İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Uğur Gürses Başvurusu (B. No: 2016/16201)

1. Başvuru; Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan başvurucu

Başvuru No2016/16201Tarih3 Temmuz 2019Okuma29 dk · 5.887 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Uğur Gürses Başvurusu

Karar tarihi
3 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2016/16201
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.887 kelime·29 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan başvurucu

hakkında darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada uygulanan

gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının, hukuka aykırı olarak verilen arama ve el koyma kararları

nedeniyle mülkiyet hakkının, soruşturma aşamasındaki hukuksuz işlemler

nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı

karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl

ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde yeniden

uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı

Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak

isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan

ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-

üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu

iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı

ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).

8. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme

(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiri

uygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veya

kovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz Yüksek

Mahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.

9. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok kararda

FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabul

etmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde

(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyiz

mercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerinde

verdiği kararlarda (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'nin

silahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.

10. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerine

ilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olarak

soruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,

başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzere

maddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).

B. Başvurucuya İlişkin

Süreç

11. Darbe teşebbüsünden sonra başvurucu hakkında Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu

değerlendirilerek FETÖ/PDY hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla

soruşturma başlatılmıştır.

12. Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta olan başvurucu,

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen

bir soruşturma kapsamında 11/8/2016 tarihinde Bursa İl Emniyet Müdürlüğünce

gözaltına alınmıştır.

13. Başvurucu 12/8/2016 tarihinde Bursa Cumhuriyet

Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle

FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başvurucu müdafii, müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir.

14. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı 12/8/2016 tarihinde

tutuklanması istemiyle başvurucuyu Bursa Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

Başvurucunun sorgusu Bursa 5. Sulh Ceza Hâkimliğinde 12/8/2016 tarihinde

yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de

hazır bulunmuştur.

15. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:

"Görev yaptığım dönem boyunca meslek

onurumla bağdaşmayan hiç bir hareket içerisinde

bulunmadım, her zaman mensubiyetime uygun bir şekilde davrandım. Fetullah terör örgütü yada başka

bir terör örgütü, herhangi bir siyasi parti yada oluşumla hiç bir bağlantım

olmadığı gibi, evli ve bir kız çocuğu babası olduğum için tek gayem evladımı

güzel bir şekilde yetiştirmek ve onu sevgi dolu bir yuvada büyütmektir. Fetullahçı terör örgütüne ait hiç bir

okula gitmedim. Ben 2009 yılında FETÖ/PDY terör örgütünün ne kadar hain ve

pislik bir örgüt olduğunu anlamış olmalıyım ki N.Ş.ye ait 'Ergenekon

Belgelerinde Fetullah GÜLEN ve Cemaat' adlı kitabı

okudum ve bu kitap o zamandan bu zamana benim kitaplığımda bulunmaktadır. Bu

kitabı okuduğum tarihte ben henüz 21 yaşındaydım. Daha önceki savunmaları

ayrıntılı bir şekilde tekrar ederim. Beni nezarethaneye koyduklarında aklıma

ilk gelen kızım oldu. Kızımın ismini sayıklayarak uyuyakalmışım. Ben 11. Dönem Hakim-Savcı adaylığı yaptım. O dönemde cemaatin çok güçlü

olduğu söyleniyordu ve akademi bitirme sınavında ben 40 puan alarak kaldım.

Bütünleme sınavında geçtim. Mensup olduğum iddia edilen terör örgütten

zamanında ben mağduriyet yaşamışım. Bu sebeple üzerime atılı suçlamaya hiç bir anlam veremiyorum. Mesleğe girdikten bir yıl sonra

evlendim ve maddi sıkıntılarım olduğu için evlilik hazırlıkları amacıyla

alınması gereken bir çok şeyi alamadım ve eşim ile

birlikte İnegöl'e geldiğimizde yeni baştan bir düzen ve hayat kurmak

istiyorduk. Ancak nedensiz bir biçimde göz altına alındım. Eşimin bu sırada

bana söylediği şey 'sen olmadan hiç bir şeyin anlamı

yok' oldu. Eşime ve çocuğuma kavuşmak istiyorum. Tutuklanmam için ortada bir

delil bulunmamaktadır. Evimde bulunan herhangi bir CD bulunmamaktadır. Aksine

hakkımda adli kontrol verilmesini kuvvetlendirecek evimde bulunan ve N.Ş.ye ait

ismini zikrettiğim kitap da bulunmaktadır. Benim eşim İnegöl Devlet

Hastanesinde hemşiredir, bir kızım bulunmaktadır. Darbe girişimi olduğu gece saat

20:30 civarında Ankara'da Yargıtay Tetkik Hakimi olan

ve adları FETÖ terör örgütü ile anılmayan A.R. ve İ.A. isimli Tetkik Hakimi

arkadaşlarımın düğünlerindeydim. Saat 23.00 civarı Aşti'den İstanbul'a gelmek üzere yola çıktım. Facebook

hesabımda henüz darbenin akıbeti belli değilken 'Darbe girişimi ne olursa olsun

hukuksuzluktur, hainliktir' diye durum bildiriminde bulundum ve hatta saat

04.00 civarında eniştemle beraber darbe girişimini protesto amacıyla Pendik'te

meydana çıktık. Benim bu terör örgütü ile uzak yakın hiçbir ilgim yoktur. Ben

dünya görüşü ve yaşam tarzı olarak kesinlikle FETÖ terör örgütü ile bağlantılı

bir anlayışa sahip değilim. HSYK'nın listesini tek

başına delil olarak kabul etmeniz benim için ağır sonuçlar oluşturacaktır. Bu

sebeple hakkımda adli kontrolü düşünün. Kaçma şüphem yoktur. Bu sebeple

tutuksuz soruşturulmak üzere serbest bırakılmayı talep ediyorum. Hakimliğiniz

aksi kanaatteyse adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep ediyorum."

16. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:

"... Hakim ve

Savcılar Yüksek Kurulu 2. Dairesinin 10/8/2016 tarihli görüşme tutanağı ve tüm

hazırlık dosya kapsamı dikkate alındığında şüphelilerin üzerilerine

atılı eylemi fikir ve eylem birliği içerisinde işledikleri değerlendirilmekle

... CMK'nın 100/1. maddesi uyarınca kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu,

... Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması

nedeniyle tutuklama nedeninin yasal anlamda var sayıldığı, ayrıca bunun yanında

dosya içinde bulunan unsurlar itibariyle soruşturmanın aşaması gözetildiğinde

şüphelilerin delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, mağdur üzerinde baskı

yapma girişiminde bulunabileceğinden CMK'nın 100/2.

maddesindeki tutuklama nedenin bulunduğu,

... üzerine atılı eylem itibariyle bu aşamada

toplanan delillere göre suç vasfına ve eylemin haksızlık-hukuka aykırılık

boyutu nazara alındığında, bu niteligi itibariyle

kamu davasına konu edilip kesinleşmiş hükümle sübut bulması halinde kişi ve

toplum için yaratmış olacağı tehlikenin büyüklüğü, soruşturma konusu eylem için

yasada öngörülen hapis cezasının miktarı gözetildiğinde, ayrıca Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin yüklenen suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe

sebeplerinin bulunması ve kişinin adaletin işleyişine müdahale etme riski olan

hallerde tutukluluk tedbirinin uygulanabileceğine ilişkin yerleşik karar ve

gerekçelerine göre de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin belirttiği tutuklama

tedbirine ilişkin kriter ve ölçütlerin mevcut olduğu, bu itibarla soruşturma

konusu suçun niteliği ve kamu davası açılması halinde şüphelilerin maruz

kalacağı ceza tehdidinin büyüklüğü dikkate alındığında tutuklama tedbirine

nazaran CMK'nın 109/3 maddesinde sayılan tedbirlerin

hiçbirinin soruşturmanın selametini sağlamak, delil karartılmasını engellemek

ve kaçma şüphesini ortadan kaldırmak için yeterli olamayacağı ve tutuklama

tedbirinin bu aşamada ölçülü olduğu kanaatine vanlmakla;

... somut olayda tutuklama tedbirinin

uygulanması bakımından yasal düzenleme dışında üst normlara da aykırılık

bulunmadığı ve tutuklama şartlarının tüm unsurlarıyla gerçekleştiği kabul

edilerek; CMK 100 maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA ... [karar

verildi.]"

17. Başvurucu ve müdafii 15-16/8/2016

tarihlerinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Bursa 1. Sulh Ceza Hâkimliğince

16/8/2016 tarihinde "... Şüphelinin

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu,

.. terör örgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil

durumu, tutuklamanın genel ilkelerini belirleyen Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin 5-6 maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 19 maddesi ve

Anayasa Mahkemesi'nin2/7/2013 tarihli 2012/1137 sayılı kararı, Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin süreklilik arz eden yerleşik içtihatları birlikte

değerlendirildiğinde, CMK 100 ve devamı maddelerindeki tutuklama koşullarının

oluştuğu, tutuklamanın şüphelilere isnat olunan suçun kanunda öngörülmüş

cezasının miktarına ve niteliğine göre tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu,

şüphelilerin salıverilmesi halinde adaletin işleyişine zarar verecek

faaliyetlerde bulunma tehlikesinin varlığı (bkz. Wemhoff

- Almanya, 27 Haziran 1968 tarihli karar, prg. 14),

başka suçlar işleme tehlikesinin varlığı (bkz. Matznetter - Avusturya, 10

Kasım 1969 tarihli karar, prg. 9) ya da kamu

düzeninin bozulması tehlikesinin varlığı (bkz. Letellier - Fransa, 26

Haziran 1991 tarihli karar), ... hususunda oluşan kanaate göre şüphelinin

'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan CMK 100 ve devamı maddeleri

gereğince tutuklama gerekçelerinin yerinde olduğu ve kararda bir isabetsizlik

bulunmadığı ..." gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine

karar verilmiştir.

18. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucu hakkında yürüttüğü

soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığına göndermiştir.

19. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 13/1/2017 tarihli kararıyla

başvurucu hakkında yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

20. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18/5/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan

cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır.

21. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin

kuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle

kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve

hangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. Devamında ise

başvurucu yönünden değerlendirmeler yapılmıştır.

22. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekse

örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı

ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:

i. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle T.C. Hâkimler ve

Savcılar Yüksek Kurulu 2. Dairesinin 10/8/2016 tarihli ve 2016/9 tedbir ve

2016/357 sayılı, T.C. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun

31/8/2016 tarihli ve 2016/428 sayılı kararı ile içerikleri,

ii. FETÖ/PDY üyesi olan hâkim/savcılara yönelik adaylık dâhil

tüm süreçlerde dil eğitimi, master-doktora öğrenimi,

yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel bilgi ve görgüyü artırmaya yönelik yurt

içi ve yurt dışı programları düzenlemek suretiyle örgüt üyesi hâkim ve

savcıların emsallerine nazaran daha donanımlı hâle getirildiğine, örgüt mensubu

bazı hâkim ve Cumhuriyet savcılarının da hak etmedikleri hâlde yurt içi ve yurt

dışı yüksek lisans ve doktora programlarına mevzuat hükümlerine riayet edilmeksizin

yerleştirildiklerine ve bu kişilerin emsallerine nazaran üniversitelerdeki

akademisyen üyeleri vasıtasıyla söz konusu programları daha kısa sürede

bitirmelerinin sağlandığına, bu kapsamda başvurucunun da Polis Akademisi

Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Enstitüsünde yüksek lisans eğitimine katıldığına

yönelik tespitler,

iii. FETÖ/PDY tarafından üyelerine hâkimlik ve savcılık

sınavlarına girmeleri konusunda telkinlerde bulunulduğu hatta mensuplarının

sırf hâkimlik ve savcılık sınavlarına hazırlanmaları için hukuk fakültesi

mezunları arasından çalışma evleri oluşturulduğu, ışık evleri, dershaneler ve

okullar vasıtası ile mahrem görev kapsamında büyük önem atfedilen hâkim ve

savcılık mesleğine örgüt mensuplarının yerleştirilmesi amacıyla sınav

sorularının yasal olmayan yollarla temin edilip sınavdan birkaç gün önce

abiler/ablalar tarafından cevapları işaretlenmiş kitapçıklar hâlinde

öğrencilere gösterilerek öğrencilerin bunları ezberlemelerinin ve bu şekilde

sınavda başarılı olmalarının sağlandığı, mensupları olan öğrencilere hâkimlik

ve savcılık sınavını kazanmaları hâlinde örgütün yargı içindeki bürokrat ve üst

düzey yöneticileri tarafından referans olunacağının söylendiği, mülakatı geçip

staja başlayan hâkim ve savcı adaylarının Adalet Akademisi ve staj döneminde de

yine örgüt tarafından koordine edildiği, kendilerinden olan hâkim ve savcı

adaylarının deşifre olmasını engellemek amacıyla örgütle irtibatlarını gizlilik

içinde ve silahlı örgüt liderinin tedbir

kurallarına uygun şekilde sürdürecekleri evlerde kalmalarının tavsiye edildiği,

adayların beşer kişilik kapalı gruplar hâlinde ve örgüt tarafından finanse

edilen evlerde kalmalarının sağlandığı, iki evin irtibat hâlinde olmasının

istendiği, bu evlere murakıp adı

verilen örgüt mensubu kişilerin gönderilerek evde kalan öğrencilerden bilgi

alınmasının ve tavsiyelerde bulunulmasının sağlandığı, bu kapsamda M.A.nın beyanında da belirttiği gibi şüphelinin üniversite

eğitimi sırasında FETÖ/PDY'ye ait evlerde kaldığı ve

örgütün toplantılarına katıldığı yönündeki tespitler,

iv. Örgütün Türkiye Adalet Akademisi stajında hâkim ve savcı

adaylarını staj dönemlerine göre ayırdığı, bazı hâkim ve savcı adaylarına

Türkiye Adalet Akademisi yurdunda kalmaları tavsiye edilerek bu kişilerden

örgüt lehine ya da aleyhine konuşan aday arkadaşlarının bildirilmesinin

istendiği, her dönemin sorumlu abisinin/ablasının bulunduğu, evlere gönderilen

örgüt mensubu murakıpların hâkim ve savcı adaylarına gerektiğinde oruç tutmama,

oruç tutsa dahi elinde su şişesiyle gezme, cuma namazına gitmeme, kokteyl ve

resepsiyonlarda içki içme, örgüt dışından başka bayanlarla evlenmeme yönünde

telkinde bulundukları, örgüt mensubu hâkim ve savcıların T1, T2, T3, T4, T5 ve

A1 şeklinde kategorize edilerek taşra ve devre yapılanmasının oluşturulduğu,

nitekim ifadelerine yer verilen gizli tanık A. ve H.K.nın

beyanlarından da anlaşılacağı üzere başvurucunun FETÖ/PDY'ye

ait evlerde kaldığı yönündeki tespitler,

v. Örgütün yapısı, faaliyetleri ve içinde bulunduğu bir kısım

hâkim/savcıların beyanlarından başvurucunun örgüt üyesi olduğunu gösterir eylem

ve davranışlarıyla ilgili tespitler.

23. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak

haklarında yapılan soruşturmalarda şüpheli ve tanık sıfatlarıyla alınan

beyanların ilgili kısımları şöyledir:

- Gizli Tanık A. ifadesinde; "...

Ankara'da staj yapmaya karar vermiştim. Bu sırada beni Ş.L.A. ile tanıştırdılar.

Bu şahıs yaşça bizden büyüktür. Halen hakim olduğunu

biliyorum. Mülakatlar açıklandıktan sonra Ş.L.A. hangi evde, kimlerle

kalacağımızı belirliyordu. Ben Ö.Ü. ile daha önce kaldığımı belirtip yine

onunla birlikte kalmak istedim. Ş.L.A. benim bu isteğimi yerine getirip ben,

Ö.Ü. ve M.Ö. ile birlikte Kolejde bulunan bir eve gönderildik. Bu evi bizden

önce kiraladığını biliyorum. Ş.L.A. bu dönemde Kolej semtinde oturanların abisi

konumunda idi. Üç arkadaşla birlikte kalmaya başladık. Bizim evin abisi

konumunda ise halen hakim olduğunu bildiğim İ.A.'dır. ... Ş. ve İ. sürekli olarak bize dışarıda temkinli

davranın, evde kaldığınız arkadaşların isimlerini diğer şahıslara vermeyin, eve

misafir getirmeyin, hatta cumalara mümkünse gitmeyin derdi. Ben cumalara

gidiyordum. Ancak diğer arkadaşlarımdan gizli olarak giderdim. Sürekli gittiğim

de söylenmez. İ.A. staja başladıktan sonra ilk maaşın cemaate verilmesi

gerektiğini belirtti. Ancak ben, ailem benim maaşımı bekliyor, ben tüm maaşımı

veremem dedim. Ancak benden de evlenene kadar her ay maaşımın %15'i cemaate

istenmiştir. Ben de vermişimdir. ... Kolej semtinde bizim gibi cemaat evlerinde

kalan hakim stajyerlerini biliyorum. Bu evlerden de

Ş.L.A.’nın sorumlu olduğunu biliyorum.....Kolej

semtinde oturan ve cemaat evlerinde kalan diğer arkadaşlar ise V.D., E.Ö., Uğur

Gürses'tir. Bunlar da ayrı bir evde otururlardı. İsmini belirttiğim şahıslar

bilahare hakim ve savcı olarak görev yaptıklarını

biliyorum. Bu şahısların 17 -25 Aralık’tan sonra cemaat ile ilişkilerini ne

seviyede olduklarını bilemiyorum...."

şeklinde beyanda bulunmuştur.

- Gizli Tanık D. ifadesinde; "...

Ülkemizde meydana gelen darbeye teşebbüs sonrasında bu gün

FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğunu düşündüğüm bir isim hakkında Cumhuriyet

Başsavcılığınıza bilgi vermek amaçlı geldim. İsmini vermek istediğim kişi M.S.’dir. Bu kişi Siverek Açık Ceza İnfaz Kurumunda İnfaz Koruma

Memuru olarak halen görev yapmaktadır. Darbe teşebbüsünden bir

kaç gün sonra tam tarihini hatırlayamadığım bir günde, bu kişinin

yürütülen soruşturmalar ile ilgili 'ben Siverek'de

görev yapan savcı Uğur Gürses'i tanıyorum. Bu kişi ile yakın ilişki

içerisindeyiz. Hatta ben Uğur savcıya İngilizce ders verdim, İngilizcem iyi

olduğu için kendisi ile dışarıda görüşürüz, yemek de yeriz. Uğur savcı Akdeniz

Üniversitesine yatay geçişime yardımcı olacaktı. Uğur savcı Facebook’ta da

arkadaş listemdedir, bu savcının ihraç edildiğini öğrendim. Korkum o dur ki

beni de gözaltına alabilirler' şeklinde ifadelerde bulunmuştur. M.S. içine kapanık

biridir. Çevresinde pek arkadaş yoktur. Kimse ile de arkadaşlık yapmaz.

Hatırladığım kadarı ile savcı Uğur Gürses darbe teşebbüsünden önce tayin ile

başka bir yere gitmişti. Ben yukarıda kendisinden duyduğum ifadeler sonrasında

onun FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olabileceğini düşündüm ve bunu Cumhuriyet

Başsavcılığına bildirme gereği duydum......" şeklinde beyanda

bulunmuştur.

- H.K. ifadesinde; "...

20/12/2008 tarihinde ve 25/4/2009 tarihinde yapılan hakimlik savcılık yazılı

sınavı sonucu hakimlik savcılık stajına başlayan ve 20 Aralık ve 25 Nisan

Dönemi olarak tabir edilen dönemde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olan

şahıslar; M.K., İ.A., O.K,, Ş.L.A., R.D., İ.A., Y.B.,

H.Ö., Uğur Gürses, E.B. isimli şahıslardır. Hatta bu staj dönemi sonunda

hazırlanan yıllık albüm ve balo kurulunu kazananların tamamı o dönem

cemaattendi..." şeklinde beyanda bulunmuştur.

-M.A. ifadesinde; "...

Ankara ilinde çalışma evleri olduğunu söyleyerek beni Ankara'ya yönlendirdiler.

... 2008 yazında Ankara iline gittiğimde Ankara ilinde beni B.Ö. (hatırladığım

kadarıyla o dönemde idari yargı hakim adayı olan,

sonrasında mesleğe girdiğini bildiğim, hatta en son Gaziantep Vergi Mahkemesine

atanmıştı, ihraç olup olmadığını bilmiyorum) beni karşıladı. Dikmen Caddesinde

bulunan bir eve götürdü. O evde ismini A. (o dönemde adli yargı hakim savcı adayı olduğunu bildiğim) olarak bildiğim şahıs

bulunuyordu. Bu şahıs bize hangi kaynaklardan ders çalışacağımızı söyledi,

ayrıca gürültü yapmayın, ev dışarıdan bilinmesin şeklinde konuştu. Bu şahıs

bize o dönemde sınavlara hazırlık kitabı olan Justice

isimli kitaba çalışmamızı önerdi. Söz konusu evde ben, C.B. (İdari yargı hakimi, ihraç oldu.), V.D. (Adli yargı hakimi, ihraç oldu.),

M.Y. (Adli yargı sınavını kazandığını duydum, ancak meslekte olup olmadığını

bilmiyorum.), Uğur Gürses (Siverek savcısı olarak görev yaptığı dönemde ihraç

oldu), bir de İ. isimli soyadını hatırlamadığım bir kişi vardı, ancak o sınavı

kazanamayınca ayrıldı. Evin abisi B.Ö. idi. Bildiğim kadarıyla A. isimli şahıs

onun üzeriydi. Evde kaldığımız sürece cüzi bir miktar gider ödedim. Bu parayı

hatırladığım kadarıyla kimse toplamıyordu. Doğalgaz faturası, erzak alımı gibi

giderleri karşılıyorduk. Eve kira ödemedim. ... Bu evde kaldığımız süre boyunca

2008 yılı adli ve idari hakimlik savcılık sınavlarına girdik. Burada şunu

belirtmek isterim ki bu sınavlara girerken kimse bize soru vermedi. Günde 10

saate yakın ders çalıştık. Evde kaldığımız süre boyunca B.Ö. bir iki kez bize

deneme sınavı getirip çözdürmüştü. Ancak deneme sınavındaki sorular ile sınavda

çıkan sorular aynı değildi. Zaten o dönemde bizim evden idari yargı sınavını

ben ve C.B. kazandık. Adli yargı sınavını ise V.D. ile Uğur Gürses kazandı.

Yine evde bulunanlardan M.Y.nin ise 2009 yılında

yapılan sınavı kazandığını duydum. ...” şeklinde beyanda

bulunmuştur.

24. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin

hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:

"... Şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör

örgütünün hiyerarşik yapılanması içerisinde bilerek ve isteyerek yer aldığı,

yukarıda açıklandığı üzere bütün halindeki ve süreklilik arz eden eylemleri ile

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmıştır."

25. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 2/6/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar

vermiş ve E.2017/180 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynı

tarihte yapılan tensip incelemesi ile "...

üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, arama tutanakları

ve ekleri vs. deliller kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

müşahhas deliller bulunması, sanığın üzerine atılı suçun tutuklama sebeplerinin

kanuni karine olarak varsayıldığı, CMK 100/3-a. 11 alt bendinde sayılan katalog

suç oluşu, sanığa isnat edilen suçun kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst

sınırlarının kaçma şüphesini doğurması, Anayasının

13. maddesindeki hukuki düzenleme de değerlendirildiğinde sanığın eyleminin subüta ermesi halinde sanığa verilmesi muhtemel ceza veya

güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü olması, sanık üzerinde adli

kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak

oluşu" gerekçesiyle başvurucunun tutukluluğunun devamına karar

verilmiştir.

26. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince 7/9/2017 tarihinde

yapılan ilk duruşmada yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Bursa Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluğunun devamına karar

verilmiştir.

27. Bursa 10. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan tensip incelemesi

ile birlikte 23/10/2017 tarihinde karşı yetkisizlik kararı verilerek dosyanın

yetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesi için Yargıtay 5. Ceza Dairesi

Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

28. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 25/12/2017 tarihli kararıyla

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/9/2017 tarihli yetkisizlik kararının

kaldırılmasına karar vermiştir.

29. Yargılamaya İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/14

sayılı dosyası üzerinden devam edilmiş ve başvurucunun 19/1/2018 tarihli tensip

incelemesiyle tahliyesine karar verilmiştir. Devam eden yargılamada Mahkemece

12/6/2019 tarihli duruşmada başvurucunun silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla

cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın ilgi kısmı şöyledir:

" ...

... Gizli Tanık A. ve H.K.nın

da belirttiği gibi sanığın da hakim savcı adaylığı stajı süresince nihai amacı

devleti ele geçirmek olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait evlerde kaldığını

beyan ettikleri, tanık M.Ö.'nin de aynı şekilde staj

döneminde sanık ile beraber örgüte ait aynı evde kaldıkları beyan ettiği

anlaşılmakla sanığın FETÖ/PDY oluşumunun hedef ve çıkarları doğrultusunda örgüt

üyesi olarak faaliyet gösterdiği, dosya kapsamına göre FETÖ/PDY silahlı terör

örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgütle güncel bağını devam

ettirdiği ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere

kendi iradesini örgüt iradesine terk ettiği, sanığın örgüte hakim olan

hiyerarşik gücün emrine girdiği, örgütle organik bağ kurup örgütsel

davranışlarda bulunduğu ve örgüt üyesi sıfatına haiz olduğu sonuç ve kanaatine

varılarak ..."

30. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

istinaf mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

31. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez (B. No: 2016/25431,

28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 3/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu, soruşturma sürecinde hukuka aykırı olarak verilen

kararlar hakkında işlemler yapıldığını belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

34. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

35. 30/3/2011 tarihli 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

36. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

37. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederken

bireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır.

Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla

başvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir. Başvurucunun

başvuru formunda dile getirdiği şikâyetlerini yargılamada ve sonrasında

istinaf/temyiz aşamalarında ileri sürebilme ve bu aşamalarda inceletme imkânı

bulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama ve istinaf/temyiz

süreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlali

şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiği

görülmüştür.

38. Açıklanan gerekçelerle ilk derece mahkemeleri ve

istinaf/temyiz mercileri önünde devam eden başvuru yolları tüketilmeden temel

hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu; koşulları oluşmadan hukuka aykırı olarak verilen

arama kararıyla evinde, aracında ve makam odasında aramalar yapıldığını ve bir

kısım eşyalarına haksız olarak el konulduğunu belirterek mülkiyet hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

40. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, §§ 16, 17).

41. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (i) ve (j)bendinde, suç soruşturması

veya kovuşturması sırasında hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde

gerçekleştirilen ve eşyasına veya mal varlığı değerlerine koşulları oluşmadığı

hâlde el konulan kişilere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır

(bkz.§ 31).

42. Anayasa Mahkemesi, ceza soruşturması veya kovuşturması

sırasında soruşturma mercilerince ya da yargı organlarınca şüphelilerle ilgili

uygulanan arama tedbirinin hukuka aykırı olduğu iddialarına ilişkin olarak

bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl soruşturma/kovuşturma

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Alaaddin Akkaşoğlu ve Akis Yayıncılık San. ve Tic.

A.Ş., B. No: 2014/18247, 20/12/2017, §§ 18-30).

43. Somut olayda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yazılı

talimatı uyarınca başvurucunun konutu ile aracında arama yapılmış ve delil

niteliğinde olabilecek bir kısım eşyalarına el konulmuştur. Bu aramaların

hukuka uygun olup olmadığı 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında

açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava yoluyla söz

konusu aramaların hukuka aykırı olduğu tespit edildiğinde başvurucu lehine

tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi

kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmadığı

sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltının Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiası

45. Başvurucu; makul şüphe olmadan hakkında yakalama kararı

verilerek gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğunu, bu kararların

gerekçesiz olarak verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

46. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, §§ 16, 17).

47. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet

Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

48. Başvurucu hakkında uygulanan yakalama ve gözaltı

tedbirlerinin hukuka uygun olup olmadığı 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında

açılacak davada incelenebilir. Nitekim Yargıtay uygulaması (Yargıtay 12. Ceza

Dairesinin 1/10/2012 tarihli ve E.2012/21752, K.2012/20353 sayılı kararı; bkz. Günay Dağ ve diğerleri, § 145) da bu

kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanın esasının sonuçlanmasına gerek

olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacak dava yoluyla yakalama ve

gözaltı tedbirlerinin hukuka aykırı olduğu tespit edildiğinde başvurucu lehine

tazminata da hükmedilebilecektir.

49. Somut olayda, başvurucu yönünden gözaltı tedbirinin hukuki

olmadığına ilişkin iddia ile ilgili olarak anılan kararlarda varılan

sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

51. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller

olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma tehlikesi

ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını belirterek kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

52. Başvurucu ayrıca görevinden kaynaklanan güvencelere riayet

edilmeksizin tutuklandığını iddia etmiştir. Başvurucuya göre tutuklanmasına

karar verildiği tarihte Cumhuriyet savcısı olması dolayısıyla hakkında

soruşturma veya kovuşturma yapılabilmesi için 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı

Hakimler ve Savcılar Kanunu'na göre gerekli özel şartlar oluşmadan soruşturma

yürütülmüş, yetkisiz ve görevsiz mercilerce hukuka aykırı olarak

tutuklanmıştır.

b. Değerlendirme

53. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

54. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

55. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

56. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

57. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan

suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,

§ 57).

58. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek;

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

ii. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

(1) Genel

İlkeler

59. Genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez (§§ 99-104).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

60. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni

dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

61. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmıştır.

62. Diğer taraftan başvurucu, 2802 sayılı Kanun'da Cumhuriyet

savcılarıyla ilgili olarak öngörülen usule ilişkin güvencelerin hiçbirine

riayet edilmeksizin yetkili ve görevli olmayan mahkemece tutuklandığını iddia

etmektedir.

63. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında bu şikâyetleri

incelemiştir. Bu kararlarda, kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde

görülmeyerek uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağının bulunduğu kabul

edilmiştir (Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§

53-59; Salih Sönmez, §§ 107-121).

Somut başvuruda da aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak anılan kararlarda

varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

64. Yukarıda yer verilen veya atıf yapılan kararlarda da

belirtildiği üzere başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün de

devam eden darbe teşebbüsünün savuşturulması sonrasında hakkında çıkarılan

yakalama kararı uyarınca (11/8/2016 tarihinde) yakalanarak gözaltına alınıp

darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargı

makamlarınca silahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesi olma

suçundan tutuklandığı dikkate alındığında başvurucuya isnat edilen silahlı

terör örgütü üyesi olma suçu yönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönünde

soruşturma mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden

yoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir. 2802 sayılı Kanun'un 94.

maddesi gereğince soruşturmanın genel hükümlere göre yapılacağı

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu soruşturmada tutuklama tedbirine genel yetkili

yargı organı olarak sulh ceza hâkimliklerince karar verilebilecektir. Bu

durumda başvurucunun görev yaptığı yerdeki sulh ceza hâkimliğince

tutuklanmasının olgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulü

mümkün görülmemiştir.

65. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun

Cumhuriyet savcısı olması nedeniyle Anayasa veya 2802 sayılı Kanun'dan

kaynaklanan güvenceler uygulanmaksızın kanuna aykırı olarak tutuklandığı

iddiası yerinde değildir. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

66. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

67. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında "Hakim ve Savcılar

Yüksek Kurulu 2. Dairesinin, Teftiş Kurulu raporuna dayanarak verdiği görevden

uzaklaştırma kararına" atıf yapılarak başvurucunun da

aralarında olduğu şüpheliler yönünden isnat edilen suçun işlendiğine dair

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu

belirtilmiştir (bkz. § 16).

68. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede; başvurucunun

FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran

şüpheli ve tanık anlatımlarına, HSYK'nın 31/8/2016

tarihli meslekten çıkarılması kararına, hâkim-savcılık sınavına yönelik FETÖ/PDY'ye ait çalışma evlerinde kalarak orada sınava hazırlanmasına

ve staj döneminde de yine bu örgüte ait evlerde ikamet etmesine dayanılmıştır

(bkz. §§ 20-23).

69. Soruşturma dosyasında, hâkim-savcı olduğu anlaşılan ve

FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan H.K. hakkında yürütülen bir soruşturma

kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek

verdiği ifadesinde, Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta olan başvurucunun

FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik

anlatımlarda bulunduğu görülmektedir. Tanık M.A., hâkim-savcılık sınavına yönelik olarak örgüte ait çalışma

evinde başvurucuyla birlikte kaldığını ve başvurucunun örgüt üyesi olduğunu

beyan etmiştir (bkz. § 23). Yine gizli tanıklar A. ve D. beyanlarında,

başvurucunun mesleki staj döneminde örgüte ait evde kaldığını ve bu örgütün

üyesi olduğunu ifade etmişlerdir (bkz. § 23). Bu itibarla başvurucu yönünden

suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğu görülmektedir. Nitekim

Anayasa Mahkemesi, Selçuk Özdemir başvurusunda

FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak

görev yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu

yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarını başvurucu yönünden suç

şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir, § 75; benzer yöndeki karar

için bkz. Metin Evecen, B. No:

2017/744, 4/4/2018, § 58).

70. Gerçekleşen darbe teşebbüsü sonrasında soruşturma

mercilerince örgüte ait çalışma evlerinde hâkim-savcılık sınavına hazırlanan ve

staj döneminde de yine bu örgüte ait evlerde kaldığı belirtilen başvurucu

hakkındaki FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı

barındıran tanık anlatımlarının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine

dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu

söylenemez.

71. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir.

72. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya

doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin

soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).

73. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 31) isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği "tutuklama nedeni varsayılabilen"

suçlar arasındadır (bkz. § 19; Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 148).

74. Somut olayda Bursa 5. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne

üye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın

ağırlığına, delillerin karartılması ile kaçma şüphesinin varlığına ve suçun

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog

suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 16).

75. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Bursa 5. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- delillerin karartma ve kaçma

şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu

söylenebilir.

76. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

77. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016 § 214; Devran Duran, §

64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların

kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri

(gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine

kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkate

alındığında, bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor

ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve

diğerleri, § 350).

78. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Bursa 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 16) keyfî

ve temelsiz olduğu söylenemez.

79. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

80. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Gözaltına almanın hukuka aykırı olması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

3/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Murat

BAŞPINAR

Başvurucu : Uğur GÜRSES

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/16201, 3 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvurucuya İlişkin
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Adil Yargılanma
  11. B. Mülkiyet Hakkının
  12. C. Kişi Hürriyeti ve
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Gökcan
  15. Özgüldür
  16. Hakyemez
  17. Başpınar
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/16201
Tarih
3 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Kazim Aksoy Başvurusu (B. No: 2015/8409)
  • Süleyman Savat Başvurusu (B. No: 2015/18154)
  • Cengiz Turgut Başvurusu (B. No: 2016/7508)
  • Mehmet Yavuz Gürsel Başvurusu (B. No: 2016/35860)
  • Nazife Başkan Başvurusu (B. No: 2016/69236)
  • Murat Kur ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7604)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.