Boşanma süreçlerinde en çok değer kaybı, hukuki hata yüzünden değil zamanlama yüzünden yaşanır. Katılma alacağı davası açılana kadar geçen sürede taşınmazın devri, aracın satışı veya şirket payının el değiştirmesi, kâğıt üzerinde haklı olan tarafı fiilen sonuçsuz bırakabilir. TMK'nın mal rejimine ilişkin hükümleri hakkı tanımlar; bu hakkın tahsil edilebilir kalması ise HMK'nın geçici koruma araçlarının doğru anda kullanılmasına bağlıdır.
Talebin Niteliğini Doğru Belirlemek
Tasfiyeden doğan talep kural olarak bir para alacağıdır. Bu nedenle uygulamada, doğrudan taşınmaz üzerinde tedbir mi yoksa alacağın güvencesi niteliğinde bir koruma mı isteneceği tartışılır. Talebin nitelendirilmesi yanlış yapıldığında dosya esasa girilmeden reddedilebilir. Dilekçede, korunmak istenen hakkın kaynağı ile talep edilen tedbirin işlevi arasındaki bağ açıkça kurulmalıdır.
Yaklaşık İspat İçin Toplanacak Belgeler
- Taşınmazların tapu kayıtları ve edinme tarihlerini gösteren tapu takyidat belgeleri
- Edinme bedelinin nasıl ödendiğini gösteren banka hesap dökümleri ve kredi ödeme planları
- Evlilik süresince elde edilen gelirlere ilişkin SGK hizmet dökümü ve ücret bordroları
- Şirket ortaklığı varsa ticaret sicil kayıtları ve pay devir belgeleri
- Devir işlemi yapılmışsa devralan kişiyle akrabalık veya yakınlık bağını gösteren kayıtlar
- Araç, banka ve borsa hesaplarına ilişkin güncel dökümler
Muvazaalı Devir İddiasının Kurgusu
Tasfiye öncesi yapılan devirlerde belirleyici olan, işlemin görünürdeki biçimi değil bedelin gerçekten ödenip ödenmediğidir. Satış bedelinin banka üzerinden geçmemesi, rayicin çok altında bir bedel gösterilmesi ve devralanın ödeme gücünün bulunmaması gibi göstergeler bir arada sunulduğunda anlam kazanır. Tek başına ileri sürülen her gösterge zayıf kalır; birlikte sunulduklarında ise tablo oluşur.
Usule Aykırı İşlem Riskinin Kaynağı
Geçici koruma taleplerinde en sık karşılaşılan sorunlar; teminat kararının gereğinin süresinde yerine getirilmemesi, tedbir kararının ilgili sicile süresinde işlenmemesi ve karar sonrası esas davanın kanunda öngörülen süre içinde açılmamasıdır. Bu üç başlıktan herhangi biri atlandığında, alınan koruma kendiliğinden kalkar ve emek boşa çıkar. Kararın tebliği, sicile şerh ve dava açma tarihleri tek bir takip listesinde tutulmalıdır.
Boşanma Dosyası ile Tasfiye Dosyasının İlişkisi
Tasfiyeye ilişkin talepler, boşanmanın kesinleşmesiyle bağlantılıdır; bu nedenle iki dosya arasındaki zamanlama ilişkisi baştan planlanmalıdır. 4787 sayılı Kanun uyarınca kurulan aile mahkemeleri bu uyuşmazlıklarda görevlidir; görevli mahkeme dışında açılan dava, gereksiz zaman kaybına yol açar.
Burada anlatılanlar genel uygulama çerçevesidir. Malvarlığının yapısı ve evlilik süresince yapılan işlemler her dosyada farklı olduğundan, belgeleriniz görülmeden tedbir stratejisi kurulması önerilmez.