İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şinasi Umaz Başvurusu (B. No: 2016/40621)

1. Başvuru, koruma tedbirleri nedeniyle açılan tazminat

Başvuru No2016/40621Tarih23 Ekim 2019Okuma21 dk · 4.264 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Şinasi Umaz Başvurusu

Karar tarihi
23 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2016/40621
R.G. Tarih ve Sayı
13/12/2019-30977
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.264 kelime·21 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, koruma tedbirleri nedeniyle açılan tazminat

davasının davacının davaya muvafakatinin sağlanamadığından reddedilmesi

nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Saray (Van) Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)

yürütülen bir soruşturma kapsamında başvurucu, kasten basit yaralama fiilini

işlediği suçlamasıyla 18/6/2013 ile 19/6/2013 tarihleri arasında bir gün

süreyle gözaltında tutulmuştur.

10. Başsavcılık 19/6/2013 tarihinde tutuklanması istemiyle

başvurucuyu Saray Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir. Hâkimlikçe

aynı gün başvurucu hakkında tutuklama tedbiri yerine adli kontrol kararı

verilmiştir. Adli kontrol kararında başvurucunun her ayın 15. ve 30. günlerinde

Çaybağı Jandarma Karakoluna başvurması gerektiği

belirtilmiştir. Adli kontrol kararı 14/2/2014 tarihinde aynı Hâkimlik

tarafından kaldırılmıştır.

11. Başsavcılıkça 8/12/2015 tarihinde kamu davası açmayı

gerektirir nitelikte, yeterli, şüpheye yönelik delil elde edilemediği

gerekçesiyle başvurucu hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair

karar verilmiştir.

12. Bu karar üzerine başvurucunun avukatı, müvekkilinin

14/4/2016 tarihinde gözaltında kalması ve 6 ay kadar uygulanan adli kontrol

kararı verilmesi nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 141. ve devamı maddeleri gereğince Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme)

koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası

açmıştır. Başvurucunun avukatı 14/3/2016 tarihli vekâletnameyi dava dilekçesine

eklemiştir. Vekâletnamede özellikle avukatın başvurucu adına 5271 sayılı

Kanun'un 141. ve 142. maddelerine göre dava açmaya yetkili olduğu yazılıdır.

13. Mahkeme 10/5/2016 tarihinde tensip incelemesi yapmıştır.

Tensip incelemesinde başvurucuya duruşma gün ve saatinin bildirilmesi ve vekili

tarafından açılan davaya muvafakatinin olup olmadığının tespiti için davetiye

çıkarılmıştır. 26/5/2016 tarihinde davacı asile yapılan tebligatta "Avukatınızın açmış olduğu davaya

muvafakatinizin olup olmadığı, suç tarihinde ne ile uğraştığınız ... hususları

sorulacağından hazır bulunmanız, davetiye tebliğine rağmen gelmediğiniz

takdirde, maddi tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplattırılacağı ve

yaptırılan araştırmaya itibar olunacağı"nı ihtiva eden açıklama

bulunmaktadır. Yargılama, davacı asilin yokluğunda sürdürülmüştür.

14. Başvurucu vekili yargılama sırasında "...Müvekkilin muvafakatinin bu dava dosyası

açısından gerekli olmadığını düşünüyoruz. Çünkü bize vekaletname vermiştir. Söz

konusu vekaletnamede CMK 141 ve devamı maddelerine göre özel yetki vermiştir.

Kaldı ki müvekkilime tebligat da çıkmış ve davadan haberdar olmuştur. UYAP araştırmasından

da görüleceği üzere müvekkilimin açmış olduğu başka bir dava yoktur. Müvekkilim

Çanakkale ilinde öğrencidir. Davamızın kabulüne karar verilmesini talep

ediyoruz..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

15. Mahkeme 2/12/2016 tarihinde davanın kesin olarak reddine

karar vermiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Koruma tedbiri nedeniyle tazminat

davaları CMK'nun 141 vd. maddelerinde düzenlenmiş

olup, ağır ceza mahkemeleri görevli kılınarak özel ve karma bir surette

düzenlenmiştir. Özel hukuk ve ceza yargılama hukukunun birlikte uygulandığı

karma bir dava türüdür. Bu kapsamda her ne kadar davacı vekili, vekaletname

ibraz ederek işbu tazminat davasını açmış ise de,

davacının tutukluluk ve tahliye tarihleri ile vekaletname tarihi nazara

alındığında, genel vekaletname ile açılan bu davada, davacının muvafakati

mahkememizce zorunlu görülmüştür. Pek çok Yargıtay kararında da belirtildiği

gibi adına açılan davadan davacının haberdar olduğunun ve davaya muvafakati

bulunduğunun mahkememizce bilinmesi gereklidir. Yargılaması yapılan tazminat

davasında ise diğer şartlar mevcut olmakla birlikte davacı asilin muvafakati

sağlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş[tir]."

16. Ret kararı başvurucu tarafından 2/12/2016 tarihinde öğrenilmiş

ve 26/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısımları şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

18. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesi şöyledir:

" (1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat isteminde bulunulabilir."

(2) İstem,

zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza

mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır

ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.

(3)

Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara

uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların

belgelerini eklemesi gereklidir.

(4)

Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin

bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye

duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık

olmak üzere reddolunur.

(5)

Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin

bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ

ederek, varsa beyan ve itirazlarını onbeş gün içinde

yazılı olarak bildirmesini ister.

(6)

İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel

prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli

gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya

yetkilidir.

(7) (Değişik:

25/5/2005 - 5353/20 md.)

Mahkeme, kararını duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine

temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında

karar verilebilir.

(8)

Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi,

istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır.

(9)

(Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul:

1/2/2018-7078/139 md.)Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi

gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir.

Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler

için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen

davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz.

(10)

(Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul:

1/2/2018-7078/139 md.) Tazminata ilişkin mahkeme

kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine

konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti,

davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap

numarasına, bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir.

Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz

ve icra olunur.''

19. 12/1/2012 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun "Davaya vekâletin kanuni

kapsamı" kenar başlıklı 73.

maddesi şöyledir:

" (1) Davaya vekâlet, kanunda özel yetki

verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar,

vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine

getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine

ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi

kapsar.

(2)

Belirtilen bu yetkiyi kısıtlamaya yönelik bütün sınırlandırıcı işlemler, karşı

taraf yönünden geçersizdir.''

20. 6100 sayılı Kanun'un "Davaya

vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller" kenar

başlıklı 74. maddesi şöyledir:

" (1) Davaya vekâlet, kanunda özel yetki

verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar,

vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine

getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine

ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi

kapsar.

(2)

Belirtilen bu yetkiyi kısıtlamaya yönelik bütün sınırlandırıcı işlemler, karşı

taraf yönünden geçersizdir.''

21. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlığın amacı" kenar

başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve

anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk

kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler,

resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.

Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini

adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu

kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait

bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin

yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler

saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri

incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname

ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin

mahkemeden alınabilir."

22. 1136 sayılı Kanun'un "Örnek

çıkarabilme ve tebligat yapabilme hakkı" kenar başlıklı 56. maddesi şöyledir:

"Usulüne uygun olarak düzenlenen ve

avukata verilmiş olan vekaletname 52 nci

maddede yazılı dosyada saklanır. Avukat, bu vekaletnamenin örneğini çıkarıp

aslına uygunluğunu imzası ile onaylayarak kullanabilir. Avukatın çıkardığı

vekaletname örnekleri bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek

ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmündedir.

Asıllarının verilmesi kanunda açıkça

gösterilmeyen hallerde avukatlar, takibettikleri

işlerde, aslı kendilerinde bulunan her türlü kağıt ve

belgelerin örneklerini kendileri onaylayarak yargı mercileri ile diğer adalet

dairelerine verebilirler."

23. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 20/11/2012 tarihli ve

E.2012/20169, K.2012/24570 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...Davacı vekilinin, tazminat davasından

çok önceki tarihli vekaletnameye dayanarak açtığı tazminat davasında, davacı

dinlenilerek vekil ile arasında tazminat davası açılması yönünde vekalet

ilişkisinin devam edip etmediği ve dava açılmasına muvafakatının

bulunup bulunmadığının araştırılmaması kanuna aykırı olup ... hükmün ... bozulmasına ..."

24. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 10/6/2014 tarihli ve

E.2014/5206, K.2014/14301 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...Öngörülen süre içinde yetkili ve

görevli mahkemeye açıldığı, dava için kanunda öngörülen yasal şartların

oluştuğu anlaşılmış, tazminat davasının, kendisine dayanak teşkil eden beraat

hükmünün verilmesinden itibaren dava açma süresi içerisinde açıldığının, davacı

ile avukatı arasındaki vekalet ilişkisi gösteren vekaletin genel bir

vekaletname olduğunun ve bozmadan sonra davacıya dava dilekçesinin tebliğ

edildiğinin ve davaya muvafakat etmediğine dair bir beyanda bulunmadığının

anlaşılması karşısında tebliğnamenin 1. numaralı

bendinde yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir..."

25.Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 16/12/2014 tarihli ve E.2014/6604,

K.2014/25759 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...Tazminat davasının, dayanağını teşkil

eden beraat hükmünün verilmesinden itibaren kısa bir süre geçtikten sonra

açıldığı, davacı ile avukatı arasındaki vekalet ilişkisi gösteren vekaletin

genel bir vekaletname olduğu, davacının ve vekilinin ekinde davacının ikamet

tezkeresini de ekledikleri davacının adresini bildiren 28.06.2013 tarihli

müşterek dilekçeyi sunduklarını ve davacı ile vekili arasındaki vekalet

ilişkisinin devam ettiğinin anlaşılması karşısında; yargılamaya devamla esas

hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, davacının muvafakatinin bulunmadığı

gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi..."

26.Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17/4/2017 tarihli ve

E.2015/17004, K.2017/3175 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...Tazminat davasının dayanağı olan Van

Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/633 soruşturma sayılı davacı yönünden

kavuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi ile sonuçlanan dosya

kapsamında, davacının 21/8/2008 tarihinde yakalanarak 10:30 sıralarında Emniyet

Müdürlüğü'ne götürüldüğü, akabinde saat 13:15 sıralarında Cumhuriyet

Başsavcılığına sevk edildiğinin anlaşılması karşısında, CMK'nın

141/1-e maddesinde belirtilen 'kanuna uygun olarak yakalandıktan sonra

haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen' kişilerin tazminat

isteyebilecekleri hususu da dikkate alınarak, uğranıldığı iddia edilen manevi

zararla ilgili hak ve nasafet ilkelerine uygun makul

bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar

verilmesi..."

27. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 3/7/2017 tarihli ve

E.2016/2933, K.2017/5785 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...Davacı vekilinin 07.11.2008 tarihli

genel vekaletnameye istinaden davacı adına tazminat talebinde bulunduğu, dosya

kapsamında davacı ile vekili arasındaki vekalet ilişkisinin sona erdiğine dair

herhangi bir iddia ve bilgi bulunmadığı, söz konusu vekaletnamenin davacı adına

dava açma hak ve yetkisini içerdiği, vekaletnamede tazminat davası açma

hususunda özel yetki bulunmadığı görülmekle birlikte, bu durumun davacı adına

tazminat davası açılmasına engel teşkil etmeyeceği anlaşıldığından tebliğnamedeki davaya davacının muvafakatının

olup olmadığının araştırılması gerektiğine dair bozma öneren düşünceye iştirak

edilmemiştir..."

28. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 30/10/2017 tarihli ve

E.2017/489, K.2017/8062 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...Davacı vekilinin Edirne 3. Noterliği

tarafından düzenlenmiş 6452 yevmiye numaralı, 13/09/2012 tarihli genel

vekaletnameye istinaden haksız tutuklama nedenine dayalı olarak davacı adına

tazminat talebinde bulunduğu ve vekaletnamede tazminat davası açma hususunda

özel yetki bulunmadığı görülmekle birlikte, bu durumun davacı adına tazminat davası

açılmasına engel teşkil etmeyeceği, söz konusu vekaletnamenin davacı adına dava

açma hak ve yetkisini içerdiği, vekilin davacı tarafından azledildiğine dair

bir azilname sunulmadığının anlaşılması karşısında

davacı ile vekili arasındaki vekalet ilişkisinin halen devam etmekte olduğunun

kabulünün gerekeceği gibi temyiz dilekçesi ekinde davacı vekilinin Üsküp

Yetkili Noterliği tarafından düzenlenmiş 20/03/2015 tarihli ve haksız tutuklama

nedeniyle dava açma yetkisini de içeren vekaletname sureti sunduğu da dikkate

alındığında, yargılamaya devamla, yasal koşullar irdelenip davacı ile ilgili

tutuklama, tahliye ve infaza ilişkin müzekkere ve belgelerin onaylı suretleri

dosya içine alınarak davacının tazminat talebi ile ilgili bir karar verilmesi

gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar

verilmesi..."

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,...

bir mahkeme tarafından davasının ...görülmesini istemek hakkına

sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine

erişim hakkından söz etmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarak

dikkate alındığında bu fıkranın mahkemeye erişim hakkını da garanti altına

aldığı sonucuna ulaşıldığını belirtmektedir (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§

28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Bu, Sözleşmeci

devletlere yeni yükümlülük yükleyen, genişletici bir yorum olmayıp Sözleşme'nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesindeki lafzın Sözleşme'nin

amaç ve hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek birlikte

okunmasına dayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını mahkeme

önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

31. AİHM; mahkeme hakkının bir unsurunu teşkil eden mahkemeye

erişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasını

gerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. Ancak

AİHM, bu sınırlamaların kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecek

şekilde ve genişlikte kısıtlamaması, zayıflatmaması gerektiğini ifade

etmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan ya

da uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık

ilişkisi kurmayan sınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasıyla uyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve

Meryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,

§ 19; Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 23/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu, kasten basit yaralama suçundan yürütülen bir

soruşturma kapsamında bir gün süreyle gözaltında kaldığını ve yedi ay süreyle

adli kontrole tabi tutulduğunu belirtmiştir. Başvurucu, anılan soruşturma

sonucunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek gözaltına

alınması ve adli kontrole tabi tutulması işleminin haksız olduğunun anlaşılması

üzerine tazminat davası açtığını ifade etmiştir. Başvurucu, açtığı tazminat

davasının davacı asilin muvafakatinin bulunmaması gerekçesine dayanılarakkesin olarak reddedilmesi nedeniyle hak arama

hürriyeti, adil yargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden yargılama ile 50.000

TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

34. Bakanlık görüşünde, Anayasa ve AİHM içtihatlarına atfen

başvurucunun mahkemeye erişim hakkının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

35. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkı

yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

38. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

39. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

40.Koruma tedbirleri nedeniyle açılan tazminat davasının genel

vekâletname ve bu vekâletnamede özel yetki de bulunmasına rağmen davacı asilin

muvafakatinin bulunmaması gerekçe gösterilerek reddedilmesinin mahkemeye erişim

hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

41. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olan mahkemeye

erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması mümkündür.

Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nın temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen 13.

maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.

42. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

43. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın,

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir.

44. Anayasa’nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü için

herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir

şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez.

Anayasa Mahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve

özgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş

hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,

E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95,

K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B. No: 2013/5033, 13/4/2016,

§ 46). Sonuç itibarıyla mutlak olmayan ve sınırlandırılabilen mahkemeye erişim

hakkına ilişkin sınırlandırmaların kanuna dayanması, hakkın özünü zedeleyecek

şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38; İbrahim

Can Kişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014, § 36).

45. Dava konusu yapılmış hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması ilke olarak derece mahkemelerinin takdirindedir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,

§ 42). Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında inceleme yaparken kural

olarak derece mahkemelerince uygulanan hukuk kurallarının nasıl yorumlanması

gerektiği hususunda derece mahkemelerinin yerine geçerek karar vermesi bireysel

başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Anayasa Mahkemesinin görevi derece

mahkemelerince benimsenen yorumun etkilerini incelemek, bunların hak ve

özgürlükleri ihlal edip etmediğini saptamaktır (Süleyman Oktay Uras ve Sevtap Uras,

B. No: 2014/11994, 9/3/2017, § 71). Ancak derece mahkemelerinin bu husustaki

değerlendirmelerinin bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içermesi, bunun hak ve özgürlüklere müdahale teşkil etmesi hâlinde Anayasa

Mahkemesinin denetim hakkı saklıdır (Ahmet

Sağlam, § 42).

46. Somut olayda başvurucunun avukatına tazminat davası açma

yetkisi içeren 14/3/2016 tarihli vekâletname verdiği ve bu vekâletnamenin

14/4/2016 tarihli dava dilekçesi ile birlikte Mahkemeye sunulduğu açıktır.

Ancak Mahkeme 14/3/2016 tarihli bu vekâletnameyi yeterli görmemiş, başvurucunun

bu davaya muvafakat vermesi şartını aramış ve bu muvafakatin verilmemesi

nedeniyle 2/12/2016 tarihinde davanın usulden reddine hükmetmiştir. Mahkeme,

asilin muvafakat vermesi şartını aramasının kanuni dayanağını göstermemiş ancak

Yargıtay içtihadına atıf yapmış; davacının tutukluluk ve tahliye tarihleri ile

vekâletname tarihi arasındaki süreyi dikkate aldığını ifade etmiştir.

47. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada bir

kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük Millet

Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak, kanun adı

altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahale

edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici

işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMM

tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılan

müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

48. Kanun koyucu 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde suç

soruşturması veya kovuşturması sırasında kişilerin uğrayabilecekleri maddi veya

manevi zarar hâllerini, aynı Kanun'un 142. maddesinde ise bu nedenle açılacak

tazminat davasının koşullarını belirlemiştir. Anılan düzenlemelerde; 141.

maddede belirtilen bir veya birden çok nedene dayanılarak açılacak tazminat

davasının ilgili kişi (şüpheli veya sanık) hakkındaki kararın veya hükmün

kesinleşmesinden itibaren en geç bir yıl içinde, kesinleşmenin şüpheli veya

sanığa ya da vekiline tebliğ edilmiş olması hâlinde ise tebliğden itibaren üç

ay içinde açılması gerektiği belirtilmiştir. Buna ilaveten bu tür davaların

zarara uğrayanın kendisi, kanuni temsilcisi veya özel yetkili vekili tarafından

davacının ikamet ettiği yerde bulunan ağır ceza mahkemelerinde açılabileceği,

davalı olarak devleti temsilen Hazinenin gösterileceği öngörülmüştür (bkz.§§

17, 18).

49. Yargıtay içtihatlarında ise koruma tedbirleri nedeniyle

açılacak tazminat davalarına ilişkin olarak davacı asilin muvafakatinin

aranacağı kabul edilmektedir. Yargıtaya göre tazminat

davasından çok önceki tarihli bir vekâletnameye dayanılarak dava açılmış ise

açılan bu davadan davacı asilin haberdar olup olmadığının, kurulan vekâlet

ilişkisinin devam edip etmediğinin ve davacının tazminat davasının açılmasına

muvafakatinin bulunup bulunmadığının araştırılması zorunludur (bkz. § 23).

Ancak tazminat davası, bunun dayanağını teşkil eden karar veya hükmün

kesinleşmesinden çok önce verilmemiş bir vekâletnameye istinaden açılmış ise

içeriğinde tazminat davası açma hususunda özel biryetki

bulunmadığı hâlde dahi vekâlet ilişkisinin devam ettiği, bu durumda davacının

davadan haberdar olduğu hâlde vekilini azletmemiş olması durumunda davacının

muvafakatinin aranmasına gerek duyulmamaktadır (bkz.§§ 24-28).

50. 5271 sayılı Kanun'un başvuru konusu olayda uygulanan 142.

maddesinde (bkz.§ 18) ve Yargıtay içtihatlarında (bkz.§§ 24-28), koruma

tedbirleri nedeniyle açılacak bir tazminat davasının sadece davacı asilin

muvafakatinin bulunmaması hâlinde reddedileceğine ilişkin bir hükmün

bulunmadığı görülmektedir. Buna ilaveten Mahkemece davacı asile gönderilen

davetiyede, duruşmaya katılmadığı durumda davasının reddedileceğine ilişkin bir

açıklama da bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının yargılamadan haberdar

edildiği, vekâletnamenin çok eski tarihli olmadığı ve davacının yargılamadan

bilgi sahibi olmasına karşılık vekilini azletmediğinin anlaşıldığı durumlarda

genel vekâletnameyle tazminat davasının açılabileceği, bunun için vekâletnamede

özel yetkiye dahi gerek olmadığı, bu hâlde davacı asilin muvafakatinin

aranmayacağı anlaşılmaktadır. Aksi takdirde davacı asilin muvafakatinin her

durumda aranmasına gidilmesi hâlinde vekâlete ilişkin hükümlerin bir anlamı

kalmayacaktır (bkz.§§ 19-22).

51. Davacı vekilinin davacı asilin şüpheli olarak yer aldığı

soruşturma evresinde müdafii olarak yer almadığı, bir

başka ifadeyle 18/6/2013 tarihinde davacı asilin gözaltına alındığı tarihte

alınmış bir vekâletnameye istinaden bir dava açılmadığı, tazminat davasının

açılmasından bir ay önce 14/3/2016 tarihinde alınan vekâletnameye istinaden

koruma tedbirleri nedeniyle Mahkemeye 14/4/2016 tarihinde dava açıldığı,

dolayısıyla vekâletname tarihinin çok yeni olduğu ve içeriğinde bu davaları

açmak üzere özel yetki de verildiği, buna ilaveten yargılama sırasında davacı

asilin davadan haberdar edildiği görülmektedir. Buna karşılık Mahkemenin davacı

asilin muvafakatinin bulunmaması gerekçesine dayanarak davayı reddetmesi

yukarıda değinilen Yargıtay içtihatlarına uygun düşmemektedir. Ayrıca bu durum

kanun koyucunun öngördüğü düzenlemelerle de bağdaşmamaktadır.

52. Buna göre koruma tedbirleri nedeniyle açılan tazminat

davasının davacı asilin muvafakatinin bulunmaması gerekçesine dayanılarak

reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkının kanunilik şartını karşılamadığı

sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla mahkemeye erişimin kısıtlanmasına olanak

veren haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına

uygun olup olmadığı yönlerinden ayrıca bir inceleme yapılmamıştır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

55. Başvurucu yeniden yargılama ile 50.000 TL manevi tazminat

kararı verilmesi talebinde bulunmuştur.

56. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasına

göre esas inceleme kapsamında bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve varsa

ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı belirlenmektedir. Aynı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

79. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlal kararı verilmesi hâlinde

gerekli görüldüğü takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir. Buna göre ihlal sonucuna varıldığında ilgili

temel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine karar verilmesinin yanında "ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının

belirlenmesi", diğer bir ifadeyle "ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedil[mesi]" de gerekir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 54).

57. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin

ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin

ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep

olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen

diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, § 55).

58. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna

göre ihlal idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden

kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun

belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet

Doğan, § 57).

59. Başvuruya konu olayda geçerli bir vekâletname sunularak

açılan davanın kanunda öngörülmeyen asilin muvakafakati

şartının sağlanmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği ve ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

60. Buna göre mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin Van 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

61. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama kararı yeterli bir giderim sağladığından

başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

62. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Van 2.

Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/264, K.2016/471) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

23/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Hüseyin

TURAN

Başvurucu

:

Şinasi UMAZ

Vekili

:

Av. Reis

ÇEVİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/40621, 23 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  15. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Kömürcü
  19. Akıncı
  20. Seferinoğlu
  21. Turan
  22. Çevik
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/40621
Tarih
23 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Abuzer Demir ve Aslı Peksezer Başvurusu (B. No: 2016/73556)
  • Bediha Altun Başvurusu (B. No: 2015/6354)
  • Meki Katar Başvurusu (B. No: 2015/4916)
  • Selahaddin Aydoğdu Başvurusu (B. No: 2016/80280)
  • Orhan Ok Başvurusu (B. No: 2016/4913)
  • A.b. Başvurusu (B. No: 2016/22702)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.