Tazminat dosyalarında sonucu belirleyen iki ayrı hesap vardır: zararın hesabı ve sürenin hesabı. İkincisi ihmal edildiğinde, birincisi ne kadar güçlü olursa olsun sonuç doğurmaz. TBK, HMK ve tüketici ilişkilerinde TKHK çerçevesinde, alacağın zaman içindeki durumunu dava açmadan önce netleştirmek gerekir.
Sürenin Başladığı An Tartışmalıdır
Haksız fiilden doğan taleplerde süre, zararın ve failin öğrenildiği andan itibaren işler; sözleşmeden doğan alacaklarda ise kural olarak muacceliyet anı esas alınır. Uygulamadaki asıl çekişme, öğrenmenin hangi tarihte gerçekleştiğidir. Bu nedenle ihbar yazısı, bilirkişi ya da eksper raporunun tarihi, tespit dosyasının sonuçlanma tarihi ve tarafların yazışmaları başlangıç anını gösteren belgeler olarak ayrıca dosyalanmalıdır. Zararın sonradan ağırlaşması hali ile zararın sonradan öğrenilmesi hali birbirinden ayrı değerlendirilir.
Süreyi Etkileyen Üç Mekanizma
- Kesilme: borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme, faiz ödemesi, rehin veya kefalet verilmesi ile takip ve dava açılması süreyi keser; kesilmeden sonra süre yeniden işlemeye başlar.
- Durma: kanunda sayılan belirli hallerde süre işlemez; işlememesi biten anda kaldığı yerden devam eder.
- Fiilin suç oluşturması: haksız fiil aynı zamanda suç teşkil ediyorsa, ceza mevzuatındaki daha uzun sürenin uygulanması gündeme gelebilir. Bu ihtimal, süresi geçtiği düşünülen dosyaları yeniden değerlendirmeyi gerektirir.
Hesabı Baştan Doğru Kurmak
Alacak miktarı dava açılırken tam olarak belirlenemiyorsa, talebin nasıl kurgulandığı doğrudan süre riskine dönüşür. Belirsiz alacak davası, kısmi dava ve tam eda davası arasındaki tercih; faizin hangi tarihten isteneceği ve ıslahın sonradan mümkün olup olmayacağı gibi sonuçları birlikte belirler. Yanlış kurgu, zamanaşımına uğramamış bir alacağın sonradan artırılan kısmı bakımından savunmayla karşılaşmasına yol açabilir.
Kalem Kalem Ayrıştırma
- Asıl alacak, gecikme faizi ve yan giderler ayrı satırlarda gösterilmelidir; her kalemin süresi aynı olmayabilir.
- Dönemsel alacaklarda her dönem kendi başına değerlendirilir; toplu talep, en eski dönemlerin düşmesi riskini gizler.
- Karşı tarafın ödeme savunmasına karşılık, ödemenin hangi kaleme mahsup edildiği kayıtla belirlenmelidir.
- Tüketici işlemlerinde parasal sınıra göre hakem heyeti ile mahkeme arasındaki görev ayrımı önceden kontrol edilmelidir.
Savunma Tarafında Kaçırılan Nokta
Zamanaşımı kendiliğinden dikkate alınmaz; ileri sürülmesi gerekir ve cevap dilekçesi süresinin geçirilmesi bu imkânı fiilen ortadan kaldırabilir. Davalı tarafta ilk kontrol edilecek konu, esasa girmeden önce bu def'inin süresinde ve açıkça ileri sürülüp sürülmediğidir.
Buradaki açıklamalar genel bilgi amaçlıdır. Sürelerin uzunluğu ilişkinin türüne göre değiştiğinden, tarih hesabı somut belgeler üzerinden yapılmadan dava stratejisi belirlenmemelidir.