Bir sözleşmenin ihlali gündeme geldiğinde, açılacak tazminat davasının kaderi çoğu zaman sözleşme yorumuna bağlıdır. Türk Borçlar Kanunu, tarafların gerçek ve ortak iradesini esas alan bir yorum anlayışını benimser. Bu rehber, tazminat talebini yorum ve ispat ekseninde ele alır.
Lafız mı, İrade mi?
Sözleşme yorumunda kural, kelimelerin ötesine geçip tarafların gerçekten ne kararlaştırdığını araştırmaktır. Yazılı metnin eksik ya da çelişkili olduğu hallerde, tarafların sözleşme öncesi ve sonrası davranışları da yoruma dahil edilir. Bu nedenle yazışmalar, teklifler ve fatura akışı önem kazanır.
Tazminatın Doğması İçin Gerekenler
- Geçerli bir borç ilişkisinin varlığı
- Borca aykırı davranış (ifa etmeme ya da kötü ifa)
- Zararın gerçekleşmesi ve miktarının belirlenebilmesi
- Aykırılık ile zarar arasındaki illiyet bağı
Zararın Kalemlere Bölünmesi
Fiili zarar ile yoksun kalınan kâr ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Talebin toptan yazılması, bilirkişi aşamasında belirsizliğe yol açar. HMK uyarınca, belirsiz alacak ya da kısmi dava tercihleri, sürelerin ve harcın yönetimi bakımından baştan değerlendirilmelidir.
Tüketici İşlemi İhtimali
Sözleşme bir tüketici işlemi niteliği taşıyorsa, TKHK'nin koruyucu hükümleri devreye girerek yorumu tüketici lehine etkileyebilir. Bu ayrım, yetkili mahkemeyi ve uygulanacak kuralları değiştirdiğinden erken belirlenmelidir.
Bu içerik genel bilgi sunar. Sözleşmenin metni ve tarafların iradesi her uyuşmazlıkta farklı yorumlandığından, dava öncesi hukuki görüş almanız yerinde olur.