İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sıdık Kıran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7774)

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Başvuru No2013/7774Tarih20 Nisan 2016Okuma13 dk · 2.679 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sıdık Kıran Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
20 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/7774
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.679 kelime·13 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan

başvurunun reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 17., 19., 21., 23., 35. ve 36.

maddelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/10/2013 tarihinde Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından, 18/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 18/2/2016

tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru

hakkında görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)

bilişim sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular, Mardin ili Mazıdağı ilçesi Atalar köyünde

ikamet etmekte iken 24/6/1993 tarihinde biri başvurucuların murisi M.K.ya ait dört evin ateşe

verildiğini, aynı gün muris M.K.nın darp edildiğini

ve bu kapsamda 1993 yılında köyden göç etmek zorunda kaldıklarını iddia

etmişlerdir.

8. Başvurucular 21/8/2006 tarihinde, 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Mardin Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

9. Komisyon 27/6/2011 tarihli ve 2011/1-20230 sayılı kararıyla

Mardin ili Mazıdağı ilçesi Atalar köyünde 1990, 1997, 2000 tarihlerinde yapılan

nüfus sayımında köyde 329, 201, 100 nüfusun bulunduğu, olağan sosyal yaşamın

sürdüğü, 1989, 1994, 1999 ve 2004 yıllarında köy muhtarı ve heyetinin seçiminin

yapıldığı, köy sakinlerinin siyasi haklarını serbetsçe

kullandığı, köyde olağan siyasal yaşamın sürdüğü, köyün boşaltılan köyler için

uygulanan köye dönüş ve rehabilitasyon projesi kapsamında olmadığı, köyün

boşaldığı veya boşaltıldığı hususunda herhangi bir kayda rastlanmadığı gibi

başvurucuların şahsına yönelik bir terör eylemi veya tehdidinin mevcut

olmadığının tespit edildiği, teknik bilirkişi raporunda da köyün boşalan

yerleşim yeri olmadığının belirtildiği, başvurucuların iddialarının

doğrulanamadığı ve 5233 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir zararlarının

olmadığının tespit edildiği, başvurucuların köyden ayrılış nedeninin

kendilerinin irade ve isteği doğrultusunda 5233 sayılı Kanun kapsamı dışındaki

ekonomik ve sosyal sebepler nedeniyle gerçekleştiği gerekçesiyle talebin

reddine karar verilmiştir.

10. Başvurucular, 24/6/1993 tarihinde gerçekleştiğini iddia

ettikleri olaydan da bahsetmek suretiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında

zararlarının karşılanması gerektiğini belirterek yapılan başvurunun reddine

ilişkin Komisyonun 27/6/2011 tarihli ve 2011/1-20230 sayılı kararının iptali

istemiyle Mardin Valiliği (İdare) aleyhine 16/9/2011 tarihinde Mardin İdare

Mahkemesinde dava açmışlardır.

11. Mardin İdare Mahkemesinin 28/12/2011 tarihli ve E.2011/1863,

K.2011/2699 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. İlgili gerekçe

şöyledir:

"... 5233 sayılı Yasa ile,3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü

maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel

kişilerinin maddî zararlarının karşılanması amaçlandığından, söz konusu Kanun

kapsamında tazminat ödenebilmesi için her şeyden önce uğranılan bir zararın

bulunması gerekmektedir.

...

Dava konusu olayda, davacının ikamet ettiği

yerin terör olayları nedeniyle boşaltıldığı iddiasıyla 5233 sayılı Kanun

kapsamında yaptığı başvurunun, ikamet edilen yerin boşalmadığından bahisle

reddedilmesinden anlaşılacağı üzere, esas uyuşmazlığın davacının ikamet ettiği

yerin terör olayları nedeniyle boşaltılıp boşaltılmadığı iddiasına ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden, Atalar köyünün terör nedeniyle

boşaltılan yerler arasında bulunmadığı, Köyün terör olaylarından dolayı

boşaltılmadığı, Köyde 1990-1997-2000 tarihlerinde Devlet İstatistik Enstitüsü

Başkanlığınca yapılan nüfus sayımında 329-201-100 kişinin bulunduğu,

1989-1994-1999-2004 yıllarında muhtarlık seçimlerinin

yapıldığı, köyde 1992-1996 yılları arasında imam bulunduğu, 1990-2003 yılları

arasında köye öğretmen görevlendirmesi yapıldığı, köyde olağan yaşamın sürdüğü,

davacının malvarlığına ulaşımını engelleyen bir durumun bulunmadığı, bu durumda

terör olayları nedeniyle boşalmayan köyde davacının terörden kaynaklanan

herhangi bir zararının bulunmadığı, dolayısıyla, davacının 5233 sayılı Yasaya

göre ödenmesi gerekli bir zararının olmadığı ..."

12. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 5/12/2012 tarihli ve E.2012/3524, K.2012/12931 sayılı ilamıyla temyizen incelenen kararın usul ve hukuka uygun olduğu,

ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte

görülmediği gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.

13. Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 12/6/2013 tarihli ve

E.2013/8534, K.2013/4402 sayılı ilamıyla öne sürülen hususların karar düzeltme

nedenlerinden hiçbirisine uymadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

14. Karar, başvuruculara 16/9/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucular 10/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

16. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

17. 5233 sayılı Kanun'un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun'un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

"Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı

sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek

üzere yaralanma derecesine göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı

tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı

tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı

tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

...

Birinci

fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde

4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 20/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

19. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

başvurunun ve akabinde açtıkları davanın reddedildiğini, 24/6/1993 tarihinde

biri murisleri M.K.ya ait dört adet evin ateşe

verilmesi, aynı gün muris M.K.nın darp edilmesi ve bu

kapsamda köyden göç etmek zorunda kalmalarına dair özel durumlarının

değerlendirilmediğini, söz konusu olayla ilgili olarak ispat külfetinin

mağdurlara yüklenmesinin adil olmadığını, ilk derece Mahkemesi kararında

dayanak olan gösterilen köyün tamamen boşaltılmadığına ilişkin listenin resmî

bir liste olmayıp zararın tespitinde delil olarak değerlendirilemeyeceğini, köy

tamamen boşaltılmamış olsa dahi artan şiddet olayları sebebiyle köy

sakinlerinin önemli bir kısmının köyü terk ettiğini, bu durumun özellikle 1990

ve 1997 yıllarındaki nüfus sayımı sonuçlarından anlaşılabileceğini, Derece

Mahkemelerince 5233 sayılı Kanun'un dar yorumlandığını, 5233 sayılı Kanun'da

köyün tamamen boşaltılmış olması şartının aranmadığını, temyiz ve karar

düzeltme ilamlarının gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasa'nın 17., 19., 21.,

23., 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan kişinin dokunulmazlığı,

maddi ve manevi varlığı, kişi hürriyeti ve güvenliği, konut dokunulmazlığı,

yerleşme ve seyahat hürriyeti, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşler; maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

20. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucular, 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla yaptıkları başvurunun

ve açtıkları davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 17., 19., 21., 23., 35.

ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların ihlal iddiaları bir bütün olarak

adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Başvuru formu

ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. Başvurucular, murislerinin evinin yakılması ile darp edilmesi

şeklindeki özel durumlarının değerlendirilmesi gerektiğini, bu iddianın ispatı

külfetinin kendilerine yüklenmesinin adil olmadığını, delillerin Mahkemece

hatalı ve eksik değerlendirildiğini, 5233 sayılı Kanun'un dar yorumlandığını,

temyiz ve karar düzeltme ilamlarının gerekçesiz olduğunu iddia etmişlerdir.

23. Gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının somut

görünümlerinden biridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli

karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa'nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde

yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının

gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak arama

hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, §

30).

25. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararın

niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması, bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm

Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213,

4/12/2013, § 26).

26. Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin

ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin

onama kararlarında kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber (Aziz Turhan, B. No: 2012/1269, 8/5/2014, §

53) başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin de

tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz başvurularıyla başvurucuların usul

haklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde

tartışılmaması veya yargı mercileri tarafından resen dikkate alınması gereken

hükümlerin gerekçesi açıklanmaksızın uygulanmaması gerekçeli karar hakkının

ihlali olarak görülebilir (Mustafa Kahraman,

B. No: 2014/2388, 4/11/2014, § 37).

27. AİHM’e göre mahkemeler ve yargı

mercileri, verdikleri kararlarda yeterli gerekçe göstermelidir. Gerekçe

gösterme yükümlülüğünün kapsamı, kararın niteliğine göre değişir ve davaya konu

olayın şartları ışığında değerlendirilir (Higgins ve diğerleri/Fransa, B. No: 134/1996/753/952,19/2/1998, §

42).

28. Bir mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi

olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve

hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; maddi olgular ile hüküm

arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların hangi nedenle haklı veya

haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk

denetimini yapabilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün

hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini kuşkuya yer vermeyecek açıklıktagösteren bir gerekçe bölümünün bulunması

zorunludur (Nurten Esen, B. No:

2013/7970, 10/6/2015, § 56).

29. Somut olayda başvurucular 24/6/1993 tarihinde biri murisleri

M.K.ya ait dört evin ateşe

verildiğini, aynı gün murislerinin darp edildiğini ve bu kapsamda 1993 yılında

köyden göç etmek zorunda kaldıklarını, yargılama mercilerince anılan iddiaları

hakkında değerlendirme yapılmaksızın eksik incelemeyle karar verildiğini iddia

etmişlerdir.

30. İdare Mahkemesi kararında (bkz. § 11) başvurucuların

murisinin evinin ateşe verildiği ve darp edildiği yönündeki iddiaları hakkında

herhangi bir değerlendirme yapılmayarak davanın reddine karar verilmiş, kanun

yolu merciince de İlk Derece Mahkemesi kararı onanarak (bkz. § 12), karar

düzeltme istemi reddedilmiştir (bkz. § 13).

31. Başvurucular, murislerinin evinin ateşe verilmesi ve darp

olayına ilişkin olarak başvuru dosyası kapsamında Mazıdağı Kaymakamlığı İlçe

İdare Kurulunun 27/9/1994 tarihli ve 1994/8 sayılı "men'i

muhakeme" kararını sunmuşlardır. Söz konusu kararda 24/6/1994 tarihinde

meydana geldiği iddia edilen olayla ilgili olarak olay tarihinde Evciler

Jandarma Karakol Komutanlığınca Atalar köyüne devriye çıkarılmadığı, asker

görevlendirilmediği, karakol hizmet defterine göre herhangi bir

görevlendirmenin yapılmadığı, M.K.nın

olay günü köye gelen şahısları tanımadığını belirttiği, suçu işleyenlerin köy

civarında dolaşan asker üniforması giymiş terörist kişiler olabileceği

belirtilerek men'i muhakeme kararı verilmiştir.

32. Mardin İl Jandarma Komutanlığından temin edilen men'i muhakeme kararına konu soruşturma dosyasının

incelenmesi neticesinde başvurucuların murisi M.K.nın

24/6/1993 tarihinde darp edildiği iddiası ile Diyarbakır Devlet Hastanesi acil

servisine müracaat etmesi üzerine adli rapor düzenlendiği, raporda M.K.nın ikamet ettiği ve olayın gerçekleştiği yerin Mardin

ili Mazıdağı ilçesi Atalar köyü olarak gösterildiği, olay sebebiyle yapılan

soruşturma kapsamında M.K.nın Mazıdağı Cumhuriyet

Başsavcılığında hazır edilmesinin istenmesi üzerine Evciler Jandarma Karakol

Komutanlığında görevli askerlerce tutulan 21/9/1993 tarihli tutunakta

"Atalar köyünün boş olduğu, köy

halkının köyü terk ederek çeşitli il ve ilçelere göç ettiği, M.K.nın ise köyden adresi meçhule gittiğinin"

belirtildiği, bu arada 24/6/1993 tarihli adli rapora istinaden Adli Tıp Kurumu

Diyarbakır Şube Müdürlüğünce düzenlenen 8/2/1994 tarihli ve 578 sayılı raporda,

hayati tehlike yaratmamakla birlikte M.K.nın

yaralanmasının on beş gün mutad iştigale engel teşkil

edeceği ifade edilmiştir.

33. Yine Mazıdağı Cumhuriyet Başsavcılığınca Mazıdağı İlçe

Jandarma Komutanlığına gönderilen 2/6/1994 tarihli yazıda olay yeri krokisi ve

zarar tespitine ilişkin tutanak düzenlenerek gönderilmesi talep edilmiş,

Evciler Jandarma Karakol Komutanlığında görevli askerlerce 19/6/1994 tarihinde

tutulan tutunak ve Mazıdağı İlçe Jandarma Komutanlığı

tarafından gönderilen 22/6/1994 tarihli yazıda "Atalar

köyünün 1993 yılında boşaldığı, köy halkının çeşitli il, ilçe ve köylere

dağıldıkları, araştırma yapmak için köyde kimsenin bulunamadığı, olay tarihinin

eski oluşu nedeniyle olayın mahiyetinin bilinemediği"

belirtilmiştir.

34. Toplanan bilgi ve belgeler ile başvurucuların murisi M.K.nın ve Evciler Jandarma Karakol Komutanlığında görevli

askerlerin de ifadeleri alınmak suretiyle hazırlanan soruşturma dosyasına

istinaden Mazıdağı Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunca verilen 27/9/1994 tarihli men'i muhakeme kararı Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesine

gönderilmiş, Mahkemenin 23/11/1994 tarihli ve E.1994/317, K.1994/311 sayılı

kararı ile kamu davası açılmasını gerekli kılacak yeterli delil elde

edilemediğinden men'i muhakeme kararının onanmasına

karar verilmiştir.

35. Bu çerçevede başvurucuların Komisyona başvuru dilekçesi,

dava dilekçesi, temyiz ve karar düzeltme dilekçelerinde ileri sürdükleri

murisleri M.K.nın darp edildiği ve bu olaydan sonra

güvenlik kaygısıyla köyü terk etmek zorunda kaldıkları iddiasıyla ilgili olarak

soruşturma dosyası içeriği ve soruşturma evrakları incelenerek iddialar

yönünden değerlendirmede bulunulması gerekirken başvurucuların iddiaları hakkında

hiçbir inceleme yapılmaksızın hüküm kurulması nedeniyle kararların yeterli

gerekçe ihtiva etmediği sonucuna varılmıştır.

36. Öte yandan İlk Derece Mahkemesi kararında köyün tamamen

boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnel ölçütten hareketle davanın reddine karar

verilmiş ise de soruşturma dosyası kapsamında yer alan ve Jandarma Karakol

Komutanlığında görevli askerlerce tutulduğu anlaşılan 21/9/1993 ve 19/6/1994

tarihli resmi tutunaklarda "Atalar köyünün 1993 yılında boşaldığı/boş olduğu, köy halkının köyü

terk ederek çeşitli il ve ilçelere göç ettiği, araştırma yapmak için köyde

kimsenin bulunmadığı" tespitlerine yer verilmiştir. Bu durumda,

İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesi ile belirtilen resmî tutanaklar

arasındaki farklılık sebebiyle oluşan tereddüt giderilmeksizin başvurucuların

talebinin reddine karar verilmesi de adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli

karar hakkının ihlal edilmesi sonucunu ortaya çıkarmaktadır.

37. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli

karar haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

39. Başvurucular 147.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın

ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.

40. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

41. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan ihlal

kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mardin İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

42. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucularınuğradıklarını iddia etttikleri

maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

43. Dosya kapsamında tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvuruculara

müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mardin

İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucular

:

1. Sıdık

KIRAN

2. Sadiye ALAS

3. Reyhan

KIRAN

Vekili

:

Av. Dursun

ÖZDOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7774, 20 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların
  12. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  14. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Gökcan
  17. Karaman Odabaşı
  18. Kıran
  19. Kıran
  20. Özdoğan
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7774
Tarih
20 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/2743
  • Öznur Çiçek Bildik Başvurusu (B. No: 2013/6595)
  • Selman Kapan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7302)
  • Hamdiye Demirel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6649)
  • Laleş Çeliker Başvurusu (B. No: 2013/8413)
  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2013/7644)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.