İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Süleyman Savat Başvurusu (B. No: 2015/18154)

(Başvuru

Başvuru No2015/18154Tarih4 Temmuz 2019Okuma11 dk · 2.170 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Süleyman Savat Başvurusu

Başvuru No
2015/18154
Karar tarihi
4 Temmuz 2019
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.170 kelime·11 dk okuma·18 bölüm

(Başvuru

Numarası: 2015/18154)

Karar

Tarihi: 4/7/2019

İKİNCİ

BÖLÜM

KARAR

Başkan : Engin

YILDIRIM

Üyeler : Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M.

Emin KUZ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör : Hüseyin

MECEK

Başvurucu : Süleyman

SAVAT

Vekili : Av.

Halil İlker ÇELİK

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; gözaltına alınırken takılan kelepçe yüzünden

yaralanma ve şeker hastalığının belirtilmesine rağmen kahvaltının gecikmeli

olarak verilmesi nedenleriyle yapılan şikâyetin kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla

sonuçlanmasının kötü muamele yasağını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi’nden (UYAP) elde edilen bilgilere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. 10-11 Temmuz 2010 tarihlerinde yapılan Kamu Personeli

Seçme Sınavı'nda (KPSS) suç işlemek amacıyla örgüt kurma, resmî belgede

sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

(Savcılık) soruşturma başlatmıştır. Aynı soruşturmada şüpheli olarak yer alan

başvurucunun yakalanması için 23/3/2015 tarihinde saat 06.00’da evine operasyon

yapılmıştır.

10. 23/3/2015 tarihinde saat 20.45’te düzenlenen Yakalama

Tutanağındaki bilgilere göre başvurucu 20.15’te avukatlarıyla birlikte emniyet

müdürlüğüne giderek kendiliğinden teslim olmuştur.

11. 24/3/2015 tarihinde başvurucuyla görüşmeye gelen

avukatları başvurucunun elinde kesiğe benzer bir yara görmeleri üzerine saat

18.10’da tutanak düzenlemişlerdir. Bu tutanakta şu bilgiler bulunmaktadır:

Başvurucu akşam iki kez rapor için hastaneye götürülmüş, ikinci kez giderken

kendisine kelepçe takılmış, neden kelepçe takıldığını sorduğunda ise polisler,

bunun komiserin talimatı olduğu cevabını vermiştir. Başvurucu, şeker hastası

olduğunu söylediği hâlde kahvaltısının iki saat geç verildiğini, şahsi

ihtiyaçları için talepte bulunduğunda kötü muameleye tabi tutulduğunu ifade

etmiştir.

12. Başvurucu hakkında;

i. Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet

Hastanesince 23/3/2015 tarihinde saat 20.20 ve 22.30’da düzenlenen raporlarda

darp ve cebir izi bulunmadığı kayıtlıdır.

ii. Ankara Meslek Hastalıkları

Hastanesince 24/3/2015 tarihinde saat 22.22’de düzenlenen rapora göre

başvurucunun sağ el baş parmak sırtında 3-4 cm'lik yara mevcuttur. Raporda,

başvurucunun kelepçeden dolayı yaralandığını doktora ifade ettiği

belirtilmiştir.

13. Başvurucu vekili 15/5/2015 tarihinde Savcılığa yazdığı

dilekçeyle, görevliler hakkında işkence ve görevi kötüye kullanmaktan suç

ihbarında bulunmuştur.

14. Savcılık, Yakalama Tutanağında adı geçen şüpheli üç

polis memuru hakkında soruşturma yapmıştır. Polis memurları; başvurucunun kendi

rızasıyla teslim olması üzerine tutanak düzenlediklerini, hastaneye götürürken

kelepçe takmadıklarını, ancak bir süre sonra ikinci kez tüm şüphelilerin tekrar

hastaneye götürülüp haklarında yeniden doktor raporu alındığını, ikinci işlemde

yer almadıklarını söylemişlerdir. Şüpheliler ayrıca başvurucunun kahvaltısının

geç verildiği iddiasının gerçek olmadığını, avukatlarının da başvurucuya

yiyecek getirdiklerini, bu konuda tutanakların bulunduğunu, suçlamaların

örgütsel bir tavrın ürünü olduğunu belirtmişlerdir.

15. Başvurucunun iddialarıyla ilgili olarak Savcılık

28/8/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın ilgili

kısımları şöyledir:

“…

Bu

düzenlemeler karşısında somut olay değerlendirildiğinde, Cumhuriyet Savcısı

tarafından gözaltına alınma talimatı verilen Süleyman Savat'ın, kendiliğinden

emniyete gelip teslim olması durumunda da yapılan işlemin yakalama işlemi

olduğu, yakalama işlemine ilişkin yasada ve yönetmelikte öngörülen gerekli

tutanakların düzenlendiği, gerekli doktor raporlarının alındığı, Süleyman

Savat'ın 23/03/2015 tarihinde saat 20:25 - 20:30 arasında, 24/03/2015 tarihinde

saat 17:50-18:10 ile saat 21:20-21:40 arasında müdafileriyle görüştürüldüğü,

25/03/2015 tarihinde suç işlemek amacıyla örgüt kurmak/yönetmek, belgede

sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından müdafii katılımıyla şüpheli

olarak ifadesinin alındığı, yakalama, gözaltına alma ve ifade alma işlemlerinde

ilgili yasa ve yönetmeliğe herhangi bir aykırılık bulunmadığı;

Yakalanan

kişiye kelepçe takılmasıyla ilgili yasal düzenlemeler şu şekildedir:

5271

sayılı CMK 93/1. maddesi "Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir

yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat

ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin

varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir."

…

Bu

düzenlemeler karşısında somut olay değerlendirildiğinde, müşteki Süleyman

Savat'ın, hakkında hangi suç ya da suçlardan dolayı soruşturma yapıldığını

bilmeden polis tarafından arandığını öğrenmesi üzerine kendiliğinden Emniyete

müracaat ettiği, Cumhuriyet savcısının gözaltına alınmasına ilişkin talimatı

üzerine hakkında yakalama işlemi yapıldığı, bu aşamada kendisine isnat edilen

suçun belirtildiği, şahsın operasyon kapsamında yakalanan diğer şüpheliler ile

birlikte doktor raporu alınmak üzere kelepçe takılarak hastaneye

götürülmesinde, yukarıda belirtilen mevzuat çerçevesinde müşteki Süleyman

Savat'ın kendisine isnat edilen bu suçlamaya ve şahsın kalabalık bir şüpheli

grubu ile birlikte hastaneye götürülmesi aşamasında koluna kelepçe takılmasının

hukuka uygun olduğu ve bu eylemin herhangi bir suç oluşturmadığı, müşteki

Süleyman Savat'ın sağ el baş parmağındaki yaralanmanın kelepçe takılmasından

meydana geldiğine ilişkin müştekinin beyanı dışında başka bir delil

bulunmadığı, ayrıca Süleyman Savat'ın sağ el başparmağındaki yaralanma kelepçe

takılmasından meydana gelmiş olsa bile bu yaralanmaya görevli polis

memurlarının kasten ya da taksirli hareketleriyle sebebiyet verdiklerine dair

de müştekinin beyanı dışında başka bir delil bulunmadığı anlaşıldığından,

Belirtilen

bu nedenlerden dolayı KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA;

…

2-Müştekinin,

gözaltında bulunduğu süre zarfında işkenceye maruz kaldığı iddiası

değerlendirildiğinde;

Görevli

polis memurları tarafından 25/03/2015 tarihinde saat 11:30'da düzenlenen

tutanakta "gözaltında bulunan Süleyman Savat'ın kahvaltıda gelen yağ, bal

ve reçeli şeker hastalığı olduğundan dolayı yiyemeyeceğini beyan etmesi

üzerine, kendisine yumurta, peynir türü kahvaltı verildiğinin"

belirtilmesi,

Yine

25/03/2015 tarihli tutanakta "gözaltında bulunan Süleyman Savat'ın

tabldota kendisine verilen yemeği mevcut hastalığı nedeniyle yiyemeyeceğini

belirtmesi üzerine kendisine avukatı tarafından getirilen pişirilmiş tavuk,

yeşil salata ve ayrandan oluşan menünün verildiğinin" belirtilmesi,

Müştekinin

23/03/2015 tarihinde saat 20:45'de yakalanmış olması, müştekinin soruşturma

nedeniyle yakalandıktan sonra değişik zamanlarla müdafiileriyle görüşmesinin

sağlanmış olmasına rağmen bu hususta görevli polislere zamanında herhangi bir

bilgi vermemesi, görevli polislerin müştekinin rahatsızlığını öğrenmeleri

üzerine kendisine rahatsızlığına uygun diyet yemekleri vermeleri birlikte

değerlendirildiğinde, müştekinin Emniyet Müdürlüğünde gözaltında bulunduğu süre

zarfında kötü muameleye tabi tutulduğuna ya da işkenceye maruz kaldığına ilişkin

kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte

delil elde edilemediğinden müsnet suçtan dolayı KAMU ADINA KOVUŞTURMAYA YER

OLMADIĞINA... [karar verilmiştir.]"

16. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Ankara 5. Sulh

Ceza Hâkimliğince 15/10/2015 tarihinde reddedilmiştir.

17. 28/10/2015 tarihinde ret kararını öğrendiğini belirten

başvurucu 26/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun 93. maddesi şöyledir:

“Yakalanan

veya tutuklanan kişilerin nakli

Madde

93- (1) Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen

kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden

bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı

hâllerinde kelepçe takılabilir.”

19. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun

295. maddesi şöyledir:

“Muhafızın

görevini kötüye kullanması

Madde

295 - (1) Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün muhafaza veya nakli ile

görevli kişilerin, görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmeleri halinde,

görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(2)

Muhafaza veya nakli ile görevli olan kimse, görevinin gereklerine aykırı olarak

gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün bulunduğu yerden geçici bir süreyle

uzaklaşmasına izin verirse; altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

(3)

Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün bu fırsattan yararlanarak kaçması

halinde, kaçmaya kasten imkan sağlama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 4/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

21. Başvurucu; kendi rızasıyla teslim olduğunu, ancak

hastaneye götürülürken koluna takılan kelepçeden polisin çekiştirmesi nedeniyle

yaralandığını, şeker hastası olduğunu söylemesine karşın kahvaltısının iki saat

geç verildiğini, şahsi ihtiyaçlarının giderilmesi talebinin kötü muameleye maruz

kalmasıyla sonuçlandığını belirterek kötü muamele yasağı ile adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.

22. Bakanlık görüşünde olaylar anlatılmış, konuya ilişkin

olarak özetlenen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi içtihatları

doğrultusunda karar verilmesi gerektiği bildirilmiştir.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası kötü muamele yasağının

usul yükümlülüğü kapsamında kaldığından bu husus ayrıca ele alınmamıştır.

24. Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin

birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncü fıkrasında da

kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle

bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/5504, 28/5/2014, § 80).

25. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal açıdan zarar görmelerine neden

olmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı

gösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 81).

26. Bununla birlikte bir muamelenin Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık

derecesine ulaşmış olması gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup her

olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate

alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve

ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler

önem taşımaktadır (Tahir Canan, § 23). Değerlendirmeye alınacak bu

unsurlara muamelenin amacı ve kastı ile ardındaki saik de eklenebilir. Ayrıca

kötü muamelenin, heyecanın ve duyguların yükseldiği bağlamda meydana gelip

gelmediğinin tespiti de dikkate alınması gereken diğer faktörlerdir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 83).

27. AİHM kararlarında; bir kişinin sağlıklı hâldeyken

gözaltına alındığı ancak salıverildiği zaman vücudunda yaralanma tespit

edildiği durumlarda söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda makul bir

açıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak kanıtları

sunma yükümlülüğünün devlete ait olduğu, özellikle ilgili iddiaların doktor

raporları ile doğrulandığı hâllerde Sözleşme’nin 3. maddesi anlamında açık

sorunların ortaya çıkacağı ifade edilmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri, §

94).

28. Somut olayda başvurucunun iddiaları iki eksende

yoğunlaşmıştır. Bunlardan ilki doktor raporu aldırılmak üzere hastaneye

götürülürken koluna kelepçe takılmasıdır. Diğeri ise şeker hastası olduğunu

yetkililere bildirmesine rağmen nezarette kahvaltısının iki saat geç verilmesi

ve diğer ihtiyaçlarının giderilmesi için başvurduğunda kötü muameleye maruz

kalmasıdır.

29. Öncelikle başvurucunun koluna takılan kelepçe

nedeniyle sağ el başparmağında 3-4 cm'lik yaranın oluştuğu iddiası ele

alınacaktır.

30. 2010 yılı KPSS'de örgütlü bir şekilde işlendiği öne

sürülen resmî belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma kapsamında başvurucunun gözaltına

alınması için evine gidilmiştir. Başvurucu, evinde bulunamamış, ancak

arandığını öğrenince aynı gün avukatlarıyla birlikte emniyet müdürlüğüne

giderek teslim olmuştur.

31. Bu şekilde gözaltına alınan başvurucunun gözaltına

alınmadan önce Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesinde saat 20.20’de adli

muayenesi yaptırılmıştır. Bu muayenede başvurucuda herhangi bir darp ve cebir

izinin bulunmadığı bildirilmiştir. Aynı soruşturma kapsamında başka

şüphelilerin de nezarethaneye gelmesi üzerine bu kez tüm şüpheliler adli

muayeneden geçirilmek üzere saat 22.30’da aynı Hastaneye götürülmüştür.

Başvurucunun iki saat sonra neden tekrar adli muayeneden geçirilmek istendiği

konusunda dosyada da başvuru formunda da bir açıklama bulunmamaktadır.

Başvurucu ikinci kez hastaneye götürüldüğü sırada kendisine kelepçe takıldığını

söylemiştir.

32. Bu ikinci muayenede de başvurucuda darp ve cebir izi

bulunmadığı bildirilmiştir. Bir gün sonra nezarethaneye gelen avukatları

başvurucunun elindeki yarayı fark etmiş, nedenini sorduklarında başvurucu,

ikinci kez hastaneye götürüldüğü sırada koluna takılan kelepçeden polislerin

çekiştirmesi yüzünden yaralandığını açıklamıştır. Bu açıklama üzerine

avukatları tutanak düzenlemiştir. 24/3/2015 tarihinde saat 22.22’de Ankara

Meslek Hastalıkları Hastanesince düzenlenen raporda başvurucunun sağ el baş

parmak sırtında 3-4 cm'lik yara olduğu belirtilmiştir. Başvurucu, muayene eden

hekime yaranın nedeninin koluna takılan kelepçe olduğunu ifade etmiştir.

33. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda; başvurucu

her ne kadar kendi isteğiyle teslim olmuş ise de teslim olurken hangi suçtan

arandığını bilmediği, örgütlü biçimde, topluca işlenen suçtan dolayı birçok

şüpheliyle hastaneye götürüldüğü sırada kaçma tehlikesinin bulunduğu,

başvurucudaki yaranın kolluğun kasıtlı bir davranışı neticesinde oluştuğunu

ortaya koyan bir verinin olmadığı değerlendirmesi yapılmıştır. Öte yandan

başvurucu, kelepçe takılması sırasında ve hastaneye getirilip götürülürken

kolluğun insan onurunu zedeleyecek şekilde davranışına maruz kaldığını ileri

sürmemiş; üçüncü kişilerin görmesini sağlamak kastıyla aleni olarak teşhir

edildiği iddiasında bulunmamıştır.

34. Başvurucunun diğer iddiası şeker hastalığına rağmen

kahvaltısının iki saat geç verildiği ve bazı şahsi ihtiyaçlarının giderilmesi

talebinin kötü muameleye maruz kalmasıyla neticelendiği hakkındadır.

Başvurucunun bu iddiasının gerçeği yansıtmadığı kovuşturmaya yer olmadığına

dair kararda yer verilen tutanaklarla ortaya konulmuştur. UYAP'ta başvurucunun

kendisine verilen tabldot yemeği hastalığı nedeniyle kabul etmemesi üzerine

avukatının başvurucuya tavuk, yeşil salata ve ayran verdiğini gösteren tutanak

bulunmaktadır. İkinci bir tutanakta da başvurucunun yağ, bal ve reçeli

hastalığından dolayı kabul etmediğinden gözaltındayken kendisine peynir, yumurta

ve süt verildiği yazılıdır. Başvurucu bu tutanağı başvuru formuna eklememiştir.

Ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtilen tutanaklara ve

değerlendirmeye karşı başvurucunun bir itirazı bulunmamaktadır.

35. Kötü muamele konusundaki iddialar, uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için her

türlü şüpheden uzak, makul kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir

kanıt, yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen

birtakım karinelerden de oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar toplanırken

tarafların takındıkları tutumlar dikkate alınmalıdır. Ancak bu uygun koşulların

tespiti hâlinde bir kötü muamelenin varlığından bahsedilebilir (C.D., B.

No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

36. Yukarıdaki açıklamalar da dikkate alındığında

başvurucunun kahvaltısının kötü muamele amacıyla geç verildiğini kanıtlayacak

herhangi bir unsur bulunmamaktadır.

37. Anayasa Mahkemesinin soruşturma ve kovuşturma

makamları tarafından verilen kararları maddi vakıa yönünden inceleyerek bu

mercilerin yaptıkları değerlendirmenin yerine kendisininkini ikame etme

görevinin bulunmamaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 96). İlk derece

yargı mercilerinin ulaştıkları sonuçlar Anayasa Mahkemesini bağlamamasına rağmen

normal şartlar altında bu mercilerin maddi olaylara ilişkin tespitlerinden

ayrılmak için gerekli olan kuvvetli bir neden gösterilmelidir. Somut olayda

Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararındaki sonucun makul olmadığı

söylenemeyecektir.

38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 4/7/2019

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/18154, 4 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İkinci
  4. Bölüm
  5. Karar
  6. Yıldırım
  7. Kömürcü
  8. Topal
  9. Seferinoğlu
  10. Mecek
  11. Savat
  12. I. Başvurunun Konusu
  13. II. Başvuru Süreci
  14. III. Olay Ve Olgular
  15. IV. İlgili Hukuk
  16. V. İnceleme Ve Gerekçe
  17. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  18. B. Değerlendirme
  19. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  20. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 4/7/2019
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/18154
Tarih
4 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Cengiz Turgut Başvurusu (B. No: 2016/7508)
  • Mehmet Yavuz Gürsel Başvurusu (B. No: 2016/35860)
  • Nazife Başkan Başvurusu (B. No: 2016/69236)
  • Murat Kur ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7604)
  • Ali Şafak Başvurusu (B. No: 2015/2853)
  • Delali Özdemir ve Leyla Padır Başvurusu (B. No: 2015/19218)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.