İş kazası dosyalarında tartışma çoğu zaman kazanın yaşandığı gerçeği üzerinde değil, kazanın iş kazası sayılıp sayılmayacağı ve kusurun nasıl dağıtılacağı üzerinde yoğunlaşır. 4857, 6331, 5510 ve 7036 sayılı kanunların kesiştiği bu alanda kayıtların büyük bölümü işveren tarafında tutulduğundan, işçi veya hak sahibi açısından delil stratejisi baştan planlanmalıdır.
İlk 72 saatte kaybolan deliller
Kaza sonrası ortam hızla değişir; makine yeniden düzenlenir, vardiya çizelgesi güncellenir, kamera kaydı süresi dolar. Bu nedenle ilk günlerde yapılacaklar sonraki yılların yargılamasını belirler:
- Kaza yerinin ve ekipmanın tarih bilgisi görünen fotoğraf ve videoları
- Kamera kayıtlarının saklanması için işverene yazılı bildirim
- Olay anında yanında bulunan çalışanların ad ve iletişim bilgileri
- Acil servis kayıtları, epikriz ve ilk muayene bulguları
- Kolluk ve iş müfettişi tarafından tutulan tutanakların birer örneği
Bildirim yapılmadıysa hak kaybolmaz
Kazanın kuruma süresinde bildirilmemesi, olayın iş kazası niteliğini ortadan kaldırmaz; bu durum işveren yönünden ayrı bir sorumluluk doğurur. Bildirim yoksa iş kazası tespiti için ayrı bir dava yolu gündeme gelir ve bu davada kurumun da taraf olması gerekir. Sigortalılığın hiç bildirilmediği hâllerde ise önce hizmet tespiti sorunu çözülmelidir; aksi hâlde kazaya bağlı talepler dayanaksız kalır.
Kusur ve zarar ayrı ayrı ispatlanır
İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirdiğini göstermesi beklenir; buna karşılık zararın kapsamı işçi tarafından ortaya konur. Risk değerlendirme raporu, eğitim katılım tutanakları, kişisel koruyucu donanım zimmet belgeleri ve periyodik bakım kayıtları bu dengede belirleyicidir. Bu belgelerin bulunmaması ya da sonradan düzenlendiğinin anlaşılması, kusur değerlendirmesini doğrudan etkiler.
Maluliyet ve hesaplama boyutunu ihmal etmeyin
Sürekli iş göremezlik oranı tespit edilmeden yapılan hesaplar eksik kalır. Kurum kayıtları ile hastane raporları arasında fark varsa bunun yargılama sırasında dile getirilmesi gerekir. Ayrıca kurumca bağlanan gelirlerin tazminattan düşülmesi söz konusu olduğundan, talep kurgulanırken bu kalem baştan hesaba katılmalıdır.
Usul kusurunun en pahalı hâli
Uygulamada en sık rastlanan usul sorunları, davanın yanlış mahkemede açılması, zorunlu arabuluculuk gerektiren kalemlerle gerektirmeyenlerin aynı dilekçede birleştirilmesi ve talebin belirsiz alacak olarak açılıp açılmayacağının yanlış değerlendirilmesidir. Bu tercihler zamanaşımı ve faiz başlangıcı bakımından geri dönüşü zor sonuçlar doğurur.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. İş kazası dosyalarında tıbbi ve teknik veriler hukuki nitelendirmeyi değiştirebileceğinden, kaza sonrası mümkün olan en kısa sürede alanında çalışan bir avukatla görüşülmesi tavsiye edilir.