İçeriğe geç
AC

Tazminat Talebinde İhtarın Rolü: Temerrüt, Faiz ve Zarar Kalemleri

25 Mayıs 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 78 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Sözleşmeden doğan tazminat taleplerinde ihtar, çoğu zaman sadece bir uyarı olarak görülür. Oysa TBK sisteminde ihtar; borçluyu temerrüde düşüren, faizin başlangıcını belirleyen ve seçimlik hakların kullanılabilmesinin önünü açan teknik bir işlemdir. Bu rehber, ihtarın tazminat talebiyle ilişkisini ve HMK usulünde talebin nasıl miktarlandırılacağını ele alır; TKHK kapsamındaki ilişkilerde ortaya çıkan farklara ayrıca değinir.

İhtar Ne Zaman Zorunlu, Ne Zaman Gereksiz

Borcun ifa zamanı sözleşmede belirli bir güne bağlanmışsa, o günün geçmesiyle borçlu kendiliğinden temerrüde düşer ve ayrıca ihtara gerek kalmaz. Buna karşılık ifa zamanı belirlenmemişse ya da tarih belirlenebilir nitelikte değilse, temerrüt ancak ihtarla doğar. Bu ayrım yapılmadan gönderilen ihtar zararsızdır; ancak gönderilmesi gerekirken gönderilmeyen ihtar, faiz talebinin dayanağını ortadan kaldırır ve tazminat hesabını geriye çeker.

İhtar Metninin İçermesi Gerekenler

  1. Borcun kaynağı olan sözleşmenin tarihi ve konusu
  2. Talep edilen edimin ya da tutarın açıkça belirtilmesi
  3. İfa için tanınan sürenin somut biçimde yazılması
  4. Süre sonunda hangi hakların kullanılacağının bildirilmesi
  5. Bildirimin ulaştığı anı belgeleyen bir gönderim yönteminin seçilmesi

Zarar Kalemlerini Ayrıştırmak

Tazminat talebi, tek bir rakam olarak değil kalem kalem kurulmalıdır. Sözleşmenin ayakta kalması hâlinde talep edilecek gecikme zararı ile sözleşmeden dönülmesi hâlinde talep edilecek zarar aynı şey değildir. Yapılan masraflar, kaçırılan kazanç ve yerine getirilmeyen edim nedeniyle üçüncü kişilere ödenen bedeller ayrı başlıklarda gösterilmeli, her başlığın altına dayandığı belge yazılmalıdır. Cezai şart kararlaştırılmışsa, bunun tazminatla birlikte istenip istenemeyeceği sözleşme metninden çıkarılmalıdır.

Belirsiz Alacak mı, Kısmi Dava mı

Talep edilecek miktar dava açılırken tam olarak belirlenemiyorsa, HMK'nın sunduğu dava türleri arasından doğru olanı seçmek gerekir. Miktarın gerçekten belirlenemez olduğu hâllerde açılan davada, yargılama sırasında miktar netleştikçe talep artırılabilir. Buna karşılık miktarın baştan hesaplanabilir olduğu bir alacakta bu yolun seçilmesi, dava şartı yokluğu tartışmasını doğurur. Bu tercih, faiz başlangıcını ve zamanaşımının kesildiği kapsamı da etkilediğinden, dilekçe yazılmadan önce karara bağlanmalıdır.

Tüketici İşlemlerinde Değişen Denge

Karşı taraf tüketici sıfatını taşıyorsa, sözleşmedeki sorumluluğu sınırlayan hükümler ve cezai şart düzenlemeleri haksız şart denetimine tabi olur. Bu denetim, tazminat talebinin dayanağını olduğu kadar savunmasını da doğrudan etkiler. Ayrıca uyuşmazlığın görüleceği merci ve başvuru sırası da genel hükümlerden ayrılır; bu nedenle ihtar gönderilmeden önce ilişkinin niteliği kesin olarak belirlenmelidir.

Bu içerik yalnızca genel çerçeveyi aktarır. Sözleşmenin türü, ifa zamanının belirlenme biçimi ve zarar kalemlerinin niteliği sonucu değiştirebileceğinden, ihtar göndermeden önce metnin bir hukukçu tarafından gözden geçirilmesi önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla