Sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların önemli bir kısmı, karşı tarafın borcunu yerine getirmemesinden değil, alacaklının doğru anda doğru bildirimi yapmamış olmasından kaybedilir. İhbar ve temerrüt mekanizması usulüne uygun işletilmediğinde, esasen haklı olan taraf seçimlik haklarını kullanamaz hâle gelir. Aşağıdaki liste bu riski aşama aşama azaltmaya yöneliktir.
Adım 1: Borcun muaccel olup olmadığını belirleyin
Temerrüt, ancak muaccel bir borç için söz konusu olur. Sözleşmede belirli bir vade kararlaştırılmışsa, vadenin gelmesiyle borçlu ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer. Vade belirlenmemişse alacaklının ihtarı gerekir. Bu ayrım gözden kaçırıldığında, gönderilen ihtarnamenin hukukî sonucu tartışmalı hâle gelir ve gecikme faizinin başlangıç tarihi kayar.
Adım 2: İhtarnameyi doğru içerikle hazırlayın
- Hangi sözleşmeye dayanıldığı, tarih ve taraf bilgileriyle belirtilmelidir.
- İhlal edilen edim somut olarak tanımlanmalıdır; "yükümlülüklerinizi yerine getirmediniz" ifadesi yetersizdir.
- Talep edilen tutar veya yapılması istenen iş açıkça yazılmalıdır.
- İfa için uygun bir süre verilmelidir; sürenin makul olması, sonraki aşamada dönme veya fesih hakkının geçerliliğini etkiler.
- Sürenin sonuçsuz kalması hâlinde hangi hakkın kullanılacağı önceden bildirilmelidir.
İhtarın noter aracılığıyla gönderilmesi zorunlu değildir; ancak tebliğ tarihinin ve içeriğin ispatı bakımından en güvenli yoldur. Elektronik yazışmaya dayanılacaksa, gönderim ve okunma kaydının saklanması gerekir.
Adım 3: Seçimlik hakları bilinçli kullanın
- Aynen ifa ve gecikme tazminatı: Sözleşmenin ayakta kalmasını isteyen taraf için uygundur.
- İfadan vazgeçip müspet zararın talebi: Sözleşme hükümsüz sayılmaz; ifanın yerine tazminat istenir.
- Sözleşmeden dönme ve menfi zararın talebi: Verilenlerin iadesi ve sözleşmenin geçerli olduğuna güvenilerek yapılan giderlerin karşılanması gündeme gelir.
Seçim yapıldıktan sonra bundan dönmek kural olarak mümkün değildir. Bu nedenle karar, tahsil kabiliyeti ve zararın niteliği birlikte değerlendirilerek verilmelidir. Sürekli edimli sözleşmelerde ise dönme yerine ileriye etkili fesih uygulanır.
Adım 4: Zamanaşımı takvimini kurun
Alacaklar bakımından genel zamanaşımı süresi on yıldır; kira bedeli, işçi ücreti gibi dönemsel edimler ile bazı özel alacaklarda beş yıllık süre uygulanır. Haksız fiilden doğan taleplerde ayrı bir süre rejimi işler. Zamanaşımı, dava açılması, icra takibi ve borcun ikrarı gibi hâllerde kesilir. Yalnızca ihtar göndermek süreyi kesmez; bu nedenle ihtarname sonrası hareketsiz kalınan dosyalar zamanaşımı savunmasıyla karşılaşır.
Adım 5: Delil eksikliğini baştan kapatın
- Sözleşmenin imzalı asıl nüshası ve tüm ekleri.
- Ödemelerin banka üzerinden yapıldığını gösteren kayıtlar; nakit ödemeler için imzalı makbuz.
- Teslim, montaj veya kabul tutanakları.
- Sözleşmenin ifası sırasındaki yazışmalar, sipariş formları ve değişiklik talepleri.
- Ayıp iddiası varsa muayene ve bildirimin süresinde yapıldığını gösteren belgeler.
Ticari işlerde ayıbın süresinde bildirilmemesi, malın kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurabilir. Bu nedenle muayene ve bildirim aşaması, ihtar sürecinden bağımsız olarak ayrı bir takvim gerektirir.
Uzlaşma penceresini açık tutun
Ticari nitelikteki alacak ve tazminat davalarında arabuluculuk dava şartıdır; bu aşama yalnızca bir formalite olarak değil, tahsil kabiliyeti göz önünde tutularak gerçek bir müzakere fırsatı biçiminde değerlendirilmelidir. Anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhiyle birlikte güçlü bir sonuç doğurur.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; sözleşmenin türü, tarafların sıfatı ve edimlerin niteliği uygulanacak kuralları değiştirebilir. İhtarnameyi göndermeden önce metnini bir hukukçuya kontrol ettirmeniz, sonraki aşamalarda ciddi zaman kazandırır.