1980 Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi: Bir ebeveynin çocuğu diğer ülkeye götürmesi durumunda hızlı iade.
Sözleşme Kapsamı
- 16 yaş altı çocuk
- Velayet hakkı ihlal edilmiş olmalı
- Çocuğun mutad ikamet ülkesinden götürülmüş
- Türkiye 2000'den taraf
İade Süreci
- Velayet sahibi başvuru (Adalet Bakanlığı Merkezi Otorite)
- Diğer ülke merkezi otoritesi ile iletişim
- İade davası (yabancı ülkede)
- Karar (6 hafta hedef)
- Çocuğun iadesi
İade Edilmeme Sebepleri
- Çocuğun yararı (ciddi tehlike)
- Çocuk büyük ve geri dönmek istemiyor
- Velayet hakkı ihlal edilmemiş
- 1 yıl geçmiş ve çocuk yeni yere uyum sağlamış
Türkiye'den Yurt Dışına Götürme
- Velayetli ebeveyn izinli (kendi izniyle)
- Velayetli olmayan ebeveynin izni şart
- Aksi halde çocuk kaçırma suçu (TCK m.234)
Yurt Dışından Türkiye'ye Götürme
- Diğer ebeveyn iade davası açabilir
- Türk mahkemesi 1980 Sözleşme uygulanır
- Çocuk büyük ölçüde iade edilir
Yargıtay 2. HD
2. HD, uluslararası çocuk kaçırma davalarında "çocuğun yüksek yararı"nın esas alınması gerektiğini, ancak sözleşme gereği iade kuralının çoğunlukla uygulanacağını benimsemektedir.
Kapsam notu: Yukarıdaki değerlendirme, belirli bir karara atıf yapmak yerine uygulamada yerleşik hâle gelmiş genel yaklaşımı özetlemektedir; bu nedenle esas ve karar numarası verilmemiştir. Somut bir dosyada emsal karara dayanılacaksa, ilgili kararın esas ve karar numarasıyla Yargıtay Karar Arama üzerinden teyit edilmesi ve tam metninin incelenmesi gerekir. Her dosyanın olgu örgüsü farklı olduğundan kararların somut olaya uygulanışı dosyaya özgüdür.
Aile ve uluslararası hukuk avukatı önerilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Çocuğun yurt dışına izinsiz götürülmesi hangi hukuki yola tabidir?
Uluslararası çocuk kaçırma bakımından 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi (Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Sözleşme) ve iç hukukta bunu uygulayan 5717 sayılı Kanun çerçevesi işler. Sözleşmenin amacı velayetin esasını yeniden yargılamak değil, çocuğun mutad meskeninin bulunduğu ülkeye derhâl geri dönüşünü sağlamaktır. Bu nedenle talep, “hangi ebeveyn daha iyi” tartışması değil; haksız yer değiştirme veya alıkoyma olgusunun tespitine dayanır.
Başvuru nereye yapılır?
Başvurular Merkezî Makam aracılığıyla yürütülür; Türkiye'de bu görev Adalet Bakanlığı (Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü) tarafından yerine getirilir. Çocuğun bulunduğu ülkenin merkezî makamıyla iletişim bu kanal üzerinden sağlanır. Başvuruya çocuğun kimlik bilgileri, mutad meskenine ilişkin belgeler, velayet/kişisel ilişki kararları ve yer değiştirmenin haksızlığını gösteren deliller eklenir.
Geri dönüş talebi her hâlde kabul edilir mi?
Hayır; Sözleşme sınırlı istisnalar öngörür. Bunların başında çocuğun geri dönmesinin kendisini fiziksel veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakması ya da başka bir şekilde katlanılmaz bir duruma düşürmesi riski gelir. Ayrıca çocuğun yeterli olgunluğa sahip olması hâlinde görüşünün alınması ve belirli bir sürenin geçmesiyle çocuğun yeni ortamına uyum sağlamış olması da değerlendirilir. Bu istisnalar dar yorumlanır; ispat yükü geri dönüşe itiraz eden tarafta olur.
Cezai boyutu var mıdır?
Evet. TCK m.234 (çocuğun kaçırılması ve alıkonulması) uyarınca; velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dâhil kan hısmının, on altı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması cezalandırılır. m.234/2 uyarınca fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüz on iki yaşını bitirmemiş ise ceza BİR KATI oranında artırılır. Ayrıca m.234/3 uyarınca, kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu — rızasıyla da olsa — ailesini veya yetkili makamları haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine cezalandırılır.
Güncel mevzuat notu: Bu maddedeki ceza sınırları 8/8/2026 tarihli ve 7593 sayılı Kanunun 3. maddesiyle artırılmıştır (birinci fıkrada “üç aydan iki yıla”, ikinci fıkrada “altı aydan iki yıla”, üçüncü fıkrada “bir yıldan üç yıla”). Bu nedenle eski kaynaklarda yer alan ceza miktarları güncel değildir; somut olayda fiil tarihinde yürürlükte olan hüküm esas alınır.
Hukuki (geri dönüş) yol ile cezai yol birbirini engellemez; ikisi paralel yürütülebilir.