Teslim edilen mal veya ifa edilen işte ayıp bulunduğunda, uyuşmazlığın kaderini çoğu zaman ihbarın kendisi kadar ihbarın nereye ve nasıl yapıldığı belirler. TBK ve HMK hükümleri ile tüketici işlemlerinde TKHK arasındaki sınır doğru çizilmezse, esasında haklı olan taraf usul nedeniyle dosyayı baştan kurmak zorunda kalabilir.
İlk Ayrım: Taraflar Kim
Aynı ayıp iddiası, tarafların sıfatına göre farklı mahkemelerin görev alanına girer. İşlem bir tüketici işlemi ise tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin özel yol izlenir. İki tacir arasındaki ve her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir sözleşmeden doğuyorsa uyuşmazlık ticari dava niteliği kazanır. Taraflardan hiçbiri bu kategorilere girmiyorsa genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesi devreye girer. Dilekçe yanlış mahkemeye verildiğinde görevsizlik kararı çıkar ve dosyanın gönderilmesi için öngörülen süre kaçırılırsa dava açılmamış sayılabilir.
Yetki Sözleşmesine Güvenmeden Önce
Sözleşmeye konulan yetki kaydı her ilişkide sonuç doğurmaz. Tacirler ve kamu tüzel kişileri arasında kurulan yetki anlaşmalarıyla, güçsüz konumdaki tarafa dayatılan kayıtlar aynı hükme tabi değildir. Ayrıca kesin yetki kuralının bulunduğu hâllerde sözleşmeyle aksi kararlaştırılamaz. Dava açmadan önce sözleşmedeki yetki kaydının bu süzgeçten geçirilmesi gerekir.
İhbarın Usulünde Yapılan Hatalar
- İhbarın ispatlanabilir bir kanalla değil, telefon görüşmesiyle yapılması
- İhbar metninde ayıbın niteliğinin somutlaştırılmaması ve talebin belirtilmemesi
- Gizli ayıp fark edildiği anda değil, tamir denemeleri bittikten sonra bildirilmesi
- Muayene ve bildirim yükümlülüğünün ticari ilişkilerde farklı işlediğinin gözden kaçırılması
Delil ve Bilirkişi Kurgusu
Ayıp iddialarında hâkim çoğu zaman teknik bir değerlendirmeye ihtiyaç duyar. Bu nedenle dava açılmadan önce delil tespiti yaptırılması, malın durumunun sonradan değişme ihtimaline karşı en etkili adımdır. Ürün onarıma gönderilecekse, gönderim öncesi tarihli fotoğraf, servis kaydı ve teslim tutanağı dosyaya konulmalıdır. Bilirkişiye yöneltilecek soruların dilekçe ekinde hazır bulundurulması, raporun kapsamını daraltan genel ifadelerle karşılaşma riskini azaltır.
Talebin Yazılış Biçimi
Bedel indirimi, ayıpsız misliyle değişim, onarım ya da sözleşmeden dönme talepleri farklı hesaplama ve farklı ispat yükü doğurur. Dilekçede bunların sıralaması ve terditli biçimde ileri sürülüp sürülmediği, mahkemenin inceleme sınırını belirler. Belirsiz alacak ya da kısmi dava tercihinin sonradan ıslah imkânını nasıl etkileyeceği de baştan hesaplanmalıdır.
Buradaki değerlendirmeler yol gösterici niteliktedir. Ayıp uyuşmazlıklarında sözleşme metni, teslim belgeleri ve yazışma geçmişi birlikte okunduğunda tablo değişebileceğinden, dosyanızı somut belgelerle birlikte bir hukukçuya değerlendirtmeniz önerilir.