KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/322
- Karar No
- 2024/879
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
Karar Metni
941 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/322 Esas
KARAR NO: 2024/879
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/04/2022
KARAR TARİHİ: 27/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında arasında geçmiş tarihli alt işverenlik sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmenin dilekçeleri ekinde sunulan protokol uyarınca 04.02.2021 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiğini, 04.02.2021 tarihi itibari ile her iki şirketin de birbirini ibra ettiğini, 04.02.2021 tarihli Fesih Protokolü ve İbranamede açıkça görüleceği üzere, akdedilen ana sözleşmeler ve eklerinde belirtilen hizmetlerin verilmesine ilişkin ve ana sözleşmelere dahil olan ya da olmayan tüm iş ve işlemlerine ait ticari münasebetin taraflarca sona erdirilmesine dair hükümler düzenlendiğini,
işbu tarih itibari ile taraflar arasındaki ticari ilişki sonlandırılmak suretiyle davalı firmanın, müvekkilini en geniş manada ibra ettiğini gayri kabili rücu kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, davalı firmadan 04.02.2021 tarihi itibari ile hiçbir hizmet alınmamış olmasına karşın müvekkili şirket tarafından adı geçen davalı firmaya sehven 26.11.2021 tarihinde 350.000-TL ve 29.12.2021 tarihinde 250.000-TL olmak üzere toplam 600.000-TL ödeme yapıldığını, sehven yapılan işbu ödemelerin yıl sonu kontrolü yapılan cari hesaplarda hata çıkması sonucu fark edildiğini, TTK m.5/A maddesine göre, ticari davalarda,
konusu paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu, bunun üzerine kendilerince arabulucu başvurusu yapılmışsa da davalı taraf ile anlaşma sağlanamadığını, sehven ödeme yapılan tarihler itibari ile davalı firma ile müvekkili arasında hiçbir ticari ilişki bulunmamasına karşın borçlu firma işbu ödemeleri iade etmekten kaçındığını beyan ederek sebepsiz zenginleşme nedeni ile davalıya haksız olarak ödenen 600.000-TL'nin ödeme tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkilin ödenmesini,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunduğu 04/02/2021 tarihli fesih protokolünün ve ibranamenin doğru olduğunu, taraflar arasında ticari faaliyetlerin 04/02/2021 tarihinden sonrasında da devam ettiğini ve cari hesap usulü ile çalışılmaya devam edildiğini, bu usule uygun olarak Mart ayında ve devamındaki aylarda müvekkilinin davacı tarafa faturalar kestiğini ve ödemeler aldığını, 04/02/2021 tarihli ibra sözleşmesinden sonrada taraflar arasında üretim, ticari faaliyetler ve hizmetler devam ettiğini,
bu devamlılığın en önemli kanıtının davacının tersanesinde davalı şirketin çalışanlarının/personelinin ----------- kayıt ve dökümleri olduğunu, her iki taraf arasındaki teyitleşme vb. kapsamdaki maillerde bu konuda delil niteliğinde olduğunu, dava konusu 600.000.
TL. ne sehven gönderilmiş ne de sebepsiz zenginleşmeye mahal veren bir ödeme olduğunu, yapılan ödemenin tamamen cari hesap alacaklarının ödenmesinden ibaret olduğunu, davacının kötü niyetli olarak daha öncesi döneme ait ibra sözleşmesini delil olarak sunma acziyetine düşülmüş olması maddi gerçeği ifade ettiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesine, dava konusu ile ilgili davacı tarafın kötü niyetinden dolayı %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava.
Taraflar arasında imzalandığı iddia edilen alt işverenlik sözleşmesinin feshi nedeniyle, hizmet alınmadan ödendiği iddia edilen 600.000 TL. lik ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri ödemesi talebine ilişkin olup, taraflar arasında sözleşmenin varlığı, feshedildiği, karşılıklı ibra ettikleri hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, Uyuşmazlığın; davacının gönderdiği 600.000 TL. lik ödemenin ibradan sonra devam eden bir cari hesap ilişkisi nedeniyle olup olmadığı, bu ödemenin davacı tarafından sehven yapılıp yapılmadığı, ibradan sonra cari hesap ilişkisinin mevcut olup olmadığı,
davacının bu ödemeyi geri isteyip istemeyeceği noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.
Tarafların 2021-2022 yılları BA-BS formlarının bağlı bulundukları vergi dairelerinden celp edilmiş, ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre, davacının taraflar arasında alt işverenlik sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmenin dava dilekçesi ekinde sunulan protokol uyarınca 04.02.2021 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiğini, 04.02.2021 tarihi itibari ile her iki şirketin de birbirini ibra ettiğini,
davalı firmadan 04.02.2021 tarihi itibari ile hiçbir hizmet alınmamış olmasına karşın davalı firmaya sehven 26.11.2021 tarihinde 350.000-TL ve 29.12.2021 tarihinde 250.000-TL olmak üzere toplam 600.000-TL ödeme yapıldığını iddia ederek bu paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini talep etmiş olup davalı tarafça paranın cari hesap alacağı kapsamında ödendiği savunulmuştur.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından yapılan defter incelemesinde her ne kadar davalı tarafça ticari defter ve dayanakları bilirkişi incelemesine sunulmamış ise de davalı tarafın sunduğu cevap dilekçesi ekindeki muavin kayıtlarında davalının 31/12/2021 tarihi itibariyle davacıya 600.000,45 TL borçlu olduğu ve davacı defterlerine göre de 31/08/2021 tarihinden sonra dava konusu ödemelerin yapıldığı ve bu ödemeler karşılığında herhangi bir fatura alınmadığı, 31/12/2022 tarihi itibariyle davacı tarafın 599.955,16 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği,
dolayısıyla davacının herhangi bir hizmet almamasına rağmen davalıya yaptığı 350.000 TL ve 250.000 TL lik toplam 600.000 TL ödemeyi sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalıdan isteyebileceği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda yapılan ödemeler haksız iktisap niteliğinde olup, taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığından haksız iktisap tarihinden itibaren temerrüdün gerçekleşeceği ayrıca bir ihtara gerek bulunmadığı anlaşılmakla ödeme tarihinden itibaren faiz istenebileceği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/322, K. 2024/879, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama