İçeriğe geç
AC

Sözleşmesel Alacaklarda Zamanaşımı: Sözleşmenin Yorumu Süreyi Değiştirir

25 Mayıs 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 74 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Zamanaşımı tartışmaları çoğu zaman takvimden değil, nitelendirmeden doğar. Aynı olayda taraflardan biri alacağın on yıllık genel süreye tabi olduğunu, diğeri beş yıllık özel süreye tabi olduğunu savunur. Bu ayrım TBK kapsamında sözleşmenin nasıl yorumlandığına bağlı olduğu için, zamanaşımı savunması aslında bir sözleşme yorumu meselesidir.

Önce Sözleşmenin Tipini Belirleyin

Genel zamanaşımı süresi on yıl olmakla birlikte; kira bedelleri, ücret alacakları, vekalet ve benzeri iş görme sözleşmelerinden doğan alacaklar ile periyodik edimler için daha kısa bir süre öngörülmüştür. Uygulamada tek bir sözleşme metni birden fazla tipin unsurlarını taşıyabilir. Bu durumda tartışma, sözleşmenin başlığı üzerinden değil; tarafların gerçek ve ortak iradesi, edimin niteliği ve ifa biçimi üzerinden yürütülür. Sözleşme başlığının nitelendirmeyi tek başına belirlemediği, ihtilafın sık atlanan noktasıdır.

Sürenin Başlangıcı: Muacceliyet Anı

Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu anda işlemeye başlar. Bu an, taksitli ödemelerde her taksit için ayrı ayrı, ihbara bağlı borçlarda ihbarın yapıldığı tarihte, belirsiz vadeli borçlarda ise ifanın istenebildiği ilk günde doğar. Sözleşmede muacceliyet kaydı bulunuyorsa bu kaydın kapsamı da yorum konusudur; kısmi temerrüdün tüm borcu muaccel kılıp kılmadığı ayrıca değerlendirilir.

Kesilme ve Durma Hallerini Kayda Geçirin

  • Dava açılması veya icra takibi başlatılması süreyi keser ve yeni bir süre işlemeye başlar
  • Borçlunun borcu ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması veya teminat vermesi kesme etkisi doğurur
  • Arabuluculuk sürecine başvurulması yönünden özel kurallar bulunabilir
  • Yalnızca yazışma yapılması ya da görüşme tutulması tek başına kesme sonucu doğurmayabilir

Bu nedenle ödeme dekontları, yazışmalar ve mutabakat metinleri tarih sırasına göre dizilmeli; hangi belgenin ikrar sayılabileceği önceden değerlendirilmelidir.

Savunma Olarak İleri Sürme Usulü

Zamanaşımı bir def-i olduğundan, ileri sürülmedikçe hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz. HMK bakımından bu savunmanın süresi içinde ve usulüne uygun biçimde ortaya konması gerekir; sonradan ileri sürülmesi halinde karşı tarafın açık rızası aranabilir. Davalı tarafta çalışan bir dosyada bu, cevap dilekçesinin en kritik kalemlerinden biridir. Tüketici işlemlerine dayanan uyuşmazlıklarda ise TKHK kapsamında ayıp ve haksız şart hükümlerinin kendi süre rejimi bulunduğu unutulmamalıdır.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Zamanaşımı savunmasının başarısı, sözleşme metninin bütünüyle ve yazışma geçmişiyle birlikte okunmasına bağlı olduğundan, dosyanızın ayrıntıları için hukuki görüş alınması yerinde olacaktır.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla