KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/11421 E., 2011/4151 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
679 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.05.2009 tarih ve 2008/339 - 2009/184 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiliyle davalı arasında imzalanan 20.04.2006 tarihli sözleşme gereğince, davalıya ait kum ocağından alınan malzemenin taşınması işini üstlendiklerini, nakliye bedeli olarak 4 adet 309.412,26 TL tutarlı fatura tanzim edildiğini, bunun 165.670 TL kısmının davalı tarafından ödendiğini, bakiye 143.742,26 TL kısmının ödenmediğini, yapılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya 31.07.2007 tarihinde 147.412,26 TL ödediklerini, yine 15.000 TL elden ödemede bulunduklarını,borçlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının takipten sonra 147.412,26 TL'nı davacı hesabına havale ettiği, ödenen bu miktarın takipte talep edilen faturalara ilişkin olmadığını ispat yükünün davacıda olduğu, davacı vekilinin buna ilişkin olarak yemin delilini kullanmadığı, yine elden ödendiği belirtilen 15.000 TL ile ilgili olarak, davalının davacıya yemin teklif ettiği, davacı vekilinin yemini kabul etmediği, bu durumda adı geçen miktarların davalı tarafından takibe yönelik olarak ödendiğinin ispatlandığı,
davalının bakiye borcunun 4.486,32 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 4.486,32 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatının tahsiline, kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, vekilin müvekkili adına yapacağı bazı işlem ve beyanların hukuki sonuç doğurması ve müvekkili bağlayıcı olması için kendisine verilmiş dava vekaletnamesinde bu hususlarda özel yetkisinin bulunması gerekir. Müvekkile teklif edilen yemini kabulü veya reddine dair yetkide bu tür özel yetkiyi gerektiren hallerdendir.
Bu konuyu düzenleyen HUMK'nun 63. maddesinin son cümlesiyle diğer özel yetkiyi gerektiren hallerden farklı olarak "yeminin kabul veya reddini selahiyet ancak yemin edecek kimse tarafından yemin teklif olunan meseleye ittila kesbettikten sonra verilebilir" hükmü getirilmiştir. Bu hüküm nedeniyle salt özel yetkinin verilmiş olması yeterli görülmemekte, ayrıca bu yetkinin yemin teklif olunan konuyu müvekkilin bilmesinden sonra verilmiş olması şartı aranmaktadır.
Öyle ise; hangi konuda yemin teklif edildiği, teklif edilip edilmeyeceği bilinmeden müvekkil tarafından verilen özel yetki HUMK'nun 63. maddesi hükmüne uygun olarak verilmiş bir yetki olarak kabul edilemez.Vekil buna rağmen bu yetkisine dayanarak yemini kabul veya ret hususunda beyanda bulunursa, bu beyan yetkisiz vekil beyanı olarak benimsenip, müvekkilin onayı veya vekilden müvekkilini bilgilendirip yeniden bu konuda yetki alması istenmelidir.
Bu açıklamalara göre somut olaya gelince, iddiasını ispat için, davalı vekilinin 18.03.2009 tarihli duruşmada, davacı tarafa yemin teklif ettiği, davacı vekilinin yemini eda etmeyeceklerini beyan ettiği, mahkemenin de davacı vekilinin bu beyanına itibar ederek temyize konu hükmü tesis ettiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar vekilin vekaletnamesinde teklif edilen yemini kabul veya redde dair özel yetkisi var ise de; müvekkilin, davadan önce düzenlenen böyle bir vekaletnameyle yemin konusunu bilerek özel yetki verdiğinin kabulü mümkün olmadığı gibi, bildiğine ve onay verdiğine dairde dosyada her hangi bir bilgi bulunmamaktadır. Bu durumda, yetkisiz vekilin beyanına itibar edilerek hüküm verilemez.
Mahkemece yapılacak iş; davacı asıla yemin davetiyesi tebliğ ettirmek, tebliğden sonra vekil özel yetkiyi içeren yeni bir vekaletname ibraz eder veya davacı önceki beyanı onaylarsa vekilin beyanına itibar etmek, değilse teklif edilen yemini davacının bizzat kabul veya ret beyanına göre usuli işlemleri tamamlamak hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibarettir.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda anılan hususlar nazara alınmadan, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/11421, K. 2011/4151, 11 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama