KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/325 - 2025/336
- Esas no
- 2023/325
- Karar no
- 2025/336
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/11/2022
- Numarası
- 2021/297 E. - 2022/289 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
2.190 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/11/2022 tarih ve 2021/297 E. - 2022/289 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı firmanın 2019/120917 kod numaralı "..." ibareli markanın 35. sınıfa giren emtialarda tescili için davalı ... nezdinde başvuruda bulunduğunu, davacının bu markaya karşı “...” ibareli markalarını mesnet göstererek itiraz ettiğini, davalı ...
2021-M-7932 sayılı YİDK kararıyla itirazın nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin "..." ibareli markalarının yoğun tanıtım faaliyetleri neticesinde Türkiye’de tanınmış marka statüsünü kazandığını, davalı şirket markasının bu markalar ile seri marka algısı yarattığını ve iltibasa sebebiyet verdiğini, taraf markalarının benzerliği değerlendirmesinin markaların esas unsurları olan "..." ve "..." ibareleri üzerinden yapılması gerektiğini, zira davalının markasında geçen "..." kelimesinin “kavram, anlayış görüş” şeklindeki bilinen/yerleşik anlamları nedeniyle ayırt edici niteliği haiz olmadığını,
bu ibarelerin de tek harf değişikliği nedeniyle birbirlerine yakın benzer olduğunu, “...” ibaresinin anlamsız ve yaratılmış bir sözcük olmasından dolayı ayırt ediciliğinin çok yüksek olduğunu, somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği şartının da gerçekleşmiş olduğunu, davalının müvekkilinin tanınmış markasıyla bu derecede benzer bir markayı seçmiş olmasının davalının kötü niyetini ve müvekkili ile haksız rekabet yapma saikini gösterdiğini ileri sürerek,
YİDK’nın 2021-M-7932 sayılı kararının 35/01-04. sınıflardaki hizmetlerin tamamı ve 35/05. sınıf altında 20. sınıfa giren ürünlerin satışı hizmetleri bakımından kısmen iptalini ve davalı şirketin 2019/120917 sayılı markasının aynı hizmetler bakımından kısmen hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin faaliyet alanının tekstil sektörü olduğunu, dava konusu edilen markasını da silikon yastıklarda kullanmayı hedeflediğini, davacının ise davasına mesnet aldığı "..." ibareli markalarını vitrifiye yapı malzemeleri, mutfak, banyo gibi ürün gruplarında kullandığını, dava konusu edilen markanın "..." şeklinde tamlama olarak bir bütün halinde algılandığını, yani davalının markasında davacının markalarında geçen "..." ibaresini kullanmadığını, davalının ortaklarından bir tanesinin “...” isimli şirketinden esinlenerek davalı firmanın “...” kelimesini tanıtım vasıtası olarak kullanmaya başladığını, davalının davacının tanınmışlığından faydalanma gibi bir amacının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının itiraza mesnet markaları kapsamında 20. sınıf emtialar bulunmakta olup, başvuru kapsamındaki 20. sınıf malların perakendeciliği hizmetleri yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği; dava konusu markanın esas unsurunun "..." sözcüğü olduğu, "..." ve "..." sözcükleri arasında ilk üç harfin ve son harfin aynı olduğu, davacı markalarında ayrıca "R" harfinin bulunduğu, dava konusu markanın "..." şeklinde, davacı markalarının esas unsurunun "..." şeklinde telaffuz edildiği,
her ne kadar karşılaştırılan markalar arasında müşterek harfler bulunsa da, bu durumun markaları ilgili tüketici kesimi nezdinde benzer kılmaya yetmediği, farklı hecelere bölünmesi nedeniyle işitsel olarak markaların esas unsurlarının benzer olduğunun söylenemeyeceği, davacı markalarında bulunan "R" harfinin vurgulu bir sessiz harf olup fonetik olarak markalar arasındaki benzerliği bertaraf ettiği, bununla birlikte özellikle dava konusu markanın esas unsurunu oluşturan "..." kelimesinin "Vitamin" sözcüğünün kısaltılmışı olduğu da nazara alındığında markaların kavramsal olarak birbirlerinden farklı olduğu,
davaya konu hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesiminin dikkat düzeyi ile birlikte değerlendirme yapıldığında, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varıldığı; davacının SMK'nın 6/5. maddesi hükmünde sayılan şartların gerçekleştiğine/gerçekleşme ihtimali olduğuna dair işlem aşamasında ve dava dosyasına herhangi bir delil sunmadığı, bundan da öncelikli olarak taraf markaları birbirine benzemediği;
davalının kötü niyetle hareket ettiğine ilişkin somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu, "..." ibaresi anlamsız ve yaratılmış bir ibare olduğundan ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, "R" harfinin markaları farklılaştırmadığını, başvuru markasının iltibasa sebebiyet vereceğini, tarafların markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerin de benzer olduğunu, davalı markasının seri marka algısı yarattığını, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu, başvurunun kötü niyetle gerçekleştirildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin 2019/120917 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 35. sınıflarda yer alan hizmetlerin yer aldığı, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya yaptığı itirazının YİDK'nın 2021-M-7932 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın davacıya 05/10/2021 tarihinde tebliğ edildiği, iş bu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 23/11/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise,
tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "...", davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru da "..." ibaresinden oluşmaktadır.
Buna göre yapılan değerlendirmede, "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle, görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, dava konusu başvuruda asli unsur olarak yer alan "..." ibaresi ile davacının markalarının asli unsurunun oluşturan "..." ibaresi arasında sadece tek harften kaynaklanan farklılığın ve başvuruda yer alan "..." ibaresinin markaları farklı kılmaya yetmediği,
esasen davacının "..." ibareli markalarının belirli bir bilinirliğinin bulunması sebebi ile de bu iltibasın arttığı kanaatine varılmıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin; "... - ..." markalarına ilişkin olarak verdiği 2022/1897 E. - 2023/1543 K. sayılı kararı ile "... - ..." ibareli markalara ilişkin olarak verdiği 2018/3132 E. - 2019/4477 K. sayılı kararlarının da bu yönde olduğu görülmüştür.
Tarafların marka kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince, mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken, çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Tüm bu hususlar ile dosya kapsamında görüşüne başvurulan bilirkişi raporu birlikte irdelendiğinde, davacı tarafça dava konusu edilen 35. sınıfın 01-04. alt sınıfında yer alan hizmetlerle, 05. alt sınıfındaki 20. sınıf malların perakendeciliği hizmetlerinin taraf markalarında aynen yer aldığı, emtia benzerliğinin gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Her ne kadar davacı tarafça somut uyuşmazlık bakımından SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluştuğunu ve başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürülmüşse de, tanınmışlığa ilişkin delil sunulmadığı gibi, kötü niyete ilişkin de somut delil ileri sürülmemiştir.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle dava konusu edilen hizmetler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden,
Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 05/03/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/325, K. 2025/336, 14 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama