İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Süleyman Baran Başvurusu (B. No: 2015/11941)

1. Başvuru, özel hayat kapsamında kalan eylemi gerekçe

Başvuru No2015/11941Tarih9 Ekim 2019Okuma19 dk · 3.701 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Süleyman Baran Başvurusu

Karar tarihi
9 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2015/11941
R.G. Tarih ve Sayı
7/11/2019-30941
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.701 kelime·19 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, özel hayat kapsamında kalan eylemi gerekçe

gösterilerek başvurucunun naklen atanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının;

atama işleminin iptali istemiyle açılan davanın uzun sürmesi nedeniyle de makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Ankara Millî Eğitim Müdürlüğünde ilköğretim müfettişi olarak

çalışan başvurucu hakkında birtakım isnatlar nedeniyle disiplin soruşturması

başlatılmıştır. Bu kapsamda "bir siyasi

partinin kongresine katıldığı, devamlı alkol aldığı için görevine sık sık geç

geldiği, bazen grup çalışmalarına

katılmadığı, başkanlıkça düzenlenen genel kurul toplantıları ve seminer

çalışmalarının sonuna gelerek imza attığı, teftiş için gittiği kurumun

telefonlarını özel işleri için kullandığı, eşinin dostunun işlerini takip

ettiği, teftiş için gittiği kurumların müdür odasında veya müfettişler için

ayrılan odada saz temin ettirerek çaldığı ve şarkı söylediği, öğretmen teftişi

için öğretmenin en az iki saat dersini izlemesi gerektiği halde izlemeden

dersin ortasında derse girip öğretmenin kimliğini alıp çıktığı ve daha sonra

yüksek puanlar vererek durumu kurtarmaya çalıştığı" şeklinde iddialar ileri sürülmüştür.

Bunun yanında "teftiş için gittiği

kurumlarda Atatürk, devlet, askerler ve polisler aleyhinde veya siyasi içerikli

konuşmalar yaptığı, bayan idarecilere Barış Annelerine destek olmaları yönünde

baskı yaptığı, inceleme ve soruşturma raporlarını bir başkasına yazdırdığı,

ifadeleri başkalarına aldırdığı, öğretmen teftiş formlarını başkalarına

doldurttuğu, yemek için gittiği lokantalarda müfettişin itibarını düşürecek

şekilde küçük pazarlıklar peşinde olduğu ve yersiz tartışmalara girerek eğitim

camiasını küçük düşürdüğü, teftiş bölgesi Ş. S.M. Lisesinde görev yapan S.

isimli dul bir bayan öğretmenle sık sık bir araya geldiği, hoş olmayan davranış

ve ilişki içinde olduğu, sık sık gruptan ayrılarak bu bayanla içki içmeye

gittikleri" şeklinde başvurucu aleyhinde başkaca isnatlarda

bulunulduğu da anlaşılmaktadır.

9. Başvurucunun meslek ve

özel yaşantısına ilişkin ileri sürülen iddialarla ilgili olarak Millî

Eğitim Bakanlığı başmüfettişlerince 26/4/2004 tarihli soruşturma raporu

hazırlanmıştır.

10. Anılan rapor doğrultusunda başvurucunun kınama cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvuruya konu 3/9/2004 tarihli işlem ile

de başvurucunun Erzurum İl Millî Eğitim Müdürlüğüne ilköğretim müfettişi olarak

atanmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, atamasının yapıldığı

yeni görevine başlamak üzere Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü ilköğretim

müfettişliği görevinden 27/9/2004 tarihinde

ayrılmıştır. Diğer yandan başvurucu, kınama cezasına itiraz etmesine rağmen

itirazının reddedildiğini ancak yasal mevzuat gereği kınama cezasına karşı dava

açamadığını belirtmiştir.

11. Başvurucu, atama işleminin iptali istemli 20/9/2004

tarihinde dava açmıştır. Ankara 11. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 18/10/2005

tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Bu durumda, hakkında

yapılan disiplin soruşturması sonucu ileri sürülen iddiaların bir kısmının

sübut bulması üzerine kınama cezası ile tecziye edilen davacı hakkında tesis

edilen atamanın, soruşturma raporu doğrultusunda oğlunun özür durumu da dikkate

alınarak tesis edildiği gözönünde bulundurulduğunda

anılan Kanun ve Yönetmelik uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka

aykırılık görülmemiştir."

12. Başvurucunun yürütmeyi durdurma talepli olarak temyiz istemi

üzerine Danıştay İkinci Dairesinin (Daire) 27/11/2006 tarihli kararı ile dava

konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Bu karar

sonrasında başvurucunun yeniden Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü emrine

ilköğretim müfettişi olarak atamasının yapıldığı ve anılan göreve 24/1/2007

tarihinde başladığı anlaşılmaktadır.

13. Temyiz incelemesi sonucu karar Dairenin 9/3/2007 tarihli

kararıyla bozulmuştur. Karar gerekçesinde; başvurucuya isnat edilen eylemlerin

birçoğunun sübuta ermediği gibi sübuta erdiği ileri sürülen eylemlerle ilgili

olarak alınan tanık ifadelerinden de bu iddiaların gerçekleşmediği, görevini

gereği gibi yapamadığı ve başarısız olduğuna ilişkin yeterli bir saptama

bulunmadığı, ayrıca disiplin yönünden aldığı kınama cezasının görev yerinin

değiştirilmesini gerektirir nitelikte olmadığı görüldüğünden dava konusu

işlemde sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uyarlık görülmediği

açıklanmıştır.

14. Davalı Millî Eğitim Bakanlığının karar düzeltme talebi

Dairenin 14/11/2007 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

15. Dairenin bozma kararı üzerine Mahkeme 24/1/2008 tarihli

karar ile bozma kararına uymayarak davanın reddi yönündeki ilk kararında

direnmiştir.

16. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri

Kurulunun (Kurul) 11/3/2013 tarihli kararı ile kararın usul ve hukuka uygun

bulunduğu, ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek

nitelikte olmadığı gerekçesiyle direnme kararının oyçokluğuyla onanmasına

hükmedilmiştir.

17. Altı üye karara muhalif kalmıştır. Muhalif üyeler karşıoy görüşlerinde, Dairenin bozma kararında belirtilen

gerekçeyi tekrar etmişlerdir.

18. Başvurucunun karar düzeltme talebi de Kurulun 9/2/2015 tarihli

kararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir.

19.Nihai karar22/6/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu tarafından 20/7/2015 tarihinde bireysel başvuru

yapılmıştır.

21. Başvuru konusu olaya ilişkin 26/4/2004 tarihli soruşturma

raporunun Anayasa Mahkemesine gönderilmesi istenmiş ancak Millî Eğitim

Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından ilgili soruşturma raporu

gönderilmemiştir. Ankara 11. İdare Mahkemesince gönderilen dosya evrakı içinde

de söz konusu soruşturma raporunun bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. 23/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun

"Memurların kurumlarca görevlerinin ve

yerlerinin değiştirilmesi" kenar başlıklı 76. maddesinin ilgili

kısmı şu şekildedir:

"Kurumlar, görev ve unvan eşitliği

gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro

derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum

içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.

..."

23. 657 sayılı Kanun'un "Disiplin

cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller"

kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Devlet memurlarına

verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve

haller şunlardır:

...

B - Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı

ile bildirilmesidir.

Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller

şunlardır:

a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında

yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine

getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve

gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak,

...

d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve

güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,..."

24. 13/8/1999 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 23785 sayılı

mülga Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Müfettişleri Başkanlıkları

Yönetmeliği'nin "Hizmetin gereği olarak

yapılacak yer değiştirme" kenar başlıklı 55. maddesinin (b)

bendi şöyledir:

"Başkan, başkan

yardımcıları, müfettişler ve müfettiş yardımcılarından, haklarında yapılan

soruşturma sonucu görev yerlerinin değiştirilmesi kamu veya kendi yararı

bakımından gerekli veya uygun görülenler ile iki kez üst üste olumsuz sicil

alanların görev yerleri, bulunduğu il ve bölge hizmetini tamamlayıp

tamamlamadıklarına bakılmaksızın aynı hizmet bölgesine ya da görev yapmadıkları

başka hizmet bölgesine dahil bir il olacak biçimde Bakanlıkça değiştirilir."

B. Uluslararası Hukuk

25. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Namet Sevinç (B. No: 2015/9155, 10/1/2019, §§ 16-24) ve Sevilay Sümer (B. No: 2016/7091,

18/7/2019, §§ 40-46) başvuruları hakkında verilen kararlar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Özel Hayata Saygı

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu; isimsiz ve imzasız bir ihbar mektubu sonrasında

soruşturma konusu edilemeyecek hususlarla ilgili olarak görevini gereği gibi

yapmadığına ve görevinde başarısız olduğuna ilişkin bir saptama da

yapılmaksızın özel hayatı kapsamında kalan eylemler gerekçe gösterilerek idari

yaptırım uygulandığını ifade etmiştir. Bu süreçte gerekmediği hâlde özel

yaşamının sorgulandığını ve atama işleminin gerekçesi yapıldığını, yargılama

sırasında hakkındaki iddialara karşılık savunmaları değerlendirilmeden ve

gerekçe gösterilmeksizin karar verildiğini ifade eden başvurucu, ayrıca görev

değişikliği nedeniyle %90 oranında engelli olup özel eğitim alan oğlundan ve

kamu görevlisi olan eşinden uzun süre ayrı kaldığını belirterek adil yargılanma

hakkı ile özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu bir bayanla sık sık bir araya

gelerek içki içmeye gittiği şeklindeki isnatları belirterek özel hayatı

kapsamında kalan hususlar nedeniyle hakkında atama işlemi tesis edildiğini

ileri sürmüştür. Bunun yanı sıra başvurucu çocuğunun %90 oranında engelli ve

özel eğitime muhtaç olduğunu, söz konusu görev değişikliğinin bu yönüyle de

özel ve aile hayatında ciddi şekilde olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade

etmiştir. Başvurucunun söz konusu iddialarının niteliği itibarıyla özel hayata

saygı hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

29. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak

20. maddesi şöyledir:

"Herkes, özel hayatına

ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve

aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

31. Mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel hayatı hakkında

sorgulanması ve bunun doğurduğu idari sonuçlar, buna ek olarak kişilerin

davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmaları özel hayatın

gizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturmaktadır (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660,

21/1/2015, § 37; Bülent Polat, B.

No: 2013/7666, 10/12/2015, § 63; Ata Türkeri,

B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 33).

32. Somut olayda özel yaşama ilişkin davranış ve ilişkilerin

başvurucu hakkında soruşturma başlatılmasında belirleyici olduğu ve buna göre

tesis edilen idari işlemin de sebebi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda meslek

hayatıyla ilgili atama işleminde kişinin özel yaşamına ilişkin eylemleri

sorgulanarak dayanak alınması suretiyle özel hayata saygı hakkına müdahalede

bulunulduğu sonucuna varılmıştır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

33.Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde

belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu

sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik

Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

34. Bu kapsamda yukarıda anılan müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığının

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar

tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere

dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun

olma koşulları yönünden incelenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

35. Başvurucu hakkında tesis edilen idari işlem 657 sayılı

Kanun'un 76. maddesi ile buna dayalı ikincil mevzuat temelinde yürütülmüştür. Dolayısıyla

somut olayda başvurucunun özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin kanuni

bir dayanağının mevcut olduğu ve yargısal kararların yeterli bir hukuki temele

sahip olduğu anlaşılmıştır.

(2) Meşru

Amaç

36. Başvurucunun naklen atamasının yapılması suretiyle özel

hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 129. maddesinin birinci

fıkrası kapsamında kalan kamu görevlisinin Anayasa ve kanunlara sadakat

yükümlülüğü çerçevesinde, kamu hizmetinin etkin bir şekilde yürütülmesi ve

mesleki disiplinin sağlanması meşru amacına dayandığı anlaşılmaktadır.

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Genel

İlkeler

37. Kanuni dayanağı bulunan ve meşru amaç taşıyan müdahalenin

ihlal teşkil etmemesi için Anayasa’nın 13. maddesinde yer verilen demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekir.

38. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır ki bu başlık

altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere

başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden

bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama biçiminde

iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün

parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

39. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmak

istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Ferhat Üstündağ, § 46).

40. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaret

etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).

41. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,

kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine herhangi bir

vatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumda

gerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının faaliyetin niteliği ve

sınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması

doğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizli

yönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bu

alanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamu

makamlarınca özellikle ciddi gerekçelerin gösterilmesi gerekir (Ata Türkeri,§ 47).

42. Ayrıca tesis edilen disiplin işlemlerinde ve bu işlemlerin

hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı mahkeme kararlarında bireylerin özel

hayatlarına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatları üzerindeki

etkilerinin açıklanması, kamu hizmeti sunan ilgili kurumların işleyişi

üzerindeki etkilerinin ve risklerinin ortaya konulması, bu hususlardaki

değerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerle desteklenmesi, ayrıca

tesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş mesleki sicilleri ve başarı durumları

dikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesi gerekir (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016,

§ 60).

43. Buna göre özel hayata saygı hakkına yapılan bir müdahale,

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Somut olayda mahkeme kararında ve dayanağı olan disiplin

soruşturma raporunda; Ankara Millî Eğitim Müdürlüğünde ilköğretim müfettişi

olarak çalışan başvurucunun özel yaşam alanı kapsamındaki sosyal hayatına,

diğer bir ifade ile mesleki faaliyetleri sırasında dış dünyayla kurduğu ve

geliştirdiği ilişkilere yönelik iddialara yanıt vermek zorunda bırakıldığı

anlaşılmaktadır. Dairenin kararında; başvurucuya isnat edilen eylemlerin

birçoğunun sübuta ermediği ve soruşturma raporunda sübuta erdiği ileri sürülen

eylemlerle ilgili olarak da alınan tanık ifadelerinden bu iddiaların gerçekleşmediği,

diğer bir ifadeyle özel hayatını ilgilendiren hususların görevini yapmasını

olumsuz etkilediği ya da görevini gereği gibi yapmasına engel olduğuna ilişkin

yeterli bir saptama bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca disiplin yönünden aldığı

kınama cezasının görev yerinin değiştirilmesini gerektirir nitelikte olmadığı

açıklanarak dava konusu idari işlem hukuka uygun görülmemiştir. Mahkeme ve

Kurul kararlarında ise isnat edilen eylemlerin hangisinin sübuta erdiği, başvurucunun

hangi tutum ve eylemleri nedeniyle görevini gereği gibi yapmadığı ya da özel

hayatına ilişkin hangi konuları meslek hayatına olumsuz bir şekilde yansıttığı,

diğer bir ifade ile kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesine engel olduğu

yönünde herhangi bir tespit ve açıklama bulunmamaktadır.

45. Öte yandan başvuru konusu olan atama işleminin doğurduğu

sonuçlar bakımından özel hayat üzerindeki etkilerinin de incelenmesi gerekir (Namet Sevinç, §§ 20-22; Sevilay Sümer, §§ 42-44). Atama işleminin

temelini oluşturan özel hayata konu unsurların soruşturma konusu yapıldığı söz

konusu yargılama sürecinde fiziksel, bilişsel, konuşma ve yürüme özürleri

bulunan oğlunun %90 oranında engelli ve özel eğitime muhtaç olduğu, Ankara'da

bir eğitim uygulama okulu ve iş eğitim merkezinde özel eğitim aldığı, bu okula

uyumunun zorlukla sağlanmış bulunduğu belirtilmiştir. Görev değişikliği

nedeniyle oğlunun sağlık durumunun özel hayatına ciddi etkilerinin bulunduğuna

yönelik başvurucunun iddiaları cevapsız bırakılmıştır. Bunun yanında

başvurucunun disiplin yönünden aldığı kınama cezasının görev yerinin

değiştirilmesini gerektirir nitelikte olmadığı ve görevini gereği gibi

yapamadığına ilişkin bir tespitin de bulunmadığı yönündeki Daire kararının

aksine bir açıklama dahi yapılmamış, herhangi bir gerekçe de gösterilmemiştir.

Dolayısıyla inceleme konusu yargılama kapsamında başvurucunun eylemlerinin

mesleğine bir etkisinin bulunduğunun ortaya konulamadığı değerlendirilmektedir.

46. Olaydaki şartlar bütüncül bir şekilde değerlendirildiğinde

özel hayat kapsamında kaldığı açık olan birtakım eylemlerin başvurucunun

mesleki hayatı ve kamu hizmetinin işleyişi üzerindeki etkisine ve risklerine

dair ilgili ve yeterli gerekçelerin gösterilemediği, tesis edilen işlemin

başvurucunun sicili gözetilerek ölçülülük yönünden değerlendirilmediği, başka

bir ifadeyle söz konusu müdahalenin gerekçelerinin ortaya konulamadığı

görülmektedir. Bu nedenlerle sonuç olarak Mahkeme ve Kurul tarafından verilen

kararların özel hayata saygı hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla

ilgili ve yeterli gerekçe içermediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda

yukarıdaki açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun özel

hayatına ilişkin eylemlerin ifa ettiği görevi etkileyen bir unsur olarak

değerlendirilerek görev yerinin değiştirilmesinin kamu hizmetinin gereği gibi

yürütülmesini sağlamak amacıyla alınmasının zorunlu bir tedbir olduğu da

söylenemez.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde

güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

48. Başvurucu 20/9/2004 tarihinde açtığı davanın on yılı aşkın

bir sürede tamamlandığını belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

49. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018

tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek

Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

50. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

51. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi;

yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç

veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018

tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat

Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma,

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı

yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).

52. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

53. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

56. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda

genel ilkeler belirlenmiştir.

57. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

58. Mehmet Doğan

kararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derece

mahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece

mahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna

göre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden

yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenen

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi

sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derece

mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı

verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir

derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği

doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla

yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

59. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından

bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali

gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,

kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit

edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.

Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin bir

işlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsa

söz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya daha

önce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılık

ihlalin idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesince yapılan

veya yapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararının

sonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiği

hâllerde derece mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan doğrudan

mümkün olduğunca dosya üzerinden önceki kararının aksi yönünde karar vererek

ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).

60. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesine ve lehine 50.000 TL

manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

61. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan

özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

62. Bu durumda başvurucunun özel hayatına saygı hakkına yönelik

ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama

sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan

mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

63. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili yargı

merciine gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata

saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

11. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE (E.2008/11, K.2008/240),

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Volkan

SEVTEKİN

Başvurucu

:

Süleyman

BARAN

Vekili : Av. Mahmut Nedim ELDEM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/11941, 9 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Özel Hayata Saygı
  11. B. Makul Sürede
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Gökcan
  16. Özgüldür
  17. Menteş
  18. Sevtekin
  19. Baran
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/11941
Tarih
9 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Naciye Kaya Başvurusu (B. No: 2015/17961)
  • Cenker Aslan ve Firdes Doğan Başvurusu (B. No: 2015/17803)
  • Sait Duva Başvurusu (B. No: 2015/13961)
  • Kamil Serdar Atak Başvurusu (B. No: 2016/43245)
  • O.a. Başvurusu (B. No: 2016/80706)
  • C.a. Başvurusu (B. No: 2017/84)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.