Tazminat dosyalarında davanın kaderi çoğu zaman esasa girilmeden, zamanaşımı tartışmasında belirlenir. TBK ile HMK hükümleri, bazı hâllerde de TKHK, hem sürenin ne zaman işlemeye başladığını hem de hesabın nasıl yapılacağını etkiler. Bu rehber, zamanaşımı def'inin karşılanmasına ve talebin doğru mahkemede, ölçülebilir biçimde kurulmasına odaklanır.
Sürenin Başlangıcını Doğru Saptamak
Haksız fiilden doğan taleplerde süre, zararın ve sorumlunun öğrenilmesiyle işlemeye başlar; ayrıca fiilin üzerinden geçen süreye bağlı bir üst sınır bulunur. Sözleşmeden doğan alacaklarda ise başlangıç, alacağın muaccel olduğu andır. Bu ayrım, aynı olayda hem sözleşmeye hem haksız fiile dayanılabildiği hâllerde belirleyici olur; iki dayanağın birlikte ileri sürülmesi, tek bir sürenin dosyayı kapatmasını önleyebilir.
Süreyi Kesen ve Durduran Olgular
- Borçlunun borcu ikrar eden yazılı beyanları veya kısmi ödemeleri.
- Dava açılması, icra takibi başlatılması ve usulüne uygun başvurular.
- Fiilin aynı zamanda suç oluşturduğu hâllerde daha uzun sürenin uygulanabilmesi.
Bu olguların her biri belgeyle gösterilmelidir. Sözlü kabul beyanları, karşı taraf inkâr ettiğinde çoğunlukla sonuç doğurmaz.
Görev ve Yetkinin Talep Türüne Bağlanması
Görevli mahkeme, ilişkinin niteliğine göre belirlenir: tüketici işleminde tüketici mahkemesi, ticari işte asliye ticaret mahkemesi, diğer hâllerde asliye hukuk mahkemesi. Yer yetkisinde ise genel kural davalının yerleşim yeri olmakla birlikte, sözleşmeden doğan taleplerde ifa yeri, haksız fiillerde fiilin işlendiği veya zararın doğduğu yer de gündeme gelir. Görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra dosyanın süresinde yeni mahkemeye gönderilmesi ayrı bir takip gerektirir.
Tazminat Hesabını Ölçülebilir Kurmak
Talep kalemleri birbirinden ayrılmadan yazıldığında, faiz başlangıcı ve ıslah ihtiyacı sonradan sorun çıkarır. Maddi zarar kalemleri, kazanç kaybı, tedavi ve onarım giderleri ile manevi tazminat ayrı satırlarda gösterilmeli; her kalem için dayanak belge ve faiz başlangıç tarihi belirtilmelidir. Belirsiz alacak veya kısmi dava tercihinin zamanaşımına etkisi de baştan değerlendirilmelidir.
Tebligat Gecikmesinin Yarattığı İkincil Risk
Zamanaşımı yalnızca dava öncesinde değil, dava içinde de risk üretir. Kesin süreli ara kararların geç tebliğ edilmesi, bilirkişi raporuna itiraz veya ıslah hakkının kullanılamamasına yol açabilir. Dosyadaki tebliğ tarihlerinin ayrı bir listede izlenmesi, bu tür kayıpları erken fark etmeyi sağlar.
Yukarıdaki açıklamalar genel niteliktedir; sürelerin hesabı olayın türüne, tarafların sıfatına ve sözleşme hükümlerine göre değişir. Talebinizin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda tereddüt varsa, dava açmadan önce dosyaya özgü inceleme yaptırmanız önerilir.