KÜNYE
T.C. ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi Yargılama Yetkisini Kullanan T.C.
- Mercii
- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/863
- Karar No
- 2025/36
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2025
Karar Metni
2.155 kelime·11 dk okuma·15 bölüm
... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/863
KARAR NO : 2025/36
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI
... - TC No:... ... VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI
... - ... ...
VEKİLİ
Av. ... - ....
DAVA
Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 14/12/2023
KARAR TARİHİ : 22/01/2025
KARARIN YAZIM TARİHİ : 31/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan genel kurul kararının iptali (kooperatif genel kurul kararının iptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 2015 yılında davalı kooperatife ortak olduğunu, ortaklığın devamında inşaat sürecinin uzaması, faaliyete bir türlü geçilememesi, ortaklara ek külfetlerin yüklenmesi ve maliyetin artması üzerine yöneticilerle yapılan şifahi görüşmeler sonucunda ortaklığın değişimini talep edebilecekleri, bu değişimin kabulü halinde kooperatif ortaklığından ayrılmanın, yani kooperatif ortaklığından istifa talebini şarta bağlanabileceği, istifası halinde sahipsiz kalan hisse için bir ön alım hakkı edinebileceklerinin söylendiğini,
bunun üzerine .... .... ... tarihinde gönderilen ihtarnamede şayet bu değişim talebinin kabul edilmesi halinde netleşecek olan ortaklıktan çıkma kararını ve ortaklıktan çıkma sonucu kooperatif bünyesine geçecek olan ortaklığın herhangi bir suretle satışa çıkarılması durumunda bilgi verilmesi talebini davalı kooperatife iletildiğini, buna rağmen kooperatif tarafından 17.02.2023 tarihli yazı ile kooperatiften kendi isteği ile istifa ettiği bilgisini içerir yazının kendisine tebliğ edildiğini, böylece şartlı ortaklıktan çıkma isteğinin kooperatif tarafından ortaklıktan çıkma isteği olarak değerlendirilmiş olduğunun öğrenildiğini,
oysaki ortaklıktan çıkma taleplerini şarta bağlanabileceği ve ön alım hakkına sahip olduğu güveninin kendisine verildiğini, ancak müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, yöneticilerin bu şekilde irade sakatlaması ile noterden ortaklıktan ayrılmaya ilişkin ihtarname keşide edilmesine sebep olduklarını, kooperatif tarafından bu ihtarnamenin ortaklıktan çıkma istiyormuş gibi değerlendirilip, sözde ortaklıktan çıkma isteğinin kabul edildiğini,
bir hukuki işlemin geçerli ve amacına uygun hukuki sonuçlar doğurabilmesi için o hukuki işlemi yapan kişi veya kişilerin sağlıklı bir şekilde oluşmuş iradelerinin bulunması ve bu iradelerin istenilen hukuki sonuca uygun şekilde açıklanmasının gerektiğini, davacının kooperatif yöneticisi ile görüşmemiş olması halinde böyle bir ihtarın gönderilmeyecek olduğunu, kooperatif yöneticisi ile görüşmeye götüren sürecin ortaklıktan çıkarılacağının kendisine söylenmesi ile ilgili bulunduğunu, ortaklıktan çıkarılma işlemine ilişkin prosedürün farklı olduğunu, iki haklı ihtar keşidesinin gerektiğini,
dolayısıyla iki haklı ihtar bulunmadığı halde bu gerekçe ile haklı ve hukuka aykırı olarak zaten ortaklıktan çıkarılacakken kooperatif yönetiminin yanıltarak istifa etmesine sebep olunduğunu, anılan ihtar metninin kooperatif yönetimince hazırlanarak kendisine gönderilmiş bulunduğunu, bu metnin kendi iradesini yansıtmadığını, tamamen kendi aleyhine ve kooperatif lehine olacak vaziyette hak arama ve talepte bulunma yetkisini kısıtlayan bir metin olduğunu, ihtar çekilmemiş olması halinde ihraç kararının hukuka aykırı bir karar olması nedeni ile yasal haklarını kullanabilecek olup, bunun irade sakatlaması sonucu engellenmiş bulunduğunu,
07.07.2019 tarihli genel kurulda alınan ihraç kararının hukuka aykırı olduğunuun ...
13.Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan davada bilirkişi raporu ile ortaya konulduğunu, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olduğunu, kooperatifin inşaat işlerinin öngörülen zamandan çok geciktiğini, bunun ortaklar arasında kaygıya neden olduğunu, kooperatifin de ortakların yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde hukuki sorumluluklarının doğacağı imasında bulunduklarını, kooperatifin kendi yükümlülüğünü yerine getirmezken ortaklarına bu şekilde uyarıda bulunmuş olmasının iyi niyetli olmadığını,
yönetimin ihraç kararı verdiği ortaklarla daha sonra görüşmesi ve onların paylarını kendilerinin satın almasının niyeti açıkça ortaya koyduğunu, ortakların zor durumundan ve kooperatif ile ilgili bilgisizliklerinden yararlanarak onların iradesi sakatladığını, aynı durumda birden fazla ortağın da kandırıldıklarını ve bu ortakların ortaklıklarını kaybettiklerini, hatta bu ortaklardan bir kaç kişinin payının başkan tarafından hemen satın alındığını, genel kurul kararının da butlanla malul olduğunu, 07.07.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının belirlenen gündemle toplanmasının gerektiğini,
bu genel kurulda haziran 2019 tarihinde yapılan istifanın gündemi ile görüşülmesinin hukuka aykırı olduğunu, çıkma işleminin bir hesap yılı sonunda gerçekleşeceğini, dolayısıyla istifanın 2019 olağan genel kurul toplantısında görüşülmesinin gerektiğini, gündeme bağlılık ilkesinin emredici bir hüküm olduğunu, ana sözleşmede genel kurul toplantısının her yılın ilk 6 ayı içinde yapılacağı belirtilirken bu süre geçtikten sonra yapıldığını, toplantının kooperatif merkezinin bulunduğu yerde yapılacağı da yazdığı halde böyle bir yerde toplantının yapılmadığını, kooperatif bilançosunda kooperatif arsasının gösterilmediğini,
genel kurul için yapılan çağrının kendisine bildirilmediğini, kooperatiften ayrılırken kendisine 148.859,73 TL meblağın iade edileceğinin belirtildiğini, bu bedelin ayrılma payı olarak belirlendiğini, hesaplanan bu payın da hukuka aykırı olduğunu, kooperatife üye olurken ödediği bedel üzerinden yönetim giderlerinin düşülerek hesaplanan ayrılma payının haksız ve kanuna aykırı olduğunu, haksız şekilde yönlendirildiği istifasını 26.06.2019 tarihinde verdiğini, kooperatiften çıkmanın hesap yılı sonunda hüküm ifade edeceğini, dolayısıyla ayrılma payının bir sonraki yılın hesap bilançosuna göre yapılmasının gerektiğini,
kooperatifin 2016 yılında alınmış bir arsasının bulunduğunu, 16.01.2016 tarihinde yapılan genel kurulda arsa alınmasına ve tüm ortaklardan 410.000 TL arsa bedeli toplanmasına karar verildiğini, arsanın kooperatif bilançosunda yer aldığı göz önüne alındığında ayrılma payı hesaplanırken bunun hesaba katılmasının gerektiğini, aksi takdirde kooperatif lehine sebepsiz zenginleşmenin olacağını, ayrılma payı için sebepsiz yere 3 yıl erteleme kararı alındığından mağduriyetinin çok arttığını ve artan enflasyon karşısında alacağı bedelin iyice eridiğini ileri sürerek,
07.07.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 6/a sayılı kararın butlanın tespitine, iptaline ve kooperatif ortaklığının tespitine, aksi kanaat olması halinde bu genel kurulda alınan kararın davacının iradesinin sakatlığı nedeni ile çıkma beyanın geçersizliğine ve ortak olduğunun tespitine, aksi kanaat olması, çıkma iradesinin geçerliliğinin kabulü halinde çıkma bedelinin usule uygun ve hakkaniyete uygun olarak tespitine ve tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili, kooperatifin 2015 yılında kurulduğunu, alınan karar gereğince her ortağın 400.000,00 TL arsa alımında kullanılmak üzere sermaye bedeli, 10.000,00 TL genel giderler katılım payı olmak üzere 410.000,00 TL ödediklerini, başlangıçta 110.000 TL ödeyenlerin ortaklıklarının kabul edildiğini, bakiye borcunu bir kısım ortaklar peşin öderken bir kısım ortakların kooperatifin de desteği ile kredi kullanarak ödeme yapıp borçlarını kapattıklarını, kooperatifin bu ödemeler dışında aylık aidat ve benzeri hiçbir şey tahsil etmediğini,
kooperatif ortakları bu tutarları öderken davacının 148.859,73 TL ödediğini ve aradan 4 yıl geçmesine rağmen bu ödemesini diğer ortakların ödedikleri 410.000 TL ye tamamlamadığını, davacının noterden borçlarını ödeyemez duruma düşmesi nedeni ile ortaklıktan ayrılma isteğini belirttiğini, 07.07.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında da istifa eden diğer ortaklarla birlikte davacının da istifasına dair ortaklıktan çıkarılma kararlarının verildiğini, ayrıca yine aynı genel kurulda çıkan ortaklara yapılacak ödemelerin 3 yıl süreyle ertelenmesine oybirliğiyle kararlaştırıldığını,
bu genel kurulda alınan kararın davacıya11.07.2019 tarihinde noter aracılığı ile bildirildiğini, bu bildirimin 18.07.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, 3 yıllık sürenin bitiminde kooperatifin davacı alacağını ödemek istediğini ve noterden 14.12.2022 tarihinde bildirim gönderdiğini, davacının bu alacağını almayıp temerrüte düştüğünü, buna karşılık davacının vekili aracılığıyla 09.02.2023 tarihinde ortaklıktan çıkarılma nedeninin anlamadığını ve ortaklık durumunu öğrenmek isteğini belirten bir ihtarname gönderdiğini, kooperatifin ise 17.02.2023 tarihli yine noter marifetiyle verdiği cevapta davacının ihraç edilmediği,
kooperatiften istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğinin bildirildiğini, kooperatifin 29.11.2021 tarihinde satış vaadi ve arsa payı karşılığı müteahhitle anlaşma yaptığını, bu duruma göre davacının istifasının geçersiz olduğu iddiası ile dava açtığını, davacının özgür iradesi ile istifa etmiş bulunduğunu, kooperatif yöneticilerin kandırmasının söz konusu olmadığını, kooperatif merkezinin ...'da bulunduğunu, davacının ise İstanbul'dan noter aracılığı ile gönderim yaptığını, kooperatif merkezinde uzakta düşünüp karar verdiğinin belli olduğunu, istifanın şarta bağlı bulunduğu iddiasının da gerçeği yansıtmadığını,
davacı noterden gönderdiği istifa beyanında her ortağın kooperatiften çıkma hakkının olduğunu, kooperatif aidat ve borçlarını ödeyemediğinden ortaklıktan çıkmayı istediğini beyan ettiğini, ayrıca ortaklıktan çıkması sonucu kooperatif bünyesine geçecek olan ortaklık hissesinin herhangi bir surette satışa çıkarılması durumunda kendisine bildirimde bulunulması ve yapılacak ihalelere davet edilmeyi talep ettiğini, bu beyan istifa şartı değil sadece rica olarak nitelendirilebileceğini, kooperatifin 405 hissesinin olduğunu, 2016 yılında her ortak başına 410.000 TL'nin peşin ya da kredi ile ortaklarına ödediğini,
davacının ise bakiye borcunu ödemeyip temerrüde düştüğünü, kooperatifin başta davacı olmak üzere bu ödemesini yapmayan ortaklar nedeni ile inşaat yapımını gerçekleştiremediğini, kooperatif tarafından inşaatı sağlam yapacak bir yüklenici arayışına girildiğini ve büyük bir yüklenici firma ile sözleşme imzalandığını, kooperatif ortaklarının büyük bir kısmının yükümlülüklerini yerine getirirken bir kısım ortakların taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda kooperatif yöneticilerinin üyeleri uyarmasının kötü niyet olmayıp iyi niyet göstergesi olduğunu, istifanın tek taraflı irade beyanı olduğunu,
noter kanalı ile gönderilen istifa iradesinin karşı tarafa ulaşması ile hukuki sonuçlarını doğuracağını, bu istifanın yönetim ya da genel kurul tarafından kabul zorunluluğunun bulunmadığını, borcunu ödeyemeyen ve hissesini devir edecek bulamayan davacının istifasını noter aracılığı ile kooperatife bildirdiğini, ana sözleşmeye göre ortağın istifa iradesini bildirdiği anda çıkmanın gerçekleşeceğini, davacının da Beyoğlu 60. Noterliğinden çıkma iradesini gönderdiğini, her ne kadar genel kurul toplantısında davacı istifası kabul edilmiş ise de noter kanalı ile gönderilen bu iradeye karşı genel kurul kararına ihtiyaç bulunmadığını,
kooperatif yönetici ve başkanının hisseleri satın aldığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, kooperatif başkanının tek ortaklığının bulunduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR
... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/51 Esas sayılı dosyası istenilerek incelenmiş ve sureti dosyaya kazandırılmıştır. Davalının ticari defter ve kayıtları ile genel kurul tutanakları, davacının istifa dilekçesi, yönetim kurulu kararları, davacıya yapılan tebliğler ve tebliğ bilgileri sunulmuştur.
Muhasebe alanında uzman mali müşavir ve kooperatif hukukunda uzman bilirkişiden rapor alınmış, bu raporda; davacı yanın kooperatif ortaklığı devam ederken 26.06.2019 tarihinde Beyoğlu 60. Noterliği'nin 20208 yevmiye numaralı kooperatife gönderdiği ihtarla ortaklıktan istifa ettiğini bildirdiğini, bu istifa iradesinin kooperatife 28.06.2019 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, istifa müessesesinin tek taraflı irade beyanı bulunduğunu, karşı tarafa ulaştığında hüküm ve sonuç doğurduğunu, bu itibarla davacı yanın kooperatif ortaklığının istifa iradesinin kooperatife ulaştığı an itibari ile yani 28.06.2024 günü sona erdiğini,
kooperatifin ise konuyu genel kurula götürdüğü ve 07.07.2019 tarihinde alınan genel kurul kararının kesinleşmesini bekleyip, davacı yanın kooperatif ortaklığını 21.10.2019 tarihinde sonlandırmış bulunduğunu, davacı yanın istifasına ilişkin noterden gönderdiği bu bildirimden sonra kooperatifle herhangi bir ortaklık ilişkisinin olmadığını, kooperatif tarafından genel kurul toplantılarına çağrılmadığını, bu haliyle dava tarihi itibari ile davacı yanın kooperatif ortağı olmadığını, davacı yanın ortaklıktan ayrılma nedeni ile hesaplanan çıkma alacağının 146.920,40 TL bulunduğunu,
kooperatifte yapılan incelemede davacı yanın istifa tarihinde iki ortağın da istifa suretiyle ortaklıktan ayrılmış olduğu ve davacıya uygulan prosedürün bu ortaklara da uygulanmış olduğunu, yani konunun genel kurula götürüldüğü 07.07.2019 genel kurulda karar alındığı ve 3 ayın sonunda yönetim kurulunca ortaklıkların sona erdirildiği yönünde görüş bildirmişlerdir.
GEREKÇE
Dava, davacının ortaklıktan çakma talebine ilişkin genel kurulda alınan kararın batıl, olmadığı takdirde iradesinin sakatlanması nedeniyle geçersiz bulunduğunun tespiti ile iptaline, bu talebin de kabul edilmemesi halinde çıkma payının tespiti ile tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta davacının, davalının ortağı olduğu, 26/06/2019 tarihli noter bildirimi ile ortaklıktan istifa ettiğini bildirdiği, bu iradenin kooperatife ulaştığı, 07/07/2019 tarihli genel kurulda alınan kararla istifanın kabul edilmesine karar verildiği, iki ortak hakkında da aynı şekilde karar tesis edildiği, istifa eden ve ihraç edilen ortakların çıkma paylarının 3 yıl süre ile ertelendiği, anılan kararın davacıya tebliğ edildiği, 21/10/2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile de davacı ortaklığının sona erdiğinin kesinleştiği yönünde karar tesis edildiği, sonraki genel kurullara katılmadığı, kooperatifle ilişki kurmadığı,
işbu davasını 14/12/2023 tarihinde açtığı, genel kurul kararının geçersizliğini, olmadığı takdirde iptalini ve ortaklığının tespitini, bu istem de kabul edilmez ise çıkma payının tespiti ile tahsilini talep ettiği, davalının ise davanın reddini savunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Çekişme, davacının kooperatif ortaklığının devam edip etmediği, istifasına ilişkin genel kurul kararının yokluğu, butlanı ve iptali, olmadığı takdirde de çıkma payının tespiti ve tahsili koşullarının bulunup bulunmadığı yönlerinde toplanmaktadır.
İddia, savunma, istifa dilekçesi, genel kurul tutanakları, yönetim kurulu kararları, kararların tebliği ile bilirkişi kurulu raporu kapsamından, davacının, geçerli şekilde davalının ortaklığını iktisap ettiği hususu sabittir. Daha sonra serbest iradesiyle bu ortaklıktan istifa etmiştir. Anılan istifası, davalıya ulaşmakla sonuç doğurmuştur. Buna rağmen davalı, genel kurul kararıyla bu istifayı kabul etmiş, anılan kararının da tebliğini sağlamıştır.
Bu genel kurul kararına karşı da üç aylık hak düşürücü sürede davacı iptali yönünde dava açmamıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava edilen genel kurul kararının toplantı ve karar yeter sayılarında mevzuata aykırı durum yoktur. Bakanlık temsilcisi de bu toplantıya iştirak etmiştir. Davacı durumunda iki ayrı ortak da istifa etmiş ve aynı karar alınmıştır.
Öte yandan, bu genel kurulda çıkma payının ödenmesinin de ertelenmesi karara bağlanmış ve bu kararın iptali ve/veya yokluğunun tespiti iddia edilip ispat edilmemiştir. İstanbul'da mukim davacı istifa iradesini noter kanalıyla bildirmiş olup, bu iradesinin sakatlandığına dair bir kanıt da sunmamıştır. Aynı şekilde başka ortaklarını da iradesinin fesata uğratıldığı iddiası da subuta ermemiştir.
O halde, davacının istifasının kabulüne ilişkin genel kurul kararının, yokluğu, butlanı ve iptali istemi koşulları oluşmamıştır. İstifanın geçerli olduğu kabul edilmiş, terditli olarak çıkma payının tespiti ve tahsili istemi irdelenmiştir. Eda davası açılması gerekirken, tespit davası açılmasında hukuki yarar yoktur.
Davacıya, çıkma payının değerinin bildirilmesi ve harcının yatırılması yönünde HMK'nın 119/d maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde süre verilerek tebligat çıkarılmış, süresinde değer bildirmediğinden ve harç yatırmadığından bu istemle ilgili olarak da davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
Başkan ... e-imzalıdır. Üye ... e-imzalıdır. Üye ... e-imzalıdır. Katip ... e-imzalıdır.
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/863, K. 2025/36, 22 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama