KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/48
- Karar No
- 2024/930
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
Karar Metni
1.035 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/48 Esas
KARAR NO: 2024/930
DAVA
Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 18/01/2024
KARAR TARİHİ: 17/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında imzalanan kredi sözleşmesine istinaden davalıya kredi kullandırıldığını, davalının kredi işleyişi ile ilgili edimlerini yerine getirmemesi ve ödemesi gereken borcunu tediye etmemiş olması,
borcun zamanında ödenmemesi sebebiyle borçlu aleyhine------ sayılı dosyası takip başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.----- sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
İncelemesinde; davacı bankanın davalı borçlu aleyhine 11.07.2023 tarihinde 41.221,32 TL asıl alacak 11.163,63 TL işlemiş faiz ve 558,18 TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 52.943,13 TL bedelli takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 14.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 17.07.2023 tarihinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği belirlendi.Dosya rapor tanzim etmek üzere bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi------- hazırlamış olduğu raporda özetle;
taraflar arasında 30.04.2020 tarihinde 25.000,00 TL tutarlı Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, davacı bankadan ihtarname ve tebliğ şerhi talep edildiğini, bankadan pandemi dönemi destek kredilerine ihtar çekilmediği bilgisinin alındığını, banka hesap hareketleri incelendiğinde davalıya 16.04.2020 tarihinde kullandırılan ----- davalı banka müşterisi tarafından hiç taksit ödemesi yapmadığını,----- tarihinde kat edilerek takip hesaplarına atıldığını, ----------- ekstre dönemlerinde ödeme olmadığını, davalı talebi ile banka tarafından kredi kartı ve kredinin 10.11.2022 tarihinde aylık %4,00 akdi faiz oranlı,
36 ay vadeli 104158 nolu 41.221,32 TL tutarlı yapılandırma kredisi kullandırılarak kapatıldığının anlaşıldığını, dava konusu banka alacağı için davalı tarafından yapılandırma tarihinden itibaren farklı tarihlerde toplam 5.483,00 TL ödeme yapıldığını, ihtarname çekilmediğinden takip tarihi ile davalının temerrüde düşürüldüğünü, takip tarihi itibari ile 41.221,36 TL asıl alacak, 8.176,73 TL işlemiş faiz ve 408,84 faizin %5 gideri olmak üzere toplam 49.806,89 TL alacak hesapladığını, asıl alacak üzerinden %42,00 Temerrüt Faizi ve faizin gider vergisini talep edebileceğini belirtmiştir.Dava,
ticari kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: Taraflar arasındaki ve takip konusu edilen genel kredi sözleşmesinden kaynaklı kefil sıfatıyla davalıların asıl ve faiz borcunun bulunup bulunmadığı, müşteri çeki ve senedi ile bahse konu kredi borcunun kapatılıp kapatılmadığı, eldeki davaya dayanak takibin mükerrer takip niteliğinin bulunup bulunmadığı,
takibe itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir.
Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.
Taraflar arasında icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun ödenmediği iddiası ile davacı banka tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının yasal süre içerisinde icra takibine konu borca itiraz ettiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki faizle ilgili sınırlama tacirlerin ticari işleri hakkında uygulanmaz.
Zira, 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesi hükmüne göre "ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir." Somut olayda; dayanak sözleşme "genel kredi sözleşmesi" olup, kullandırılan kredilerin ticari nitelikte olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, sözleşmede belirtilen oranda akti ve temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından, bilirkişi raporu ile belirlenen faiz oranı hükme esas alınmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriğine göre;
davalı ile davacı banka arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davacı banka tarafından kullandırılan kredilerin davalılar tarafından sadece 5.483,00 TL ödendiği kalan taksitlerin ödenmediği, davalıya takip öncesi ihtar çekilmediği davacı bankanın bakiye alacağının denetime elverişli bilirkişi raporu ile toplam 49.806,89 TL olarak tespit edildiği,
anlaşılmakla bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir.
Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.----Bu kapsamda, alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hükmolunan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/48, K. 2024/930, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama