İçeriğe geç
AC

Sözleşme Yorumu ile Zamanaşımının Kesişimi: Görevli Mahkeme ve Yetki Kaydı

1 Nisan 2026 Borçlar Hukuku 2 dk okuma 69 görüntülenme Son güncelleme: 17 Ağustos 2026

Zamanaşımı tartışmaları çoğu zaman "kaç yıl geçti" sorusuyla başlar; oysa asıl belirleyici olan, alacağın hangi hukuki nitelikte olduğudur. Aynı sözleşmeden doğan bir talep, nitelendirmeye göre farklı süreye tabi olabilir. Bu yüzden zamanaşımı savunması, sözleşmenin yorumundan bağımsız düşünülemez.

Nitelendirme Süreyi Belirler

TBK'da alacaklar için tek bir süre öngörülmemiştir; genel süre yanında belirli alacak türleri için daha kısa süreler düzenlenmiştir. Bir ödemenin ücret mi, kira mı, vekalet ücreti mi yoksa sebepsiz zenginleşme iadesi mi olduğu, uygulanacak süreyi doğrudan değiştirir. Sözleşmede kullanılan başlık değil, tarafların fiilen kurduğu edim ilişkisi esas alınır; başlığa güvenip nitelendirmeyi atlamak en pahalı hatalardan biridir.

Sürenin Başlangıcı ve Kesilmesi

  • Muacceliyet anı: sürenin başlangıcı, sözleşmede kararlaştırılan vade ya da ihtarla belirlenen tarihe göre değişir.
  • Kısmi ödeme: borçlunun yaptığı ödeme, borcu ikrar niteliği taşıyorsa süreyi kesebilir.
  • İcra takibi ve dava: usulüne uygun başlatıldığında süreyi keser; takipsiz bırakılan dosyalar ise beklenen etkiyi doğurmaz.
  • Yazışmalar: müzakere yazışmaları tek başına süreyi durdurmaz; "görüşüyoruz" varsayımıyla beklemek risklidir.

Hangi Mahkeme, Hangi Şehir?

Görev yönünden asıl soru, uyuşmazlığın ticari nitelikte olup olmadığı ve taraflardan birinin tüketici sayılıp sayılmadığıdır; tüketici işlemi söz konusuysa TKHK'nın kurduğu özel düzen devreye girer ve genel mahkeme yerine tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin mercii yetkili hale gelir. Yer yönünden ise HMK'nın genel yetki kuralı yanında sözleşmedeki yetki kaydı önem taşır; ancak yetki sözleşmesinin geçerliliği tarafların sıfatına bağlıdır ve her sözleşmede bu kayıt sonuç doğurmaz. Yetki itirazının süresinde ve usulüne uygun ileri sürülmemesi, itirazın dinlenmemesine yol açar.

Sulh Görüşmesinde Zamanaşımı Tuzağı

Karşı taraf müzakereye açık göründüğünde dava açmayı ertelemek doğal bir eğilimdir. Bu erteleme, zamanaşımı süresinin son aylarında yapıldığında savunmasız bir alan yaratır: görüşme kesildiğinde süre çoktan dolmuş olabilir. Sulh masasına oturulacaksa, borcun varlığını kabul eden bir yazılı beyan alınması veya süreyi koruyacak bir hukuki adımın atılması gerekir. Anlaşma metni imzalanacaksa, kapsamın hangi alacak kalemlerini içerdiği kalem kalem yazılmalıdır.

Pratik Sıra

  1. Sözleşme edim bazında okunur ve talep nitelendirilir.
  2. Her kalem için ayrı süre ve başlangıç tarihi belirlenir.
  3. Kesme ve durma nedenleri belgeyle eşleştirilir.
  4. Görev ve yetki, sıfat analizinden sonra saptanır.
  5. Müzakere takvimi ile süre takvimi ayrı tutulur.

Bu içerik genel bilgi amacıyla hazırlanmıştır. Sözleşmenizin metni ve yazışma geçmişi süre hesabını değiştirebileceğinden, dava açmadan önce nitelendirmeyi bir hukukçuyla birlikte yapmanız önerilir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla