İçeriğe geç
AC

Fazla Mesai Alacağında SGK Kayıtları ve İspat: Hangi Kurum, Hangi Mahkeme?

19 Haziran 2026 İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku 2 dk okuma 74 görüntülenme Son güncelleme: 10 Ağustos 2026

Fazla çalışma alacağı, iş yargılamasında en çok tartışılan ve en sık indirime uğrayan kalemlerden biridir. Uyuşmazlığın bir ayağı 4857 sayılı Kanun kapsamındaki çalışma süreleri, diğer ayağı ise 5510 sayılı Kanun çerçevesinde SGK’ya bildirilen prim gün sayısı ve kazanç tutarıdır. Bu iki katman birbirini doğrulamadığında ispat zayıflar. Rehber, fazla mesainin belgelenmesine ve başvurunun hangi mercie yapılacağına odaklanır.

Kim Neyi İspat Eder?

Fazla çalışma yapıldığını kural olarak işçi ileri sürer; ödendiğini ise işveren gösterir. İşveren, çalışma sürelerini kayıt altına almakla yükümlü olduğundan, kayıt tutulmamış olması ispat yükünü fiilen işveren aleyhine çevirir. Buna karşılık işçinin beyanı tek başına yeterli görülmez; beyanın dış dünyada karşılığı olan bir veriyle desteklenmesi beklenir.

Delil Sıralaması

  1. İşyeri giriş çıkış kayıtları, kartlı geçiş ve parmak izi sistemleri
  2. Vardiya çizelgeleri, üretim ve sevkiyat kayıtları, servis saatleri
  3. İmzalı ücret bordroları ve bordroda fazla mesai tahakkuku bulunup bulunmadığı
  4. Aynı dönemde çalışan tanıkların beyanı ve bu tanıkların husumetli olup olmadığı
  5. Kurumsal e-posta, iş takip yazılımı ve mesajlaşma kayıtlarındaki saat bilgileri

Bordroda fazla mesai tahakkuku varsa ve bordro ihtirazi kayıt konulmadan imzalanmışsa, o döneme ilişkin talep ciddi biçimde daralır. Bu nedenle dosya hazırlığında bordroların dönem dönem taranması, iddianın kapsamını baştan doğru belirlemeyi sağlar.

SGK Verisinin İki Yönlü Etkisi

SGK kayıtları çalışma süresini değil, sigortalılık ve kazanç tabanını gösterir. Yine de eksik gün bildirimi, kısmi süreli görünen bir çalışmanın fiilen tam zamanlı yürütülmesi ya da kazancın asgari ücret üzerinden bildirilmesi gibi durumlar, fazla mesai iddiasıyla birlikte hizmet tespiti tartışmasını da doğurur. 6331 sayılı Kanun kapsamındaki risk değerlendirmeleri ve çalışma süresi sınırlamaları da özellikle ağır ve tehlikeli işlerde destekleyici veri sağlar.

Merci Ayrımı: Arabulucu, Mahkeme ve Kurum

7036 sayılı Kanun uyarınca işçi alacaklarında arabuluculuk dava şartıdır; bu adım atlanarak açılan dava usulden reddedilir. Buna karşılık hizmet tespiti nitelikli talepler ve SGK’nın taraf olduğu uyuşmazlıklar farklı bir çizgide ilerler. Alacak talebi iş mahkemesine, sigortalılığa ilişkin tespit talebi ise Kurumun hasım gösterildiği bir dosyaya aittir. İkisinin tek dilekçede karıştırılması ya da işveren aleyhine açılması gereken davanın doğrudan Kuruma yapılan bir şikâyetle ikame edilmeye çalışılması, zamanaşımı işlerken sürecin boşa dönmesine yol açar.

Hesap Tablosunu Erken Kurmak

Talep miktarı, çalışılan haftalar ve ücret dönemleri üzerinden tablo hâline getirildiğinde hem arabuluculukta gerçekçi bir pazarlık zemini oluşur hem de bilirkişi hesabı denetlenebilir hâle gelir.

Bu içerik genel bilgi sunar. Çalışma biçimi, işkolu ve fesih şekli sonucu değiştirebileceğinden, süre kaybı yaşanmaması için erken hukuki değerlendirme önemlidir.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla