İş kazası dosyalarında tartışma çoğunlukla kazanın yaşandığı konusunda değil, nasıl yaşandığı ve kimin ne ölçüde kusurlu olduğu konusunda çıkar. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverene geniş bir önlem alma yükümlülüğü getirir; 5510 sayılı Kanun ise olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağını belirleyen çerçeveyi çizer. İspat stratejisi bu iki eksende kurulur.
İlk Kayıtlar Sonradan Üretilemez
Kazadan hemen sonra oluşan belgeler, aylar sonra hazırlanan savunmalardan daha güçlüdür. Bunlar arasında kolluk tutanağı, ilk müdahalenin yapıldığı sağlık kuruluşunun kaydı, işyerinde tutulan olay tutanağı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan bildirim yer alır. İşverenin kazayı süresinde bildirmemesi başlı başına bir yükümlülük ihlalidir ve dosyada kusur değerlendirmesini etkiler. Bildirim yapılmamışsa, sigortalı veya hak sahipleri kendileri de Kuruma başvurabilir.
İşverenin Özen Yükümlülüğüne İlişkin Deliller
- Risk değerlendirmesi raporu ve güncellenme tarihleri
- İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin katılım tutanakları
- Kişisel koruyucu donanım zimmet kayıtları
- Periyodik bakım, kontrol ve kalibrasyon belgeleri
- İşe giriş ve periyodik sağlık muayenesi raporları
Bu belgelerin varlığı kadar tarihleri de önemlidir; kaza sonrasında düzenlenmiş izlenimi veren evrak, işveren tarafında güven kaybına yol açar.
Tanık, Kamera ve Dijital İz
Aynı vardiyada çalışan tanıkların beyanı belirleyicidir; ancak bu kişiler hâlen aynı işyerinde çalışıyorsa beyanların zamanla değişebildiği bilinmelidir. Bu nedenle kamera kayıtlarının silinmeden dosyaya kazandırılması için erken talep şarttır. Puantaj kayıtları, giriş-çıkış turnike verileri, üretim veya sevkiyat kayıtları ise kazanın hangi saatte ve hangi görev sırasında gerçekleştiğini nesnel biçimde gösterir. Servis aracıyla veya görevlendirme sırasında meydana gelen olaylarda, görevlendirme yazısı kritik bir belge hâline gelir.
Kusur ve Zarar Hesabının Ayrı Ayrı Kurulması
Yargılamada iki ayrı bilirkişi incelemesi gündeme gelir: kusur dağılımına ilişkin iş güvenliği incelemesi ve tazminat miktarına ilişkin hesap raporu. Maluliyet oranının tespiti, hesabın girdisidir; bu nedenle sağlık kurulu raporu kesinleşmeden yapılan hesaplar eksik kalır. Sigortalının kendi davranışının olaya etkisi, işverenin talimat ve denetim düzeniyle birlikte değerlendirilir. Rapora itiraz edilirken genel beyanlar yerine, hangi verinin hangi belgeye aykırı biçimde esas alındığı gösterilmelidir.
Arabuluculuk Masasında Karar
İşçilik alacaklarında olduğu gibi bazı taleplerde arabuluculuk zorunlu bir aşamadır; buna karşılık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerinin bu kapsamda olup olmadığı talebin niteliğine göre değerlendirilir. Görüşmeye maluliyet oranı netleşmeden oturmak, çoğu zaman gerçek zararın altında bir rakamla bağlanmaya yol açar. Anlaşma yapılacaksa metinde; hangi kalemlerin kapsandığı, ileride ortaya çıkabilecek sağlık giderlerinin durumu ve Kurumun rücu hakkının etkilenmediği açıkça yer almalıdır.
Bu açıklamalar genel niteliktedir. Her iş kazası kendi teknik koşulları ve belge düzeni içinde değerlendirildiğinden, talep oluşturmadan önce dosyanın bütün kayıtlarıyla incelenmesi gerekir.