Satın alınan mal veya yapılan iş beklenen nitelikte çıkmadığında hukuki sonuç doğuran ilk adım dava değil, ayıp ihbarıdır. İhbarın yapıldığı an, yapılış biçimi ve muhatabı; hem hangi mahkemenin devreye gireceğini hem de iddianın ispat gücünü belirler. Aşağıda TBK, HMK ve TKHK ekseninde ayıp ihbarının mahkeme–yetki boyutu ve delil eksikliğinin doğurduğu risk incelenmektedir.
Önce Sıfat: Tüketici misiniz, Tacir mi?
Alıcının sıfatı, uyuşmazlığın hangi mecrada çözüleceğini doğrudan değiştirir. Tüketici işlemi söz konusuysa TKHK devreye girer ve belirli parasal sınırın altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur; üstündeki talepler tüketici mahkemesinde görülür. İki tacir arasındaki satımda ise TTK ve TBK hükümleri uygulanır, dosya asliye ticaret mahkemesine gider ve gözden geçirme ile bildirim külfeti çok daha katı yorumlanır. Aynı olay, tarafların sıfatı değiştiği için bambaşka bir usule tabi olabilir.
Yer Yönünden Yetki Seçenekleri
Genel kural davalının yerleşim yeri mahkemesidir; sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Tüketici sıfatını taşıyan tarafın kendi yerleşim yerinde dava açabilmesi ayrı bir korumadır ve sözleşmeye konulan aleyhe yetki kayıtları bu korumayı ortadan kaldırmaz. Ticari ilişkilerde ise yetki sözleşmesi geçerli olabileceğinden, sözleşmenin son sayfasındaki tek satır, davanın hangi şehirde görüleceğini belirleyebilir.
İhbarın İspatı: Dosyanın Kırılma Noktası
Uygulamada davalar çoğu kez ayıbın varlığı yüzünden değil, ihbarın zamanında yapıldığının gösterilememesi yüzünden kaybedilir. Telefon görüşmesi, mağazada sözlü şikâyet veya servise bırakma sırasında alınmayan belge, sonradan geri getirilemez. Güvenli ihbar için:
- Bildirim yazılı yapılır ve gönderim tarihi kayıt altına alınır
- Ayıbın niteliği somut olarak tarif edilir, genel şikâyet cümlesiyle yetinilmez
- Talep açıkça seçilir: onarım, değişim, bedel indirimi veya sözleşmeden dönme
- Ürün servise bırakılıyorsa teslim belgesi ve seri numarası saklanır
Zamanaşımı ve Gizli Ayıp
Ayıptan doğan taleplerde kural olarak teslimden işleyen bir zamanaşımı süresi vardır; ayıbın hile ile gizlenmesi hâlinde satıcı bu süreden yararlanamaz. Gizli ayıpta belirleyici olan, ayıbın makul incelemeyle fark edilebilir olup olmadığıdır. Bu ayrımı ortaya koyan teknik rapor veya delil tespiti dosyası, sonraki yargılamanın omurgasını oluşturur.
Kapanış
Yukarıdaki değerlendirme genel bilgilendirme niteliğindedir; sözleşme metni, teslim tarihi ve tarafların sıfatı sonucu değiştirebilir. Ayıplı ifa iddiası taşıyan tarafın, ihbar süresi işlemeye başlamışken hukuki görüş alması yerinde olur.