KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2024/21665 E., 2025/7315 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2023/249 Esas, 2024/348 Karar
- Suç
- Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
481 kelime·2 dk okuma·7 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2023 tarihli ve 2022/599 Esas, 2023/124 Karar sayılı kararı ile sanığın halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 216/3, 32/2, 62, 50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca 2.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve adli para cezasının 4 eşit taksitte tahsiline karar verilmiş; karar, sanık müdafii tarafından istinaf edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin 14.03.2024 tarihli ve 2023/249 Esas, 2024/348 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Suçun unsurlarının oluşmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre, sanığın Edirnekapı Garajı’na, Müslümanlara yönelik sinkaflı ifadeler yazdığı bir Kur’an-ı Kerim sayfasını attığı iddiasına ilişkin olarak;
Sanık hakkında düzenlenen akıl sağlığına ilişkin sağlık kurulu raporu dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 251/7. maddesi uyarınca basit yargılama usulünün uygulanmamasının hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, akıl sağlığına ilişkin sağlık kurulu raporunun yerinde ve yeterli olduğu tespit edilmiştir. Kamera inceleme tutanağı, yazının sanığa ait olduğunu belirleyen bilirkişi raporu ve sanığın ikrarı birlikte değerlendirildiğinde, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
2. Yargılama konusu suç zarar suçu değil, tehlike suçudur. Kamu barışının bozulma ihtimalinin bulunması, suçun oluşması için yeterlidir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de E.S./Avusturya kararında, devletlerin dini barışı bozabilecek ifadeleri değerlendirmede geniş bir takdir yetkisine sahip olduklarını vurgulamıştır. Bu açıklamalar ışığında, mahkemenin; halkın büyük kesiminin benimsediği İslam dininin en önemli değerlerinden biri olan Kur’an-ı Kerim’i ve Müslüman kişileri aşağılayan sanığın eyleminin, ihbar tutanakları da dikkate alındığında, kamu barışının bozulmasına elverişli olduğuna ilişkin değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. Bu nedenle sanık müdafinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş; sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/21665, K. 2025/7315, 6 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama