların kullanılmasına

engel olacak aşırı şekilcilikten uzak bir şekilde esnek yorumlanması

gerekebilir. Özellikle daha önce birçok kez tutukluluğun devamı

kararlarına itiraz edilmiş ve sonuç alınamamışsa en son verilen tutukluluğun

devamı kararına itiraz edilmediği dolayısıyla başvuru yollarının tüketilmediği

gerekçesiyle başvuru reddedilmemelidir.

28. Bu

değerlendirmeler ışığında somut olaya bakıldığında ilk derece mahkemesinin

başvurucunun tutukluluk hâlini resen veya başvurucunun talebi üzerine incelemiş

olduğu ve her defasında formül gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar verdiği, bu kararlara karşı yapılan itirazların da yine formül

gerekçelerle reddedildiği anlaşılmıştır. Yargılama esnasında 6526 sayılı

Kanun’un yürürlüğe girdiği ve 5271 sayılı Kanun ile 3713 sayılı Kanun

uygulaması ile belirlenen 10 yıllık azami tutukluluk süresinin 5 yıla

indirildiği gerekçesiyle, 9/3/2014 tarihinde

kanuni bir zorunluluk gereği başvurucu tahliye edilmiştir. Formül gerekçelerle

tutukluluğun devamına karar verilen bir davada başvurucunun yaklaşık beş yıl

süren bir tutuklulukta, verilen son tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz

yoluna başvurmasını beklemek aşırı şekilci bir yaklaşım olacaktır. Kaldı ki

başvurucu 11/10/2013 tarihinde verilen tutuklamanın devamı kararına itiraz

etmemiş olsa da başvurucunun tutukluluk hâlinin tahliye edildiği 9/3/2014

tarihine kadar devam ettiği anlaşılmaktadır.

29.

Bu

nedenlerle açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

30. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci

fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan

kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma

sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma

ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine

getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

31. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci

fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın

makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest

bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

32. Tutukluluk süresinin makul olup

olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Anayasa’nın

38. maddesinde “Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” şeklinde ifadesini bulan

masumiyet karinesi, yargılama süresince kişinin hürriyetinin esas,

tutukluluğunun ise istisna olmasını gerektirmektedir. Tutukluluğun devamı,

ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına

alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha ağır basan gerçek bir kamu

yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61).

33. Bir davada tutukluluğun belli bir

süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu

amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece

mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine ilişkin

kararlarda bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir (Murat Narman, § 62).

34. Tutuklama tedbirine kişilerin

suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin

kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla

başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar

tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra

uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin

gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili”

ve “yeterli” görüldüğü

takdirde yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir.

Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı

gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde

dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul

olup olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (Murat Narman, § 63).

35. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke

olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi gerekir (Murat Narman, §§ 63-64).

36. Bir kişinin gerekçeden tamamen yoksun bir

yargı kararıyla tutuklanması ve tutukluluğunun uzatılması

kabul edilemez. Bununla beraber tutukluluğu

meşru kılan gerekçeler gösterilerek bir

zanlı ya da sanığın tutuklanmasının keyfî olduğunu söylemek mümkün değildir.

Ancak aşırı derecede kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal

hüküm gösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da

tutukluluğu devam ettirmek bu çerçevede

değerlendirilmemelidir (Kemal Aktaş ve Selma

Irmak, B. No: 2014/85, 3/1/2014, § 46).

37. İtiraz veya temyiz mercisinin, itiraz veya temyiz incelemesine konu mahkeme

kararına ve bu karardaki gerekçelere katıldığı durumlarda buna ilişkin kararını

ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi, kural olarak gerekçeli karar hakkına

aykırılık teşkil etmez (Kemal Aktaş ve Selma

Irmak, § 47).

38. Makul sürenin hesaplanmasında

sürenin başlangıcı; başvurucunun, daha önce yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda

gözaltına alındığı tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklanma

tarihidir. Sürenin sonu, kural olarak kişinin serbest bırakıldığı tarihtir.

Ancak tutuklu olarak yargılanmakta olduğu davada kişinin mahkumiyetine karar

verilmiş ise mahkûmiyet tarihi itibarıyla da tutukluluk hâli sona erer (Ahmet Soysal, B. No: 2012/237, 2/7/2013, §

66-67). Somut olayda başvurucunun tutukluluk

süresi, gözaltına alındığı 15/11/2008

tarihi ile serbest bırakıldığı 9/3/2014 tarihi arasında geçen 5 yıl 3 ay 22 gündür.

39. Diyarbakır 6. Ağır

Ceza Mahkemesinde yargılamanın başladığı aşamadan itibaren tutuklu tüm sanıklar

yönünden 5/7/2012 tarihinden önceki kararlarda "kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve ayrıca,

sanıkların kaçacağı, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur

veya başkaları üzeride baskı yapma olasılıklarının

bulunması, bunların yanında, sanıkların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu

100/3-a maddesinde sayılan suçlardan birini işlediği hususunda yoğun şüphenin

varlığı sebepleriyle." (tensip

kararı),"tutuklu sanıklar hakkında

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve ayrıca sanıkların

kaçacağı, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme tanık mağdur veya

başkaları üzerinde baskı yapma olasılıklarının bulunması, bunların yanında

sanıkların 5271 sayılı ceza muhakemesi kanunun 100/3-a maddesinde sayılan

suçlardan birini işlediği hususunda yoğun şüphenin varlığı" gerekçesiyle

tutukluluğun devamına karar verilmiştir.

40.

5/7/2012 tarihinden sonraki kararlarda ise "isnat edilen suçların vasıf ve mahiyeti,

sanıkların üzerine atılı suçlarla ilgili tanık beyanları, aramalarda ele

geçirilen belge ve dokümanlar, dijital malzemelere ilişkin inceleme

tutanakları, telefon görüşmeleri ve ortam dinlemeleri, görüntü inceleme ve

fotoğraftan tespit tutanakları, teknik araçlarla izleme ve dinleme çözüm

tutanakları, doküman inceleme tutanakları, olay tespit tutanakları ve fiziki

takip tutanaklarına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların

bulunması, sanıkların delilleri yok etme, gizleme, değiştirme, tanıklar

üzerinde baskı yapma olasılıklarının bulunması, suçların 5271 Sayılı Ceza

Muhakemesi Kanununun 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması ve isnat

edilen suçlar için öngörülen ceza miktarı nedeniyle sanıkların kaçma şüphesinin

varlığının bulunması, sanıklar hakkında öngörülen cezaya göre tutuklulukta

geçirdikleri sürenin makul ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu koşullar

altında adli kontrol uygulamasının, tutuklamadan beklenen amaca ulaşılmasını

sağlamayacağı" gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar

verildiği görülmektedir.

41. Kişinin suç

işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinin varlığı devam

ettiği sürece ilke olarak tutukluluk belli bir süreye kadar makul kabul

edilebilir ise de bu süre geçtikten sonra tutukluluğun devamına karar

verilirken davanın genel durumunun yanında serbest bırakılmayı talep eden

kişinin özel durumunun dikkate alınması ve bu anlamda tutukluluk gerekçelerinin

kişiselleştirilmesi bir zorunluluktur (Mustafa

Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 116).

42. Somut olayda

derece mahkemelerince verilen tutukluluğun devamına dair kararların gerekçeleri

incelendiğinde başvurucunun tahliye taleplerini inceleyen mahkemelerin, bu

talepleri reddederken gerekçelerini yeterince kişiselleştirmemiş, başvurucunun

kaçacağına ya da delilleri karartacağına dair inandırıcı somut olgular ortaya

koymamış oldukları anlaşılmaktadır. Derece mahkemelerince gösterilen

gerekçelerin, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın

meşruluğunu haklı gösterecek nitelikte olmadıkları ve aynı hususların tekrarı

niteliğinde oldukları görülmektedir.

43. İlgili ve yeterli

olmayan gerekçelere dayanılarak başvurucunun özgürlüğünden mahrum bırakıldığı

dikkate alındığında 5 yıl 3 ay 22 günlük tutukluluk süresi makul olarak

değerlendirilemez.

44. Açıklanan nedenlerle başvurucunun

tutukluluk süresinin uzun olduğu yönündeki şikâyeti ile ilgili olarak

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. maddesi Yönünden

45. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedileceği belirtilmiş olup yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem

ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

46. Başvuruda Anayasa'nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucu,

başvuru kapsamında 100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Kişi

hürriyeti ve güvenliğine yönelik müdahale nedeniyle oluşan manevi zararın

varlığı ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak başvurucuya takdiren net 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

47. Başvurucu tarafından yapılan 198,35

TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

48. Karar örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle

A. Başvurucunun ilk derece yargılamasında devam eden tutukluk

kapsamındaki şikâyetlerinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. "Tutukluluğun

makul süreyi aşmış olması" nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL başvuru harcı ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğinden sonra Maliye Bakanlığına

yapılacak başvurudan itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme

olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal faiz uygulanmasına,

F. Karar örneğinin Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine

2/7/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

:

Alparslan ALTAN

Başkanvekili

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Celal Mümtaz AKINCI

Erdal TERCAN

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Yusuf Enes KAYA Başvurucu : Serdar ZİRİĞ Vekili : Av. Mehmet AYATA

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2013/7766, 2 Temmuz 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun ilk derece yargılamasında devam eden tutukluk
  16. B. "Tutukluluğun
  17. E. Ödemelerin kararın tebliğinden sonra Maliye Bakanlığına
  18. F. Karar örneğinin Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesine
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2013/7766
Tarih
2 Temmuz 2015

İlgili Kararlar

  • Sabri Oğurlu Başvurusu (B. No: 2013/6005)
  • Melahat Sönmez Başvurusu (B. No: 2013/7528)
  • Mehmet Atabilen Başvurusu (B. No: 2013/160)
  • Kenan Ekşi Başvurusu (B. No: 2013/1262)
  • Sinan Ergüvenç Başvurusu (B. No: 2013/5665)
  • Tekno Gayrımenkul Yatırım San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/62)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.