İçeriğe geç
AC

Haksız Fiil ile Sözleşme Sorumluluğu Kesişince Yetkili Mahkeme Nasıl Seçilir?

26 Mart 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 82 görüntülenme Son güncelleme: 8 Ağustos 2026

Aynı olaydan hem sözleşmeye aykırılık hem de haksız fiil sorumluluğu doğabilir. TBK, HMK ve TKHK çerçevesinde bu durum davacıya seçim imkânı tanır; ancak seçim, yalnızca hukuki nitelendirmeyi değil yetkili mahkemeyi, zamanaşımını ve ispat yükünü de değiştirir.

İki Sorumluluk Türü, İki Ayrı Rejim

Sözleşmeye dayanan talepte kusurun varlığı karine olarak borçlu aleyhine değerlendirilirken, haksız fiilde kusurun ispatı kural olarak zarar görene düşer. Zamanaşımı süreleri de farklıdır: haksız fiilde zararın ve failin öğrenilmesine bağlı süre işlerken, sözleşmesel taleplerde genel süre uygulanır. Bu farklar, aynı olayda hangi hukuki temelin seçileceğini pratik bir tercihe dönüştürür.

Yetkide Seçim Hakkı

Genel yetki kuralı davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Buna ek olarak sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer, haksız fiilde ise fiilin işlendiği, zararın meydana geldiği veya zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Talep her iki temele de dayandırılabiliyorsa, davacının önünde birden fazla seçenek doğar. Buna karşılık taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi varsa, bu sözleşmenin kapsamı ve tacir sıfatı dikkatle incelenmelidir; tüketici işlemlerinde ise koruyucu kurallar önceliklidir.

Sözleşmeyi Yorumlarken Nereye Bakılır?

Uyuşmazlık sözleşme metnine dayanıyorsa yorum tartışması kaçınılmazdır. Değerlendirmede şu sıra izlenir:

  1. Tarafların gerçek ve ortak iradesi araştırılır; lafza sıkışıp kalınmaz.
  2. Sözleşme öncesi yazışmalar ve teklif metinleri ile fiilî uygulama karşılaştırılır.
  3. Belirsiz hükümlerin, metni hazırlayan taraf aleyhine yorumlanacağı gözetilir.
  4. Genel işlem koşulu niteliğindeki şartların denetime tabi olduğu değerlendirilir.

Arabuluculuk Şartı Atlanmamalı

Ticari nitelikteki para alacağı ve tazminat talepleri ile tüketici uyuşmazlıklarının bir bölümünde, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu adım atlanırsa dava usulden reddedilir ve harç ile emek boşa gider. Talebin ticari mi tüketici işlemi mi olduğu, dolayısıyla hangi rejime tabi bulunduğu bu nedenle en başta belirlenmelidir.

Sulh mü, Yargılama mı?

Arabuluculuk aşaması yalnızca bir formalite değildir; anlaşma sağlandığında düzenlenen belge icra edilebilirlik kazanabildiğinden, uzun bir yargılamadan daha hızlı sonuç verir. Buna karşılık zararın kapsamı henüz netleşmemişse, erken anlaşma sonradan ortaya çıkacak kalemlerden feragat sonucu doğurabilir. Bu nedenle görüşmeye gitmeden önce zarar kalemleri belgeye bağlanmalı, anlaşma metnine ileride doğabilecek zararlara ilişkin çekince konulup konulmayacağı değerlendirilmelidir.

Buradaki açıklamalar genel çerçeve niteliğindedir; sözleşmenin türü ve tarafların sıfatı sonucu değiştirebileceğinden, dava temeli seçilmeden önce hukuki görüş alınması yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla