KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/235
- Karar no
- 2024/390
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacılar
- 1- ... - T.C. Kimlik No:...
Karar Metni
2.661 kelime·13 dk okuma·15 bölüm
2- ...
VEKİLİ
Av. ... -....
DAVALI
... - T.C. Kimlik No: ... ...
DAVA
Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 26/12/2023
KARAR TARİHİ : 17/09/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/11/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; ...’ın 2018 yılında kurduğu "... " işletme adlı şahıs firması ile reklamcılık, marka tasarım ve danışmanlık hizmetleri sektöründe ticari faaliyetlerine başladığını, daha sonra nev değişikliği yaparak "..." ünvanıyla bugüne kadar ticari faaliyetlerine devam ettiğini, müvekkillerinin 2018 yılında ilk kuruluş anında yarattıkları "..." kök unsurlu işletme adı ve ticaret ünvanlarını tescilli olarak;
ve yine 2018 yılında yarattıkları "..." slogan markalarını tescilsiz olarak bugüne kadar kesintisiz şekilde ve markasal nitelikte kullanageldiklerini, davalı yanın müvekkili şirketin eski çalışanı olduğunu, 2019 yılında ayrıldığını, daha sonra müvekkillerin gerçek hak sahibi olduğu "..." slogan markasını kendi adına tescil ettirmiş, markasal olarak kullanmaya başlamış ve müvekkillere gönderdiği ihtarname ile haksız tesciline dayanarak yine haksız şekilde markaya konu ibarenin kullanımına engel olmaya çalıştığını, oysaki bu sloganın müvekkili tarafından yaratıldığını,
bu sloganın İngilizce gramer kurallarına aykırı/anlam bozukluğu olan bir cümle yapısına sahip bir slogan olduğunu, 2018 yılındaki kuruluştan itibaren sürekli, kesintisiz ve markasal nitelikte müvekkillere ait her türlü fatura, basılı evrak, tanıtım aracı, internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında kullanıldığını, müvekkilinin slogan üzerindeki gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkil kullanımlarının ve davalı markasının bir "hizmet markası" olması,
ya da başka deyişle bir ticaret markası olmaması sebebiyle, markanın ürün üzerinde kullanımının söz konusu olamayacağı, dolayısı ile internet ortamında ve diğer fiziki evrak üzerindeki markasal kullanımların buna göre değerlendirilmesinin gerekeceğini, davalının açıkça kötü niyetli olduğunu, ..., 2018 yılında müvekkilin kurduğu ilk işletmede grafiker olarak serbest zamanlı şekilde bir yıla yakın süre çalışmış olduğunu, 2019 yılından sonra müvekkili ile yollarını ayırmış ve aynı sektörde ticari faaliyetlerini yürütmeye başlamış olduğunu, dava konusu markayı ... tescil numarası ile kendi adına tescil ettirdiğini, bunu müteakip,
müvekkil şirkete ve yetkilisi ...'a gönderdiği 02.10.2023 tarihli ihtarname ile müvekkilinin, davalının tescilli markasını kullanması sebebiyle haksız menfaat elde ettiğinden bahisle, müvekkilin tüm markasal kullanımlarına son vermesini, aksi halde dava yoluna gideceğini bildirdiğini iddia ederek SMK 6/3 ve SMK 6/9 fıkralarında belirtilen şartların açık şekilde gerçekleşmesi sebebiyle davalı adına ... tescil numarası ile tescil edilmiş markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; SMK 6/3 ve SMK 6/9 fıkralarında belirtilen şartların açık şekilde gerçekleşmesi sebebiyle davalı adına ... tescil numarası ile tescil edilmiş markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin kararın, ...'e gönderilmesi taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil dosyası getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Davacı yanın “...” sloganı üzerinde, tescilsiz kullanıma bağlı gerçek hak sahibi olduğu,
-Bu gerçek hak sahipliğine bağlı olarak 35. Sınıftaki “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri”; 42. Sınıftaki “başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi,. bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). “ hizmetleri ile sınırlı şekilde SMK m. 6/3 koşullarının ortaya çıkacağı,
-Kötü niyetin takdirinin nihai olarak mahkemeye ait olduğu, kötü niyetin varlığına kanaat getirilmesi halinde Yüksek Mahkemece benimsenen kötü niyetin bölünmezliği ilkesine iştirak edilip edilmeyeceği ve dava konusu markanın tümden hükümsüzlüğü gerekip gerekmeyeceğinin tespitinin yine hukuki bir yorum gerektirdiği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Davacı taraf önceki tarihli olarak “...” sloganını kullandığını ispat ettiğinden, 35., 41. ve 42. sınıf hizmetler yönünden davacı taraf lehine hak sahipliği olduğunu, SMK 6/3 maddesi koşullarının oluştuğu,
-Davalının kötü niyetli olduğu iddialarının izahı gerektiğinden kararın mahkemeye ait olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraflar arasındaki dava konusu uyuşmazlığın; SMK 6/3 ve SMK 6/9 fıkralarında belirtilen şartların açık şekilde gerçekleşmesi sebebiyle davalı adına ... tescil numarası ile tescil edilmiş markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
Hükümsüzlüğü talep edilen ''...'' ibareli markanın ... adına 35, 41 ve 42. Sınıf mallar ve hizmetlerde 04/01/2021 tarihinde başvurusu yapılan ve 02/07/2021 tarihinde tescil edilen marka olduğu görülmektedir.
SMK 6/3 Maddesi Yönünden:
Somut uyuşmazlıkta davacı yanca dava dosyasına sunulan deliller incelendiğinde, davacı yanın “reklamcılık ve markalaşma ajansı” olarak gerçekleştirdiği faaliyetlerini “...” markası altında yürüttüğü, bununla birlikte bahsi geçen marka ile birlikte “...” şeklindeki slogan ibareyi gerek sosyal medya hesaplarında, gerek faturalarında, gerek web sitesinde olmak üzere ticari faaliyetlerinde aktif bir şekilde ve markasal algı yaratacak nitelikte kullandığı,
davacının “#” kullanımı suretiyle sosyal medya hesapları üzerinde gerçekleştirdiği kullanımların da günümüz koşullarında markasal etki yaratır bir kullanım olarak kabulü gerekeceği, zira “... kullanımı” olarak tabir edilen bu nitelikteki kullanım biçimleri, tüketicinin aradığı markalara çok daha kolay ve hızlıca erişimini sağlayan, özelikle markanın sosyal medya üzerinden pazarlanmasında efektif olan, markanın daha geniş tüketici gruplarına daha kısa sürede erişimini sağlayan kullanımlardır.
Dolayısıyla davacı yanın “...” sloganı üzerinde, faaliyet alanı ile sınırlı olmak üzere gerçek hak sahipliğinin mevcut olduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu marka şeklindeki marka ise, davacı yanın tescilsiz kullanımına konu ''...'' sloganını bütün olarak içerir kelimelerin alt alta yazımı ile oluşturulmuş bir marka olup bu haliyle davacı yanın tescilsiz kullanım ile belli bir aidiyet elde etmeyi başardığı tespit edilen slogan ile ayniyet düzeyinde benzerlik taşımaktadır.
Davacı yanın gerçek hak sahipliğine konu faaliyetleri, dava konusu hükümsüzlüğü talep olunan marka kapsamında yer alan 35. Sınıftaki “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri”. 42. Sınıftaki “Başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi.
Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). “ hizmetleri ile sınırlı olarak davacı yanın SMK m. 6/3 kapsamında üstün ve gerçek hak sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
SMK 6/9 Maddesi Yönünden:
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve .... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... ’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Davacı şirketin 24/09/2019 tarih ve 9915 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ile kuruluşunun ilan edildiği, kurucu ortağının gerçek kişi olduğu, davacı gerçek kişiye ait 18/10/2018 işe başlama tarihli şirket ana faaliyet konusunun ''grafik tasarım faaliyetleri'' olduğu, davacı yanın “...” Instagram hesabı aracılığıyla ilk olarak 19.11.2018 tarihinde “...” sloganını içerir paylaşımda bulunduğu, bilahare bu tarihten sonra düzenli olarak yaptığı paylaşımlarda “...” şeklindeki sloganı, genel olarak “#...” şeklinde bir “...” olarak kullandığı, 04.01.2021 tarihli dava konusu markanın başvuru tarihinden önce çok sayıda paylaşımının bulunduğu,
keza yine davacı yanın ... sosyal medya hesabındaki ilk paylaşımın 21.11.2018 tarihli olduğu, davacı yanın aynı Instagram sosyal medya hesabındaki gibi ... kullanımı yoluyla “...” sloganını ... paylaşımlarında da kullandığı, davacı yanın bu sloganı kullandığı faaliyetlerinin reklam – grafik tasarım, marka danışmanlık ve yaratımı, kurumsal kimlik hazırlama gibi reklam ve markalaşma ajansı faaliyetlerinde kullandığı, davacı yanın 20.12.2018, 28.12.2018, 20.02.2019, 08.03.2019, 17.04.2019, 29.07.2019, 12.11.2019, 09.03.2020 tarihli fatura örneklerini sunduğu,
fatura örnekleri üzerindeki markasal kullanımlarında “...” markası ile birlikte “...” sloganının da aktif olarak kullanıldığının görüldüğü, 19.03.2019 tarihli “...” örneğinde, 15.04.2019 tarihli sözleşme örneğinde, 27.07.2019 tarihli sözleşme örneğinde da anılan sloganın kullanıldığı, davacı yanın ... web sitesinin 30.10.2018 tarihinde ... adına tahsis edildiği tespit edildiği,
dava konusu “...” şeklindeki sloganın, İngilizce dilbilgisi kurallarına uygun, günlük kullanımda akıllara gelebilecek olağan bir cümle yapısına sahip olmayıp, birbiri ile anlamsal bir bütünlük içerisinde olmayan sözcüklerin birlikte kullanımı ile ortaya çıkmış yaratım nitelikte bir slogan olduğu,
bu nitelikteki İngilizce bir sloganın, ülkemizde faaliyet gösteren yerli kişi ve kuruluşlarca birebir aynı şekilde tesadüfi olarak tercih edilmiş olunması mümkün olamayacağı, davalı yanca, davacı tarafa keşide edilen ihtarnamede davalı yanın “reklam ajansı” olarak faaliyet gösterdiği yönündeki ikrarı çerçevesinde, her iki tarafın da aynı alanda faaliyet gösterdikleri ve hatta aynı il sınırlarında faaliyet gösterdikleri açık olup tarafların birbirlerinden ve birbirlerinin faaliyetlerinde kullandıkları işaretlerden haberdar oldukları;
böyle bir durumda ise davalı yanın, davacı tarafın eski bir çalışanı olup olmamasının da nihai tespite bir etkisi olmayacağı, davalı taraf, bu sloganın kendisi tarafından yaratılmış ve davacı taraftan daha evvel de kullanılmış olduğunu ispatlar herhangi bir delilin dosyada mevcut olmadığı, taraflar arasında daha evvel bir iş ilişkisinin mevcut olup olmadığından bağımsız olarak, davalı yanın, davacı tarafın 2018 yılından beri ticari faaliyetlerinde kullandığı görülen “...” şeklindeki yaratım bir sloganı, davacı yanın faaliyet alanını da kapsar şekilde tescil başvurusuna konu ederek tescili üzerinde hak kazanması,
bilahare davacı tarafa anılan sloganın kullanımının durdurulması adına ihtarname göndermiş olması gibi hususlar bir bütün olarak incelenerek değerlendirildiğinde, dava konusu markanın, tescilsiz markayı kullanan hak sahibine karşı hukuki tehdit oluşturma/engelleme amaçlı olarak tercih edildiği, yukarıda gerekçelendirilen tüm anlatımların kötü niyet iddiası bakımından esas alınabilecek deliller olduğu, onca seçenek özgürlüğü varken
davacının itibar sahibi olduğu sektöre yönelik olarak davalı tarafından “...” ibaresinin seçilerek marka olarak tescili yönünde başvuru yapılmasının ve tescilinin davalının kötü niyetli olduğuna delalet ettiği kabul edilmiş, hükümsüzlüğü talep edilen markanın kötüniyet nedeniyle tescilli olduğu TÜM SINIFLAR yönünden hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 578,10-TL
GİDER AVANSI :7.036,00-TL
TOPLAM :7.614,10-TL
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/235, K. 2024/390, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama