İçeriğe geç
AC

Sözleşmeden Doğan Alacakta Zamanaşımı: Delil ve Merci Seçiminde Risk Azaltma Listesi

25 Mayıs 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 67 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Sözleşmeden doğan bir alacağın akıbetini belirleyen iki eşik vardır: alacağın hâlâ talep edilebilir durumda olup olmadığı ve bunun hangi delille ortaya konabileceği. TBK ve HMK ekseninde hazırlanan bu rehber, zamanaşımı savunmasıyla karşılaşma ihtimalini baştan hesaba katan bir delil planı kurmayı ve talebi yanlış mercie yöneltme riskini azaltmayı hedefler.

Süreyi Başlatan An Doğru Tespit Edilmeli

Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu andan işlemeye başlar. Uygulamada en çok tartışılan nokta budur: fatura tarihi mi, teslim tarihi mi, vade mi, yoksa ihtarla belirlenen bir tarih mi? Sözleşmede vade kararlaştırılmışsa hesap görece nettir; kararlaştırılmamışsa muacceliyet için ayrıca bir bildirim gerekebilir. TBK bakımından genel zamanaşımı süresi on yıl olmakla birlikte, kira bedeli ve faiz gibi dönemsel edimler ile bazı iş görme borçlarında daha kısa süre uygulanır. Bu nedenle alacağın niteliği belirlenmeden süre hesabı yapılmamalıdır.

Süreyi Kesen ve Durduran Olguları Belgeleme

  • Borçlunun borcu kabul anlamına gelen yazılı beyanı veya kısmi ödemesi
  • Dava açılması, icra takibi başlatılması ve takibe ilişkin işlem tarihleri
  • Alacağın devri, hesap mutabakatı veya cari hesap kaydı
  • Ödeme planı taahhüdü ve buna ilişkin yazışmalar

Bu belgelerin varlığı kadar tarihlerinin okunabilir olması önemlidir. Tarihi belirsiz bir mutabakat, süre tartışmasında işe yaramaz.

Zamanaşımı Bir Savunmadır, Kendiliğinden Dikkate Alınmaz

Alacaklı tarafta olanların sık gözden kaçırdığı husus şudur: zamanaşımı hâkim tarafından resen değerlendirilmez, borçlunun def'i olarak ileri sürmesi gerekir. Borçlu tarafta ise bunun aynası geçerlidir; savunma cevap dilekçesi aşamasında usulüne uygun ileri sürülmezse sonradan telafisi güçtür. İki taraf için de sonuç aynı: takvim, dilekçe teatisi süreleriyle birlikte tutulmalıdır.

Hangi Kapıya Gidilecek?

  1. Uyuşmazlık ticari nitelikteyse asliye ticaret, değilse asliye hukuk mahkemesi gündeme gelir; tüketici işlemi söz konusuysa TKHK kapsamındaki özel yol izlenir.
  2. Ticari davaların önemli bir bölümünde ve tüketici mahkemesinde görülecek davalarda arabuluculuk dava şartıdır; bu adım atlanırsa dava usulden reddedilir.
  3. Sözleşmede yetki veya tahkim kaydı varsa geçerliliği önceden değerlendirilmelidir.
  4. İlamsız takip ile dava arasındaki seçim, itiraz ihtimali ve elde bulunan belgenin niteliğine göre yapılır.

Delil Dosyasını Şimdiden Kurmak

Sözleşme metni tek başına çoğu zaman yetmez. Edimin yerine getirildiğini gösteren teslim belgeleri, e-posta yazışmaları, banka dekontları ve muhasebe kayıtları birlikte anlam kazanır. Ticari defterlerin delil olarak kullanılabilmesi TTK'nın aradığı koşullara bağlıdır; defterler usulüne uygun tutulmamışsa sahibi lehine sonuç doğurmaz. Belgeleri konu ve tarih başlıklarıyla ayıran basit bir dizin, ilerideki savunma değişikliklerine karşı en pratik korumadır.

Yukarıdaki açıklamalar yol gösterici niteliktedir; alacağın türü, sözleşmenin metni ve tarafların sıfatı hesabı bütünüyle değiştirebilir. Süre sınırına yaklaşıldığı düşünülen dosyalarda vakit kaybetmeden bireysel hukuki değerlendirme yaptırılması önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla