KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/12200 E., 2026/1532 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/8 71... /1826 Karar
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/4 25... /286 Karar
Karar Metni
697 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının yayın sahibi olduğu .... adlı internet sitesinde 09.09.2015 tarihinde yayınlanan hukuka aykırı haber nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, yayının gerçek dışı olduğunu, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 5.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile kararın yayınlanması talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkili olmadığını, davacının siyasi kimliğinden dolayı eleştirilere diğer kişilere göre daha fazla katlanma yükümlülüğünün bulunduğunu, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen haberin görünür gerçeğe uygun olduğu, soruşturmalar sonucunda davacı hakkındaki iddiaların doğru çıkmaması hususunun görünür gerçekliği ortadan kaldırmayacağı, yayının medyada daha önce yapılan haberlere dayandırıldığı, haberin güncel olduğu, öz ile biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, manevi tazminat talebinin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan soruşturma ve kovuşturmalar sonucunda davacı hakkındaki iddiaların doğru çıkmamasının dava konusu haber yönünden görünür gerçekliği ortadan kaldırmayacağı, sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı, basının haber içeriğinin doğruluğunu ve gerçekliğini kesin olarak belirlemesinden sonra haber yapmasının beklenemeyeceği, haberin güncel olduğu, öz ile biçim arasındaki dengenin korunduğu, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı,
dava konusu haber nedeniyle demokratik bir toplumda davalı tarafın ifade ve basın özgürlüğüne sınırlama getirilmesini gerektirir sosyal bir ihtiyaç bulunmadığı, bu itibarla davacı yararına manevi tazminat ödetilmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yayının müvekkilini tahkir etmek amacıyla kaleme alındığını, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, müvekkilinin terör örgütü ile ilişkilendirilmeye çalışıldığını, haberin görünür gerçeğe uygun olmadığını, müvekkili hakkında resen başlatılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; .... adlı internet sitesinde 09.09.2015 tarihinde yayınlanan haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu haberde ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığının;
verilmesinde kamu yararı bulunduğunun, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22... tarihli ve .... başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen,
sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin, tüm bu açıklamalar ışığında haberde geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının,
güncel olan bir konunun gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlığa yer verilerek kaleme alındığının, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığının anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12200, K. 2026/1532, 12 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama