AC

MAKALE · AİLE HUKUKU

AYM Süresiz Nafakayı İptal Etti (E.2025/156, K.2026/131): Mevcut Nafakalar Ne Olacak?

ÖZET

Anayasa Mahkemesi, TMK m.175’teki “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’nın 2, 5 ve 17. maddelerine aykırı bularak iptal etti.

·Aile Hukuku·12 dk okuma·10 görüntülenme·, Konya Barosu·Son gözden geçirme: 14 Ekim 2026
İÇİNDEKİLER
AYM Süresiz Nafakayı İptal Etti (E.2025/156, K.2026/131): Mevcut Nafakalar Ne Olacak?

Anayasa Mahkemesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yoksulluk nafakasını düzenleyen 175. maddesinin birinci fıkrasındaki “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. E.2025/156, K.2026/131 sayılı ve 4/6/2026 tarihli karar, 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. İptal hükmü hemen değil, yayımdan dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Bu rehber kararın tam metnine dayanarak gerekçeyi, karşı oyları, mevcut nafaka kararlarına etkisini ve 30 Haziran 2027’ye kadar tarafların önündeki seçenekleri ele alır.

Hatırlatma: Bu makale bilgilendirme amaçlıdır. Aktarılan değerlendirmeler Resmî Gazete’de yayımlanan karar metnine dayanır; her dosyanın koşulları farklıdır ve kesin sonuç vaadinde bulunulmamaktadır.

İçindekiler

1. Kararın Künyesi

BaşlıkBilgi
MahkemeAnayasa Mahkemesi (norm denetimi, itiraz yolu)
Esas / KararE.2025/156, K.2026/131
Karar tarihi4 Haziran 2026
Resmî Gazete30 Eylül 2026, Sayı 33386
İtiraz yoluna başvuranAntalya 12. Aile Mahkemesi (bakmakta olduğu bir boşanma davasında)
İptal edilen kural4721 sayılı TMK m.175/1’deki “…süresiz olarak…” ibaresi
Aykırılık dayanağıAnayasa m.2 (hukuk devleti, belirlilik), m.5 ve m.17 (maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı, devletin pozitif yükümlülüğü)
Oy durumuİptal: oyçokluğu (üç üyenin karşı oyu, bir üyenin farklı gerekçesi). Yürürlüğün ertelenmesi: oybirliği
YürürlükResmî Gazete’de yayımdan dokuz ay sonra: 30 Haziran 2027

2. Karar Bir Bakışta: Ne Değişti, Ne Değişmedi?

  • Yoksulluk nafakası kaldırılmadı. İptal yalnızca “süresiz olarak” ibaresiyle sınırlıdır. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşin nafaka isteme hakkı devam eder.
  • Hemen hiçbir şey değişmedi. İptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. O tarihe kadar mahkemeler mevcut hükmü uygulamaya devam eder.
  • Mevcut nafaka kararları kendiliğinden sona ermez. Anayasa m.153 uyarınca iptal kararları geriye yürümez; kesinleşmiş nafaka hükümleri bu kararla ortadan kalkmaz.
  • Asıl mesaj yasama organına. AYM, nafakanın kural olarak süreli olmasını, somut olayın gerektirdiği hâllerde uzatılabilmesini veya ömür boyu hükmedilebilmesini ve bu istisnaların ölçütlerinin kanunda açıkça yazılmasını istemektedir (karar § 31).
  • İştirak nafakası (çocuk nafakası) ve tedbir nafakası karar kapsamı dışındadır. Konu yalnızca eşe bağlanan yoksulluk nafakasıdır.

3. Yoksulluk Nafakası Nedir? (TMK m.175-176)

TMK m.175: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”

Hükmün şartları üçtür: talep, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme ve talep eden eşin boşanmada diğer taraftan daha ağır kusurlu olmaması. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi zorunlu harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayan kişi yoksul kabul edilir. Nafaka yükümlüsünün kusursuz olması onu yükümlülükten kurtarmaz. Genel çerçeve için yoksulluk nafakası (TMK m.175) ve nafaka türleri makalelerimize bakabilirsiniz.

TMK m.176 ise nafakanın toptan veya irat biçiminde ödenmesine karar verilebileceğini; irat biçimindeki nafakanın alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden, alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kalkacağını; tarafların mali durumlarının değişmesi hâlinde iradın artırılıp azaltılabileceğini düzenler.

Kısa tarihçe

743 sayılı eski Medeni Kanun’un 144. maddesinde yoksulluk nafakası başlangıçta bir yılla sınırlıydı. 1988 tarihli 3444 sayılı Kanun bu sınırı kaldırdı ve nafakanın süresiz istenebilmesine imkân tanıdı; 2001 tarihli 4721 sayılı Kanun aynı düzenlemeyi sadeleştirerek korudu. AYM karar metninde karşılaştırmalı hukuka da değinmiştir: Hollanda’da kural olarak evlilik süresinin yarısı ve en fazla beş yıl, Belçika’da kural olarak evlilik süresini aşmayan ama ihtiyaç devam ederse uzatılabilen bir süre öngörülürken İsviçre ve Almanya’da kesin bir azami süre bulunmamaktadır (§ 6-9).

4. Antalya 12. Aile Mahkemesi Neden Başvurdu?

Bakmakta olduğu boşanma davasında kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan mahkeme özetle şunu ileri sürdü: yoksulluk nafakası ödeme yükümlülüğü kişinin hayatının sonuna kadar devam edebilmekte, bu durum yeniden evlenmesine, mülk edinmesine ve doğacak çocuklarını korumasına engel oluşturmakta; bu nedenle kural özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile mülkiyet hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirmektedir. Mahkeme aykırılığı Anayasa’nın 2, 10, 20, 35 ve 41. maddelerine dayandırdı (§ 15). AYM, 6216 sayılı Kanun m.43 uyarınca kuralı ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 5 ve 17. maddeleri yönünden de inceledi (§ 16).

5. Anayasa Mahkemesi’nin Gerekçesi

a) Belirlilik: kanunun lafzı ile uygulaması birbirinden ayrışmış

AYM’nin ilk tespiti kuralın metnine ilişkindir. Mahkemeye göre “süresiz olarak” ibaresi eşlerden biri lehine süresiz nafakaya hükmedilebilmesine imkân tanımakta, ancak her durumda süresiz nafakayı zorunlu kılan açık bir düzenleme içermemektedir. Buna karşılık yerleşik yargısal uygulamada kural emredici sayılmış, hâkimin nafakanın süresi konusunda takdir yetkisi bulunmadığı ve irat biçimindeki yoksulluk nafakasının mutlaka süresiz belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Karar bu noktada Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 12/12/2017 tarihli E.2016/8859, K.2017/14407 sayılı kararına atıf yapar (§ 29). Sonuç: kuralın “herhangi bir tereddüde yer vermeyecek ölçüde açık ve belirli bir düzenleme niteliği taşıdığı söylenemez” (§ 19).

b) Devletin pozitif yükümlülüğü ve çatışan haklar arasındaki denge

Mahkeme ikinci olarak Anayasa’nın 5 ve 17. maddelerinden hareket eder. Yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının maddi ve manevi varlığının korunması için bir giderim yoludur; ancak borçluya süresiz bir ödeme yükümlülüğü yüklediği için borçlunun aynı hakkı üzerinde de doğrudan etki doğurur (§ 23). Devlet, özel kişiler arasındaki bu uyuşmazlıkta her iki tarafın menfaatini dengelemekle yükümlüdür; makul dengenin bozularak taraflardan biri aleyhine “aşırı ve olağan dışı bir külfet” yüklenmesi pozitif yükümlülüğe aykırılık oluşturabilir (§ 25).

Karara göre bu dengede gözetilmesi gereken ölçütler şunlardır (§ 26 ve § 31):

  • evliliğin süresi,
  • eşlerin yaşı ve sağlık durumu,
  • ekonomik ve sosyal durumları,
  • nafaka alacaklısının eğitim durumu ve ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi,
  • bağlanan nafakanın süresinin borçlunun boşanma sonrası hayatına etkisi,
  • çalışma hayatına katılma imkânının bulunup bulunmadığı.

Mahkemenin temel cümlesi § 30’dadır: ağır kusuru olmayan eşe boşanma sonrası belirli bir parasal katkı beklenebilir ise de “bu yükümlülüğün hiçbir ölçüt belirlenmeksizin kategorik olarak süresiz öngörülmesi, kusurlu olması dahi gerekmeyen nafaka borçlusu açısından ağır bir külfete neden olmaktadır.” Borçlunun ömür boyu evliliğin sonuçlarıyla bağlı kalmasının ruhsal, ekonomik ve sosyal bütünlüğü üzerindeki olumsuz etkisi, devletin sağlaması gereken makul dengeyi ortadan kaldırmaktadır.

c) AYM’nin yasama organına çizdiği çerçeve

§ 31, kararın geleceğe dönük en önemli paragrafıdır. Mahkemeye göre yoksulluk nafakası kural olarak durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabilmeli; bazı durumlarda ise öngörülecek koşulların varlığı hâlinde süre uzatılarak yaşam boyu nafakaya hükmedilebilmelidir. İrat biçiminde nafakaya hükmedilen hâllerde hâkime süreyi somut olayın şartlarına göre belirleme yetkisi tanınmalı, bunun için belirli ve öngörülebilir bir çerçeve kurulmalı ve süresiz nafakayı gerektiren hâllerin ölçütleri kanunda açık biçimde yazılmalıdır. Bu nedenle kural Anayasa’nın 2, 5 ve 17. maddelerine aykırı bulunmuştur (§ 32-33). Anayasa’nın 20 ve 41. maddeleri yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiş, 10 ve 35. maddelerle ilgi kurulmamıştır.

6. 2012 Kararından Farkı: AYM Neden Görüş Değiştirdi?

Aynı ibare daha önce AYM’nin 17/5/2012 tarihli E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararıyla Anayasa’ya uygun bulunmuştu. Mahkeme o kararda süresizlik unsurunun nafaka alacaklısının her hâlükârda yaşamı boyunca nafaka alacağı anlamına gelmediğini, kuralın her durumda süresiz nafakayı zorunlu kılmadığını söylemişti (§ 28). 2026 kararının farkı, aradan geçen on dört yılda uygulamanın değişmemiş olmasıdır: AYM, 2012 yorumuna rağmen Yargıtay’ın ibareyi emredici saymayı sürdürdüğünü tespit etmiş (§ 29) ve kuralı artık metniyle değil, yerleşik uygulamadaki anlamıyla denetlemiştir. Farklı gerekçe yazan üye Yıldız Seferinoğlu bu durumu açıkça ifade eder: “Mahkememizin yorumu dahi bu uygulamayı değiştirememişse, sorun tek tek yargı kararlarında değil, kuralın kendisindedir.”

7. Karşı Oy ve Farklı Gerekçe

Karşı oy (Engin Yıldırım, Selahaddin Menteş, Kenan Yaşar)

Üç üye iptale katılmadı. Karşı oy gerekçesinin ana çizgileri şöyledir:

  • Yoksulluk nafakası, özellikle uzun evliliklerde çocuk bakımı ve ev içi emek nedeniyle gelir kapasitesinde kalıcı kayıp yaşayan eşin insan haysiyetine uygun yaşamasını amaçlayan, sosyal devlet anlayışının somut bir yansımasıdır.
  • Nafakanın merkezinde süre değil ihtiyaç vardır; koruma ölçütü belirli bir zamanın geçmesi değil yoksulluk hâlinin devam edip etmediğidir.
  • TMK m.176’daki azaltma, kaldırma, uyarlama ve toptan ödeme mekanizmaları borçlunun yükünü dengelemek için yeterlidir; kuralın “hiçbir koşulda sona ermeyen mutlak bir yükümlülük” yarattığı söylenemez.
  • Uygulamada görülen sorunlar anayasal bir norm sorunu değil, uyarlama mekanizmalarının etkinliğine ilişkin bir içtihat ve uygulama sorunudur.
  • Kadınların işgücüne katılım oranının düşüklüğü ve görünmeyen emeğin ağırlıkla kadınlar tarafından üstlenildiği toplumsal gerçeklik karşısında süresiz nafaka, eşitsizliği pekiştirmek için değil gidermek için öngörülmüştür.

Farklı gerekçe (Yıldız Seferinoğlu)

Seferinoğlu iptal sonucuna katılmış, ancak gerekçeyi yalnızca Anayasa m.2’deki belirlilik ilkesine dayandırmak gerektiğini savunmuştur. Ona göre kanunun metni ile yerleşik uygulama farklı sonuçlara işaret etmekte, evlenen ya da boşanan kişiler nafaka yükümlülüğünün ne kadar süreceğini önceden bilememektedir. Çoğunluğun süreli nafakayı kural, süresiz nafakayı istisna olarak tarif etmesini ise kanun koyucunun takdir alanına giren bir düzenleme tercihi olarak eleştirmiştir.

8. Mevcut Nafaka Kararları Ne Olacak?

Bu, uygulamada en çok sorulan sorudur. Dört noktanın ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir:

  1. Kesinleşmiş nafaka kararları. Anayasa m.153/5 uyarınca iptal kararları geriye yürümez. Daha önce hükmedilmiş yoksulluk nafakaları bu kararla kendiliğinden sona ermez; ödemeler devam eder. Sona erme ancak TMK m.176’daki hâllerin gerçekleşmesi veya açılacak bir uyarlama/kaldırma davasıyla mümkündür.
  2. 30 Haziran 2027’ye kadar görülen davalar. İptal hükmü yürürlüğe girene kadar kural aynen uygulanır; mahkemelerin bu dönemde “süreli” nafakaya hükmetmesi için kanuni bir dayanak yoktur. Bununla birlikte kararın gerekçesinde sayılan ölçütlerin dosyalarda daha sık tartışılması beklenebilir.
  3. Yürürlükten sonra açılacak davalar. TBMM dokuz aylık süre içinde yeni düzenleme yaparsa süre, ölçütler ve geçiş hükümleri o kanunla belirlenecektir. Düzenleme yapılmazsa “süresiz olarak” ibaresi madde metninden çıkar ve nafakanın süresi konusunda hâkimin takdir yetkisi tartışması gündeme gelir.
  4. Yeni kanunun eski kararlara etkisi. Yasama organının mevcut nafaka ilişkilerini kapsayan geçiş hükümleri öngörüp öngörmeyeceği henüz bilinmemektedir. Bu konuda bugünden kesin bir şey söylemek mümkün değildir.

9. 30 Haziran 2027’ye Kadar Süreç ve Olası Yasal Düzenleme

TarihAşama
4 Haziran 2026AYM Genel Kurulu iptal kararını verdi
30 Eylül 2026Gerekçeli karar Resmî Gazete’de yayımlandı; dokuz aylık süre başladı
Ekim 2026 – Haziran 2027TBMM’nin TMK m.175’i yeniden düzenlemesi beklenen dönem; mevcut hüküm uygulanmaya devam eder
30 Haziran 2027İptal hükmü yürürlüğe girer; o tarihe kadar düzenleme yapılmazsa ibare madde metninden çıkar

AYM, dokuz aylık erteleme gerekçesini “iptal nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görülmesi” olarak açıklamıştır (§ 35). Kararın § 31’deki çerçevesi yasama organına yol gösterir niteliktedir: kural olarak süreli nafaka, istisnaen ve açık ölçütlere bağlı olarak uzatılabilen ya da ömür boyu nafaka. Karşılaştırmalı hukuktan aktarılan Hollanda ve Belçika modelleri (evlilik süresine bağlı azami süre, ihtiyaç hâlinde uzatma) tartışmalarda referans olabilir.

10. Nafaka Alacaklısı ve Borçlusu İçin Pratik Değerlendirme

Nafaka alacaklısı yönünden

  • Yoksulluk hâlinin (gelir, sağlık, yaş, eğitim, çalışma imkânı) belgelenmesi, ileride süre tartışması yapılacak dosyalarda daha da önem kazanacaktır.
  • Mevcut nafaka hükmü devam etmektedir; borçlunun ödemeyi tek taraflı kesmesi icra takibine ve TMK m.176 dışındaki sebeplerle nafakanın kaldırılması talebi dışında herhangi bir hukuki sonuca yol açmaz.
  • Anlaşmalı boşanmalarda nafaka protokolü düzenleniyorsa süre ve artış oranı maddelerinin açıkça yazılması ileride belirsizliği azaltır; bkz. anlaşmalı boşanma protokolü.

Nafaka borçlusu yönünden

  • Karar mevcut borcu ortadan kaldırmaz. Alacaklının yeniden evlenmesi, fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya mali durumların esaslı biçimde değişmesi hâlinde TMK m.176 uyarınca nafakanın kaldırılması ya da azaltılması için dava açılması bugün de mümkündür.
  • Devam eden boşanma davalarında kararın gerekçesinde sayılan ölçütler (evliliğin süresi, eşlerin yaşı, çalışma imkânı) nafakanın miktarına ilişkin değerlendirmede ileri sürülebilir; ancak 30 Haziran 2027’ye kadar süre sınırlaması talebinin kanuni dayanağı bulunmamaktadır.
  • Boşanmada tazminat ve nafaka talepleri birlikte değerlendirildiğinden boşanmada maddi ve manevi tazminat konusunun da dosya stratejisinde ele alınması gerekir.

11. Sık Sorulan Sorular

Süresiz nafaka tamamen kalktı mı?

Hayır. Anayasa Mahkemesi yoksulluk nafakasını değil, yalnızca TMK m.175/1’deki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşin nafaka isteme hakkı devam etmektedir. İptal hükmü de hemen değil, 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecektir.

Hâlen ödediğim veya aldığım nafaka bu kararla sona erer mi?

Hayır. Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca iptal kararları geriye yürümez. Kesinleşmiş nafaka kararları aynen devam eder; nafaka ancak TMK m.176’daki sebeplerle kendiliğinden veya mahkeme kararıyla sona erebilir ya da ileride çıkacak yeni kanunun geçiş hükümleri buna ilişkin bir düzenleme getirirse değişebilir.

İptal kararı ne zaman yürürlüğe girecek?

Karar 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı ve AYM iptal hükmünün yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle karar verdi. Buna göre yürürlük tarihi 30 Haziran 2027’dir.

Nafaka süresi kaç yıl olacak?

Karar bir süre belirlemez; bu yasama organının takdirindedir. AYM yalnızca çerçeveyi çizmiştir: nafaka kural olarak süreli olmalı, somut olayın gerektirdiği hâllerde ölçütleri kanunda açıkça yazılmak kaydıyla süre uzatılabilmeli veya ömür boyu nafakaya hükmedilebilmelidir. Yeni kanun çıkana kadar bu konuda kesin bir rakam söylemek mümkün değildir.

Devam eden boşanma davamda mahkeme artık süreli nafakaya hükmedebilir mi?

30 Haziran 2027’ye kadar mevcut hüküm yürürlüktedir ve yerleşik uygulamada süreli nafakaya hükmedilmesi kanuna aykırı sayılmaktadır. Dolayısıyla bu tarihe kadar karara bağlanacak davalarda süresiz nafaka uygulaması devam edecektir; kararın gerekçesindeki ölçütler ise nafakanın miktarı bakımından tartışılabilir.

Nafaka borçlusu olarak bugün ne yapabilirim?

Alacaklının yeniden evlenmesi, evlenmeden fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması, haysiyetsiz hayat sürmesi veya mali durumlarda esaslı değişiklik hâlinde TMK m.176 kapsamında nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası bugün de açılabilir. Bu yol AYM kararından bağımsız olarak her zaman mevcuttur.

Çocuk için ödenen iştirak nafakası da etkilenir mi?

Hayır. Karar yalnızca eşe bağlanan yoksulluk nafakasına ilişkindir. Çocuğun bakım ve eğitim giderleri için ödenen iştirak nafakası (TMK m.182) ile dava süresince bağlanan tedbir nafakası karar kapsamı dışındadır.

Sonuç: AYM’nin E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararı, yoksulluk nafakasını kaldırmamakta; nafakanın süresinin hiçbir ölçüt olmaksızın kategorik biçimde süresiz öngörülmesini Anayasa’ya aykırı bulmaktadır. Mevcut nafaka ilişkileri 30 Haziran 2027’ye kadar ve sonrasında da yeni bir yasal düzenleme yapılıncaya dek aynen sürer. Somut dosyanız bakımından hangi seçeneğin uygun olduğu, evliliğin süresi, tarafların yaşı, gelir ve çalışma durumu gibi unsurlar birlikte değerlendirildikten sonra belirlenebilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimiBu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

İlgili makaleler

İlgili Yargıtay Kararları

Kararlar karararama.yargitay.gov.tr üzerinden doğrulanabilir.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.