İçeriğe geç
AC

Zamanaşımı Def'inde İspat Yükü ve Karşı Tarafın İtirazına Yanıt Stratejisi

2 Nisan 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 73 görüntülenme Son güncelleme: 9 Ağustos 2026

Sözleşmeden doğan bir alacak talebinde tartışma çoğu kez esasa geçilmeden, zamanaşımı def'i üzerinden kilitlenir. Bu def'i ileri süren taraf açısından da, karşılayan taraf açısından da mesele aynı yere bağlanır: sürenin ne zaman işlemeye başladığını ve arada kesilme ya da durma doğuran bir olay bulunup bulunmadığını kim, hangi belgeyle gösterecek? Bu rehber, zamanaşımı tartışmasının usulî yönünü ve delil boşluğunun nasıl kapatılacağını ele alır.

Süre Ne Zaman İşlemeye Başlar?

Türk Borçlar Kanunu, alacağın türüne göre farklı süreler öngörür; kira, ücret, faiz gibi dönemsel edimler ile genel alacaklar aynı rejime tabi değildir. Tüketici işlemlerinde ayrıca TKHK hükümleri devreye girer. Başlangıç anı ise kural olarak alacağın muaccel olduğu andır. Bu nedenle dosyada yapılacak ilk iş, muacceliyet anını belgeyle sabitlemektir: vade tarihi, teslim tutanağı, hakediş onayı veya ihtar tarihi bu noktada belirleyicidir.

Zamanaşımı Bir Def'idir: Kendiliğinden Dikkate Alınmaz

Uygulamadaki en pahalı hatalardan biri, zamanaşımının hâkim tarafından resen gözetileceği varsayımıdır. Bu bir def'i olduğundan, ileri sürülmesi ve HMK'nın öngördüğü usul aşamasına uyulması gerekir. Cevap dilekçesi verilmeden geçirilen süre veya savunmanın genişletilmesi yasağı, esasen haklı bir def'iyi dinlenemez hâle getirebilir. Aynı şekilde, ıslahla artırılan kısım bakımından def'inin ayrıca ileri sürülüp sürülmediği tartışma konusu olur.

Kesilme ve Durma İddiasını Belgelendirmek

Alacaklı tarafın elindeki asıl silah, sürenin kesildiğini gösteren olgudur. Bu iddianın karşılıksız kalmaması için şunların dosyaya eksiksiz konması gerekir:

  • Borcun kabulüne işaret eden yazışma, cari hesap mutabakatı veya kısmi ödeme dekontu
  • Takip talebi ve tebliğ belgesi ile takibin akıbetini gösteren kayıtlar
  • Önceki dava veya arabuluculuk başvurusuna ilişkin tarih içeren evrak
  • Faiz ödemesi ya da teminat verilmesi gibi zımni kabul niteliğindeki işlemler

Delil Eksikliğinin Tipik Görünümleri

Kısmi ödemenin banka açıklamasında hangi borca ilişkin olduğunun yazılmaması, elektronik yazışmaların bütünlük içinde değil parça parça sunulması ve mutabakat metninin imzasız kalması, kesilme iddiasını zayıflatan başlıca durumlardır. Ayrıca ihtarnamenin tebliğ edilemeden dönmesi hâlinde, tebliğ evrakının akıbetinin araştırılmaması dosyayı sonradan onarılamaz biçimde eksik bırakır. Tarih içeren her belgenin kronolojik bir cetvelde birleştirilmesi, hem hazırlık aşamasında hem duruşmada tartışmayı sadeleştirir.

İki Yönlü Plan Kurmak

  1. Sürenin dolmadığı asli görüş, hesap tablosuyla birlikte savunulur.
  2. Aksi kabul edilirse kesilme olgusuna dayanan ikincil görüş hazırlanır.
  3. Bir kısım alacak yönünden süre dolmuşsa, kalan kalemler ayrıştırılarak korunur.
  4. Karşı tarafın zamanaşımından feragat niteliğindeki davranışları ayrıca not edilir.

Bu metin genel bilgilendirme içindir. Alacağın hukuki niteliği süreyi baştan değiştirebileceğinden, def'i ileri sürmeden veya cevaplamadan önce sözleşmenin bütünü üzerinden profesyonel bir inceleme yapılması yararlı olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla