Bir malın sözleşmede kararlaştırılan niteliği taşımaması ya da kullanım amacına elverişsiz olması ayıp kavramını gündeme getirir. Alıcının haklarını koruyabilmesi büyük ölçüde ayıp ihbarını zamanında ve doğru biçimde yapmasına bağlıdır. Bu rehber, TBK ve TKHK ekseninde ayıp ihbarını ve sonrasını ele alır.
Açık Ayıp ve Gizli Ayıp Ayrımı
Teslim anında olağan bir gözden geçirmeyle fark edilebilecek kusurlar açık ayıptır ve makul sürede bildirilmelidir. Sonradan ortaya çıkan, muayenede görülmesi beklenmeyen kusurlar ise gizli ayıptır; bunların öğrenilir öğrenilmez satıcıya bildirilmesi gerekir. Bu ayrım, ihbar süresinin hangi andan başladığını belirlediği için kritiktir.
İhbarı Nasıl Yapmalı?
İhbarın ispat edilebilir bir yolla yapılması esastır. Noter ihtarnamesi, iadeli taahhütlü mektup ya da karşı tarafın teyidini içeren yazışmalar tercih edilir. İhbarda; malın tanımı, tespit edilen kusur, kusurun ne zaman fark edildiği ve talep edilen çözüm açıkça yer almalıdır. Belirsiz ifadeler, sonradan itiraza açık kapı bırakır.
Alıcının Seçimlik Hakları
- Sözleşmeden dönerek ödediğini geri isteme
- Satış bedelinde ayıp oranında indirim isteme
- Ücretsiz onarım talep etme
- Ayıpsız benzeriyle değişim isteme
Bu haklar arasındaki seçim, olayın niteliğine ve ayıbın giderilebilirliğine göre değişir. Örneğin önemsiz bir kusurda dönme talebi orantısız kalabilirken, malı kullanılamaz kılan bir kusurda dönme daha güçlü bir zemine oturur.
Ticari ve Tüketici İşlem Farkı
Alıcının tüketici olması hâlinde TKHK'nin koruyucu hükümleri devreye girer ve tüketici hakem heyeti ya da tüketici mahkemesi yolu açılır. İki tacir arasındaki satışta ise muayene ve ihbar yükümlülüğü daha katı yorumlanır. Bu nedenle önce işlemin niteliği doğru sınıflandırılmalıdır.
Ayıp uyuşmazlıklarında sonuç; kusurun türüne, ihbarın zamanına ve elde edilen teknik tespite göre değişir. Buradaki bilgiler geneldir; somut olayda hak kaybına uğramamak için sözleşme ve delil durumunuzu bir hukukçuyla değerlendirmeniz önerilir.