Yerel mahkeme hükmünden sonra atılacak adım basit görünür ancak uygulamada en çok hak kaybı bu aşamada yaşanır. İstinaf ve temyiz başvurusunun hangi makama verileceği, hangi kararların hangi kanun yoluna tabi olduğu ve ispat tartışmasının hangi aşamada yeniden açılabileceği CMK'da ayrı ayrı düzenlenmiştir. Yanlış makama verilen dilekçe, süre içinde ulaşmadığı takdirde hükmü kesinleştirebilir.
Dilekçe Kararı Veren Mahkemeye Verilir
Ceza muhakemesinde kanun yolu başvurusu, incelemeyi yapacak üst mahkemeye değil, hükmü veren mahkemeye sunulur. Başvuru dilekçe ile yapılabileceği gibi zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle de gerçekleştirilebilir; bu ikinci yolda beyanın tutanağa geçirilmesi ve hâkime onaylattırılması gerekir. Tutuklu sanık bakımından ceza infaz kurumu müdürlüğüne yapılan başvuru da geçerli sayılır. Doğrudan bölge adliye mahkemesine ya da Yargıtaya gönderilen dilekçe, evrakın yerel mahkemeye ulaşmasına kadar geçen sürede risk yaratır.
İstinaf ile Temyiz Arasındaki Sınır
Bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, hem hukuka aykırılık hem maddi olay bakımından inceleme yapabilir; gerektiğinde duruşma açar, delil toplar ve kendisi hüküm kurabilir. Temyiz aşaması ise esas itibarıyla hukuka aykırılık denetimidir; delil takdirinin yeniden yapılması beklenemez. Bunun yanında kanun, bölge adliye mahkemesinin bazı kararlarını kesin olarak nitelendirmiştir; kesin karara karşı temyiz yoluna başvurmak sonuç doğurmaz. Bu nedenle karar elinize geçtiğinde ilk kontrol edilecek şey, hüküm fıkrasının sonundaki kanun yolu açıklamasıdır.
Sebeplerin Gösterilmesi ve Delil Talebi
Başvuru dilekçesinde sebeplerin somutlaştırılması, inceleme kapsamını doğrudan etkiler. Toplanmayan delil, dinlenmeyen tanık, reddedilen bilirkişi talebi ya da hükme esas alınan beyanın çelişkileri tek tek gösterilmelidir. İstinaf aşamasında yeniden delil değerlendirilmesi mümkün olduğundan, ilk derecede reddedilen delil talepleri gerekçesiyle birlikte tekrarlanmalıdır. Hukuka aykırı yolla elde edildiği ileri sürülen delil bakımından ise aykırılığın hangi işlemde doğduğu ve hükme etkisi ayrı ayrı açıklanmalıdır.
Süre ve Tebligat Kontrolü
Kanun yolu süresi, hükmün yüze karşı açıklanması hâlinde açıklama anından, yokluğunda verilmesi hâlinde ise usulüne uygun tebliğ tarihinden işlemeye başlar. Bu nedenle tebligatın doğru adrese ve doğru kişiye yapılıp yapılmadığı denetlenmelidir; usulsüz tebligat, sürenin işlemediği sonucunu doğurabilir. Elde olmayan bir nedenle süre kaçırılmışsa eski hâle getirme talebi gündeme gelir ve bu talep, engelin ortadan kalkmasından itibaren kanunda öngörülen süre içinde ileri sürülmelidir. Gerekçeli karar tebliğ edilmeden verilen başvurunun sebepleri, gerekçe tebliğ edildikten sonra ek dilekçeyle tamamlanabilir.
Kanun yolu aşaması, dosyanın esasına ilişkin son gerçek fırsattır ve usul hatası affetmez. Buradaki bilgiler genel çerçeve niteliğinde olup hükmün türüne göre başvuru yolu değişebileceğinden, karar elinize geçer geçmez hukuki değerlendirme alınmasında yarar vardır.