Bir sözleşmenin ihlal edildiği kanaatine varan taraf, çoğu zaman ilk olarak talebin içeriğini düşünür; oysa dosyanın kaderini belirleyen ilk soru, uyuşmazlığın hangi mahkemeye taşınacağıdır. Bu rehber, TBK ve HMK ekseninde görev–yetki analizini, sözleşme ihlalinin ispatındaki delil boşluklarıyla birlikte ele alıyor.
Görev: Uyuşmazlığın Niteliği Mahkemeyi Belirler
Görev kuralları kamu düzenindendir; taraflar anlaşarak değiştiremez ve mahkeme her aşamada resen inceler. Sözleşme ilişkisinin taraflarının sıfatı belirleyicidir: iki tacir arasındaki ticari iş niteliğindeki bir sözleşme ile bir tüketici işlemi ya da bir iş sözleşmesi, tamamen farklı mahkemelerin görev alanına girer. TKHK kapsamına giren bir ilişkiyi genel mahkemede takip etmek, esasa hiç girilmeden görevsizlik kararı alınmasına yol açar.
Yetki: Sözleşmedeki Yetki Kaydı Her Zaman Geçerli mi?
Kural olarak dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır; sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Sözleşme metnine konulan yetki şartı ise sınırsız değildir: yalnızca tacirler ve kamu tüzel kişileri arasında geçerli biçimde kurulabilir. Buna karşılık yetki, görevden farklı olarak kural olarak ilk itiraz niteliğindedir; süresinde ileri sürülmezse mahkeme yetkili hâle gelir. Bu ayrımı gözden kaçırmak, davalı tarafta savunma hakkının erimesi anlamına gelir.
Delil Eksikliği: İhlali Kim, Neyle Gösterecek?
Sözleşme ihlali iddiasında ispat yükü, kural olarak iddia edeni üzerindedir. Uygulamada dosyaların zayıf kalmasının başlıca sebepleri şunlardır:
- Sözleşmenin imzalı aslının veya eklerinin bulunamaması, sonradan yapılan değişikliklerin yalnızca sözlü kalması
- Temerrüt için gereken ihtarın hiç çekilmemesi ya da tebliğ belgesinin saklanmaması
- Zararın varlığının anlatılması ama miktarının hesaplanabilir belgeyle (fatura, ödeme kaydı, kâr kaybı hesabı) desteklenmemesi
- Yazışmaların dağınık mesajlaşma kanallarında kalması, teslim–kabul tutanaklarının tutulmaması
Yanlış Mercie Gitmenin Bedeli
Görevsizlik veya yetkisizlik kararı davayı bitirmez; ancak kararın kesinleşmesinden sonra kanunda öngörülen süre içinde dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse dava açılmamış sayılır. Bu noktada kaybedilen yalnızca zaman değildir: zamanaşımı süreleri işlemeye devam eder ve delil değeri olan kayıtlar (kamera görüntüsü, log, banka dekont arşivi) süre geçtikçe erişilemez hâle gelir.
Dava Öncesi Yapılabilecekler
- Sözleşme, ek protokol ve tüm yazışmaları tarih sırasına göre tek dosyada toplamak
- Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk gerekip gerekmediğini baştan tespit etmek
- Kaybolma riski taşıyan deliller için delil tespiti yoluna başvurmayı değerlendirmek
- Talebi belirsiz alacak, kısmi dava veya tam eda davası biçiminde kurgularken harç ve ıslah ihtimalini birlikte hesaplamak
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; sözleşme metninin kendine özgü hükümleri görev, yetki ve süre değerlendirmesini değiştirebilir. Somut dosyanız için bir avukata danışmanız yerinde olur.