Sözleşmeden doğan alacak taleplerinde arabuluculuk artık sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak TBK'daki zamanaşımı süreleri ile HMK ve arabuluculuk mevzuatının işleyişi birlikte planlanmadığında, uzlaşma arayışı içinde geçen haftalar alacağın dava edilebilirliğini tartışmalı hâle getirebilir.
Zamanaşımı ile Arabuluculuğun Kesişim Noktası
Zamanaşımı, alacak hakkını ortadan kaldırmaz; borçluya bir def'i imkânı verir. Bu nedenle sürenin dolup dolmadığı tartışması çoğu kez dosyanın esasından önce çözülür. Arabuluculuk başvurusunun bu süre üzerindeki etkisi, başvurunun yapıldığı tarihin ve sürecin sona erdiği tarihin belgeyle sabit olmasına bağlıdır. Başvuru tarihini gösteren kayıt bulunmadığında, lehinize olan kesinti ya da durma iddiası havada kalır.
Dava Şartı Arabuluculuk ile İhtiyari Arabuluculuk Ayrımı
Her uyuşmazlık için arabuluculuk zorunlu değildir. Ticari nitelikteki alacak ve tazminat talepleri ile tüketici uyuşmazlıklarının belirli bir bölümünde arabuluculuk dava şartıdır; bu hâlde tutanak sunulmadan açılan dava usulden reddedilir. Buna karşılık taraflar diledikleri her uyuşmazlıkta ihtiyari olarak arabulucuya gidebilir. İki rejimin sonuçları farklı olduğundan, uyuşmazlığın hangisine girdiği başvurudan önce netleştirilmelidir.
Son Tutanak: Dosyanın En Kritik Tek Belgesi
Anlaşamama ile sonuçlanan süreçlerde son tutanak, hem dava şartının yerine getirildiğinin hem de sürecin bittiği tarihin kanıtıdır. Uygulamada delil eksikliği çoğunlukla şu noktalarda doğar:
- Tutanağın yalnızca elektronik ortamda görüntülenip dosyaya eklenmemesi
- Tarafların sıfatının (asil, vekil, temsilci) tutanakta hatalı gösterilmesi
- Görüşmede kabul edilen kısmi ödemenin yazılı hâle getirilmemesi
- Alacağın kapsamının tutanakta dava dilekçesinden dar tanımlanması
Görevli Mahkeme ve Yetki Planlaması
Anlaşma sağlanamazsa uyuşmazlığın niteliğine göre görevli mahkeme değişir; ticari iş sayılan uyuşmazlıklarla genel hükümlere tabi alacak talepleri farklı mahkemelerde görülür. Yetkide ise sözleşmede geçerli bir yetki kaydı bulunup bulunmadığı belirleyicidir. Tacir olmayan taraflar bakımından yetki sözleşmelerinin sınırlı geçerliliği bulunduğundan, karşı tarafın sıfatı baştan tespit edilmelidir.
Uzlaşma mı Dava mı? Karar Kriteri
Uzlaşma her zaman zayıflık değildir. Alacağın tahsil kabiliyeti düşükse, karşı tarafın malvarlığı sınırlıysa veya ispat araçları tartışmalıysa, kısmi ödeme içeren bir anlaşma yıllar sürecek bir yargılamadan daha koruyucu olabilir. Karar verirken tahsil edilebilirlik, süre ve yargılama giderleri birlikte tartılmalıdır.
Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır. Sözleşmenizin metni ve tarafların sıfatı sonucu tümüyle değiştirebileceğinden, süre hesabını bir hukukçuyla birlikte yapmanız isabetli olur.