İçeriğe geç
AC

Sözleşmeden Doğan Alacakta Zamanaşımı: Delil ve Süre Planı, Yol Seçimi Hataları

12 Haziran 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 90 görüntülenme Son güncelleme: 5 Ağustos 2026

Alacak dosyalarında en sessiz kayıp zamanaşımıdır: hak vardır, belge vardır, ancak süre geçmiştir. Bu rehber sözleşme kaynaklı alacaklarda sürenin ne zaman başladığı, nasıl kesildiği ve bunun nasıl ispatlanacağı üzerine kuruludur; ayrıca alacağın icra dairesine mi mahkemeye mi taşınacağı sorusunda sık yapılan yol hatasına değinir.

Zamanaşımı Kendiliğinden Dikkate Alınmaz

Türk Borçlar Kanunu sistematiğinde zamanaşımı bir defidir; hâkim resen uygulamaz, borçlunun usulüne uygun biçimde ve zamanında ileri sürmesi gerekir. Bu, iki yönlü bir sonuç doğurur. Alacaklı açısından karşı tarafın defi ileri sürmemesi ihtimali vardır; borçlu açısından ise savunmanın cevap dilekçesi aşamasında yazılmaması, güçlü bir savunmanın tamamen elden çıkması demektir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dilekçeler teatisine ilişkin düzeni burada belirleyicidir.

Sürenin Başlangıcı: Muacceliyet Anını Belirleyin

Süre, alacağın muaccel olduğu andan işler. Taksitli edimlerde her taksit için ayrı; dönemsel edimlerde her dönem için ayrı bir başlangıç söz konusu olabilir. Ayıplı ifa, eser sözleşmesi veya kira ilişkisi gibi özel hükümlerin bulunduğu tiplerde ise genel süre yerine o ilişkiye özgü süreler uygulanır. Bu nedenle ilk adım, sözleşmeyi tip olarak doğru nitelendirmektir; yanlış nitelendirme, doğru hesabı imkânsız kılar.

Süreyi Kesen ve Durduran Olayların Kaydı

  • Borçlunun borcu ikrar etmesi: kısmi ödeme, faiz ödemesi, teminat verilmesi veya yazılı kabul.
  • Alacaklının dava açması, icra takibi başlatması ya da usulüne uygun başvurularda bulunması.
  • Kesilmeden sonra sürenin yeniden ve baştan işlemeye başlaması.

Bu olayların her biri tarihli bir belgeye bağlanmalıdır: dekont, e-posta, ihtarname tebliğ şerhi, takip dosyası kaydı. Zamanaşımı tartışmasını kazandıran şey çoğu zaman hukuki argüman değil, ikrarı gösteren tek bir dekonttur.

İcra Takibi mi, Dava mı? Yol Seçimindeki Merci Riski

  1. Belge elverişliyse ilamsız takip hızlıdır; ancak itiraz gelirse dosya duraklar.
  2. İtiraz sonrası izlenecek iki ayrı yol vardır ve bunların mercileri farklıdır: itirazın kaldırılması talebi icra mahkemesine, itirazın iptali davası ise uyuşmazlığın esasına göre görevli hukuk mahkemesine yapılır. İkisini karıştırmak süre ve masraf kaybı doğurur.
  3. Tüketici işlemi niteliğindeki sözleşmelerde tüketici mevzuatı ayrı bir görev ve başvuru düzeni öngörür; genel mahkemeye açılan dava usulden reddedilebilir.
  4. Ticari nitelikteki para alacaklarında dava öncesi arabuluculuk basamağı atlanamaz.

Dosyayı Zamanaşımına Karşı Bağışık Kurmak

Sözleşme yürürlükteyken tutulacak basit bir cari hesap tablosu, ödeme tarihlerini ve kalan bakiyeyi tek yerde topladığında, yıllar sonra açılacak dosyada ispat yükü büyük ölçüde hafifler. Ayrıca ihtarnamelerin muhataba usulüne uygun tebliği, sonraki aşamada temerrüt ve faiz taleplerinin de dayanağı olur.

Bu içerik genel bilgilendirmedir; sözleşmenizin tipi, tarafların sıfatı ve ödeme geçmişi hesabı tümüyle değiştirebilir. Süre tartışmalı görünüyorsa vakit kaybetmeden belgelerinizle birlikte hukuki görüş almanız yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla