İçeriğe geç
AC

İşyerinde Mobbing: Bir Aylık Süreyi Yönetme ve Uzlaşma-Dava Tercihi

9 Haziran 2026 İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku 2 dk okuma 60 görüntülenme Son güncelleme: 17 Ağustos 2026

İşyerinde mobbing iddiaları tek bir olaya değil, aylara yayılan bir davranış örüntüsüne dayanır. 4857 sayılı İş Kanunu ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ekseninde yürütülecek süreçte asıl zorluk da buradadır: dağınık biçimde yaşanmış olayları, kısa ve katı usul takvimine sığdırmak.

Örüntüyü Hukuken Görünür Kılmak

Mobbing değerlendirmesinde belirleyici olan tek bir sert tartışma değil; davranışın süreklilik, sistematiklik ve kişiyi hedef alma özellikleridir. Bu nedenle savunulabilir bir dosya, olayları tarih sırasıyla dizen bir kronoloji ile başlar. Her satırda olayın tarihi, tanığı, varsa yazılı izi ve işçide yarattığı somut sonuç ayrı ayrı yer almalıdır.

Takvim Fesihten Değil İlk Olaydan Kurulur

Uygulamadaki en yaygın kayıp, sürelerin sadece fesih tarihine göre hesaplanmasıdır. Oysa ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlara dayanan haklı nedenle fesih hakkı, olayın öğrenilmesinden itibaren işleyen kısa bir hak düşürücü süreye tabidir. Buna karşılık iş güvencesi kapsamındaki işçinin işe iade talebi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir aylık süre içinde arabulucuya başvurulmasını gerektirir.

  • Süregelen davranışlarda her yeni olay ayrı bir başlangıç anı yaratabilir; bu nedenle son olayın tarihi ayrıca not edilmelidir.
  • Bir aylık süre içinde yapılması gereken, dava değil arabuluculuk başvurusudur; sıralamanın karıştırılması dava şartı eksikliğine yol açar.
  • Tazminat kalemleri ile işe iade talebi farklı takvimlerde ilerleyebilir.

Arabuluculuk Masasında Karar Anı

Mobbing dosyalarında uzlaşma ile dava arasındaki tercih, yalnızca rakamsal bir pazarlık değildir. Uzlaşma tutanağı, kural olarak anlaşma kapsamına giren talepleri kapatır; bu nedenle imza öncesinde manevi tazminat, iş kazası veya meslek hastalığı iddiası gibi henüz olgunlaşmamış talep kalemlerinin kapsam dışında tutulup tutulmadığı açıkça yazılmalıdır. Kapsamı belirsiz bırakılan bir anlaşma, sonradan açılacak davada itiraz gerekçesine dönüşür.

İş Sağlığı ve Güvenliği Boyutunu Atlamamak

6331 sayılı Kanun kapsamında işverenin risk değerlendirmesi ve çalışanı gözetme yükümlülüğü, psikososyal riskleri de kapsayacak biçimde tartışılır. İşyerinde daha önce yapılmış şikâyet, disiplin soruşturması veya sağlık raporu bulunuyorsa bunlar tek başına delil değil, işverenin bilgisi olduğunu gösteren bağlantı halkalarıdır. 5510 sayılı Kanun bakımından sağlık kayıtlarının süreçle tarihsel uyumu da ayrıca kontrol edilmelidir.

Kapanış

Buradaki açıklamalar yol gösterici niteliktedir ve her dosyanın kendi olgusal yapısına göre değişir. Sürelerin başlangıç anı, delil durumu ve uzlaşma kapsamı gibi başlıklarda karar vermeden önce, dosyanızı bir avukatla birlikte değerlendirmeniz yerinde olur.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla