İçeriğe geç
AC

Haksız Fiil ile Sözleşmeye Aykırılık Arasında Kalan Dosyalarda Yetkili Mahkeme Seçimi

26 Mart 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 64 görüntülenme Son güncelleme: 9 Ağustos 2026

Aynı olay hem sözleşmeye aykırılık hem haksız fiil olarak nitelendirilebiliyorsa, davacının yaptığı nitelendirme yalnızca hukuki dayanağı değil, yetkili mahkemeyi, zamanaşımını ve ispat yükünü de değiştirir. Bu seçim dilekçe yazılmadan önce yapılmalıdır.

Nitelendirme Neden Belirleyici?

TBK, sözleşmeden doğan sorumluluk ile haksız fiil sorumluluğunu ayrı rejimlere bağlar. Sözleşmesel sorumlulukta borçlunun kusursuzluğunu ispat etmesi beklenirken, haksız fiilde kusurun ispatı kural olarak zarar görene düşer. Zamanaşımı süreleri de aynı değildir. Aralarındaki ilişki nedeniyle her iki dayanağın birlikte ileri sürülmesi mümkün olabilir; ancak dilekçede hangisinin asıl, hangisinin yedek dayanak olduğu açıkça belirtilmelidir.

Yetkide Seçimlik İmkânlar

HMK'nın genel kuralı, davanın davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılmasıdır. Sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Haksız fiilde ise seçenek daha geniştir: fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri arasında tercih yapılabilir. Bu seçenekler davacıya pratik bir avantaj sağlar; ancak yanlış nitelendirme yapıldığında, seçilen yer mahkemesi yetkisiz hâle gelir ve dosya baştan alınır.

Yetki Sözleşmesi Her Zaman Geçerli Değildir

Sözleşmeye konulan yetki kaydı, ancak kanunun izin verdiği hâllerde ve taraflarca geçerli biçimde kararlaştırıldığında sonuç doğurur. Tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması bakımından öngörülen sınırlar gözetilmeli; kesin yetkinin bulunduğu hâllerde yetki sözleşmesinin sonuç doğurmayacağı unutulmamalıdır. Karşı taraf tüketici konumundaysa TKHK'nın koruyucu hükümleri devreye girer ve tüketici aleyhine yetki kaydı tartışmalı hâle gelir.

Zararı İspatta Belge Düzeni

Talebin reddedilme sebebi çoğu zaman sorumluluğun yokluğu değil, zararın miktarının gösterilememesidir. Dosyaya girmesi gereken kayıtlar tipik olarak şunlardır:

  • Zararın doğduğu tarihi belirleyen belge (fatura, tutanak, rapor).
  • Fiil ile zarar arasındaki nedensellik bağını gösteren teknik değerlendirme.
  • Yoksun kalınan kazanç iddiasında, önceki dönem gelir kayıtlarıyla karşılaştırma.
  • Zararı azaltmak için alınan tedbirlerin belgelenmesi.
  • Karşı tarafla yapılan yazışmaların tarih sırasına dizilmiş dökümü.

Talep Sonucunu Kurmak

Maddi zarar, manevi zarar ve varsa faiz talebi ayrı kalemler hâlinde yazılmalı; faizin başlangıç tarihi ve türü belirtilmelidir. Miktarın başlangıçta tam olarak belirlenemediği durumlarda belirsiz alacak davası veya kısmi dava tercihi, harç ve zamanaşımı sonuçları düşünülerek yapılmalıdır. Bu tercih sonradan düzeltilebilir bir ayrıntı değildir.

Bu içerik genel bilgi amacıyla kaleme alınmıştır; sözleşme metniniz ve olayın gelişimi nitelendirmeyi değiştirebilir. Dava açmadan önce dayanak ve yetki tercihini bir hukukçuyla birlikte netleştirmeniz önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla