Sözleşmeden ya da haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde dosyanın kaderi çoğu zaman iki noktada belirlenir: davanın doğru mahkemede açılıp açılmadığı ve zamanaşımı def'i karşısında talebin ayakta kalıp kalmadığı. Bu iki başlık birbirinden bağımsız değildir; görevsizlik nedeniyle geçen süre, zamanaşımı tartışmasını doğrudan besler.
Hangi mahkeme? Önce ilişkinin niteliği
Taraflardan her ikisi de tacir ise ve uyuşmazlık ticari işletmeleriyle ilgiliyse dava ticari nitelik kazanır; bu durumda dava öncesi arabuluculuk şartı gündeme gelebilir. Tüketici sıfatı bulunan taraflar bakımından TKHK düzeni devreye girer ve parasal sınıra göre hakem heyeti aşaması zorunlu olabilir. Bu ayrımlar yapılmadan açılan dava, esasa hiç girilmeden usulden reddedilebilir.
Yetkide seçenekleri bilerek kullanmak
TBK kapsamındaki sözleşmesel taleplerde davalının yerleşim yeri yanında sözleşmenin ifa edileceği yer de yetki bakımından tartışılır. Haksız fiile dayanan taleplerde fiilin işlendiği ya da zararın doğduğu yer gündeme gelir. Sözleşmede yetki kaydı varsa, bu kaydın tarafların sıfatı bakımından geçerli olup olmadığı ayrıca incelenmelidir; her yetki kaydı her ilişkide bağlayıcı değildir.
Zamanaşımı: başlangıç anını belgelemek
Zamanaşımı tartışmasında asıl çekişme genellikle sürenin uzunluğunda değil, ne zaman işlemeye başladığındadır. Zararın ve failin öğrenildiği an, sözleşmede muacceliyetin doğduğu tarih ya da ayıbın fark edildiği gün, dosyada belgeyle gösterilemediğinde karşı tarafın iddiası ağır basar. Bu nedenle şu kayıtlar erken toplanmalıdır:
- İhtarname ve tebliğ şerhleri
- Fatura, irsaliye ve teslim belgelerinin tarihleri
- Borcun kabul edildiğini gösteren yazışma veya kısmi ödeme kayıtları
- Zararın ilk kez tespit edildiği rapor veya tutanak
- Önceki başvuru ve dosyaların açılış tarihleri
Tazminat hesabını ölçülebilir yazmak
- Talep kalemleri fiili zarar, yoksun kalınan kâr ve yan giderler olarak ayrıştırılır.
- Her kalem için dayanak belge numaralandırılarak eşleştirilir.
- Faiz türü ve başlangıç tarihi kalem bazında belirlenir.
- Belirsiz alacak veya kısmi dava tercihinin zamanaşımına etkisi değerlendirilir.
- Bilirkişi incelemesi gerekecekse hangi verilerin sunulacağı önceden planlanır.
Def'in ileri sürülme anı
Zamanaşımı, mahkemece kendiliğinden dikkate alınan bir husus değildir; HMK'nın usul düzeni içinde süresinde ileri sürülmesi gerekir. Davalı tarafta olan için bu, cevap aşamasının kaçırılmaması demektir. Davacı tarafta olan için ise, karşı tarafın def'i ileri süreceğini varsayarak sürenin kesildiğini gösteren delilleri en baştan dosyaya koymak anlamına gelir.
Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır. Sürelerin hesabı ilişkinin türüne göre değiştiğinden, talebinizi ileri sürmeden önce dosyanızın incelenmesi ve süre analizinin yapılması önerilir.