KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4736 E., 2011/15999 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
352 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/04/2009 tarih ve 2008/349-2009/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, FABIANI markasının müvekkil şirket tarafından uzun yıllar önce Almanya'da ve Madrid Protokolü uyarınca çeşitli ülkelerde tescil ettirildiğini, TPE'ye yapılan marka başvurusunun ve YİDK'ya yapılan itirazın, dava dışı şirket adına kayıtlı 2000 4596 sayılı FABIIANI ve 2002 16607 sayılı FABIANI markaları mesned gösterilerek, bir kısım ürün/hizmetler için reddedildiğini, sözkonusu markaların sahibinin, müvekkilinin tanınmış markasını, haksız yarar sağlamak üzere Türkiye'de tescil ettirdiğini, markanın asıl hak sahibinin davacı şirket olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK'nın 09.09.2008 tarih ve 2008-M-4637 sayılı kararının iptali ile başvuru işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkil kurumun, tescilli bir markanın aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerinin tesciline resen engel olmakla yükümlü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tescil edilmek istenen ve kısmen redde konu olan 18 ve 25. sınıflarda yer alan malların, redde dayanak 2000 4596 sayılı marka kapsamında; 18, 25 ve 35. sınıfa dahil mal ve hizmetlerin ise redde mesnet 2002 16607 sayılı marka kapsamında aynen bulunduğu, davacıya ait başvurunun, redde mesned markalar ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gibi kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de aynı olduğu, kullanımla tanınmışlık sağlandığı iddiasının aşılmasının, KHK'nın 7/son hükmünde yer alan 7/1-b bendine yapılan atıf kaldırıldığından, hukuken olanaklı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4736, K. 2011/15999, 28 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama